GeriKelebek İsteklerimiz ve beynimiz
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İsteklerimiz ve beynimiz

Beden, zihin ve duygular üzerine konsantre olduğum günden bu yana izlediğim insanlar ve olaylar, içimde uyanan bilgileri doğruluyor. En fazla da kendimi izliyorum ve bedenimin, öğrendiğim bilgilerden çok daha muazzam olduğunu anlıyorum. Özellikle bir gün yaşadığım ilginç deneyimden sonra bedenimin diğer bütün maddelerle iletişim içinde olduğunun farkına vardım. Bu sırada düşüncelerimi tamamen serbest bırakmış ve hiçbir şey düşünmeden sadece anlamaya çalışıyordum ki, birden bire o güne kadar öğrenmemiş olduğum bir bilginin zihnimde uyanışını yakaladım. İşte o anda çok heyecanlanmıştım. Bunun ne derece doğru olduğunu araştırmak için hemen harekete geçtim. Ve kitapların içinde karşılaştığım tarif, heyecanımın büyümesine neden oldu. Bir süre öylece oturdum ve bu yeni keşfimi içime sindirmeye çalıştım. Düşünmek için, sağlıklı düşünebilmek için önce sakinleşmem gerekiyordu. Fakat bunu yapmak çok zordu. Çünkü duygularım harekete geçmiş ve düşüncelerim genç tavşanlar gibi oradan oraya sıçrıyordu. Sonunda başardım ve sakinleştim. Yeniden yaşadığım deneyimi düşünmeye başladım. Bedenim her şeyi biliyordu. Fakat, bedenimden gelecek olan bilgiyi alabilmek için aklımı devreden çıkarmam gerekiyordu. Peki 'akıl' dediğim öğrendiğim bilgiler ve bunların yarattığı düşünceler nereden geliyordu? Nasıl oluyordu? Olaylar sırasında ne yapacağımı nasıl akıl edebiliyordum? Düşünceler zihnimde nasıl uyanıyordu? Nasıl düşünüyordum?Evet, düşüncelerden sorumlu beynimi incelemek için yanıp tutuşmaya başladım. Bu sırada Arıtan Yayınları'dan 'Düşünmek, öğrenmek, unutmak' adlı kitapla karşılaştım. Yaz geceleri uçuşan ateş böcekleri gibi yüzlerce sinyalin oradan oraya uçuştuğunu ve bilgileri taşıdıklarını öğrendim. Kitap çok açıklayıcı olduğu halde benim aradığım cevapları vermiyordu. Sadece mekanizmanın nasıl çalıştığını anlatıyordu ama ben daha fazlasını istiyordum. Çünkü öylesine heyecan verici bir deneyimden sonra çok başka bir bilgi uyanmıştı. Ben bunun doğru olduğundan emindim. Ama açıklamaya ihtiyacım vardı ve birileri bana bunun açıklamasını yapmalıydı. Ama ne yazık! Uzun yıllar hiçbir açıklamayla karşılaşmadım. Fakat, deneyimlerimi sürdürmeye devam ettim. Artık tamamen biliyordum ama bu bildiğimi açıklayamıyordum. Sonra geçen gün gecenin ilerleyen saatlerinde TRT 2'de bir belgeseli uzanmış izlerken birden bire aradığım cevapla karşılaştım. Yerimden fırladım ve dikkat kesildim. Aynen şöyle diyordu; 'Biz mi beynimizi çalıştırıyoruz, yoksa beynimiz mi bizi çalıştırıyor?'Bunu duyduğum anda tıpkı deneyimi yaşarken hissettiğim heyecan beni sarmaya başladı. Bu soruyu 'Benjamin Liebet' ileri sürüyor ve daha önce hiç düşünülmemiş bir çalışmayı başlatıyor. Sonra çeşitli testler yapıyorlar. Bunların arasında özellikle bir tanesi çok ilgi çekici. Başına elektrotlar bağlanmış olan kişiyi bir bilgisayarın başına oturtuyorlar ve tuşlara dokunmasını söylüyorlar. Hangi tuşa dokunacağını düşündüğü anda denek o tuşa basıyor. Ve bu deneyi pek çok kişi üzerinde uyguluyorlar. Sonuç ise şaşırtıcı. Denek tuşa dokunmadan yarım saniye önce beyinde sinyaller başlıyor, sonra tuşa basıyor. Yani düşünce ile beyindeki sinyaller arasında tam yarım saniyelik bir süre var. Araba kullanırken bu süre çok değerli. Frene basmayı düşündükten sonra basacak olursanız kaza yaparsınız. Bu demektir ki, düşünmeden araba kullanıyoruz. Yani bedenimiz kullanıyor. Beynimiz ne yapacağını biliyor ve gerekli organlarımız düşüncelerimizden önce harekete geçiyor. Yaşarken öğrendiğimiz her şey, düşüncelerimizden önce beynimizde oluşuyor. Yani düşünerek istediğimizi zannettiğimiz şeyler önce beynimizde beliriyor, sonra düşüncelerimizde istek olarak şekil buluyor. Bu demektir ki, isteklerimizin karşılığı yaşadığımız yerde mevcut. Ama biz bunu bilmiyoruz. Sadece istiyoruz. Ve bu isteği uyandıran beynimizin bunu nasıl oluşturduğunu bilmiyoruz diyorum, Yasemin'ce...