GeriKelebek Kazım Zafir’in çocukları aranıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kazım Zafir’in çocukları aranıyor

Kazım Zafir’in çocukları aranıyor
refid:9887040 ilişkili resim dosyası

İstanbul Galata’da 75 yıl önce Kazım Zafir tarafından açılan ve beş yıl hizmet veren Çocukları Kurtarma Yurdu, başarılı eğitim sistemiyle bugün bile şaşırtıyor.

Kar beyazı masa örtülerinin üzerinde yemek yiyen, yumuşacık yataklarda yatan sokak çocuklarının hikayesi, bir filme konu olacak. Senarist Filiz Terzi, film için Kazım Zafir’in şimdi 80’li yaşlarda olan "çocuklarını" arıyor. Zafir’in çocukları isterlerse filmde rol alabilecek. Filmin kadrosunda sokak çocukları da olacak.

Kazım Zafir, II. Abdülhamid’in evini ziyaret ettiği ender kişilerden Şeyh Zafir’in torunudur. 1896’da Beşiktaş’taki Zafir Konağı’nda doğar. Kabataş ve Robert Koleji’nde öğretmenlik yapar. Hayırseverliğiyle bilinir. Hakkında anlatılan hikayelerden biri de şudur: 1926’da Kıbrıs’ta lise müdürüyken yolda hasta bir kadın görüp, bebeğini taşımasına yardım eder. "Eşek sıpa taşır mı?" diye halktan tepki alır. "Bir kadına yardım etmeyen değil erkek, insan bile değildir" diyerek, istifa edip İstanbul’a gelir.

1933’te, yakın arkadaşı Fahrettin Kerim Gökay, Kazım Zafir’i Belediye Başkanı Muhittin Üstündağ’la tanıştırır. Kazım Bey, "Başıboş çocuklar" için bir yurt kurmak istediğini anlatır başkana. Ama bu yurt koruma değil, kurtarma amaçlıdır. Kazım Bey başına gelecekleri bildiği için önlemini alır: "Bir tecrübe müessesesi inşa edeceğim. Mevcut talimatnamelere uymak istemem. Müfettiş, polis de istemem. Bana karışmayın ki müspet, menfi bir çözüm alabileyim. Bir anlaşma imzalayalım. Başarılı olamazsam 6 ayda çekilirim."

YURDUN İLK ÖĞRENCİSİ BIÇAK ÇEKEN ALİ

Fahrettin Kerim Gökay’ın da desteğiyle Muhittin Üstündağ teklifi kabul eder. Bu, belediyeyle Kazım Zafir arasında 5 sene sürecek soğuk savaşın ilk anıdır. Bugün Okçu Musa İlkokulu’nun bulunduğu binada Çocukları Kurtarma Yurdu kurulur. Kazım Bey, herhangi bir kimsesiz çocuğa değil, "yola gelmez" denilen, "kötü alışkanlıkları olan" çocuklara babalık yapmak ister. Nedenini de şöyle açıklar: "Bana diyorlar ki, ’Daha kolay eğitilebilir olanlarla ilgilen. Bunlardan umut yok, niye uğraşıyorsun?’ Nasıl yok? Çıplak halde hayatımızı tehdit eden elektriği, yatağından taşıp bize zarar veren nehirleri, bize en çok yarar sağlayan güç haline getirdik. Benim çocuklarım da işlenirse topluma en çok onlar yarar sağlayacak. Çünkü vahşi gece hayatında, hayatta kalabilecek muazzam bir güce, enerjiye ve zekaya sahipler."

Kazım Zafir’in ilk çocuğu kendisine bıçak çekip para isteyen Ali olur. Kazım Bey cebinden parayı çıkarır: "Veririm ama bir şartla. Yarın yurda gelip, benim babalığımı kabul edersen" der. Ali, yaşıtı serseri çocukların elebaşıdır. 10 kuruşu alır, iki arkadaşıyla ertesi gün yurdu ziyaret eder, Kazım Bey’in onlar için yaptığı planları şüpheyle dinleyip gider. Birkaç gün sonra, hava soğukken yurda gelip kalırlar. Haftada bir, iki günde bir derken, bu üç çocuk Çocukları Kurtarma Yurdu’nun ilk tecrübesi olur. Beş yılda 250 çocuk toplanır. Bunların bir kısmını da, dönemin meşhur sabıkalıları Arnavut Ali Rıza, Marmara Hasan, Altındiş Kemal, yurda getirir.

TEK ZORUNLULUK GÜNDE İKİ KEZ BANYO

Yurtta her şey serbesttir, tek zorunluluk sabah ve akşam banyosudur. Hafta sonları Heybeliada’da, yaz tatillerinde Belgrat’ta kampa çıkılır. Çocuklar müzik dersi de alır. Edebiyat, sanat, güncel olaylar münazara konularıdır. Kazım Bey’e göre eğitimin birinci kuralı ruhu temizlemektir. "Kendini ifade etme" dersinde, çocuklara hayalleri, geleceğe yönelik düşünceleri sorulur.

Yurtta ceza yoktur. Sadece yapılan kötü şeyi itiraf etmek gerekir. Görevliler, bu itirafları eleştirmeden dinlemek zorundadır. İtiraflar dinlenir, hırsızlık yapıldıysa adrese gidilir, zararı Kazım Bey’e kendi cebinden öder. Çocuğa ’Bir daha yapma’ bile denmez. Kazım Beye göre sokak çocuğuna "Yapma" demek aslında yapmaya teşvik etmektir. Çocuklar bir süre sonra bu cezası olmayan işlerden sıkılırlar. "Bugün ne yaptın?" sorusuna, "Maça gittik", "Karpuz aldık", cevapları gelmeye başlar. Esrar içene ceza verilmez, sadece esrarın zararları üzerine bir derse girmesi rica edilir.

AZDIRMAYACAĞINI BİLSEM HAVYAR DA ALIRIM

Kazım Bey, çok iyi bir aşçıyı işe alır. Zenginlere mahsus bir ayrıntı olan beyaz örtü serilir masaya. Yurdu görmeye gelen bir belediye görevlisi şaşırır: "Galatasaray talebesi bile muşambada yiyor. Siz bu serseri çocuklara beyaz örtü sermişsiniz?" der. Kazım Bey’in cevabı, "Galatasaray talebesi muşambada yiyebilir. Hatta çömelip taş üstünde yemeyi tecrübe etsinler. Çünkü onlar evlerinde beyaz örtü nedir biliyorlar. Benim çocuklarım bilmiyor. Onların seviyesini yükseltmezsem, buradan çıkıp yine sokağa giderler" olur. Görevli bu kez "Sofranıza bakıyorum da bir havyar eksik" deyince de cevap, "Aklıma geldi. Genç çocuklar. Azdırmayacağını bilsem havyar da koyacağım masaya" olur. Çocukların yumuşak yatakta yatması ve kapıda bekçi olmaması da eleştirilir. Kazım Bey, iyi bir yatağın şahsiyeti değiştirdiğini iddia eder. Bekçiye ise tamamen karşıdır: "Burası onların yuvası. Siz evinize girip çıkarken bekçiden mi izin alıyorsunuz?"

BELEDİYEYLE SOĞUK SAVAŞ KAZIM BEY’İ KÜSTÜRDÜ

Kazım Bey’in yöntemleri ve bildiğini okuması belediyeyle aralarındaki soğuk savaşı iyice keskinleştirir. Anlaşma olduğu için iki taraf birbirine müdahale edemezler. Sonunda Kazım Bey’in hesap edemediği bir açık bulunur. "Yurdu şehir dışına çıkarıyoruz. Bu çocuklar zararlı" denir. Kazım Bey, "Şehirden uzaklaşırlarsa ben bu çocukları yurtta tutamam. Kaçar buraya gelirler yine" dese de dinletemez. Kazım Bey sonucu görmek istemediği için istifa eder. Kuzeni Abidin Zafir’in deyişiyle küser. Hayatına öğretmenlikle devam eder.

Zafir, Şevket Rado’yla yaptığı bir röportajında şunları anlatır: "Rüştü adında bir çocuğum hasır sandalyeci oldu, haftada 40 lira alıyor. Bir de çocuğu oldu. İçlerinde kunduracılar, marangozlar, mürettipler, hatta ithalat yapanlar var. Yusuf ithalatçıdır. Seyfi ve Fethi şofördür. İsmini söylemeyeyim çocuklarımdan biri hırsızlıktan sabıkalıydı. Geçen gün rastladım, postaya şoför olmuş, çok sevindim. İki de çocuğu olmuş. Çocuklarımdan bir diğeri 200 bin liralık adam. Harp işinde ticaret yapmış. Kasasını bana açtı: ’Baba, kasam emrindedir’ dedi. ’İyi bir adam olduğun sürece benim için o kasadakilerden daha değerlisin’ dedim..."

FİLMDE GERÇEK SOKAK ÇOCUKLARI OYNAYACAK

Senarist Filiz Terzi, Kazım Zafir’in başarısını bir filme aktaracak. 1933-1938 yıllarından kalan fotoğrafların sahiplerini aranıyor. Kazım Zafir’in hayatı ve Çocukları Kurtarma Yurdu’nda yaşananların anlatılacağı filmde gerçek sokak çocukları da rol alacak. Kazım Zafir’i anlatan bir de belgesel hazırlayan Terzi, bugün 80’lerinde olan Kazım Zafir’in "çocukları"ndan hayatta olanların, bu belgeselde yer alacağını umuyor. Şu ana kadar çocuklardan vefat eden birinin yakınına ulaşabilmiş. Yakını, aile büyüğünün kurtarma yurdunda yetiştiğini öğrenince çok şaşırmış: "O kadar kültürlü, bilgili bir insandı ki, yüksek bir eğitim gördü sanıyordum" demiş. Filiz Terzi, Çocukları Kurtarma Yurdu’nda yetişenlerin ya da yakınlarının 0535 260 09 60 numaralı telefondan kendisine ulaşmasını istiyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle