GeriKeyif Geçen yaz ne yaptığını biliyoruz!
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Geçen yaz ne yaptığını biliyoruz!

Geçen yaz ne yaptığını biliyoruz!
refid:27149581 ilişkili resim dosyası

Önce Boğaz’daki yalılardı; sonra İstanbul’un uzak sahillerine yayıldı. İnşaat hamlesi bütün ülkeyi sarınca, sahiller insanların ‘ikinci ev’leriyle doldu. Adı üstünde ikinci ev; toplumsal tarihte önemi çok ama hep üvey evlat muamelesi gördü. SALT’taki ‘Yazlık: Şehirlilerin Kolonisi’ sergisi yazlık perdeleri aralıyor.

Bazı şehirlileri, yaz aylarına doğru ufak ufak telaşlanmalarına bakarak diğerlerinden ayırabilirsiniz. O gün yine gelecek, yazlığa geçilecektir. Önden güzelce temizlemek, eksikleri tamamlamak gerekir. Sorunlar listesi birdenbire tüm ağırlığıyla insanın üstüne çöker: Önceki yaz buzdolabı teklemiş, çamaşır makinesi emeklemekten vazgeçip yürümeye başlamıştı; değiştirmeli mi? Acaba elektrik yine ikide bir gidip saatler boyunca gelmeyecek mi? Şu arıtma işi bu sene nihayet çözülecek mi? Hele emeklilerin o yakıcı sorusu: Bu yaz gazeteler düzenli gelecek mi?
Plastik sandalyeler, derme çatma iskeleler, güneş altında ağır ağır pişen basket potaları ve tahterevalliler, iptidai bakkallar, keyfekeder fırınlar, tek jokeri kaybolmuş okey takımları, pestili çıkmış iskambil desteleri... Ama bir yandan da akşam sefaları, ılık duşlar, tertemiz boyalı evlerin sevimli bahçeleri... Yani birer düzensiz ordu gibi yazlık siteleri... Toplumsal tarihin sürekli ıskalanan parçası yazlık ve yazlıkçılar nihayet mercek altında. Salt Beyoğlu’nda, Kalebodur’un desteğiyle cuma günü başlayan ‘Yazlık: Şehirlinin Kolonisi’ isimli sergi sahil şeritlerindeki geçici evlere ve bu evler çevresinde oluşan gündelik hayata odaklanıyor.

Geçen yaz ne yaptığını biliyoruz

Yazlıklar, İstanbul’dan başlayarak Türkiye’ye yayılırken Hayat dergisi “Senelik tatilinizi nerede geçirmek istersiniz?” diye okurlarına soruyordu.

- İstanbullular, plaj kültürünü Beyaz Ruslardan öğrendi. Rus Devrimi’nden sonra İstanbul’a göç eden Ruslar, Florya’dan denize girerek plaj yaşantısını şehre yerleştirdi.
- Plajlardan önce, İstanbul’da denize girmek isteyenler, deniz üzerindeki dört tarafı kapalı, ortası havuz şeklinde, üstü açık kulübelerden yararlanırdı. Deniz hamamı adı verilen bu kulübeler kadınlara ve erkeklere ayrı ayrı hizmet verirdi.
- 18. ve 19. yüzyıllarda Boğaz’daki yalıların önemli bir kısmı ilk yazlıklardı. Esas yazlık kültürü, Türkiye’de İstanbul’dan başlayarak 1930’lardan itibaren yerleşmeye başladı. Önceleri müstakil yazlıklar inşa edildi.

Geçen yaz ne yaptığını biliyoruz

Fotoğraf sanatçısı Ekin Özbiçer, çalışmalarında yazlık evlerin ıssızlığını da ortaya çıkardı.

- 1950’lerden itibaren müstakil yazlıklar dönemi yavaş yavaş sönmeye yüz tuttu. Toplu konutlar, tatil köyleri inşa edilmeye başlandı. Mimarlar Altuğ ve Behruz Çinici’nin Burhaniye Artur Sitesi (1969) dönemin örnekleri arasından sıyrılır.
- 1973’te EPA Mimarlık’ın tasarladığı Bodrum ve Datça’daki Aktur siteleri, iç turizmi geliştirmeye yönelik özgün bir örnek olarak etkili oldu.
- Sergiye imza atanlardan, SALT Araştırma ve Programlar ekibinden Meriç Öner’e göre, şimdi de marka mimarların elinden çıkma yazlık rezidans dönemindeyiz.

Geçen yaz ne yaptığını biliyoruz

İstanbul’da plaj kültürü oluşmadan evvel deniz hamamları vardı. Fotoğraf Moda Deniz Hamamı görülüyor.

- Meriç Öner, iki yıllık bir emeğin ürünü olan sergiye ‘Şehirlilerin Kolonisi’ adını vermelerinin boşuna olmadığını söylüyor: “Bu, bir yandan da kıyılardaki kentsel dönüşümün hikâyesi.”
- 1980’lerle beraber ülkeyi saran ‘inşaat hamlesi’ kendini sahillerde de göstermeye başladı ve yazlıklar orta sınıf aileler için ‘moda’ haline geldi. Evvela Ankara’yla dirsek teması olanlar tarım arazileri için imar aldı. Yapı kooperatifleri, meslek gruplarına ait yazlık sitelerin pıtırak gibi çoğalmasının ardından, yap-satçılar dönemi müthiş
ivme kazandı.

"YAZ RAHATSIZLIĞI, RAHAT İMKANSIZLIĞI"

Geçen yaz ne yaptığını biliyoruz

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün 2008’deki konuyla ilgili son araştırması Türkiye’de 546 bin 454 yazlık konut olduğuna işaret ediyordu.

“Bakınız, ziyaretler meselesinde terbiye kusurlarından doğan rahatsızlıkları -çok candan dostlar ayırd edilirse- ne gibi şeylerdir:

A- Öğleden önce bir evin -hanım çalışsın, hizmetçiler bulunsun- iş, güç, mutbak, alışveriş ve bir taraftan da çok yerde deniz banyosu saatidir; ziyaretten sakınmalı.
B- Öğle yemeği davetlerini kolayca kabul etmemeğe dikkat lâzımdır. Zira yemekten sonra -soyunmadan, yıkanmadan, yatmadan, kendi başına kalıp dinlenmeden- iskemlelere sıra sıra dizilip zorla konuşma külfeti hem misafir, hem ev sahibi için mevsimin sayılı bir azabını teşkil eder. Eskiden yarım baş ağrısı denilen nevralji, insanın şakağına öyle bir günün ikindisinde yapıştığından bu saatlere “aspirin” veya “Veramon” zamanı adını verebiliriz.

Geçen yaz ne yaptığını biliyoruz

C- Öğle ikindi arası sükûn, istirahat, gündüz uykusu, yaz akşamında istirahatle hazırlık zamanıdır; o saatlerdeki ziyaretler en münasebetsizidir. Hele bir başka yere uğrayıp bulamadığınız veya çevrildiğiniz için “bâri gelmişken şunlara da uğrayıp akşamı edelim!” diyerek giderseniz...
Ç- İki kilo şeftali, bir kutu pasta hediye götürerek çoluğile çocuğile bir öğün yemeğe hak kazandığını sanmak haksızlıktır. Beş kişinin bir tek yaramaz çocuktan yeğ olduğunu da bilmelidir.
D- En elverişli ziyaret saati akşama doğru 6 ile 8 arasıdır. Güneş hızını kaybetmiştir, etrafa gölge ve serinlik yayılmıştır, günlük işler görülmüş, sohbet zamanı gelmiştir. Fakat şuna dikkat gerek: Mutbak tarafından pıtırdı çoğalınca yolu tutmak!

Geçen yaz ne yaptığını biliyoruz

E- Akşam yemeklerinden sonraki habersiz komşu ziyaretleri de çok defa yersiz düşer! Olabilir ki, ev sahipleri o gece, gündüzki gezintiden, yahut bir gece evvelki sabahlamadan dolayı yorgundurlar, yataklarına erken çekilmek isterler. Esneme salgını en fazla bu gibi ziyaretler sırasında hüküm sürer!
F- Yazlığa gidenlerin göçden önce kışlık komşularına ve ahbaplarına “Bekleriz, muhakkak geliniz, gelmezseniz güceniriz!” kabilinden sözlerine ciddî bir kıymet vermemelidir. Belki yazlıkçılar o sırada heyecana kapılarak gönülden söylemişlerdir ama yerleşip birkaç misafir akınını savdıktan sonra afallamış, apışmışlardır!”

Refik Halid Karay, “Tan”, 08.08.1947 (Sergi kapsamında)

EK ETKİNLİKLER

Geçen yaz ne yaptığını biliyoruz

François Ozon, Swimming Pool (Havuz), 2003

YAZLIK: Şehirlinin Kolonisi’ sergisine paralel ‘Bugün günlerden ne?’ film programında, 10 hafta boyunca her perşembe akşamı saat 19.00’da, farklı coğrafyalardaki tatil evlerine odaklı uzun metrajlı birer film gösterilecek. Başka bir paralel program ‘Ev Konuşmaları’nda (20 Eylül) sanatçı, mimar ve araştırmacılar Türkiye’deki yazlık evlere dair çalışmalarını aktaracak.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle