GeriKeyif Bir SS subayının zihnine girmeye hazır mısınız?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir SS subayının zihnine girmeye hazır mısınız?

Bir SS subayının zihnine girmeye hazır mısınız?

Bu hafta başlayacak İstanbul Tiyatro Festivali’nin en çarpıcı oyunlarından ‘Merhametliler’i İstanbul durağı öncesinde, Amsterdam’da izledik. Seyirciyi, soykırıma bir SS subayının gözlerinden bakmasını sağlayan oyunun yönetmeni Guy Cassiers, “Nazilerin büyük kısmı sıradan insanlardı, içimizdeki dehşet potansiyeline çok dikkat etmeliyiz” diyor.

"Kimsenin ailenizi öldürmediği, sizin de kimseyi öldürmek zorunda olmadığınız bir çağda yaşadığınız için şanslısınız. Nazilerin sadistlerden oluştuklarını söylemek bir klişe. Gerçek tehlike benim ve sizin gibi insanlar. Buna inanmıyorsanız salondan şimdi çıkın.”

 

Bir SS subayının zihnine girmeye hazır mısınız



Bu sözler, Amsterdam’ın merkezindeki tiyatro binası Stadsschouwburg Amsterdam’ın ana sahnesinde karşımıza çıkan SS subayı Max Aue’den. Tarihin en vahşi insanlık suçlarından birinin parçası olan kurgu karakter Max Aue’nin (Hans Kesting canlandırıyor) peşine takılıp, SS subaylarının Yahudi soykırımını nasıl ‘inşa ettiklerini’ seyrediyoruz. Kiev-Stalingrad-Berlin hattında Aue’yi takip ederek, bir zamanlar sıradan bir adam olan bu Almanın gözünden, sizin benim gibi insanların nasıl birer ölüm makinesine dönüştüğünü izlemeye başlıyoruz. Aue’nin zihin akışına ve halüsinasyonlarına da dahil olarak...
Jonathan Littell’in kitabından, Belçikalı yönetmen Guy Cassiers tarafından sahneye uyarlanan Merhametliler’ (De Welwillenden), 20. İstanbul Tiyatro Festivali’nin en iddialı konuklarından. İstanbul Tiyatro Festivali’nin de aralarında olduğu yedi ortak kurumun yapımcılığında gerçekleşen prodüksiyon; Toneelhuis ve Toneelgroep Amsterdam tiyatro topluluklarının elinden çıkma.

 

Bir SS subayının zihnine girmeye hazır mısınız



Cassiers, ‘canavar’ olarak görmeye meylettiğimiz SS subaylarının iç dünyasını sahneye, güçlü bir görsel dille taşıyarak seyircinin zihnindeki tarihsel kabullere meydan okuyor. SS subaylarının “Yahudileri nasıl imha ederlerse daha ‘ekonomik’ sonuçlar elde edeceklerine dair ürpertici tartışmalarına hazır olun.” ‘Merhametliler’in yaptığı, dehşet dolu bir öykü anlatmaktan daha ötesi. Gün olur da ‘kontrolü kaybedersek’ (bkz. göçmen meselesi!) neler olabileceğini anımsatan bir oyun bu.



TÜM NAZİLER SADİST DEĞİLDİ

Bir SS subayının zihnine girmeye hazır mısınız



Söz, oyun ertesi buluştuğumuz Cassiers’de: “Littell, canavar olarak gördüğümüz kişinin zihnine bakmak için 1000 sayfa yazmış. Diyor ki, "Her insanın içinde dehşet öğeleri vardır. Bunların gelişmemesi için çok dikkatli olmalıyız. Nazi döneminde yaşananlar eskide kaldı, demek çok kolay. Tüm naziler sadist insanlar değildi. Büyük kısmı sıradan insanlardı. Bizler de kendimizi yanlış yöne gitmekten korumalıyız.”

Cassiers dilin ne kadar güçlü bir silah olduğunu akıldan çıkarmamak gerektiğini vurguluyor: “İkinci Dünya Savaşı’nın başlarındaki ‘endlösung’ (nihai çözüm) lafı üç senede ‘soykırım’ anlamına büründü. Yahudilerden ‘insan’ gibi söz edilmemeye başladı. Onlardan ‘şey’ gibi bahsediliyordu. Bir insanı yasalar yaparak öldürmek daha kolaydır. Başka bir insanı öldürmek böyle böyle normalleşiyor.”



OYUNDA TEK BİR SS SEMBOLÜ YOK

Bir SS subayının zihnine girmeye hazır mısınız



Oyunda tek bir SS sembolü bile yok. Fondaki dev dolap katledilen Yahudilerin envanterini tutan sistemi temsil ederken, tren rayları da sabit olarak sahnede. En büyük etkiyi video, ışık, ses enstalasyonları yapıyor. ‘Hayal etme’yi seyirciye bırakıyor yönetmen: “Seyirciye renkleri veririm, resmi o çizer. Yaratıcılığını kullanarak, sahnede savaşı göstermediğimiz halde kendisini orada hisseder. Bir adamın nasıl canavarlaştığını anlatmak, zulmü göstermekten daha önemli. Işık, ses ve müzikle Max’ın koşullar üzerindeki kontrolünü nasıl kaybettiğini anlatıyoruz. Onun kâbuslarına giriyoruz. Bir noktada onun gözleriyle bakmaya, kulaklarıyla duymaya başlıyoruz. Sonunda ne kadar istemeseniz de ona dönüşüyorsunuz.”

 

AVRUPA VAHŞETİ TEKRAR MI EDİYOR?

Bir SS subayının zihnine girmeye hazır mısınız

 

Oyunun turneye gittiği şehirlerde, ‘Invisible Cities’ adlı bir proje düzenleniyor. Röportaj ve fotoğraf atölyelerine katılan öğrenciler, kendi şehirlerinin ‘görünmeyenleriyle’ röportajlar yapıyor. Röportajlar http://invisible-cities.eu/ adresinde yayımlanıyor. Oyunla eşzamanlı olarak bir de ‘Medeniyetle İmtihan’ başlıklı uzun bir doküman hazırlanmış. http://testofcivilisation.eu/tr/intro adresinde Türkçesine erişilebilecek olan bu çalışma, Yahudilerin uğradığı soykırımı 1879’dan 1941’e uzanarak anlatıyor ve soruyor:  “Avrupa geçmişin vahşetlerini tekrar mı ediyor?” 

 

MERHAMETLİLER  

Yazan: Jonathan Littell Yöneten: Guy Cassiers
Oyuncular: Hans Kesting, Kevin Janssens, Johan Van Assche, Aus Greidanus Jr., Alwin Pulinckx, Jip van den Dool, Vincent Van Sande, Katelijne Damen, Abke Haring, Bart Slegers, Johan Van Assche, Alwin Pulinckx, Bart Slegers, Abke Haring, Diego De Ridder, Victor Van Gorp, Otto Back, Henry Giesbertz, Erik Paans
Süre: 190 dak.
Ne zaman, nerede? 6 Mayıs’ta (19.30),  7 ve 8 Mayıs’ta (18.00) Maslak’taki Uniq Hall, Uniq İstanbul’da. 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle