GeriKelebek Jane Birkin’den büyük aşkının şarkıları
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Jane Birkin’den büyük aşkının şarkıları

Jane Birkin’den büyük aşkının şarkıları
refid:19672842 ilişkili resim dosyası

Güzel kadın Jane Birkin. Sevimli, konuşkan ve samimi... 18-19 Ocak’taki İstanbul konserinde sadece eski eşi, karizmadan ibaret Serge Gainsbourg’un şarkılarını söyleyecek Birkin’le Gainsbourg ve İstanbul’u konuştuk

Tek teklime Fransızca bilmesem de şarkılarınıza hep bayıldım. Serge Gainsbourg şarkıları söylerken siz neler hissediyorsunuz?
- Ölümünün üstünden 20 yıl geçtiğine inanamıyorum. ‘Histoire de Melody Nelson’ yayınlandığında hiç satmadı, fakat ‘Aux Armes et Caetera’ çok ilgi gördü. Serge, inandığı şeyi yapan, çok cesur bir adamdı. Gençler sonradan keşfetti ve o öldüğünde ‘Melody Nelson’ altın plak kazandı.
Efsanevi ‘Je t’aime... moi non plus’ dönemleri, erotik söz ve fotoğraflarınız ortalıktayken nasıl tepkiler alıyordunuz?
- Fransız bir gazeteci “Başka iğrenç plaklar yapacak mısınız?” diye sormuştu. François Mitterrand, Roland Petit, Jacques Chirac gibi isimler ölümünün ardından çok güzel şeyler yazdı.
Serge Gainsbourg’u tanıtmanız gerekse hangi kelimeleri kullanırsınız?
- Hoş, çekici ve tanıdığım en komik adamdı. Kolay ulaşılabilir ve çok düşünceliydi. Zorda diye 500 Frank’ını taksiciye verdiğine bile şahidim.
Sizi aldattı, terk etti sonra yine barıştınız. Kendini nasıl affettirirdi?
- Beni terk ettiğinde özür dilemek için 25 Rus kemancıyı balkonumuzun altındaki kaldırıma getirip Rachmaninoff çaldırmıştı. Ertesi akşam bir kulübe götürdü. Bu sefer de Meksikalı müzisyenlere şarkılar çaldırdı.
Ondan öğrendiğiniz en önemli şey neydi?
- Çok şey. En başta kendim olmayı ve kendime güvenmeyi...
Kendinize güvenmeyi öğretmesinin sebebi neydi peki? Fiziğiniz hep güzeldi, beğenmediğiniz bir özelliğiniz mi var?
- Büyük göğüs ve popom olsun isterdim. Tam da onun kalemi olduğumu, bu halime bayıldığını söylerdi. Erkek gibi görünen kadınlardan hep hoşlanmıştı. Yönettiği ‘Je t’aime.. Moi non plus’ filmimizde homoseksüel adamın erkeksi sevgilisini de oynatmıştı.

BRIGITTE BARDOT DA TERK ETTİ

Kıskanç bir adam mıydı peki?
- İlk eşim John Barry’yi çok kıskanırdı. Sinirlendiği zaman piyanoda John’un bestelediği o meşhur James Bond tema şarkısını çalıp, dalga geçerdi.
Serge’den sonra evlendiğiniz yönetmen Jacques Doillon’dan olan kızınız Lou’ya nasıl davranırdı peki?
- Lou’nun vaftiz babası oldu ve yaşamının sonuna kadar da kendi kızı Charlotte gibi ona çok iyi baktı.
Peki o derece alkol sorunu varken nasıl bu kadar duyarlı olabildi?
- Tanıdığım en organize adamdı. Her şeyi planlar ve sonraki adımlarını düşünürdü. Albümleri için çok çalışırdı. Medyada Serge’in kötü haberini yapma saplantısı vardı. Bu yüzden hep nefret edildiğini düşündü. Ölümüne doğru tersine inanmaya başladı ama tüm hayatı sevilmediğini düşünerek geçti.
Bu kadar sevdiğiniz adamı nasıl terk edebildiniz?
- Benden 20 yaş büyüktü ve patronluk taslamasından sıkılmıştım. Bir gece artık gitmem gerektiğini düşündüm ve otel için kredi kartımı alıp, paltomu giyip evden çekip gittim.
Tüm kadınlar ondan etkilenirken terk etmeniz ilginç bir durum olsa gerek. Üzülmüş müydü?
- Tanıştığımızıda Brigitte Bardot tarafından terk edilmiş ve tükenmiş vaziyetteydi. Ona aşıktım ama hayatımdaki tek erkek değildi, kapımda çok erkek vardı. Ayrıldıktan sonra arkadaş kalabildik. Londra’daki evimde bir odası bile vardı. Ölmeden dört gün önce pırlanta bir yüzük hediye etmişti. Hastanede başında bekledim. O öldükten dört gün sonra babamı da kaybettim.
En sevdiğiniz Gainsbourg şarkısı hangisi?
- ‘Ballade de Melody Nelson’ı çok severim ama ‘L’Homme A Tête De Chou’ da en az onun kadar güzeldir.
Gainsbourg’un nefret ettiğiniz bağımlılığı neydi?
- Her gece eve 05.00’te sarhoş gelen bir adamla yaşamak zordu. Kapıyı açamayıp, önünde sızardı. Ertesi gün hasta olacak kadar içerdi. Her gece kulüplere giderdik ve 04.00’te hala içmek isterdi. Barlardaki gerizekalılar da sürekli içki ikram ederdi. “Hadi Chopin’im, eve gidelim” deyip suyuna giderdim. Bunlara rağmen çok kibardı, restoranları seçer ve hesaba asla karıştırmazdı.
Evde nasıl bir adamdı?
- O tüm taşkınlıklarına rağmen çok duyarlıydı. Ne çocuklar ne de ben onu çıplak gördük, evde öyle dolaşmazdı. Onun kadar çekici ve erotik bir adam da tanımadım. Çok iyi bir aşıktı. Onu tanıdığım en güzel haliyle hatırlıyorum...

İSTANBUL’A KAÇ KEZ GELDİĞİMİ HATIRLAMIYORUM BİLE

Paris’te 45 yıl yaşadım. İkinci favorim İstanbul. 15 yıl önce kızım Lou’yu 15 yaşındayken getirmiştim ilk kez. Biraz kısa giyinmişti, battaniyeyle çıktık havaalanından, saçları da rastaydı. Fakat insanlar onu komik buldu. Arkadaş tavsiyesiyle Pera Palas’ta kaldık. Kirli fakat çekiciydi. Ayasofya yakınlarında da bir otelde de kaldık. Saraylarınız ve Osmanlı hikayeleri çok ilgimi çekmişti. Mısır Çarşısı’nı da çok sevmiştim. Torunlarımı da getirdim. ‘Arabesque’ albümüm için geldiğimde yanımda Charlotte’un oğlu Ben vardı. En yakın arkadaşımı da getirdim farklı zamanlarda.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle