GeriKeyif Böyle 'aidiyet'ler ufuk açar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Böyle 'aidiyet'ler ufuk açar

Böyle 'aidiyet'ler ufuk açar

2018'de Berlin Film Festivali'nin Forum bölümünde "Tuzdan Kaide"nin prömiyerini yapan Burak Çevik, bu yıl ikinci uzunuyla da aynı bölümün programında yer alıyor.

7-17 Şubat 2019 arasında düzenlenen etkinlikte Cumartesi Kino Arsenal'de hıncahınç bir salonda görücüye çıkan "Aidiyet", Caligari ve FIPRESCI Ödülü için de yarışıyor.

Böyle aidiyetler ufuk açar

Özellikle genç yönetmenlerin sürekli bir şeyler denemesi her ülke sinemasının ihtiyacı olan 'zekilik'i ortaya koyabiliyor. Burak Çevik, ilk filmiyle kült "Karanlık Sular"ın (1994) android kuşağından kardeşine imza atmıştı. "Tuzdan Kaide" (2018), deneysel ve masalsı bir vampir filmi idi. Genç sinemacı, ikinci filmi "Aidiyet"te yaşanmış bir cinayetin üzerine gidiyor. Rohmer'in minimalist 'ilişki' ezberini yeniliyor adeta. Fransız Yeni Dalgası'nın deneyci figürü Chris Marker'ın fotoğrafları başka bir boyuta taşırken ezber bozan geleneğinin internet kuşağına transferi yapı bozucu anlara vesile oluyor.

Böyle aidiyetler ufuk açar

"Aidiyet'in ikinci yarısı ise; dönem atmosferiyle güncel Amerikan bağımsız sineması örneklerini hatırlatırken, camp (bilinçli bayağılık estetiği) sanat yönetiminden ve renklerden destek alan Eric Rohmer usulü postmodern bir ilişki filmi gibi. İki ana karakterin üzerine gidilerken, onların yürümeleri, yakınlaşmaları incelikli bir 'boşluk' duygusu ile resmediliyor sanki. Birinci bölüm ise tersinden akan bir neo-noir mizanseni getiriyor. 

Hikaye kurgusunun lineer akışını bozarak sürprizlerle örülü hale gelen bu yaklaşım, sinemamıza pek de alışık olmadığı 'deneysel bir kara film' üslubu miras bırakıyor. Final sekansının daha derli toplu ya da ilk bölümün daha kısa olmasını tercih ederdik. Ama "Aidiyet", duygusu ve profesyonelliğiyle Burak Çevik'in 'deneme' yapmaktan yılmayan özverili yaklaşımını dikkatle takip etmemizi sağlıyor. Hatta Berlinale 2019'un en iyi yerli filmi olarak da anılabilir.

Çevik, ikinci bölümde 2003'te yaşanan cinayete karşı umutla mücadele etmeyi resmeden bir çifti izliyor. Ama esasen polis kayıtlarının da devreye girdiği ilk yarının 'şüphe'nin kaybolmadığı 'deneysel cinayet bölümü' olarak anılmasını istiyor. Yönetmenin en kişisel projesinde Eylül Su Sapan ile Çağlar Yalçınkaya'nın uyumları da kamera arkasındaki yaklaşımı daha samimi hale getiriyor.  "Aidiyet", Chris Marker-Eric Rohmer kırması 'postmodern ve deneysel bir ilişki neo-noir'ı olarak tanımlanabilir. Bu melez yapı bile 'keşif' için yeter de artar bile!

Böyle aidiyetler ufuk açar


Yorumları Göster
Yorumları Gizle