Keyif Philippe Petit: Hayat çok kısa tek çare heyecan
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Philippe Petit: Hayat çok kısa tek çare heyecan

Philippe Petit: Hayat çok kısa tek çare heyecan

Tam 411 metre yükseklikte ipin üzerinde yürüdüğünüzü hayal edin. Ufacık bir titreme bile hayatına mal olacak. Ne düşünürdünüz? Ne yapardınız? Nasıl hazırlanırdınız? 1974’te New York’ta yükselmeye başlayan Dünya Ticaret Merkezi’nin İkiz Kuleleri arasına çelik bir ip çekip yürüyen Fransız ip cambazı Philippe Petit, tarihe yüzyılın en artistik suçunu işleyen adam olarak geçti. Hayatı film oldu, ‘The Walk’ bu hafta gösterime girdi. Petit’le New York’ta konuştuk.

Ali Tufan KOÇ 

TED konuşmanıza bir kibrit yakarak başlıyorsunuz ve diyorsunuz ki: “Dans eden alev karşısında herkes bir hikaye anlatıcısı olabilir” Sizin anlatmak istediğiniz hikaye neydi?

-  Doğru, herkesin anlatacak bir hikayesi var. Benim yoktu ama... Tek bir hayalim vardı o da dünyanın en görkemli artistik performanslarını yaparak insanlara ilham vermek...

İsmininiz imkansızı aldatan, ölümü kafaya alan olarak tarihe geçmiş. Hiç mi korkmadınız ölümden?

- İlk adımımı attığımda panik oldum, dehşete kapıldım. Birkaç saniyede kendime geldim. Tam 6 yıl gece-gündüz o yürüyüş için geçti. Hayal kurdum, hesapladım, prova yaptım, meteoroloji, fizik, yer çekimi aklınıza gelecek her türlü etkeni, bilimi çalıştım.

Müthiş bir konsantrasyon gerektiren bir performans... Nasıl sağlam kaldınız?

- Tek bir şeye odaklanmıştım: Sakın titreme! Halatın milim bile titremesi benim düşmeme neden olacaktı. Üstelik öncesinde üzerinde deneme yapacak zamanım olmamış ve halat yeterli sağlamlıkta ve kalitede değil. Dengemi sağlayıp halata kendimi hissettirmeden yürümeye başladığımda yüzümde kocaman bir tebessüm belirdi. Filmde de göreceksiniz o anı.

Ölümden korkar mısınız?

- Hayır, hiçbir zaman...

Olanlara tavsiyeniz?

- O meşhur laf doğru: Ölüm de hayata dahil. Belki de en gizemli tarafı. Ne olacağına, nereye gideceğine, ne hissedeceğine dair en ufak bir fikrin yok. Hayat çok kısa. Sandığınızdan daha kısa. Olabildiği kadar aşkla, heyecanla, son sürat yaşamalı hayatı. Ne yaparsan, ne yaşarsan yanına kâr.

Hiç mi korkunuz yok hayatta?

- Yok... Korkularımızın kaynağında bilgi eksikliği vardır. Eskiden dev örümceklerden korkardım mesela. Oturdum, örümceklere dair yazılmış ne varsa okudum, hatmettim. Korkum kalmadı. Bilinmeyenden korkar insan.

Hata yapmaktan korktunuz mu?

- Öyle bir şansım yoktu ki... Küçücük bir hata hayatına mal olabilir. Seni tutacak, kurtaracak hiçbir şey yok. Düştün mü öldün. Kusursuz olmak zorundasın. Güzelliği, kıymeti de buradan geliyordu zaten.

İnsan potansiyelini nasıl keşfeder? Fark yaratabileceği alanı nasıl seçer?

- Bu fikre katılmıyorum. İnsan, her alanda başarılı olabilir. Çok çalıştığı, kendini adadığı ve gerçekten istediği sürece yapamayacağı bir şey yok. Bir çocuk büyüyünce dünyaca ünlü bir kemancı olmak istiyorsa olmaması için bir neden yok.

Aynı zamanda Picasso’nun 90’ıncı doğum gününde kendisine özel bir performans sergilemişsiniz...

- O yıllar Notre Dame Katredali’nin tepesindeki halat üzerindeki yürüyüşümden dolayı tüm gazetelerin birinci sayfasındaydım. Picasso da haberlerde görmüş, çağırdı. Beni tablolarındaki akrobatiklere benzettiğini söylemişti.

11 Eylül saldırılarını ilk duyduğunuz an aklınızdan ne geçti?

- Yürüyüşten sonra o kuleler benim vücudumuzun bir parçası olmuş. Yine de 11 Eylül hakkında benim konuşmam doğru değil. Binlerce insan ölmüş, aile yıkılmışken benim kalkıp da hayatımdaki önemini anlatmam şuursuzluk olur.

BU YÜRÜYÜŞÜN OYUNUNU YAPMAK DÜNYANIN EN SAÇMA ŞEYİ

Filmin yapımına ne kadar dahil oldunuz?

- 9 sene önce karar verildi çekilmesine. Başta filmin büyük bir kısmında benim oynamam planlanıyordu. Sonra işler değişti, yapımcı el değiştirdi. Gelinen son noktada uluslararası tanınan genç bir aktörün beni canlandırmasına karar verildi.

Bozuldunuz mu?

- Benim fikrim değildi. Fakat anlayışla karşıladım. Daha fazla izleyiciye ulaşma şansı arttı. Tek bir şartım oldu ama...

Neydi?

- Aktörü ben eğitmek istedim. Yaptım da. Joseph Gordon-Levitt, 3 hafta gibi kısa sürede profesyonel akrobatlarla neredeyse aynı seviyedeydi.

Filmin promosyonu kapsamında Play Station, önümüzdeki sene piyasaya çıkaracağı Virtual Reality (Sanal Gerçeklik) başlığını tanıtmak için sizin yürüyüşünüzü ‘oyun’a çevirdi. Denediniz mi?

- Denemedim. Denemem de. Dünyanın en saçma, uyduruk şeyi bu. Sonuçta bir ekranın üzerinde yürüyorsun. Tamam ‘sanal’ ama ‘gerçeklik’ nerede?


Petit’in son kitabı ‘Yaratıcılık: Kusursuz Suç’ Alfa Yayınları’ndan çıktı.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle