GeriKeyif Ferhat Göçer: Sabahattin Ali’yi oynamak çok büyük sorumluluk
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ferhat Göçer: Sabahattin Ali’yi oynamak çok büyük sorumluluk

 Ferhat Göçer: Sabahattin Ali’yi oynamak çok büyük sorumluluk

Türkiye’nin en önemli yazarlarından biri olan ve 1948 yılında henüz 41 yaşındayken aramızdan ayrılan Sabahattin Ali’nin hayatını konu alan “Aldırma Gönül” adlı müzikli oyun, bugün Maslak Uniq Hall’de İstanbul seyircisiyle buluşuyor. Sabahattin Ali’yi canlandıran Ferhat Göçer’le oyuna nasıl hazırlandığını konuştuk.

Sabahattin Ali ülkemizin kalbe dokunan yazarlarından biri ve henüz 40’lı yaşlarının başında aramızdan ayrıldı. Böyle bir yazarı oynamak nasıl bir duygu sizin için?

- Çok büyük bir sorumluluk. Sabahattin Ali, Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biri. 1.5 yıl önce bana Sabahattin Ali şiirlerinden bestelenmiş şarkılardan oluşan bir albüm teklif edildiğinde hiç düşünmeden kabul ettim. Çok mutlu oldum ve kendisini daha yakından tanımak için bütün yazılarını, hikayelerini, kitaplarını okumaya başladım. Ne kadar büyük bir sorumluluk üstlendiğimi, onu daha yakından tanıyınca fark ettim.

Hakkında araştırma yaparken, eserlerini okurken, Sabahattin Ali ile empati kurabildiniz mi?

- Evet, çektiği sıkıntıları ve dramatik hayat hikayesini iyice kavradığımda çok büyük bir bağ kurdum kendisiyle. Tarif edilemez duygusal bir empati kurdum. Bazı noktalarda özdeşleştiğimi hissettim. Oyunda da Sabahattin Ali’yi oynamaya değil de gerçekten onu içimde hissederek canlandırmaya çalışıyorum.

BÜYÜK ANLAMLARI OLAN YÜKÜ AĞIR ŞARKILAR

Bu oyunu oynamaya karar verirken sizi cezbeden ilk şey neydi?

- Tabii ki şiirlerinden bestelenmiş şarkılar beni etkiliyordu. Aslında birçoğu yıllardır sahnede söylediğim şarkılar. “Leylim Ley”, “Aldırma Gönül”, “Dağlar”, “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz” gibi birçok şarkısı beni çok etkilemiştir. Büyük anlamları olan, yükü çok ağır şarkılar bunlar. Böyle bir oyun projesi hayata geçtiğinde de beni asıl cezbeden tabii ki şarkılarının gücü oldu. Ancak provalar başladığında sadece şarkılar değil, aynı zamanda oynadığım hayat hikayesinin de bende tarif edilemez duygular etkiler bıraktığını itiraf etmeliyim.

Sabahattin Ali gibi bir yazarı 1.5 saate sığdırmak ne kadar mümkün sizce?

- Tabii ki çok zor. Ama hayatında gerçekten dönüm noktası sayılabilecek çok büyük değişim anlarını ve olayları hassasiyetle seçilmiş cümlelerle dile getirmeye çalıştık. Sabahattin Ali’nin hayatı, sahne metinlerini kaleme alan Haldun Çubukçu ve yönetmenimiz Ezel Akay’ın aylar süren çalışmasıyla bir hikayeye dönüştürüldü. Her ne kadar süresi kısa olsa da, izleyenlerin Sabahattin Ali’nin hayatıyla ilgili bir fikir sahibi olacağına inanıyoruz.

Ferhat Göçer: Sabahattin Ali’yi oynamak çok büyük sorumluluk
ALİYE’YLE TANIŞMA DÖNEMİNİ DAHA AYRINTILI ANLATMAK İSTERDİM

Peki oyunun süresi daha uzun olsaydı, içine başka neler katmak isterdiniz?

- Birçok şey... Mesela hapiste geçirdiği dönemde hikayelerini nasıl yazdığını, kimlerle nasıl tanıştığını, o hikayeleri nasıl dinlediğini... Ayrıca Aliye’yle tanışma dönemini daha ayrıntılı anlatmak isterdim. Almanya’da geçirdiği dönemi, Maria Puder ile tanıştığı, kendisini değişime uğratan o kısa ama çok anlamlı süreci iyi işlemek isterdim. Kızı Filiz’le kurduğu ilişkinin detaylarını da öyle. Yani çok daha uzun sürelerde bunları işleyebilirdik diyebilirim.

Sabahattin Ali’yi sahnede görsel olarak da yansıtmaya çalışıyorsunuz. Bunun için nasıl bir çalışma yaptınız?

- Onunla ilgili bütün belgeselleri izledim. Kızı Filiz Ali’yle yaptığım konuşmalarda onu daha yakından tanımaya çalıştım. Karakterini, duruşunu, mimiklerini, konuşma şekillerini yani insanlarla nasıl ilişki kurduğunu idrak etmeye çalıştım. Onu asıl fotoğraflarından kavramaya çalıştım. Duruşunu, kıyafetlerini, nasıl giyindiğini, insanlarla nasıl sohbet ettiğini... Hiçbir ses kaydı yok. Ama kızından aldığım bilgiler, fotoğrafları ve kendi yazdıklarıyla kafamda bir Sabahattin Ali canlandı. Böyle hayata geçirdim.

Sesini duyup konuşmasına tanık olabilseydiniz, sizin için
bazı şeyler değişir miydi? Sabahattin Ali’nin o duygusallığını daha yoğun katabilir miydiniz oyuna?

- Mutlaka çok farklı olurdu. Fotoğraflara bakarak, belgeseller izleyerek ve romanlarını okuyarak ancak kafamdaki Sabahattin Ali’yi canlandırabiliyorum. Tabii bu noktada Filiz Ali’in babasıyla ilgili anlattıkları bana çok yardımcı oldu. Çok zeki, gülümseyen, espritüel ve topluluk içerisinde konuşmaya başladığında kendisini dinlettiren, hayran bırakan bir yapısının olduğunu öğrendim.

AYLAR SÜREN BİR EZBER DÖNEMİ YAŞADIM

Provalar ne kadar sürdü? 30 sayfalık teksti ezberlemek zor oldu mu?

- Ezberlemek zorunda olduğum 30 sayfalık o tekst başta beni çok korkutuyordu. Bu konuda kendime güvenmiyordum. Belki de bu güvensizliğim, oyunla daha büyük bir hassasiyetle ilgilenmeme vesile oldu. Aylar süren bir ezber dönemi yaşadım. Her şeyden önce kendi içimde anlamaya ve anlatmaya özen gösterdim. Gerçekten onun hayatını yaşıyormuşçasına, onun hayatını anlatıyormuşçasına, Sabahattin Ali’ymişçesine o cümleleri özümsemek hem çok zevkliydi, hem çok anlamlıydı.
Bir o kadar da zordu.

EN ÖNEMLİSİ SEYİRCİNİN TAKDİRİ 

 ◊ Seyircinin ilgisi sizi heyecanlandırıyor mu?
- Tabii ki. Zaten bu kadar hazırlığın, çabanın, emeğin geldiği noktadaki en önemli şey, seyircinin takdiridir. Onların beğenisini kazanırsak görevimizi layıkıyla yerine getirebilmişiz demektir. Şehirden şehre dolaşıp Sabahattin Ali’yi anlatırken, bize asıl yardımcı olacak olan da izleyicinin takdiri.

BU MÜZİKAL BANA NEFES ALDIRDI

“Bu proje, diğer işlerime ayırdığım zamanı etkiledi. Ancak bundan hiç rahatsız olmadım. Hatta çok da mutlu olduğumu söyleyebilirim. Nispeten nefes aldığımı düşünüyorum bazı noktalarda. 25 yıllık sahne hayatımda bazı şeylerin rutine binmesi beni en çok korkutan şeydi. Bu müzikal bana çok farklı bir heyecan ve motivasyon sağladı.”

EZEL AKAY ZEKİ BİR YÖNETMEN

◊ Oyuncu olmak mı zor, şarkı söylemek mi?
- Bu benim sahnedeki ilk oyunculuk denemem. Çok keyif aldığımı söyleyebilirim. Başka kimliğe bürünerek bir hikaye anlatmak, o karakteri izleyiciye doğru şekilde aktarabilmek büyük sorumluluk ama bir o kadar da heyecan verici. Müzisyenliğim, oradaki şarkılara olan hakimiyetim işimi kolaylaştıran ve elimi sağlamlaştıran silahlarım oldu. O nedenle bu oyundaki oyunculuğuma daha bir güvenle çalışıp sahneleyebilme cesaretini elde ettiğimi düşünüyorum.

◊ Peki ya ikisine birden hakim olmak nasıl bir duygu?

- Müthiş bir tatmin duygusu. Ama tabii ki bunu test edecek ve geçer not verecek olan seyircidir. Her ikisini de kusursuz şekilde gerçekleştirebilmek için çok çalışıyorum. Ezel Akay bu konuda bana çok yardımcı oluyor. Beni çok rahatlatıyor.

◊ Ezel Akay’ın yönetmenliğiyle ilgili neler söylemek istersiniz?

- Tiyatroya, müziğe ve sinema dünyasına hakim, çok yetenekli ve zeki bir yönetmen. Bu açıdan kendimi çok şanslı hissediyorum. Bana çok pratik, zekice, amacına hizmet eden direktifler vererek sahnede çok rahatlamamı sağladı.

Bebekli Aile Buluşmalarının 5. Durağı İstanbul’du!Bebelac Çocuk Devam Sütleri’yle Bebekli Aile Buluşmaları’nın 5.durağı İstanbul’du! Hürriyet Gazetesi aile-çocuk yazarı Ömür Kurt sordu; Prof. Dr. Ender Saraç bebeklerin bilişsel ve sosyal gelişiminde beslenmenin önemini anlattı, Nutricia Pazarlama Direktörü Pelin Aydoğdu ise annelik tecrübelerini paylaştı. İstanbullu annelerin yoğun ilgisiyle karşılanan söyleşi sonrasında herkese Hürriyet Kitap’tan çıkan 200 Adımda Çocuk Yetiştirme Rehberi armağan edildi. Katılımın ücretsiz olduğu etkinliklerimize bebeğinin gelişimi ile ilgili bilgi almak, merak ettiği tüm soruları uzman konuşmacılarımıza sormak isteyen tüm anneleri bekliyoruz. )Sponsorlu İçerik)

 

 

 

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle