GeriKelebek İstesem de elektronik yapamam ruhum o değil, ben taşralıyım
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İstesem de elektronik yapamam ruhum o değil, ben taşralıyım

İstesem de elektronik yapamam ruhum o değil, ben taşralıyım
refid:14809102 ilişkili resim dosyası

Serdar Ortaç, hep müzik listelerinin zirvesinde oldu. En çok onun konserleri doldu. Şarkıları mutlaka yazın hitleri arasına girdi. O yine bir yaz klasiği olarak hitlerle dolu albümü “Kara Kedi”yi geçtiğimiz hafta çıkardı. Albümde 17 yeni şarkı, Romanyalı, Bulgar ve Porto Riko’lu sanatçılarla düetler var.

Yeni albümünüzün ismi “Kara Kedi”. Kara kedi uğursuzluk derler. Bu ismi verirken tedirgin olmadınız mı?
- Bu şarkı kısaca aramıza girmek ve huzurumuzu bozmak isteyenlere izin verme diyor. Kara kedilere karşı yazılmış bir şarkı. Tam tersine uğursuzluk değil, huzur getireceğine inanıyorum.

Poşet isimli şarkınızda “Seni çöpe atacağım poşete yazık” diyorsunuz. Biten ilişkinin ardından sevgiliye karşı yazılan tavırlı sözler daha mı çok ilgi görüyor?
- İlgi gördüğü için değil içimden geldiği için böyle yazdım.

Neden böyle geldi içinizden?
- Bir sevgilimin bana yaşattıklarından sonra ona verilecek en büyük cezanın, ona değer vermemek olduğuna inandım.

O zaman tıpkı yeni şarkılarınızdaki gibi aşk acısı çekmiş bir adam var karşımda...
- Aşk her zaman güzel başlar. Çok azı güzel devam eder. Çoğunluğu acıyla biter. Ya da bir tek bende öyle oluyor bilemiyorum.

Şarkınızda söylediğiniz gibi, sizin hayatınızda da huzur üreten, büyü bozucular var mı?
- Hayatımın huzur üreteni annem, büyü bozucusuysa Rabbim diyebilirim.

Şarkı sözlerinde ve sound’unuzda bu albümle birlikte değişen şeyler oldu mu?
- Fazla değişen bir şey yok. Romanyalı, Bulgar ve Porto Riko’lu şarkıcılarla düetler yaptım. İlk kez İskender Paydaş’la çalıştım. İlk defa tutup tutmayacağını düşünmeden kendim için birkaç şarkı albüme koydu.

BANA CEZA VERECEKLERSE DİNLEMESİNLER

Ahmet Kaya’nın, içinde sizin de bulunduğunuz bir grup tarafından saldırıya uğradığı görüntülerin yeniden yayınlanması sizi üzüyor mu?
- Bana kimse inanmıyor. 11 sene önceydi. “Ben çatal atmadım, sahnedeydim, bu olaya karıştığım için pişmanım, keşke olmasaydı, çok genç ve cahildim” diyorum, inanmıyorlar. Bazı televizyon kanalları sürekli olayı kurcalıyor. Bir tek ben mi vardım o gece orada? Hala “Neden 10. Yıl Marşı’nı okudun?” diyenler var. Ben kimsenin tarafı değilim. Ne sağ, ne sol, ne orta! Ben sadece şarkı söylemek ve yazmak istiyorum. Eğer konserlerimdeki 14 yaşındaki kız çocuğunun kafasına çatal gelirse, bunun hesabını nasıl veririm ailesine? 70 bin kişilik konserde yapmasınlar bari, bana ceza vermek istiyorlarsa, kasetimi almasın, dinlemesinler. Sanatçı hayransız zaten yaşayamaz.

Hacettepe’de yalnızca bir şarkı söyleyebildiniz. “Ahmet Kaya’yı unutmadık” pankartı açan grup, sahneyi çatal ve yumurta yağmuruna tuttu. Bu bilinçli bir saldırı mıydı?
- Tabii bilinçliydi, kuliste menajerim “İstersen sahneye çıkma eylem olacak” dedi. “Gelenlere ayıp, çıkacağım” dedim; çıktım. Ve saldırı oldu. Eğer yaralanmasaydım devam da ederdim konserime ama iki dansçımın kafası yarıldı. Davulcumun parmağı kırıldı, benim ayağım çıktı, 10 metreden atladım yere. Doğru acile gittik ve istanbul’a döndük.

Peki sizden nasıl bir açıklama bekliyolar bunları yapıyorlar?
- Benden önce, Ahmet Kaya’ya çatal atanlar açıklama yapmalı. Ben hiçbir şey atmadım. Savcılığa o geceki kasetleri yolladık ve kimin çatal attığının tespitini istedik. Benim olmadığım belgelendi. Bize yapılan her saldırıyı dava ettik. Sonuçlarını bekliyoruz.

BEN DEĞİL ETRAFIMDAKİLER ÇAPKIN

Aşk hayatınız nasıl gidiyor?

- Sevmek, çok sevmek istiyorum. Herşeyimi paylaşmak, ne giyeceğimi ona sormak, ne yiyeceksem onun elinden yemek istiyorum. Acı çekeceksem o çektirsin, sevineceksem o sevindirsin. Onun için canımı vermek, öleceksem birlikte ölmek istiyorum.

Tek gecelik aşklar yaşar bilirdik sizi... Ne oldu da şimdi bu sözleri söylüyorsunuz?
- Eskiden yaşardım, artık kendimi seveceğim kadına saklıyorum.

Ama yanınızda hep farklı kadınlar var.
- Çapkın falan değilim. Etrafımdakiler çapkın.

Yine de bu lafları söylerken hiç boş kalmıyorsunuz.
- Çevrem geniş, seviliyorum, sayılıyorum. Yanlızlık ürkütücü.

Bir de yanınızdaki kadınlar hep yabancı uyruklu. Onlar sizi daha mı iyi anlıyor?
- Belki haksızlık olmasın diyedir. Aramızda eşitlik olsun, güç dengelerimiz aynı kalsın. Üstünlük sevmem. İsim ve şöhret üstünlüğünü hiç sevmem. Ben ona yabancı, o bana yabancı olsun. O yüzden yabancı kadınlar denk geliyor olabilir.

BENİM BİRİNİ KİRALAMAYA İHTİYACIM OLUR MU?

Bu kadınların ajanstan kiralandığı hikayesi de var...

- Beni kimseyi kiralamaya ihtiyacım olabilir mi? Ne aşağılayıcı bir söz bu “kiralamak”. Klip mi çekiyoruz? (Gülüyor).

Bir gün yanınızda Türk bir sevgili görebilecek miyiz?
- Bakın bunu ırka bağlamayalım. Ben o kadını bulursam hemen evlenirim zaten.

Siz nasıl tavlanırsınız?
- Tavlamak, sanki o gece elde etmek gibi bir deyim. Tavlamak ve tavlanmak çocuk oyuncağı. Bir kabiliyet gerektirmiyor. İki insan isterse oluyor zaten.

Rakı-balık seksten güzel demiştiniz. Son konuştuğumuzda da fantazilerinizin bittiğini anlatmıştınız. Şimdi durum ne? Fantaziler geri mi geldi?
- Rakı-balık sohbetinin de, şömine sohbetinin de yerleri ayrı...

Bir de danşçılarla seksi danslarınız var. Neden bu danslar?
- Sahnede ne yapmamı istersin? Sandalyede oturup kafa mı sallıyalım? Elimden geldiğince şov yapmaya çalışıyorum. Beyonce gibi olmasa da, imkanlarımız bunlar.

AYNAYA BAKARSAM DERT VE ÇİLE KUSARIM

Erken yaşta bu kadar ünlü olmak sizi nasıl etkiledi? Özel hayatınızda yaşayamadığınız kaçırdığınız şeyler oldu mu?
- Neleri mi kaçırdım? Kapalıçarşı’da alışveriş yapmayı, Bebek’den Arnavutköy’e yürümeyi, Zeytinburnu pikniklerini kaçırdım. Ahmet sadece anne ve babasından eleştiri alırken, ben milyonların beni eleştirmesinden sıkıldım. Hayatım üç lokasyonun etrafında dönüp duruyor: Ev, iş ve sahne.

Öyle bir anlattınız ki... Aynaya bakınca nasıl bir adam görüyorsunuz?
- Baktırma beni aynaya. Dert ve çile kusarım (Gülüyor).

Peki 15 yıl önce işin bu noktaya geleceğini tahmin ediyor muydunuz?
- Çok çalışıyordum, yıllarca uyumadan, yazdım çizdim. Allah da korudu ve yürüttü. İçime verdiği sihirli yeteneği geri almadı. Bunun sonucu da bugünkü konumum oldu.

İyi beste yapmanın sırrı nedir? Bu doğuştan gelen bir yetenek mi?
- Doktor yıllarca tıp okur, öğrenir ameliyat yapar. Sanatçı yıllarca eğitim alsa da şarkı yazamayabilir, bunun sırrı yok.

İnsana neler beste yaptırır? Bu işin sırrı ve matematiği ne?
- Matematiği yok. ÖSS sınavı mı bu! Olmayan bir şeyi yaratıyorsunuz. Yaratmazsanız hiç olmayacak. Öyle düşün!

Sizin şarkılarınızı “bakkal” olarak değerlendirenler oldu. Bunlara katılıyor musunuz?
- Öyle düşünenler beni dinlemezse daha çok sevinirim.

Peki bir gün pop canınıza tak ederse elektronik yapar mısınız?
- İstesem de yapamam, ruhum o değil, ben taşralıyım.

KENDİMDEKİ HER NOKTAYI BEĞENİYORUM

Ten markasının yüzü oldunuz. Ama bu eleştiri aldı. Vücudunuz yetersiz bulundu.
- Sanki hepimizin vücudu mükemmelmiş gibi... Bu iç çamaşırını Ahmet, Mehmet giyecek; David Beckham değil.

Kendinizi pek beğenmiyorsunuz galiba?
- Kendimi ve kendimdeki her noktayı beğenirim. En azından Allah yaratmış, bunu layık görmüş. Neyi değiştireceğim ki?

Sizi çok sert bulanlar da var. Özelinizde nasılsınız?
- Yapmacık ve şebek gibi olur olmaz konulara gülümseme yaşım çoktan geçti. Bunun adı sertlikse iyi ki sertim.

BUNCA PİSLİĞE RAĞMEN YAZACAĞIM

Başarım çok uzun sürdü farkındayım. Yeni yeteneklerin çıkmasını bende çok istiyorum. Gözüm görene, elim kalem tutana, ruhum bunca pisliğe rağmen kirlenmeyene kadar yazacağım. Sene veremem. Allah biliyordur ve vakit gelince bana söyler.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle