GeriKelebek John’la Arjantin’de tanıştık
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

John’la Arjantin’de tanıştık

John’la Arjantin’de tanıştık
refid:18977971 ilişkili resim dosyası

Geçtiğimiz ay İstanbul’da John Cusack’la birlikte görüntülenmesi, Meral Taşbaş’ı bir anda gündemin üst sıralarına taşıdı. Bugüne kadar ısveç ekranlarında boy gösteren, Türkiye’de ise adı pek bilinmeyen Taşbaş, Amerikalı oyuncu ile tanışma hikayesini ve Türkiye planlarını Kelebek’e anlattı.

Öğrendiğime göre, İsveç’te oyunculuk yapıyormuşsunuz, reality show’ların da en popüler yüzlerinden biriymişsiniz. Kariyeriniz nasıl başladı?

- Çocukluğumdan beri şova meraklıydım zaten... Ayna karşısına geçer, başka birisiymiş gibi rol yapardım. Kendimi bildim bileli oyunculuk hevesim vardı. Ama ondan önce baleye başladım. 7 yaşından 20 yaşına kadar devam etti bale... Ardından konservatuvarın tiyatro bölümüne girdim.

Eğitim devam ederken mi başladınız oyunculuğa, yoksa mezuniyetten sonra mı?   

- Konservatuvara giderken teklifler gelmeye başladı, ama ben kendimi hazır hissetmiyordum. ıster 1000 konservatuar bitirsin, ister 20 akademi, eğer kişi kendini hazır hissetmiyorsa oyuncu değildir.

Peki sonra ne değişti?    
   
- Artık kendime çok güveniyorum. 

BALE AYAKKABISI GÖRMEYE BİLE TAHAMMÜLÜM KALMADI   

İlk hangi projede rol aldınız
?

- Alexander Skarsgaard’ın başrol oynadığı, 2000 yılında çekilen “Hundtricket” filminde rol aldım. O teklif geldiğinde “Meral TV” adlı bir televizyon programı çekiyordum. Teklif gelince, ben oyuncuyum ve artık asıl işimi yapmalıyım diye düşünüp kabul ettim.

Alexander Skarsgaard’la çalışmak nasıldı?

- Tabii ki çok güzeldi. Alexander çok rahat, kibar ve komplekssiz bir oyuncu. Özgüveni de çok yüksek... Bu kadar başarılı bir aktörle aynı sette bulunmak, üstelik de ilk oyunculuk denemesinde, kesinlikle gurur verici.
 
Bu arada merak ettim, baleyi neden bıraktınız? 

- Acayip bir şekilde sıkıldım. Bıraktığım günden beri de bale ayakkabılarını görmeye bile dayanamıyorum, panik oluyorum. Bir daha asla giymem.

BURAYI LOS ANGELES’A TERCİH EDİP GELDİM

Kariyerinize Türkiye’de devam etme kararı almışsınız. Neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç duydunuz?

- İsveç’te bir dizi en fazla 10 bölüm sürüyor. Ben daha uzun süreli işlerde yer almak istiyorum.

Ama Türkiye’de de tutulan bir iş yıllarca devam edebiliyor. Bu sizi zor durumda bırakmasın sonra?

- Yok, bırakmaz. ısveç’teki yoğunluk bana yetmiyor. Türkiye’de her şeyin daha hızlı aktığını gördüm ve tempo ne kadar hızlıysa ben de o kadar heyecanlanıyorum. Los Angeles’a gitme şansım varken Türkiye’ye gelmek istememin nedeni bu... Bir de burada dizi sektörü çok büyük. Farklı ülkelere de gidiyor sonra o diziler. Bir de ben Türk’üm... Önceliğim burası...

Los Angeles’a gidebilecekken Türkiye’yi mi geldiniz gerçekten?

- Amerika kapımı kapatmıyorum ki... Daha doğrusu, buraya gelmekle hiçbir kapıyı kapatmadım. Türkiye’de mutlu olacağıma da eminim... Türk insanı da çok cana yakın.

Bizler genelde misafirlere öyle davranıyoruz ama! Zamanla durum değişmesin!

- Öyle mi! Olsun, denemek istiyorum yine de.

Peki, size bir teklif geldi de o yüzden mi Türkiye’de oyunculuk yapmaya karar verdiniz?

- Hayır, kendi kendime karar verdim. şimdi de yapım şirketleriyle görüşme halindeyim.

Başrol mü istersiniz mutlaka?

- İlle başrol oynayayım gibi bir kaygım yok. Bazen öyle yan roller olur ki başrolden daha çekicidir. Önemli olan rolü iyi oynayabilmek. Bir de kadronun iyi olması lazım, aksi halde benim de performansım düşer.

PAPARAZZİDEN KORKTUM DİYE AŞK SANDILAR

Geçen ay İstanbul’da John Cusack’la görüntülendiniz ve o fotoğraflar olay oldu... Özel bir ilişki var mı aranızda?

- Hayır, gerçekten arkadaşız. Bu gizli bir görüşme de değildi, ama ben paparazzilerden korkunca öyle göründü.

Neden korktunuz?

- Çünkü özel hayatımla değil, mesleğimle anılmak istiyorum. Farklı haberler yazılmasından çekiniyorum.

John Cusack’la ne zamandır arkadaşsınız?

- Geçen kış Arjantin’de tanıştık. Ben arkadaş grubumla yemek yiyordum, o da kendi arkadaşlarıyla yemekteydi.

Aynı masada mıydınız?

- Hayır, masalarımız yan yanaydı.

Peki, nasıl oldu da tanıştınız?

- Ortak arkadaşlarımız vardı, o sayede tanıştık. Çok kibar biri... Buradayım, ben John Cusack’ım diye bağırmıyordu. Ben de doğal insanları severim. ıyi anlaştık.
FOTOĞRAFLAR İSVEÇ GAZETELERİNDE DE ÇIKTI

Türkiye’de buluşma fikri kimden çıktı?

- Ben ilk tanıştığımız akşam bile ona ısveç’ten değil Türkiye’den bahsettim sürekli. “Türkiye’ye geldiniz mi? Türkiye çok güzel” dedim durdum. Kendisi zaten Kazakistan’a gidecekti, Türkiye’yi de görmek istedi. Benim de işlerim vardı, burada buluştuk.

Basının sizi görüntüleyeceğini hiç tahmin etmediniz mi?

- Hiç aklıma gelmedi açıkçası. Fotoğraflar ısveç’te de tüm gazetelerde yer aldı ve bu beni çok rahatsız etti. Türk halkının beni sadece böyle tanımasını istemem. John Cusack’la arkadaşım, evet bu güzel bir şey, ama ben daha fazlasıyım.

Muhabirleri bir anda karşınızda görünce ne hissettiniz?

- Çok şaşırdım. Dünyam döndü resmen! Yine de bu konuyu hiç konuşmadık, çünkü onun açısından gayet normal bir şeydi. Ama arkadaşı Ned Bellamy, “şoke oldum, her yerdeler. Tıpkı Paris’tekiler gibi” dedi.

KENAN DEĞİL YİĞİT’LE OYNAMAYI İSTERDİM

Türk dizilerini takip ediyor musunuz?

- Aslında çok fazla zamanım olmuyor ama “Ezel”i izlemiştim. O dizide bir oyuncu var, onunla oynamayı çok isterim mesela...

Kenan ımirazlıoğlu mu?

- Hayır, Cengiz rolündeki Yiğit Özşener... O dizide bence çok güzel bir performans sergiledi. Aslında Türkiye’deki aktör ve aktrislerin çoğu çok iyi. Beren Saat’i de çok beğenirim.

İsveç’de yolda zor yürüyormuşsunuz, doğru mu bu?

- Yolda yürüyebiliyorum canım, o kadar da değil (gülüyor). Sevenler de var sevmeyenler de... Kimi sarılıp öpüyor kimi beni görünce kafasını çeviryor. Diva değilim ki kaçayım, halkla olmayı çok severim. Çünkü bana işi veren halk, yapım şirketleri değil... Maaşımı onlar sayesinde kazanıyorum.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle