GeriKelebek Kalabalık bir aile olacağız
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kalabalık bir aile olacağız

NBA’deki gururumuz, Orlando Magic takımının yıldız oyuncusu Hidayet Türkoğlu ve eşi Banu, kalabalık aile özlemlerinden, yalnız geçen özel günlere kadar hayatlarıyla ilgili her detayı Hello dergisiyle paylaştılar.

Tanışalı kaç yıl oldu?Banu Türkoğlu: 1997’de tanıştık. Beş yıldır beraberiz.

- Nerede tanıştınız?

H. Türkoğlu:
O evindeydi ben hastanedeydim. Ortak bir arkadaşımız ameliyat olmuştu ben de onu ziyarete gitmiştim. Banu da gelecekmiş ama gelemediği için telefonla aradı orayı. Arkadaş da ameliyatlı olduğu için ben baktım telefona. O sırada Efes Pilsen’de basket oynuyordum. Sonra arkadaş iyileşti ve tanıştırdı bizi.

- Banu’nun neyi etkiledi sizi?

H. Türkoğlu:
Doğallığı çok hoşuma gitti. Kasıntı ve burnu yükseklerde değildi. Çok eğleniyor, çok gülüyorduk. Bu bize cazip geldi.

- Siz nasıl bir kişilik buldunuz Hidayet’te?

B. Türkoğlu:
Beklediğimden farklı bir kişilik buldum. Bu kadar doğal, sade olabileceğini düşünmemiştim. Tanıştığımızda bana göre biri olduğunu düşünmüştüm.

- Birbirinize benziyor musunuz?

B. Türkoğlu:
Hayata bakış açımız çok yakındı, uçurumlar yoktu aramızda.

EŞİM MAÇLARDA HİÇ TEPKİ VERMEZ ALKIŞLAMAZ BİLE

- Ne okudunuz siz?

B. Türkoğlu:
Tanıştığımızda Haydarpaşa Lisesi’nde okuyordum. İstanbul Üniversitesi’nde Amerikan Edebiyatı okudum. Hidayet’in Amerika’ya gitmesiyle beraber ben de okulumu ve bölümümü değiştirdim. Şimdi tekstil okuyorum ve 3’üncü sınıftayım. Bitirince bu konuyla ilgili iş yapmayı çok istiyorum.

- Boş vaktinizde neler paylaşıyorsunuz?

H. Türkoğlu:
Dışarı çıkmayı çok severiz. Çok sık birlikte olamadığımız için bir yerlere gitmeyi tercih ediyoruz. Güzel mekanlarda güzel yemekler yeriz.

B. Türkoğlu: Birlikteyken televizyon seyretmek bile ekstra bir durum. Çok uzun süreler ve sıklıkla seyahat ediyor Hidayet.

- Maçlara gidiyor musunuz siz de?

B. Türkoğlu:
Evdeki yani Orlando’daki tüm maçlara gidiyorum.

- Ruh haliniz nasıl oluyor maçlarda?

H. Türkoğlu:
Hiç tepkisi yok. Alışkanlıktan herhalde. İyi ya da kötü oynadığım zaman insan bir tepki verir, tepkisi normal TV seyreder gibi! Basket attıktan sonra dönüp bakıyorum tribüne, ne tepki, ne alkış var.

B. Türkoğlu: İş olarak görüyorum artık bunu. Bir iş adamının eşini düşünelim, projeler kazandığı zaman partiler yapmıyor. İçten içe seviniyorum ama çok tepkili değilim. Sakatlanmasından çok korkuyorum. Çok dua ediyorum.

- Maça çıkarken uğurunuz, duanız var mıdır?

H. Türkoğlu: Hep sağ ayakla çıkarım, dua ederim. Maçlara başlamadan önce ailemle ve eşimle telefonda konuşurum. En son telefonu annem alır bir dua okur. Eşim de dua eder.

- Maçtan bir gece önceniz nasıl geçer? Dinlenir misiniz?

H. Türkoğlu: Banu yemek yapmadıysa dışarıda bir yerlere gider yemek yeriz. Sinemaya ya da arkadaşlara gideriz. O an ertesi günkü maçı düşünmem. Normal bir akşammış gibi davranırım. Çok profesyoneliz artık. Maç saatine kadar tepkimi göstermem.

- Ev haliniz nasıldır?

H. Türkoğlu:
Evi çok severim. Türk kanalları aldık, bütün gün Türk filmleri seyrederim. Eğer bir yere gitmeyeceksek sıcak evimde oturup dizi izlerim. Kurtlar Vadisi, Yabancı Damat, Aliye ve Büyük Yalan’ı takip ediyoruz.

KALABALIK BİR AİLE OLACAĞIZ BİZE BAHÇELİ EV GEREKİYOR

- Evde mutfağa girer misiniz?

H. Türkoğlu:
Mutfağı dağıtma konusunda ayrı bir yeteneğim vardır. Acıktığım zaman bir sandviç yapabilirim. Ocağı yakmadan.

- Annenizin yemeklerini özlüyor musunuz?

H. Türkoğlu:
Özlüyorum tabii. Eşim de yemek yapıyor.

B. Türkoğlu:
En çok pilav ve çorba seviyor. Kendimi o yönden şanslı hissediyorum, yemek seçen bir insan değil. Ne pişmişse onu yer. Köfte ve iyi pişmiş et yemeği de sever.

- Türkiye’de en çok neyi özlüyorsunuz?

H. Türkoğlu:
İkimiz de ailemizi özlüyoruz. Yalnızız orada. Arkadaşlarımızı, buradaki güzel ortamı bırakıp giderken hep zorlanıyoruz. Çok seyahat ettim, yerler gördüm. Burada keyif aldığım kadar hiçbir yerde almadım. Basketbolu bıraktıktan sonra buraya dönüp yerleşeceğiz, yuvamıza döneceğiz.

- Basketbolu ne zaman bırakacaksınız?

H. Türkoğlu:
Allah bir terslik vermezse 10 sene daha oynamayı düşünüyorum. 36 yaşında bırakmayı düşünüyorum.

- Kariyeriniz kadar kontrat da önemli, şu anda hayatınızın garanti altında olduğunu düşünüyor musunuz?

H. Türkoğlu:
Yaptığım kontrat sadece bizim değil tüm ailemin rahat etmesini sağladı. Böyle bir şansa ve yeteneğe sahip olduğum için duacıyım. İyi yerlere geldik, iyi imkanlarla yaşıyoruz. Akıllı bir yatırım yapıp, basketbolu bıraktıktan sonra da rahat etmek istiyoruz.

- Ne var planlarınızda?

H. Türkoğlu:
Kalabalık aile olmayı planladığımız için bahçesi, havuzu olan geniş bir ev almak istiyoruz.

- Bebek sahibi olmayı düşünüyor musunuz?

H. Türkoğlu: Düşünüyoruz.
Biraderin hanımı hamile, bir ay sonra çocuğu olacak, inşallah bizim de bir tane olur.

- Hidayet, zor bir erkek midir?

B. Türkoğlu:
Kesinlikle değil. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Hidayet olaylara çabuk sinirlenir ama iki dakika geçince bir şey olmamış gibi davranır. Çok iyi tanıdığımdan benim için kolay birisi.

HİDAYET ÇOK SEYAHAT ETTİĞİ İÇİN ÖZEL GÜNLERDE YALNIZIZ

- Evliliğinizde mutluluğunuzun anahtarı nedir?

B. Türkoğlu:
Hayatta insan birçok şeyi eşiyle paylaşır. Kızgın olduğu zamanlarda da sinirini eşinden çıkarır diye düşünüyorum. En yakınında ben varım, nazını en çok çekecek kişi de benim diye düşünüyorum. Bu da benim için yatıştırıcı bir sebep oluyor.

- Yaşadığınız en büyük zorluk ne oluyor?

B. Türkoğlu:
Tek başıma olmam. Hidayet çok seyahat ettiği için Sevgililer Günü’nü, yılbaşını, doğum günlerimi tek başıma geçirdiğim oluyor.

Onlardan biri gibi oldum

Ekim başında Amerika’ya gidiyoruz. Bizi Orlando’da yeni aldığımız bitmemiş bir ev bekliyor, onun telaşı olacak. Takım ve çevreye adaptasyonum oturdu. Beş sene daha oradayım. takım arkadaşlarımla aram çok iyi. Allah bozmasın.

Sempatikliğimden olsa gerek her gittiğim takımda, üç takımda oynadım; (Sacramento, San Antonio ve Orlando) halk tarafından çok sevilen ve desteklenen oyuncu oldum. Çok keyif alıyorum oynarken. Ne zaman oyuna girsem herkes çığlık atıyor, tezahürat yapıyor. Bu da bana moral veriyor, daha iyi

oynamamı sağlıyor. İlk başlarda çok heyecanlanıyordum. Adaptasyon problemim vardı. Şu anda onlardan biri gibiyim.

Gösterdiğim performansla da onlardan farksız olduğum için mutluyum.

Sonsuz aşka ikimiz de inanmıyoruz

- Sonsuz aşka inanıyor musunuz?

H. Türkoğlu:
Sonsuz aşka inanmıyorum.

B. Türkoğlu: Ben de inanmıyorum. Nasıl olabilir ki? Hidayet’i ilk gördüğüm andaki kadar kalbim hızlı çarpmıyor. Ama benim dünyam oldu şu anda. Deli gibi aşıkları da oynamıyoruz, öyle de değiliz açıkçası. Hidayet benim dünyam, yaşamdaki odak noktam.

H. Türkoğlu: Antrenman aralarında bile eşimin yanına gitmek istiyorum. Parçam gibi adeta.

Birbirimizi seviyoruz ve saygı gösteriyoruz. Birbirimize bağlıyız.

- Hayatta en çok ne yapmak isterdiniz?

H. Türkoğlu:
Bir erkek çocuk sahibi olmak isterim herhalde.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle