GeriKelebek Kabakulak
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kabakulak

TRAINAlive At Last(SONY BMG)TRAIN takip edeceğim diye kendimi paraladığım topluluklardan biri değil. ‘Zaten hangi toplulukları takip etmek için kendini paralıyorsun birader?’ diye sorsanız, ‘Eeee, pek yok öyle bir topluluk’ der ve utanmış bir şekilde kaçarım yanınızdan herhalde. Stüdyo albümlerini bile takip etmediğim bir ekibin konser albümünü dinlemek, başlı başına sıkıcı bir şey. Albüm kötü değil. Ama zaten konserleri çok sevmediğim bilinir. Konser kayıtlarını dinlemek ise ayrıca sevmediğim bir faaliyet türü. AC/DC’nin Donnington konserini DVD’den seyretmek veya ne bileyim 1980’lerin başından bir The Smiths konserine gerine gerine kanepeden eşlik etmek ayrı bir şey, pek tanımadığım bir topluluğun konser albümünü oturup dinlemek ayrı bir şey. Neyse, neticede Train’i sevenler varsa, albümü zaten alacaklardır. Samimi bir ortamda gerçekleştiği belli olan konseri bizzat yerinde takip edenlerin eğlendikleri albümden belli oluyor. Evde aynı etkiyi yaratır mı onu bilemeyeceğim. Son söz olarak, kötü bir konser albümü olmadığını kabul etmek durumundayım.ATHLETETouristKENT/PARLOPHONEBİR yerlerde Athlete’in yaptığı müzik için ‘sensitive rock’ yani ‘hassas rock’ yazıldığını okumuş ve gülmüştüm. Nasıl bir şey derseniz, işte Coldplay gibi bir şey oluyor... Athlete’in ikinci albümü ‘Tourist’ Büyük Britanya’da coşkuyla karşılandı. Sakin, duygusal bir müzik yapıyorlar ki; pek ilgimi çekmiyor bu hadise. İlk 45’lik ‘Wires’ güzel bir şarkı. Hikayesini öğrenince kendimi kötü hissettim. Meğer solist Joel Pott bu şarkıyı prematüre doğan kızı için yazmış. Böyle hassas bir noktada şarkı yazmış adamın albümünü eleştirmek içimden gelmiyor. Coldplay seviyorsanız mesela, Athlete’i de seveceksiniz demektir. Bu kadar!..