GeriKelebek Kedilerin cilveleşmeleri…
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kedilerin cilveleşmeleri…

HAYVANLAR ALEMİ (12) - Sevgili Serdar, Masume’nin yavruları üzerinde kurduğu analık otoritesine karşı, komşu sokaklardan gelen yabancı koloni mensubu kedilerin sataşmaları, yavruların beslenme kaplarına saldırmaları dikkati çekiyordu. Masume yavrularını korumak için zaman zaman sinirleniyor, patilerini pençe haline sokuyor, tırnaklarını sık sık biliyordu. (Sezai Bayar...)

Zaten biz, yabancı kedilerden iri yarı ve saldırgan olanına “Reis”, sırnaşık olanına “Yalaka” adını uygun gördük.

Erkek kedi Reis, Masume’ye kur yaptığı gibi yavrularına karşı nedense saldırgan tavırlar sergiliyordu. Yalaka ise yalakalığını yapmaktan geri kalmıyor, sessizce yemek tabaklarına yaklaşıp nemalanmak istiyordu.

Yavrular büyüyorlardı ama daha annelerinin koruması altından sıyrılıp, tek başlarına hayatta kalma mücadelesine başlamamışlardı.

Zaman zaman 8-10 sayısına ulaşan kedi ailesinin kendi aralarında gizli dayanışmaları varmış gibi geliyordu bize.

Misal: Eğer kedilerden birine “kedisavar”lardan biri sert davranıp oradan kovmak istiyorsa hemen birlikte tıslayarak itiraz ediyorlardı.

Hayvanlar arasında dayanışma var mıydı acaba?

Ya da savunma reflekslerini kullanırken “Onlar insan, bizler hayvanız. Ama bizim de yaşama hakkımız var” mı diyorlardı.

Masume en çok sabahın erken saatlerinde sürüler halinde bahçeye gelen köpeklerden korkuyor olmalıydı.

Köpekler gelince arabanın altına girip savunmaya geçiyor, yavrularını ise önceden duvarın deliğinden arka bahçeye kaçırıyordu. Yavruların korunması için ideal bir savunma alanı keşfetmişti daha önceleri. Yan sitedeki komşu duvarının bir kovuğu dört yavruyu alacak kadar geniş ve uygun değildi ama tehlike anında üstüste sıkışıp sessizce tehlikenin geçmesini bekleyecek kadar işe yarıyordu.

Tabii köpeklerin saldırısı halinde arabanın altından kaportanın altına sıçrıyor, köpeklerin giremeyeceği motor kapağının üstüne çıkıp beklemek zorunda kalıyordu.

Hurda Anadol, Masume için bulunmaz kale gibiydi.

Bir de kapısı aralanabilse.

Hani hiç kullanılmayan aracın kapısını biz açıp onları kapalı mekanda besleyebilsek uygun olabilirdi ama araç sahibinin kim olduğunu ve ne yapacağını bilemezdik.

Zaten o kadar dert vardı ki başımızda bir de onu üstlenemezdik.

Böyle bir formül karşısında kedi düşmanlarının diline düşer “güzelim (!) arabayı barınak yaptılar” suçlamasıyla karşılaşabilirdik.

Kışa girerken oldukça zayıf olan Benek iyice halsiz düşmüştü. Hareketleri yavaşlamıştı. Bir hastalık kapmış olacağından endişelendik ve hemen veterinere götürdük.

Veteriner gırtlağına bir parçanın saplanmış olduğunu görüp onu çıkardı ve aşısını yapıp “Bir süre sonra kendisine gelir. Yemeklerini artık rahatlıkla yiyebilir” deyince rahatladık.

Tabii diğer yavruların da bir süre sonra aşılanması gerektiğini de öğrendik.

Gerçi sokak kedilerinin aşılanması ve gerekli önlemlerin alınmasına rağmen yine de ev kedileri gibi olamayacakları, doğada her an her türlü hastalıklara açık yaşadıklarını öğrendik.

Yani her türlü tıbbi önlem, aşı ya da iğnelerin etkisi bir süre sonra kaybolur eski haline dönerlermiş. Hele tüylerinin yumuşak ve parlak olmamasının, onların doğada kendilerini savunmanın doğal sonucu olduğunu öğrenince şaşırdık. Ev kedilerinin parlak ve uzun tüylü oluşu; kendilerini savunma ihtiyacı duymaması, rahat ortamları, iyi beslenmelerinden kaynaklanıyormuş olabilirdi. Veteriner de bu varsayımı onaylamıştı zaten. Tabii evdeki rahatlıkları, “dört dönüm bostan, yan gel Osman” hayatları da caba.

Aslında hayvanlar alemine girince onların insanlar için gizemli olan bir çok yönünün bulunduğunu yavaş yavaş anlıyorduk, öğreniyorduk. Hareketleri, bakışları, patilerini nerde ve ne amaçla kullandıkları, çıkardığı seslerin ne anlama geldiği hiç bilmediğimiz yönleriydi.

Zaman zaman konuşur gibiydiler. Kendi aralarında haberleştikleri biliniyordu. Kur yapmaları, cilveleşmeleri, erkek kedinin çiftleşmek isteği duyduğu dişiyi nasıl takip edip, ne türlü davrandığını görüyorduk.

Dışardan bahçeye gelen yabancı koloniye ait kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye Nataşa adını uygun görmüştük nedense.

Masume’nin Nataşa’yı hiç sevmediğini, ona karşı haşin tavırlar aldığını görüyorduk.

Acaba kendisine kur yapan Reis’e karşı duyduğu ilgi nedeniyle kıskançlık duygusuna mı kapılıyordu?

Bilmiyoruz ama rakip gördüğü kesindi. Nataşa zaten Reis’le birlikte geziyordu çoğunlukla.

Sevgiler,

Sezai

 

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle