GeriKelebek Kalbimin çarpmasını sağlayan besteler bunlar
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kalbimin çarpmasını sağlayan besteler bunlar

Kalbimin çarpmasını sağlayan besteler bunlar
refid:19687854-spot ilişkili resim dosyası

Ankara Devlet Operası sanatçısı Selva Erdener’in, 10 yıl aradan sonra ikinci albümü ‘Düşlerimin Toprağı’ Kalan Müzik’ten çıktı.

Erdener bu kez orkestra şefi ve piyanist İbrahim Yazıcı’nın piyanosu eşliğinde Türk bestecilerinin şarkılarını seslendiriyor. Muammer Sun’dan Yalçın Tura’ya, Hasan Uçarsu’dan Cem Ediz’e kadar günümüzün önde gelen bestecilerinin eserleri var albümde. Selman Ada’nın ‘Endülüs’, ‘Uyguristan’ ve ‘Anadolu’ üçlemesi de albümde dikkat çekenler arasında. Erdener, 15 parçanın yer aldığı albümü hazırlarken sadece iç sesini dinleyerek bir seçki hazırladığını söylüyor ve “Türkleri tüm dünya tanısın istiyorum” diyor.


Operacı olmak hayalleriniz arasında mıydı?
- Evet, hayalimde hep vardı. Küçüktüm, keşfetmiştim şan sesini ve o sesle söylemeye bayılıyordum. En ince sesleri çıkartmaya çalışıyordum. Sonra şan sesini kullanabileceğim operayla tanıştım. Şarkı söylemek zaten bildiğim bir şeydi ama opera bambaşkaydı ve çok çekiciydi. Lisede karar verdim, operacı olacaktım...

O dönemde kimlerden etkileniyordunuz? Şimdi baktığınızda sizi kimler etkiliyor?
- Okulun ilk yıllarında Maria Callas ve Leyla Gencer en beğendiğim sanatçılardı. Kendi müziğimize de hiçbir zaman yabancı olmadım. Halk müziği, alaturkayı her zaman dinler ve severdim. Mesela Jacques Brel beni çok etkilemiştir, şarkı söyleyişindeki teatral tavır diğerlerinden ayrılır. Neşet Ertaş’ın türkü yorumları Zeki Müren’in Türkçesi ve kendine has söyleyişi, sesi ve yorumu çok özeldir. Bugün de aynı zevkle dinlerim hepsini. Kate Bush, Tori Amos, Kiri te Kanawa, Lhassa, Freddie Mercury, Placido Domingo çok beğendiğim şarkıcılar.

ZAMAN BU ZAMANMIŞ

İkinci albümünüze geçecek olursak, neden 10 yıl beklediniz?
- Aslında albüm yapmak için beklemedim. Geçen yıllarda yine şarkı söyledim operalarda, konserler verdim. Mesela Kamran İnce’nin ‘Requiem without words’ adlı eserinin CD’si Naxos etiketi ile geçen yıl Fransa’da satışa sunuldu. Tam da yapmak istediğim şeyi bulamadım belki de. Geçen 10 yılda operada ve konserlerle geçti, zaman bazen hızla geçiyor. Zaman bu zamanmış.

Daha önce halk türkülerinden seslendirmeler yapmıştınız. Şimdiki albümün içeriğinde çağdaş sanat eserleri de görülüyor. Bu içeriği nasıl belirlediniz?
- ‘Sen sen sen’, Turgay Erdener’in şarkılarından ve türkü uyarlamalarından oluşan bir albümdü. Daha sonra bu CD’deki birçok parçanın ve başka yeni parçaların da orkestra uyarlamalarını birçok senfoni orkestrası eşliğinde defalarca seslendirdim. Ayrıca dört yıl önce kurduğum Turkuvaz Kuartet ile de yurtiçi ve yurtdışında konserler verdik. ‘Düşlerimin Toprağı’ adlı CD’de yer alan eserler Muammer Sun, Yalçın Tura, Selman Ada, Babür Tongur, Turgay Erdener, Cem İdiz, Gökhan Somel, Hasan Uçarsu ve İbrahim Yazıcı’nın türkü uyarlamaları ve şarkılarından oluşuyor. Piyanoyu benim çok kıymetli arkadaşım orkestra şefi- piyanist İbrahim Yazıcı çaldı. Yeni eserler söylemeyi çok seviyorum. Kimsenin söylemediği yeni besteler beni çok heyecanlandırıyor. Önce kalbimin çarpması önemli, bu seçkiyi oluştururken bunu göz ardı etmemeye çalıştım.

BU BENİM ADA SAHİLİM OLDU

15 parçayı seçerken yaklaşık kaç eser arasından eleme yaptınız?
- 3 yıla yakın süredir bestecilerimizden şarkılar topluyordum. Büyükçe bir dosyam vardı, içinden seçtim ama kaç eser vardır şimdi bilemedim. Aslında sayısından çok bu eserlerle tanışmak çok hoştu.

Albümdeki eserlerin isimleri ya da anlattıklarıyla sizin ruh haliniz arasında bağlantı oluyor mu? Hikâyeleri nasıl?
- Dediğim gibi önce kalbim çarpmalı söylediğim eserlerde, ruhumun derinliklerinde o eserin sesini, dediğini duymalıyım. Söylerken ruh, kalp ve ses arasındaki bağlantı iyi inşa edilmeli diye düşünüyorum, müzikaliteyi oluşturan en önemli yapı taşı bu. Bazen karanlık bulduğunuz bir şarkıdan bir pırıltı çıkar, siz bile inanamazsınız. İçinizden çıkan ses sizi bile şaşırtır, bu sürprizler müziğe inanılmaz bir renk katar. Mesela bu albümde Ada Sahilleri şarkısını söylemeyi ben istedim. İbrahim Yazıcı’dan bir eşlik yazmasını istedim, severek kabul etti. Tasarladığım söyleyiş hep duyduğumuz yorumlardan biraz farklı daha yavaş, sanki sevgiliyi çağıran, iç sesti. İbrahim tam da bu düşündüğüme uygun bir eşlik yazdı, sonuçta böylece benim Ada Sahilim çıktı ortaya.


KENDİ DİLİMDE ŞARKI SÖYLEMEK İSTİYORUM

Neden opera aryaları yerine bu tarz eserlerin yer aldığı albümler çıkarmayı tercih ediyorsunuz? Mesela size aryalardan daha mı çok zevk veriyor bunları seslendirmek?
- Hâlâ opera da söylüyorum. Ama kendi dilimde şarkı söylemek istiyorum, hatta Türkçe şarkıları evrensel bir yapıyla tüm dünya tanısın istiyorum. Düşünebiliyor musunuz kendi dilinde şarkı söyleyemeyen bir soprano... Bizde bu tarzda kayıtlar çok az yapılıyor, nasıl ki Almanların liedleri, Fransızların chansonları, Rusların romansları var. Türklerin de şarkısı türküsü var, tüm dünya duysun istiyorum.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle