GeriKeyif Mustafa Hulusi: 'Toprak takıntısı tüm Kıbrıslıların ruhuna işlemiştir'
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mustafa Hulusi: 'Toprak takıntısı tüm Kıbrıslıların ruhuna işlemiştir'

Mustafa Hulusi: 'Toprak takıntısı tüm Kıbrıslıların ruhuna işlemiştir'

İngiltere’de doğup büyüyen Kıbrıs kökenli sanatçı Mustafa Hulusi, Dirimart Dolapdere’de açılan ‘Tersine Coşkunluk’ sergisinde ‘bölünmüşlük’ meselesini ele alıyor. Hulusi, “Kıbrıs, bayrağı üzerinde haritası olan tek ülke. Bu yüzden bu toprak takıntısı tüm Kıbrıslıların ruhuna işlemiştir” diyor.

Tersine Coşkunluk’ sergisinin merkezinde Kıbrıs var. İngiltere’de doğup büyümenize karşın köklerinizin ait olduğu bu coğrafya sizi, sanatınızı nasıl şekillendirdi?

-Çocukken uzun yaz tatillerimi Kıbrıs’taki büyükanne ve büyükbabamın yanında geçirir ve kırsal hayatı bizzat deneyimlerdim. Tarımsal varlığın bu deneyimi doğaya ve farklı bir zaman duygusuna yakınlık hissiyatı yarattı. İlk yıllarda elektriğimiz bile yoktu, dış dünyayla tek irtibat kaynağımız transistörlü radyoydu. Akşamları evi aydınlatmak için yağ lambaları kullanılırdı. Zamanı ölçmek adına güneşi gözlemlerdik. Etrafımız nar, zeytin ve portakal, keçiboynuzu ağaçlarıyla çevriliydi. Ayrıca koyun, keçi, tavuk, hatta kuşlar, kertenkeleler ve yılanlar vardı. Doğaya karşı daha özenli ve açık olmamız gerekirdi. Diğer taraftan Londra’daki hayatım alışveriş yapmaya ve televizyon izlemeye dayalı klasik bir şehir hayatıydı. Ancak Kıbrıs’ta zamanda yolculuk edip başka bir çağa gider, farklı Akdeniz dokusu ve yeryüzündeki ışıktan haberdar olurduk.

Mustafa Hulusi: Toprak takıntısı tüm Kıbrıslıların ruhuna işlemiştir

Son dönemde Kıbrıs’ta çözüm için bir umut doğdu ama hep olduğu gibi nihayetlenemedi. Siz nasıl bir Kıbrıs görmeyi hayal ediyorsunuz?

-Elbette bağnazlık ve ırkçılığın geçmişte kaldığı, birleşik bir Kıbrıs görmek isterim. Fakat adada gözlerimizin önünde gerçekleşmesi yakın olan çevresel çöküş tehlikesi var. Küresel ısınma, doğal çevreye sahip çıkılmaması, kuru bir iklimle gelen ve daha da artan su kıtlığı mevcut yaşam standartlarında insan hayatını gittikçe zorlaştırmakta.

Galeri tavanına yerleştirilen neon Kıbrıs haritasının farklı renkleri neyi temsil ediyor?

-Öncelikle Kıbrıs, bayrağı üzerinde haritası olan tek ülke. Bu yüzden bu toprak takıntısı tüm Kıbrıslıların ruhuna işlenmiştir. Toprak üstünde yaşayan insan oranına bakarsak Kıbrıs’ın çok sınırlı bir coğrafi bölgeye sahip olduğunu görürüz. Burası, bunaltıcı bir denizin çevrelediği küçük bir adadır; bu yüzden alanın her bir santiminin önemine dair insanlarda güçlü bir farkındalık duygusu bulunur.

‘Spiritual Cyprus’ adlı neon eserimdeki farklı renkler, Kıbrıs’ın son 100 yılda deneyimlediği farklı rejimleri irdeliyor: Osmanlı İmparatorluğu, İngiliz sömürge rejimi, sömürge sonrası bağımsızlık, ayrılıkçı kuzey cumhuriyeti, Avrupa Birliği ve reddedilmiş Birleşik Cumhuriyet. ‘Spiritual Cyprus’, ideolojinin kendini estetikte nasıl belli ettiğini ele alır. Örneğin yeşil renk hem ‘yeşil’ çevresel hareketi hem de siyasal İslam’ı sembolize edebilir. Ya da kırmızı Türk bayrağında bağımsızlık uğruna dökülen şehit kanlarını ve aynı zamanda Bolşevizm ve Sovyet tarzı komünizmi de temsil eder. Bu eser, sanatın siyasetle nasıl bağ kurduğuna dair estetik anlamı yeniden yapılandırmayı amaçlar, dolayısıyla öznel düşüncelerin ortaya atılmasına olanak sağlar.

Sergide yer alan yeni hiper-realist resim seriniz ‘Zakkumlar’da canlı pembe renkler ile parlak mavi gökyüzü patlama yapıyor. İnsanın içini açan bir görüntü. Diğer taraftan zakkum zehirli çiçek olarak bilinir. Sizi zakkumlara çeken bu zıtlık mıydı?

-İşte bedava bir şey, basit, her gün görebileceğiniz bir çiçek. Görünürde sınırsız özgürlük, zevk ve güzelliği ifade ettiği için dokunmak, koklamak, tatmak ve olmak istediğiniz şeylerin potansiyelini temsil eder. Ancak bu çizgiyi geçip bu çiçeğe sahip olmaya çalışırsanız (onu tüketirseniz), kısa süre içinde biyolojik bir zehirlenme yaşarsınız. Bu eserin belirttiği yoğun taşkınlık, aynı anda cazibe ve tiksinti yaşarken hissedilen entelektüel çelişkiyle karışık görkemli bir histir. En arzulananı tüketememe, örnek verecek olursak tüketici kapitalizminin kitle iletişim araçlarını kullanarak etki etmesi gibidir. Bu eserler galeri bağlamında resim aracını kullanarak bunu göstermeye çalışır.

Mustafa Hulusi’nin November Paynter küratörlüğünde düzenlenen ‘Tersine Coşkunluk’ sergisi 8 Ocak’a kadar Dirimart Dolapdere’de görülebilir.

NURİ BİLGE CEYLAN’A DÂHİ DİYEBİLİRİM

“Günümüzdeki en önemli Türk sanatçının Nuri Bilge Ceylan olduğunu söyleyebilirim. Gerçek bir felsefi inceleme yapmayı arzulayan unsurları belirtmek için sinemayı kullanarak şüphe götürmez bir şekilde sanat yapar. Çalışmalarını aynı anda kışkırtıcı, ilham verici, hareketli, karışık, zor ve açık uçlu bulurum. Işığa, kompozisyona ve ruh hallerine karşı duyduğu estetik hassaslık yaşadığımız bölgeyi çok doğru bir şekilde anlatır. İşte tam bu yüzden şüphesiz ona ‘dâhi’ diyebilirim.” 

Mustafa Hulusi hakkında

1971’de Londra’da doğan Mustafa Hulusi, dünyanın en önemli sanat okullarından Goldsmiths’i onur derecesiyle bitirdikten sonra Royal College fo Art’ta fotoğraf eğitimi aldı. Brüksel’deki Centre for Fine Arts (BOZAR), Los Angeles Stock Exchange ve Amsterdam’daki Stedelijk Museum Bureau gibi önemli kurumlarda sergilere katılan Hulusi, 2007 yılında Haris Epaminonda ile birlikte 52. Venedik Bienali’nde Kıbrıs’ı temsil etmişti. Dünyaca ünlü Pinault Collection’ın yanı sıra Saatchi ve Tate Gallery gibi önemli kurumların koleksiyonunda eserleri bulunan sanatçı, çalışmalarını Londra ve Kıbrıs’ta sürdürüyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle