GeriKeyif Köyden Amsterdam'a uzanan ressamlık hikayesi
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Köyden Amsterdam'a uzanan ressamlık hikayesi

Köyden Amsterdam'a uzanan ressamlık hikayesi

Çağdaş Türk resminde son yıllarda kendisine bir yer edinmeyi hedefleyen eskinin mühendisi, şimdinin ressamı Emin Özdemir, yurtdışındaki ilk sergisini Hollanda'da Amsterdam'da açtı.

1953 yılında Burdur'un bir köyünde doğan Emin Özdemir çocukluğundan liseyi bitirene kadar burada yaşadı. Kullandığı kötü boyalara rağmen öğretmeninin yeteneğini keşfetmesiyle motive oldu. Atölye çalışmalarıyla tekniğini geliştirdi, ancak lise bittikten sonra bu sevdası iş hayatının sıkıcı toplantılarında yaptığı soyut karalamalar dışında sadece bir ateş olarak senelerce içinde kaldı.

Çalışma hayatını sonlandırdıktan sonra hobi olarak tekrar alevlendirdiği resim sevdası üç yıl içinde sanatını icra etmek için mühendislik bilgisi ve yeteneğiyle harmanladığı alet ve makinalarda vücut buldu.

Orijinal bir tekniğiniz var. Mühendislik geçmişinizle sanatçı kişiliğinizi birleştiriyorsunuz. Geliştirdiğiniz bir makina ile "döngüsel salınım" ismini verdiğiniz özgün bir stiliniz var. Bize biraz hem sanatçı hem de mühendis olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatabilir misiniz?

Sorunuza tersten başlayarak yanıt vereceğim. Mühendisliği, talep edilen nihai ürünü en ekonomik, ergonomik ve kısa sürede üretmek için, üretim tekniğini geliştirmek ve uygulamak olarak algılarım.

Mühendislik ürünleri bizim yaşamımızı kolaylaştırmak, korumak ve refah seviyemizi yükseltmek için vardır. Ben bunu maddi bir olgu olarak görürüm. Yani aslında mühendislik kısaca akıldır.

 Sanat ise tamamen duygu ve düşüncelerimizi besler. Bu da ruhtur. Ben, geliştirdiğim döngüsel salınım tekniğini akıldan ruha giden bir yol olarak görüyorum. 

Köyden Amsterdama uzanan ressamlık hikayesi

Çoğu sanatçıdan farklı bir yoldan gidiyorsunuz. Ressamlığa neden 60'ınızdan sonra adım attınız? Amacınız bu geçen yıllar boyunca tekniğinizi geliştirmek ve bir ömürlük birikimlerinizi bir anda sanatınıza yansıtmak mıydı? 

Okul ve mühendislik yaşamımda öğrenirken hep başka bir yol arayışım olmuştur. Bu da meslek yaşamımda karşıma çıkan problemleri çözmemde yardımcı oldu.

Aynı yaklaşımla iş yaşamım sonunda sinerji kazanmak için içimde kalan ateşi yeniden canlandırdım.

Resim ve sanata yeniden başlayarak boş alanları keşfetmek ve sanatseverlerin ruhuna hitap edecek bir yol arayışı içerisinde sanatın bâkir bir kulvarını yakalamaya çalışıyorum.

"Döngüsel salınım" tekniğiniz size aynı zamanda farklı yüzeylerde, deneysel ve seri resim üretimi şansı veriyor. Resimlerinizi geliştirdiğiniz makinayla yapmanız aynı zamanda serigrafi ve 20. yüzyılın ikinci yarısındaki "pop art" üretim tekniklerini anımsatıyor. Siz kendinizi, çağdaş sanat eğer bir çizgi halinde ilerliyorsa, bu çizginin üzerinde konumlandırıyor musunuz?

Döngüsel salınım tekniğiyle yaptığım ilk resim hayal ettiğim çizgide kendimce başarı sağlamadı ve beklentimi tam olarak karşılamadı. Ama yine de bu kısmi başarı, tekniğim geliştikçe beni başka arayışlara girmeye itti.

Bir resme baktığımızda herkes farklı duygular yaşar ama resmin sahibi hep aynı duyguya sahiptir. En azından benim için bu geçerli.

Resmin sahibi olarak günlük hayatta nasıl farklı duygular yaşıyorsam, resimde de o duyguları yakalayabilmek için boyaların renk frekanslarını ışıkla buluşturdum. Işığın frekansını boya ve renk frekansları ile buluşturarak, ruhumuzu besleyecek duygu ve düşünceleri resme yansıtmaya çalışıyorum.

Ayrıca farklı yüzey ve dokularda çalışmak farklı duyguları yakalamak beni de besliyor.

Geliştirdiğim teknik, ürettiğim sanat, bir akım, bir çizgi oluşturur mu, bilemem. Ben sadece doğadan aldığım bilgi ve düşünceleri basitleştirerek, analiz ederek, üzerine sanatsal bir şeyler ilave edip tuvale yansıtmaya çalışıyorum. Sorunun cevabını ben de merak ediyorum. Zaman ve sanatseverler bunun cevabını mutlaka verecektir.

 Kısa sürede hızlı bir başarı elde ettiniz. Henüz birkaç sene önce adım attığınız sanat dünyasında ikinci serginizi Avrupa'da sanata çok değer veren ve yatırım yapan Amsterdam gibi bir yerde açtınız. Bu hızlı ilerlemenizi neye borçlusunuz ve yakın vadede hedefleriniz nelerdir?

Başarı ve zaman görecelidir. Ben sadece tuval üzerinde görsel zenginliği olan ve bakanlara mutlu duygular yaşatabilen resimler yapmaya çalışıyorum. Bunu ne kadar güzel yaparsam benim için o kadar başarı sağlar.

Tesadüfler ve ailemin tüm fertleri destek olduğundan bu sergilerimi açabildim. Bu vesile ile bana destek olanlara çok teşekkür ederim.

 

Emin Özdemir'in Fedde Nicolai ile ortak sergisi Kryon Amsterdam'da 25 Haziran'a kadar gezilebilir.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle