GeriKelebek Kadir Aydemir’den büyülü bir şiir yolculuğu: Dikenler Sarayı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kadir Aydemir’den büyülü bir şiir yolculuğu: Dikenler Sarayı

Kadir Aydemir’den büyülü bir şiir yolculuğu: Dikenler Sarayı
refid:22874386 ilişkili resim dosyası

Şair Kadir Aydemir’in şiir kitabı Yitik Ülke Yayınları'ndan çıktı.

Sosyal medya tabanlı ilk yayınevi olan Yitik Ülke Yayınları'nın kurucusu, şair-yazar Kadir Aydemir'in "Dikenler Sarayı" adlı şiir kitabı Yitik Ülke Yayınları'nca yayımlandı.

Kadir Aydemir yakın zamanda "80'lerde Çocuk Olmak", "90'lar Kitabı" ve Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı" adlı ilginç ve ses getiren derleme eserleri projelendirip yayımlamış ve kaleme aldığı "Aşksız Gölgeler" ile "Sonsuz Unutuş" adlı öykü kitaplarıyla da adından sıkça söz ettirmişti. Aydemir, bu kitabında ilk dönem şiirlerine yer veriyor.

Usta şair Ahmet Oktay'ın kitap hakkındaki yorumu:

“Gölün tuzdan kadehi  / Sızmış oraya gezgin gece / Yankının kovuğu, / Camdan okları güneşin / İki ay mı var gökte? / Biri daldaki kuşun gözü.”

Kadir Aydemir’in “Oradan, Uzaktan” başlıklı şiirini okuduğumda, şaşırtıcı bir olup bitmişlik duygusu yaşadım. Sessiz, ama kendilerini duyuran şiirlerdi önümdeki toplam. Sözü alabildiğince damıtıyor, bir anlamda eksiltiyor, doğrudan imgenin bilinçdışı anlamına ulaşmayı istiyor görünüyor Aydemir. Derrida’nın “şiire özgü” (poematique) diye tanımladığı olguyu fark etmişe benziyor.

“Ne kadar güzelsiniz!
            dedim
Mısır püskülüne.”

Hepsi bu işte. Küçük, gündelik ayrıntıları kullanıyor elbet, ama o bildik, öyküsel ayrıntıyı silerek kullanıyor.

“Ölüm:
Kapının önünde,
Ne çok ayakkabı!”

Dramatik gerilimi olağanın, sıradanın içine yerleştiriyor şair: “Kapının önünde,/ Ne çok ayakkabı!” Okur yazacaktır öykünün gerisini ya da öncesini. Şiirin anlatmadığında, söylemediğinde, bir ayrıntıda değinip geçtiğindedir asıl gerilim. Gerçekten de Aydemir, bir olguyu, bir duyguyu, bir nesneyi doğrudan tanımlamıyor, betimlemiyor; bir izlenim uyandırıyor sadece, birebir karşılığı olmayan bir izlenim…

Ataç, çok yıllar önce, bir yarışmada “zarını” Turgut Uyar için atmış ve Uyar, Türk şiirinin doruklarından biri olmayı başarmıştı. Şiir, nankör bir sanattır. Kimi zaman insanı bırakıp gider. Birçok şair farkına varmaz ama bunun. Dileğim, Aydemir’in ve şiirin birbirini terk etmemesidir.

Attığımız zar, Türk şiirine iyi bir şair kazandırmış olsun.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle