GeriKeyif Erkek dediğin, 5 yaşında çocuktur büyüse büyüse 8-10 yaşına gelir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    9
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Erkek dediğin, 5 yaşında çocuktur büyüse büyüse 8-10 yaşına gelir

Erkek dediğin, 5 yaşında çocuktur büyüse büyüse 8-10 yaşına gelir
refid:27764406 ilişkili resim dosyası

Hanımlar kendinizi “Duygularımı anlamıyor öküz, ha bire karışıyor bana. Bir çiçek bile almadı. Ayy, sanki duvara konuşuyorum” derken buluyor musunuz? O zaman dönün kendinize bakın. Yaşam koçu Aykut Oğut’un yeni kitabı ‘Keşke Kadın Olsam’ın size acı ama gerçek söyleyecekleri var.

Elinizin hamuruyla neden kadınlarla ilgili bir kitap yazdınız?

- Bir seansım sırasında eğitimli, kültürlü, her şeyi yolunda giden bir kadın, “Yogaya gidiyordum, artık gitmiyorum. Sevgilim, ‘Oraya erkekler de geliyor mu?’ diye soruyor” deyince beynimden vurulmuşa döndüm. Eşimin yanına gittim, “Sanırım artık dayanamayacağım, her gün bu hikâyeleri duymak istemiyorum” dedim. Sonra “Neden kadınlarla ilgili kitap yazmıyorum?” diye düşündüm. Yolculuk böyle başladı.

Kadınların kolayına mı geliyor erkek sözü dinlemek?

- Hoşlarına gitmiyor ama evet, kolayına geliyor. Buna, ‘rahatsız rahatlık bölgesi’ diyoruz. Erkek için de aynı şey geçerli. Ben evde otursam, eşim bana baksa, çamaşır, bulaşık yıkasam ne olacak ki, alışırım bu duruma, kolay. Beş yıl sonra kendi ayaklarımın üzerinde durmak istemeyeceğim. Tek yapacağım onun kaprislerine boyun eğmek o kadar.

Erkek dediğin, 5 yaşında çocuktur büyüse büyüse 8-10 yaşına gelir

Ama kadınlar çocuk büyütmek de isteyebilirler. Ve her erkek de bu durumu kullanmaya kalkmayabilir...

- Sonuç şu olacaktır, istisnası yok: Aradan 15 sene geçecek ve bankaya para koymadıysa o evden istediği gibi gitme lüksü olmayacak.

Danışanlarınız sayesinde günümüzün ilişkilerini net bir şekilde görüyorsunuz. Yakınımdaki kadınlardan sürekli şunu duyuyorum: “İlişki yaşayacak erkek yok!” Neden?

- Tamamen kadınların hatası. Bir kadının ilişkiye gireceği erkeği seçip eğitmesi gerekiyor. Bu, annesi olmak demek değil. Üstün olan kadın. Erkeği idare edebilme yetisi var. Çelişki şurada başlıyor. İlişkide beyaz atlı prens bekliyorlar: Beyaz atlı prens olabilmeleri için komando gibi eğitilmesi gerek.

Ama bizim hayatımız da kocayı, sevgiliyi, çocuğu eğitmekle mi geçecek?

- Öğretmek değil, eğitmek. Gittiğim yerlerde yan masaları bile dinliyorum. Gencecik bir çiftle karşılaştım geçenlerde. Oğlan, “Facebook’undaki çocuk kim” diyor, kadının vermesi gereken tek bir cevap var: “Sana ne”... Bunu demek varken kızımız, 25 dakika kuzeninin arkadaşı olduğunu açıklamaya çalıştı.

Bizi sevsinler diye onlara rüşvet olarak hayatımızı mı veriyoruz?

- Çok güzel, evet. Değerli hissedeyim ya da bir erkeğim olsun, yoksa kadın değilim. Bir diğeri de güvenlik. 27 yaşında bir danışanımın tek isteği zengin birini bulup kendini güvende hissetmekti. Yetiştirilme meselesi: Anneleriniz kabul ediyor ki, siz ikinci sınıfsınız.

Kadınlarda “Bensiz ne yapar?” diye düşünenler çok.

- Evet, kadınların vicdan, anlayış, büyük resmi görebilme kapasiteleri o kadar yüksek ki... Ama bahsettiklerimizin bunlarla ilgisi yok. Size vuran bir erkeği anlayışla karşılamanız dişillik değil, geri zekâlılık.

Şiddet görüyor ya da aldatılıyorsa da kadının suçu diyorsunuz.

- Fiziksel olarak erkek güçlü olduğu için bir kere vurabilir. Ama ikincisi olamaz. Gerçek bir sosyopat değilse zaten ilk tanıştığın gün o adamın öfkesini görmüşsündür. Yanından şoför geçti, bir bakıyorsun bağırmaya başlıyor seninki. Şunu anlamalısın: O adam kadar öfkelendirirsem bana da aynısı olacak.

Kadınlar bu tür adamları seviyorlar. “Adam gibi adam” diyorlar...

- Hiç tuhaf değil. Çünkü öyle öğretiliyor. Mesela Türk standartlarına baksan ben erkek değilim. ‘Kurtlar Vadisi’ tipleriyse gerçek erkek. Evlendiğinizde karakaşlı, kara gözlü, babayiğit erkek hoş geliyor. Ama bu bir paket, paketi açınca başka şeyler çıkacak.

Kadınlar neden kolay dağılıyorlar?

- Diyelim ki elimizde iki araba var. Biri saatte en fazla 60 kilometre yapabilen gariban bir araba. Diğeriyse bir Ferrari. İki arabanın birden aynı anda tam gaz yola çıktığını ve bir ağaca çarptığını düşünün. Hangi araç daha fazla hasar görecek. Elbette Ferrari’nin tek bir vidası bile o kazadan sağlam çıkamayacak. Sağlam çıkamayacak çünkü çok güçlü idi. Çok daha büyük bir hızla çarptı o ağaca.

Size bir örnek vermek istiyorum. Bir arkadaşım bir kadından çok etkilendi. Kadın başka bir ülkedeki hayatını bırakıp onunla yaşamaya gelecekken, “Gelmese, gelse mi, yok gelmesin aslında” gibi laflar etti. Kafası karışıktı. Kadın aradı ve gelmeyeceğini söyledi.

Adam depresyonda. Nedir bu?

- Sen beş yaşında çocuğa dedin ki, “Sinemaya gideceğiz.” O ise “Gitsek mi, yoksa lunaparka mı gitsek” diye şımarıklık yapmaya başladı. Sonra hiçbir yere gitmeyeceğinizi söylediniz ve onun oyuncağını geri aldınız. Dağıldı. Erkek beş yaşında çocuktur, büyüse büyüse 8-10 yaşına gelir.

KISKANÇLIĞIN OLDUĞU YERDE AŞK YOKTUR

Erkek dediğin, 5 yaşında çocuktur büyüse büyüse 8-10 yaşına gelir

KİTAPTAN...
“Şaka gibi gelecek size ama her seferinde gülmekten kendimi alamıyorum. Güzelleşmek, kadınsı olmak, daha dişi görünmek için sürdüğünüz şeyin adını hiç mi fark etmediniz? Maskara! Bir malı nasıl pazarlarsanız, ona uygun müşteri kitlesi çekersiniz”


Geçen hafta Engin Altan Düzyatan, gazetemize verdiği röportajda eşiyle ilk randevusunu anlatırken, eşinin ona ancak bir hafta sonra müsait olacağını söylediğini anlattı. Bu, onun bu ilişkiyi ciddiye almasında çok önemli bir etkendi. Nedir bu?

- Kadın şunu ilk günden beyan etmiş: “Sen benim patronum değilsin. Seni bir hafta sonra aramaya karar veriyorsam, bir hafta sonra ararım. “ Bunun bir değer olduğunu bilen erkeğin frekansı iyi frekanstır. “Ne demek bir hafta sonra, seni mi bekleyeceğim?” bir öküzle karşı karşıyasınız. Onu çayıra salın.

Kıskanılmıyor diye üzülen kadın da var...

- Kıskançlığın olduğu yerde aşk yoktur. Kadınlar kendinizi kandırmayın. “Hilmi bana ‘dekolte giyme’ dedi çok kıskanıyor.” Hayır, Hilmi seni malı gibi görüyor!

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle