GeriKelebek Kazıklamaya yönelik reklam
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kazıklamaya yönelik reklam

‘SEVE seve’ kampanyası büyük bir gazla yola çıkmış anlaşılan. Gerçi benim dünkü eleştirilerime katılanlar hayli çok, ama kampanya kampanyadır diyenler de var.Fakat bu işi başlatanların, reklamcı ve reklamverenler olduğunu öğrenince çok şaşırdım. Çünkü reklamcılar çok iyi bilir ki, eğer ürün kötüyse reklamın uzun vadedeki etkisi negatif olur. Ve ne yazık ki, ‘‘Bu ülke için seve seve’’ kampanyasında ürün pek de parlak değil. Hantal devlet yapısı, güçsüz ve siyaset baskısı altında yargı, ekonomide her şeye rağmen devlet egemenliği, yapılamayan özelleştirme, küçülemeyen devlet, har vurup harman savrulan kamu kaynakları, toplanamayan, toplananı faize giden vergiler.Sorulamayan hesaplar, denetlenemeyen kurumlar.Kullanılamayan ifade özgürlüğü.Değiştirilemeyen siyaset.Ulaşılamayan demokrasi.Mal bu.Ve şimdi millet bir kez daha ‘‘fedakárlığa’’ çağrılıyor.‘‘Kemerinizi sıkın, canınız biraz daha çıksın’’ın yeni adı ‘‘Bu ülke için seve seve’’.Peki bu kampanyayı hazırlayanlar hiç mi düşünmüyorlar?Bu kampanya için son kalan barutunu da atacak olanlar, bu sistem içinde yapılan her türlü fedakárlığın boşa gittiğini görünce daha derin, daha büyük bir umutsuzluğa kapılacaklar. Bundan sonraki kampanyanın adı ne olacak?‘‘Bu ülke için biraz daha seve seve’’ mi, yoksa ‘‘Allah aşkına bir daha sevin’’ mi?Bu ürün için bu millet defalarca markete gitti.Reklama inanıp binbir fedakárlıkla malı aldı.Ama her seferinde kazıklandı.Bir kez daha kazıklayacaksanız amenna.Yoksa önce ürünü düzeltin.Sonra ‘‘seve seve’’ yapalım.Şakası bile kötü SerdarSEVGİLİ Serdar Turgut önceki gün ‘‘gırgır’’ bir yazıyla Kıbrıs'taki çözümsüzlüğü eleştirmiş ve ‘‘Kıbrıs'ı satalım’’ demiş. Anlatmak istediği, Türkiye'nin Kıbrıs kozunu kullanıp iyi pazarlık etmesi halinde avantajlar sağlayabileceği. Haklı. Bunda geç kaldığımızı söylüyor. Bunda da haklı. Denktaş'ı tiye alıyor. Orada da haklı. Ama Kıbrıs'ı satalım demekte haksız. Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün statüko olarak avantajlı durumda bulunan Rumlara yaradığını biliyoruz. Çözümsüzlüğün önemli gerekçelerinden birinin Denktaş olduğunu da hissediyoruz. Bu sorunun Türkiye için sıkıntı yarattığının da farkındayız. Ama her sorunu ‘‘satarak ya da atarak’’ çözemeyiz. Sorunlu bölgelerimizi ‘‘satarak’’ çözmeye başlarsak, yarın hangi toprak parçamızı satacağımıza biz değil, o toprak parçasında sorun yaratacak olanlar karar verir.Serdar'ın fikirlerine sonuna kadar katılıyorum. Kıbrıs'ı çözmeliyiz. Ama satarak değil. Bazı kelimeleri, kimi konularda şaka unsuru yapmak bile son derece tehlikeli gelişmelerin başlangıcı olabiliyor.Klipte bademcik ameliyatıTARKAN'ın yeni klibini gördünüz mü? Ben görmemiştim. Geçen gün evde zaplarken karşıma çıktı. Şarkıyı sevdiğimden ve kliple ilgili tartışmaları duyduğumdan izlemeye başladım.Gözlerime inanamadım. Klip değil, Mektebi Tıbbiye'de ders. Uygulamalı ‘‘bademcik operasyonu’’.Böyle bir öpüşmeyi televizyon tarihi yazmamıştır. Yakın çekim, detaylı ameliyat. Bilirsiniz Tarkan'ı severim, çok takdir ederim. Ama bu kadarı da olmaz ki!Bu klip, çoluk çocuğun izlediği saatlerde yayınlanacak.Üç beş yaşında bebeler bile bunu izleyecekler. Milletçe Tarkan sevgimiz zaten malum. Al başına belayı.Zaten çoluk çocuk Tarkan'ı taklide pek bir meraklı. Okulda, sokakta hepsi yapışacak birbirine. ‘‘Yapma kızım, ayıptır oğlum’’ nasıl diyeceğiz?‘‘Baba, Tarkan yapıyor. Üstelik de televizyonda’’ diyecekler.Haydaaa.Tarkan istediğini öpsün, öptürsün.Karışmam, işim olmaz. Ama televizyonda bu kadar detaylısı bana biraz fazla geldi.Kendimi çok da tutucu saymam ama en azından ikinci öpücük sahnesi klipten çıkarılsa, ‘‘sanatsal’’ olarak çok da kaybımız olmaz herhalde.Ama ana baba olarak biraz rahatlarız.NE ZAMAN ADAM OLURUZ?En maliyetli yöntemin bedavacılık olduğunu anladığımız zaman.