GeriKeyif Beni fotoğraflarım anlatıyor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Beni fotoğraflarım anlatıyor

Beni fotoğraflarım anlatıyor

İlk kişisel fotoğraf sergisi “Nistagmus” geçtiğimiz yıl açan fotoğrafçı Barış Coşkun, şimdilerde ikinci sergi için farklı bir çalışma içerisinde... Fotoğrafla hayatını iç içe geçiren ve Nistagmus adlı göz hastalığı olan Barış Coşkun, hayatını ve fotoğrafa olan tutkusunu anlattı.

Nistagmus adlı sergi açma fikri nasıl doğdu?
- Radyo-televizyon ve sinema üzerine eğitim aldım. 2012’den bu yana fotoğrafla ilgileniyorum. Renkli bir kişiliğe sahip ve merakımı, heyecanımı koruyarak hayata devam etmeye çalışan bir insanım. Araştırmak, sorgulamak, düşünmek ve en önemlisi iyi gülmek karakterimi yansıtan en belirgin özelliklerim. Gözlerimde rahatsızlık var ama fotoğraf tutkum hep vardı. Nistagmus hastalığımdan sonra ilk sergiyi bu isimle açmaya karar verdim.
Fotoğraf sanatının sizin hayatınızda yeri nedir? Sizin için ne anlam ifade ediyor?
- Fotoğraf ve sanat benim için ifade biçimi olduğunu diyebilirim. Kendimi ifade edebildiğim, konuşabildiğim, düşünebildiğim, okuyabildiğim ve her şeyden önemli kendime yeni bir şeyler katabildiğim bir yol açtı bana. Tüm bu durumları göz önünde bulundurduğumda sanatın hayatımda çok büyük bir alana oturduğunu ve bakış açımı büyük oranda etkilediğini söyleyebilirim.
Nistagmus adlı kişisel serginizin sizin için farklı bir anlamı var. Anlatır mısınız?
- Serginin de adını taşıyan Nistagmus’un aslında ne olduğunu anlatarak başlamak istiyorum. Ben doğuştan görme engelli biriyim. Sağlıklı bir insana göre yüzde 10 görme yetisine sahibim. Bu henüz tıbben çözüme ulaşmış bir hastalık değil. Herhangi bir şekilde tedavisi yok. Yıllar sonra bu hastalığımın gözbebeklerimde oluşan titremeden dolayı ortaya çıktığını öğrendim. Adının da Nistagmus olduğunu öğrenince çok ilgimi çekti. Bu olaylar aslında Nistagmus adlı fotoğraf sergimin ilk çıkış noktası oldu.
Benim için ifade ettiği anlama gelirsek... Fotoğraf karelerinde anlatmak istediğim, duygularımın çerçeve içinde karanlığa gömülü olmasıydı. Yani fotoğrafların görüş açısı fotoğrafa bakan kişi için yüzde 10 ile sınırlandırıldı. Sergiye gelip fotoğraflara bakan bir insanın çerçevenin içinde ne olduğunu anlıyor olması için daha dikkatli ve derin bakması gerekiyordu.
Benim hayata baktığım gibi gelip hikayemi paylaşan insanların da anlatmak istediğim duygulara benim gözümle bakmalarını istedim. Bunu da gelen tepkilerden ölçtüğüm kadarı büyük oranda başardığımı düşünüyorum.

Beni fotoğraflarım anlatıyor


Yorumları Göster
Yorumları Gizle