GeriKelebek KADIN KÜFREDER Mİ? ALÂSINI BİLİRİZ BEYLER! Şayet, sahiden küfür etmeyi gerektiren bir durum varsa, bunun erkeği ya da kadını olmaz?Erkeklere ve yerleşik
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

KADIN KÜFREDER Mİ? ALÂSINI BİLİRİZ BEYLER! Şayet, sahiden küfür etmeyi gerektiren bir durum varsa, bunun erkeği ya da kadını olmaz?Erkeklere ve yerleşik

KADIN KÜFREDER Mİ? ALÂSINI BİLİRİZ BEYLER! Şayet, sahiden küfür etmeyi gerektiren bir durum varsa, bunun erkeği ya da kadını olmaz?Erkeklere ve yerleşik ideolojiden etkilenen kimi kadınlara sorarsanız, "Kadın küfretmez. Küfretmemeli..."Erkeklerin derdini anlıyorum. Çalışmamak, gece sokağa yalnız çıkmamak, yalnız içmemek, zamparalık yapmamak gibi, "erkeklere has" erkek hegemonyasının geçerli olduğu alanlara kadınları sokmak istemiyorlar. Kadınların asıl itirazı ise, "küfürlü konuşmaya" yönelik. Küfürlü konuşma, hakikaten çok çirkin. Bir subay olan babam evde de sanki kışlada imiş gibi, daima küfürlü konuşurdu. Her cümlede hem de... Küçücük yaşlarımda bile, bu yüzden babamı azarlardım. Ve, hayatım boyunca küfürlü konuşmadan nefret ettim.Ben aslında, kadınlar erkeklere küfrettiği zaman nasıl bir kelime hazinesi kullanıyorlar, onu göstermek istiyorum. Ama, önce, izninizle, minik bir anımı aktarayım.Yer, Hürriyet'in yazıişleri. Çetin Emeç, rahmetli, beni araştırma servisinden pat diye alıp dizi yazılar editörü yapalı az bir zaman geçmiş. Gazetede bir hayret dalgasıdır dolanıyor. Her ağızda ve her bakışta aynı ifade: "Allah Allah, Çeto asla kadınlarla çalışmazdı. Ne oldu da, bu hatun paraşütle yazıişlerinin ortasına indi?" Ben masumum. Halûk Şahin'in yönetimindeki araştırma servisinde hem servisin her işinde müdürüme yardımcı oluyor, hem de araştırmalarımı olabildiğince derinleştirecek zaman yaratıp cici cici dizilerimi yazıyordum. Sözün özü, ben de şaşkınım, yani.Gazete ahalisinin bu halini görünce, kendimi tamamen işime verdim. Uslu uslu bir kenarda oturuyor, etliye sütlüye karışmıyorum. Yazıişlerinde müdürler benim yüzümden küfürlü kâfirli konuşamadıkları için yeterince rahatsızlar zaten. En kritik anlar, maç saatleri. Müdürler yutkuna yutkuna geberik hale düşünce, maç zamanı arazi olmaya başlamıştım, çaresiz...Bir sabah, yazıişleri kadrosu çaylarını yudumluyor, gündemdeki tek konu, gazete kıraati. Ben de, bir muhabirin dizi metnini getirmesini bekliyorum, sabırla... "Sabırla" diyorum, zira geç kaldı. İlk hata! Haydi, bunu hoş görelim diyelim (ki, aslında hoş moş görülmez. Yazı hemen dizgiye gidecek ve ben de dizgiyle belli bir saat üzerinden pazarlık etmişim. Araya sıkıştıracaklar, işim aksamayacak.)Neyse, muhabir hazretleri teşrif ettiler. Bir havalar... Hayatında ilk kez, vasat, hiç de heyecan uyandırmayan bir konuda, üç beş sayfa bir şeyler yazmış (tarafımdan adam edilmeye şiddetle muhtaç bir metin geleceğini adım gibi biliyorum), kendini fasulye gibi nimetten sanıyor. Hata iki!Efendim, metni teslim aldım. Peki, ya görsel malzeme? Nâmevcut desem, yeridir. Vasatın altında bir konuyu gözalıcı kılacak tek şey, gözalıcı görsel malzemedir. Adam gayet sakin, hiç uğraşmamış, "Valla bu kadar..." dedi, çıktı işin içinden. Hata üç!Kanın beynime fırladığını hatırlıyorum. Kendi işine ve bana karşı bu ne saygısızlık? "Başka verebileceğiniz bir şey yoksa, hemen s..tir olup gidebilirsiniz! Gözüm görmesin!" Muhabir dondu, kaldı. O mühim değil. Gebersin! Fakat, müdürlerin hali görülecek şeydi. Resmen, acıklı bakıyorlardı. Salonun orta yerinde bir bomba infilâk etmişti: Yazıişlerinde bir hatun. Üstelik de, küfrediyor????"Müdürlerimin "zokayı yuttuk" endişesini cepheden karşılamak gerekiyordu. Yazıişleri cemaatine dönerek, "Efendim, ben küfürlü konuşmam. Ancak, küfür edilmesini gerektiren bir durum varsa derhal küfrederim. Bunun, kadını erkeği yoktur" dedim. Ve, önümdeki metni okumaya başladım.N'aapsaydım yani? Sırf kadınım diye, taviz mi verseydim?Hadi oradan...Gelelim, küfür listeme. Kadınlar erkeklere küfrettiği zaman ne gibi ince noktaları seçiyor diye merak edip film, dizi, Allah ne verdiyse, rastladıklarımı bir köşeye yazmıştım.Önce, hakaretamiz sözlerden, hitaplardan başlayalım: Kerkenez, Sapı silik, Pipisi yamuk, Salak çekirge, Şaklaban maymun, Muhallebi çocuğu, Kıtıpiyoz, Tahtakafa, Üşütük zırtapos, Tombiş fırsatçı, Zekâ özürlü zampara, Keltoş zibidi, Şapşırık sahtekâr, Nanemolla kabadayı, Mendebur, Deyyus, Zırzop dümbelek, Meymenetsiz dangalak, Tüysüz, Tüysüz şaşkın, Tüyü bitmemiş zibidi, Amsalak gerzek (!!!!), Tepe sersemi hıyar, Hıyaroğlu hıyar, Çulsuz, Aşşağılık, bulaşık herif, İblis suratlı zırtapos.Küfürlü baştan savmalar: Haydi ordan keltoş! / Kıçının kılları enginar çiçekli herif / Sapısilik fedai / Fedai kılıklı şaşkaloz / Façası dağınık dangalak / Haydi oradan salatalık / Deyyus oğlu deyyus! Git, belanı başka yerde ara. / Alaylı küfür: Elinde dolaşa dolaşa büzüşmüş... / Kaldıraç verelim mi abicim? / Seni erkek yerine koyana kim ne yapsın? / Şu herife bakın? Babası da oğlu oldu diye sevinmiştir! / Git de, kendine bir kriko bul / Gevşek malzeme herifçioğlu... / Muallakta kalmış öküz! / Paçası yırtık kerkenez / Donu düşük köftehor / Yandan çarklı mendebur / Pipisi yamuk şaşkaloz / Geri zekâlı kertenkele / Koca göbekli tospağa / Hey parlak çocuk, senin baban güzel mi? / Babana benden selam söyle. Akşama bir hatırını sorayım / Zıpırın Allahı! Senden adam mı olur? / Ağzı süt kokulu çaylak!Tekrar hakaretler: Dönmedolap suratlı herif / Babasını becerdiğimin serserisi / Cehennem zebanisi kılıklı mendebur (ya da, deyyus)!Tehdit: Çizerim ha! / Deyyus oğlu deyyus! Git, belanı başka yerde ara! / Yok ol! Yoksa, ağzını Amerikan bezi gibi yırtmayayım. (Amerikan bezi denen nesnenin sağlamlığı hakkında net bir fikir veriyor mu? Zaten, ne Amerikan yardımı dense, huyumdur, hemen kıl kaparım.)Arkadaşlar, daha sayayım mı? (Ben not almayı sürdüreceğim.) Ama, erkeklerimizin hali çoktan duman olmuştur diye düşünüp, şimdilik, burada kesiyorum. Kadınların, erkeklerin en hassas bölgelerinde ürkütücü gezintileri işte böyle...Jülide ERGÜDER - 8 Mayıs 2000, Pazartesi