GeriKeyif Herkesin bir rengi vardır!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Herkesin bir rengi vardır!

Herkesin bir rengi vardır!
refid:27403890 ilişkili resim dosyası

Haruki Murakami yeni romanı Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları’nda neden kaybettiğini bilmeyen bir adamın öyküsünü anlatıyor. Murakami’nin kitabında eskiye duyulan özlem de var.

9 Ekim akşamüstü saatlerinde Tokyo’da edebiyatçıların sıklıkla uğradıkları bir kafede insanlar toplanmış, Stockholm’den iyi haber bekliyorlardı. Aslında her yıl aynı günlerde İsveç akademisinden açıklama beklemek yeni bir Tokyo geleneği oldu denilebilir; Haruki Murakami’nin Nobel Edebiyat Ödülü kazandığı haberi gelse hemen soğutulmuş şampanyalar patlatılacak, hazırda bekleyen kameralara keyifli demeçler verilecekti fakat bu yıl da Japon okurların beklentileri boşa çıktı, şampanyalar başka kutlamalara kaldı. Murakami, bu yıl da Nobel Edebiyat Ödülü’nün verildiği isim değildi. Yıllar önce bir akademi üyesine neden Umberto Eco ve Milan Kundera’ya Nobel verilmediğini sorulduğunda ağzından şu sözleri kaçırmıştı: “Fazla ünlüler!” Murakami’nin başına aynı şeyin geldiğini tahmin etmek zor değil.

RENKSİZ ÇOCUK TSUKURU

Haruki Murakami’nin Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları’nın kahramanı Tsukuru, 10'lu yaşlarında bir arkadaş grubunun parçasıdır. Topluluk iki kız ve üç oğlandan oluşur. Farklı kişiliklere sahip olmalarına rağmen birbirlerine çok bağlıdırlar. Her fırsatta birlikte ders çalışır, sinemaya gider, müzik dinlerler. Hepsi bu beşli ilişkinin güzelliğinin farkındadır ve zarar gelmemesi için çok itinalı davranır. Liseden mezun olduklarında her biri farklı üniversitelere başlar ama dostlukları devam eder. Tsukuru Tokyo’da bir üniversiteye kabul edilmiş, diğer dördü ailelerinin yanında Nagoya’da kalmışlardır. Üniversitede Tsukuru’nun hayatına bir bomba düşer, arkadaşları artık kendisiyle görüşmek istemediklerini söyler. Bir açıklama yapmadan, bir anda en değer verdiği dostlarından zalimce koparıldığını hisseder.

Herkesin bir rengi vardır

Tsukuru kendini grubun “her alanda vasat, hatta silik” ve en renksiz üyesi olarak görür. Bu düşüncelerinin bir nedeni, gruptaki arkadaşlarının her birinin soyadında bir renk adı geçer, “kara ova,” “kızıl çam” gibi ve birbirlerini bu renklerle adlandırırlar. Tsukuru’nun lakabı yoktur ve bu onda hafif bir dışlanmışlık hissi yaratır. Şimdi ise dostları nedenini söylemeden onunla artık görüşmeyeceklerini söylediklerinde, dışlanmışlık netlik kazanır.

Dışlanmanın darbesi o denli şiddetlidir ki, Tsukuru inanmazlıkla nedenini soramaz bile. Bir Kafka kahramanı gibi neyle suçlandığını bilmeden suçlu duruma düşmüştür. 20 yaşındaki genç adam bu olaydan sonra çok bunalımlı bir döneme girer. “Sadece ölmeyi düşünerek yaşadı” sözleriyle başlar roman, “o günlerde kendi iradesiyle hayatına son vermek, ona her şeyden doğal ve mantıklı geliyordu.” Şimdi artık aradan 16 yıl geçmiş, Tsukuru 36 yaşında başarılı bir mühendistir. Çocukluğundan beri arzuladığı tren istasyonları inşa etme işinde çalışır. Bir de çok hoşlandığı bir kadınla ilişkiye girer. Kız arkadaşı ile konuştukça ruhsal olarak açılmaya başlar; ilişkileri Tsukuru’nun içinde sert bir duvara toslayana dek her şey yolundadır. Tsukuru fark eder ki aradan yıllar geçmiş olsa da yakın arkadaşları tarafından terk edilmiş olmanın yarası hâlâ kapanmamıştır. Romanın bundan sonraki bölümü tam bir dedektiflik hikâyesi gibi akıcılık kazanır. Kız arkadaşının yardımıyla geçmişte kalmış arkadaşlarını yeniden bulur ve sorunun ne olduğunu anlamaya çalışır. Tsukuru geçmişe döner. Yolculuk başlar.

Murakami roman yazmaya başlamadan önce Tokyo’da kendi kurduğu caz kulübünü işletiyordu. Müzik, hep hayatının önemli bir parçası oldu, romanlarında da durum değişmedi. Hemen her romanında temayı sürükleyen motiflerden biri bir müzik eseridir. Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları’nda da, Franz Liszt’in “Années de Pèlerinage” başlıklı piyano yapıtının “Le mal du pays” (Vatan Hasreti) bölümü, romanın merkezine yerleştirdiği en belirgin motif. Tsukuru çevresinden, doğup büyüdüğü şehrinden, çok sevdiği yakın arkadaşlarından koparılma duygusunu bir sürgün gibi yaşar; bu duyguyu en iyi Liszt’in müziğinde buluyor. Gerçekten de Liszt, “hasret” duygusunu çok güzel betimler bu eserinde, bu yüzden Tsukuru bu eseri saplantılı bir şekilde dinler.

Herkesin bir rengi vardır

Çünkü Tsukuru’nun yaşadığı da bir çeşit sürgündür. Hayattan sürgün edildiğini düşünür. Aslında özlem duyduğu sadece dostları değil, eski masumiyetidir aynı zamanda. Çıktığı bu hac yolculuğunda kendi gerçeğini arar. Sonunda ona vaat edilen bir şey yok belki ama kız arkadaşıyla ilişkisinin ilerlemesi için ve derinde bir yerde ruhundaki arınmanın sağlanması için bu yolculuğu yapması gerektiğini bilir. Gerçekleri aradığı bu yolculukları onu önce Nagoya’ya, daha sonra Finlandiya’ya dek götürür.

Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları, bu anlamda gerçeküstü kaymaların olmadığı bir roman. Bu noktada Sahilde Kafka, Zemberekkuşu’nun Güncesi romanlarından ayrılır. Roman kahramanı bir mühendis ve felsefe konuştuğu yakın arkadaşı da fizik öğrencisidir, somut bilgiler peşinde olduklarını çok sık tekrarlarlar. Romandaki tek psişik ve paranormal diye adlandırabileceğimiz deneyim ise üçüncü elden anlatılan bir hikâyedir. Üstelik bu hikâyeyi romanın ana konusuna bağlamaya çalışmaz yazar, sadece renklerin aslında aura olabileceği izlenimi yaratarak romandaki renk imgelerini güçlendirir.

Murakami, kimseye benzemeyen anlatısıyla gerçekten çok etkileyici bir yazar. Aşırı tekrarlamaları bazen okuru bıktırabiliyor, hatta özensiz gelebiliyor. Örneğin, Tsukuru’nun kız arkadaşından her bahsedişte iki yaş büyük olduğunun söylemesi gerekmez. Buna benzer çok sayıda gereksiz vurgu yer alıyor romanda. Ayrıca romanın sonunda uçları açık bırakmış olması, bir nebze hayal kırıklığı yaratıyor. Doğu sanatında neden-sonuç ilişkisinin belirsizlikle bırakılması estetik açıdan kabul edilebilir, ama bu denli sıkı kurguya sahip romanda toparlayıcı bir son bekliyor okur. Yine de Murakami’nin eşsiz güzellikte yazdığını eklemek gerek. Çeviri de başarılı, Murakami’ye özgü betimlemeler tüm tatlarıyla hissediliyor.

Herkesin bir rengi vardır

RENKSİZ TSUKURU TAZAKİ’NİN HAC YILLARI
Haruki Murakami
Çeviren: Hüseyin Can Erkin
Doğan Kitap
2014, 320 sayfa, 24 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle