GeriKeyif Miro’nun kuşları Boğaz’a konacak
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Miro’nun kuşları Boğaz’a konacak

Miro’nun kuşları Boğaz’a konacak
refid:27167908 ilişkili resim dosyası

Dünyaca ünlü Katalan ressam Joan Miro’nun Sakıp Sabancı Müzesi’nde 23 Eylül’de açılacak sergisinden önce torunu Joan Punyet Miro ile Mayorka’daki atölyesinde buluştuk. Sanat tarihçisi torun Miro dedesinin resminin şifrelerini ve İstanbul’daki sergiye gelecek eserleri anlattı.

SAKIP Sabancı Müzesi, dünya sanatının zirve isimlerinden birini daha Türkiye’de sergilemeye hazırlanıyor. İlhamını Akdeniz’in maviliğinden alan Katalan ressam ve heykeltıraş Joan Miro’nun ‘Kadınlar, Kuşlar ve Yıldızlar’ başlıklı sergisi 23 Eylül 2014 - 1 Şubat 2015 tarihleri arasında Sabancı Holding sponsorluğunda İstanbul’da olacak. Sergi öncesinde bir grup basın mensubu ve Sabancı Müzesi yetkilileriyle Joan Miro’nun yaşamının son 27 yılını geçirdiği Mayorka’daki atölyesi ve eviyle Barcelona’daki vakıf binasının bulunduğu müzeyi gezdik. Mayorka’daki evde aile koleksiyonundan sergilenecek eserlerin paketlenmesini titizlikle denetleyen torun Joan Punyet Miro karşıladı bizi. Buradaki eserlerin pek çoğu ilk kez İstanbul’da izleyici karşısına çıkacağını söyledi. Joan Pinyet Miro, ailenin üçüncü torunu olarak dedesi Joan’ın ismini almış olmaktan dolayı kendini ‘çok ama çok şanslı’ görüyor. Sanat tarihi eğitimini New York’ta alan ve MoMA’da çalışan torun Miro, dedesi konusunda kitaplar da yazmış biri. Serginin açılışı için İstanbul’a gelecek ve bir de sunum yapacak olan Miro ile dedesini ve sergiyi konuştuk:

Miro’nun kuşları Boğaz’a konacak

Joan Punyet Miro

MAVİNİN KAYNAĞI AKDENİZ

“Dünyaca ünlü ‘mavi’ resimlerinin kaynağı, Akdeniz göğüdür. Yine kendisine ait olan, üzerinde mavi bir lekenin görülebildiği beyaz bir işinin adı, ‘Bu benim düşlerimin rengidir’ biçimindedir. Dedeme göre, insanların düşleri veya kâbusları olabilir. İnsanlar uyuyup uyanabilir. Ama uyandıklarında, bilinç altları hala oradadır. Bu anlamda dedem, insanların bilinçaltındaki düşler ve kabusları yakalamış ve onları şırıngalayarak bir tuvalin üzerine bırakmıştır. Bunu bir iPhone yapamaz. Bir düşün fotoğrafını çekemezsiniz. Evet, kabuslarınız ve düşlerinizi kendiniz için saklayabilirsiniz. Ama dışarı atmazsanız, sizi delirtebilirler. Zaten insanlar da bu yüzden psikologlara gider. Bu anlamda Miro, bilinçaltı denen bu mutfakta neler döndüğünü, döneminin Gerçeküstücü ressam ve şairleriyle ortaya koymuş bir imzadır. Bizlerin bilinçaltı, üçüncü gözü, gerçekte kim olduğumuzu söyleyebilecek kapasiteye sahiptir. Miro bu anlamda Nietszche, Kafka, Freud, Jung ve tüm Gerçeküstücü şairleri okuyarak, libidomuzla, cinsel çekimimiz ve korkularımızla nerelere kadar vardığımızı araştırmış biridir.”

Miro’nun kuşları Boğaz’a konacak

Miro'nun atölyesi

MİRO ADINI TAŞIMAK ÇOK GÜÇ

“Dedem Miro’yla beraber, dehası da ölmüştür. Ben bir ressam değilim. Benim için dedem gibi bir figürün mirasının ağırlığını taşımak çok güçtür. Tamam, ben de resim, heykel, seramik, desen, gravür yapıyorum ama bunu sırf tekniği anlamak adına yapıyorum. Tıpkı, bir makinenin parçalarını, söz gelimi karbüratörü onu parçalarından sökerek anlamaya çalışmak gibi. Bu anlamda eğer, dedemin işleri hakkında yazmaya niyetim varsa, kendisini oluşturan elemanları öğrenmem zorunlu. Çünkü bildiğiniz üzere dedem, malzemeler konusunda inanılmaz hassas bir sanatçıydı. Bize hep, ‘Bir gün öleceğim ama, eserlerim her daim iş görmek ve ölümsüzleşmekle yükümlüdür’ derdi. Resimlerimiz, heykellerimiz ve diğer işlerimizle, bu sergide herşeyin en iyisi için çaba gösteriyoruz. Seramik, kilimler ve tüm diğer orijinal elemanların yanı sıra, sergiye ahşap üzerine çok özel bir Miro resmini daha getireceğiz. Bu resim dünyada daha önce hiç bir Miro sergisinde izlenmemiştir.”

Miro’nun kuşları Boğaz’a konacak

Miro'nun "Gece Kadın ve Kuşlar" adlı tablosu

MASUM RESİMLER

“Dedemin üslubunu gördüğünüzde, içinde tarih öncesinden, diyelim ki 3 bin 500 yıl evvelden izlere de rastlamanız olasıdır. Artık bu biçimler anonimleşmiştir. Hiçbir yanlış anlamaya ve tarife gelmezler. Doğrudan, kudretli ve son derece masumdurlar.”

SONSUZA KADAR MAYORKA’DA YAŞAYABİLİRDİ

“Dedeme kalsaydı, Mayorka’da sonsuza kadar yaşardı. Çünkü elinde yeterince, yıldızlar, güneş ve ay mevcuttu. Çünkü, eserlerini Sotheby’s de satıp bir köşeye çekilerek ölümü bekleyen biri olmadı. Yaşadı. Dedem, kültür ve sanatın köprüler kurmadaki becerisinin ayırdında olan biriydi. Sanat ve kültürün aynı eski hataları tekrar etmememiz için nasıl bir araç olabildiğini sürekli vurgulardı.”

SAHTE MİRO SERGİSİ BÜYÜK FELAKETTİ

“Türkiye’de düzenlenen sahte Miro sergisi büyük bir felaketti. Dedemin kullandığı kâğıdın aynısı, bir defterden tek tek koparılmak ve kurşunkalemle imzası taklit edilmek suretiyle bu serginin asıl malzemesi yapılmıştı. Bu yüzden Miro Vakfı’nın Yöneticisi Rosa Maria Malet, geçen yılbaşında iki günlüğüne İstanbul’a geldi. Tüm resimleri dokümante eden Malet’in raporu üzerine, derhal hareket ettik. Onlar için hukuki işlem başlattık. Ama bu bizim başımıza sık gelen bir şey. Bu konuyla ilgili bir Paris ofisimiz dahi bulunuyor. Bu ofiste bir komite çalışıyor. Biri kalkıp kendisinde bir Miro olduğunu iddia ettiğinde, bize eserin önce fotoğrafını yolluyor ve biz de bunu inceledikten sonra eserin kendisini istiyoruz. Yedi kişilik komitemiz bunun için bir günlük mesai harcıyor. Ve o vakit ‘eser’ sahibine şöyle diyoruz: “Ya bu ‘Miro’yu derhal önümüzde parçalarsın, ya da polisi ararız.”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle