GeriKeyif Sallanıyor bastığı her yer
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    7
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sallanıyor bastığı her yer

Sallanıyor bastığı her yer
refid:29387215 ilişkili resim dosyası

Demet Akalın’ın yeni albümünde dediği gibidir durum: “Seven sever, sevmeyen çekip gider.” Keşke ortası da mümkün olabilseydi ama yok.

Pırlanta, Demet Akalın, DMC/ Beş üzerinden iki yıldız

Sabreden derviş, muradına ermiş” denilir durulur ama aldırmamak lazım bu kıymeti kendinden menkul vecizeye. Sabır bazen işe yarar, çokça da yaramaz aslında.
Demet Akalın vakasında yaradı ama. Sabretti ve son 5-10 yılın en popüler yıldızlarından biri haline geldi.

Çoğu zaman atlanır, bilerek ya da bilmeyerek bahsedilmez ama ilk albümünü 90’ların ortasında yapmıştır Akalın. ‘Sebebim’ adlı bu albüm, hem poptan çok arabesk ve Türk müziği ekseninde aktığından,hem de acemiliklerden acemilik beğenememiş Akalın’ın titrek vokalinden dolayı ses getirmemiş, ses getirmek bir yana anında ucuzluk sepetlerini boylamıştır.

Ama işte, insan var böyle bir başarısızlığın altında kalır, insan var bilenir ve daha hızlı koşmaya başlar. Akalın ikincisini yaptı. Israrı o kadar ilginç bir yere taşıdı ki onu, büyük bir kısmımızın bunu kabullenmesi ve dillendirmesi çok zaman aldı.

Sallanıyor bastığı her yer


Artık yüksek sesle söylemek gerekiyor: ‘Demet Akalın müziği’ diye bir tür var artık. 90’lardan bugüne ulaşabilmiş nadir isimlerden Gülşen olsun ya da bütün zamanların en büyük şarkıcısı Ajda Pekkan olsun fark etmez, çoğunluğun yaptığını böyle anar ve etiketler olduk. Şarkılarını tek tek çıkarır ve sıraya dizerken, çoğumuz burun bükmüş hatta gülmüş bile olabiliriz ama durum budur: Demet Akalın’ın adı, bir müzikal türün adı haline gelmiştir.

ONU ÇALIYOR GİTTİĞİ HER YER

Yeni albümü gösterişli bir şekilde isimlendirilmiş: ‘Pırlanta’. Bu konuda (aslında çoğu konuda) alçakgönüllü değildir. 19 şarkılık bir albümüne ‘Kusursuz 19’ demişliği dahi vardır. Bir albüme iki albümlük şarkı sığdıracaksınız ve bunların hiçbiri kusursuz olmayacak! Mümkün mü? Değil. Ama o der, yapar; yeni şarkısında dediği gibi: “Özgüveni tavan...”

Yeni albümün ismi eğer içindeki şarkıları ya da albümün tamamını işaret ediyorsa, hikâye. Aynı izlekten gidersek eğer, ‘zirkon’ diyebiliriz belki. Belki kıymetli ama yarı kıymetli.

Sinan Akçıl (‘Ders Olsun’) ve Soner Sarıkabadayı’nın (‘Şerefime Namusuma’) şarkıları, günümüz dinleyicisi ne sever, onu nasıl bir şarkı harekete geçiriri iyi bilenlerce yazıldığı için; havada, karada, plajda çalınıp durulacaktır yaz boyu, hem de gece-gündüz demeden.

Sallanıyor bastığı her yer


Bir başka işbilir isim Fettah Can’ın ‘Seven Sever’i ise akşamdan geceye geçilecek saatlere uyacak büyük ihtimalle. “Ellerim hep böyle boş, boş mu kalacaktı” gibi eski bir şarkıya ihtiyacı olup da bunu dillendirmekten hicap duyacaklar, bu şarkıya sarılabilecekler: “Bu saatten sonra, yok ederinden fazla değer, seven sever, sevmeyen çeker gider...”

Sezen Aksu’nun anahtar teslimi (Mustafa Ceceli düzenlemiş) ‘Bekleyemedin mi’si, iyi bir şarkı ama bu isimde ağır, içerikte hafif albümde fazlasıyla tuhaf kaçmış. “Yeni moda aşklar böyle mi, hadi sıradaki yani, öyle mi, bu kadar mı değişmiş dünya, ben sevmem o zaman” cümlelerinin, “sevmeyen çeker gider” diye ortalığı ayağa kaldırmış birinin sesinde nasıl makul durabilirdi ki? Elbette sevgili Sezen Aksu, tam da böyle: Yeni aşklar böyle; yoldaş/sırdaş da umursanmıyor, keskin ya da kör bıçaklar da.

Ama sevelim, sevmeyelim fark etmez. Akalın’ın dediği gibidir durum: “Seven sever, sevmeyen çekip gider.” Keşke ortası da mümkün olabilseydi ama yok, kalmadı.

ÇOK YAKTI CANIMIZI
Yakarım Canını, Ajda Pekkan, DMC/ Beş üzerinden bir yıldız

Sallanıyor bastığı her yer

Yaz için bir albüm hazırlamaktaydı Ajda Pekkan. Ama yetiştiremediler. Ya da Gülşen, Serdar Ortaç ve Demet Akalın’ın allak bullak ettiği bir mevsimde olmasın, daha iyi diye düşündüler. Albüm yerine bol remix’li, versiyonlu bir single çıktı. ‘Yakarım Canını’, Can Tanrıyar’ın bir bestesi. Ve doğrusunu söylemek gerekirse hiç de fena bir şarkı değil; iyi değil ama kötü hiç değil. Ama Ajda Pekkan’ın, son beş-on yıldır içine daldığı ve bir türlü çıkamadığı bol nağmeli ve gırtlak oyunlu vokal biçimi nedeniyle, şarkının kendisini göstermesine izin verilmemiş. Versiyonların arasında ilk yani orijinal versiyon, en makul olanı. Şarkının altındaki sesler o kadar sentetik ki Pekkan’ın nevi şahsına münhasır arabesk vokalini bir parça gölgeliyor, hatta unutturuyor. Slow ve alaturka versiyonlarda ise Superstar assolistlik sevdalarında yine. Ama olmamış, gazino perdelerini erkenden indiriyor. İki de enstrümantal versiyon mevcut. Vokali aradan çekip, dinleyiciye nefes aldırmak kabilinden eklenmiş olabilir.

KISITLI SESİNE TAM OTURMUŞ
Ben Olsaydım, Mustafa Sandal, DMC/ Beş üzerinden üç yıldız

Sallanıyor bastığı her yer

Mustafa Sandal’dan o ‘Araba’, ‘Aya Benzer’ ya da ‘Gel Aşkım’ zamanlarındaki gibi, gayet melodik, akıcı ve kısıtlı sesine tam oturmuş bir şarkı. ‘Kadere Bak’ın akustik versiyonu da fena değil. Single’daki diğer şarkı ‘Ben Olsaydım’ ise bunun tam tersi. Tamamıyla sentetik ritimlerin sırtına bindirilmiş ve Sandal’ın sesi bittim, tükendim, diyor (sanki).

O DA ‘CANISI’ DERSE ARTIK
Aşkitom, Nazan Öncel, DMC/ Beş üzerinden üç yıldız

Sallanıyor bastığı her yer

Nazan Öncel’den günümüze bir yerlerinden tutunma çabası olarak görülmesi, okunması, dinlenilmesi gereken yeni şarkısı. “Yanalım, yanalım, beraber yanalım canısı, ikimiz bir olalım, sarılıp uyuyalım aşkısı aşkitom...” Eh, evliya diye bellediğimiz Nazan Öncel bile ‘canısı’ diyerek İbrahim Erkal’a selam çakacak hale gelebildiyse, durum vahim ötesi. Bunları geçersek (ya da bunlara rağmen); bir Nazan Öncel şarkısı ne kadar kötü olabilir ki? En fazla ‘Aşkitom’ kadar. Ama Öncel’in bu hali dahi, çoğu şarkıcıyı cebinden çıkarır.

Yazın bunlar çalsa
1- Vitrin, Ajda Pekkan
2- Yanmışım (Sönmüşüm), Sezen Aksu
3- Âşık Değilsin, Sibel Gürsoy
4- Aşkımsın, Mirkelam
5- Unuttum, Demet Akalın


Yorumları Göster
Yorumları Gizle