GeriKelebek İşte Özge'nin bebeği
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    15
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İşte Özge'nin bebeği

İşte Özge'nin bebeği
refid:14557512 ilişkili resim dosyası

Özge Özberk bir ay önce ilk bebeğini dünyaya getirdi. Leo ismini verdiği bebeğiyle mutluluk pozu veren Özberk ikinci bebeği 'Hemen' istiyor.

ÜNLÜLERİN ÇOCUKLARI

2007'de Haim Sadioğlu ile evlenen Özge Özberk, iki ay önce doğum yaparak oğlu Leo'yu dünyaya getirmişti. Mother&Baby dergisinin son sayısında oğluyla birlikte poz veren Özberk, “Herkes ‘lohusayken nasıl ikinci bebeği düşünüyorsun’ diye soruyor. Oysa ben can atıyorum, mümkünse hemen olsun” diye konuştu. İşte Mother&Baby dergisinin mayıs sayısında yayınlanan Özge Özberk röportajı...

Önce her kapak annesine sorduğumuz sorularla başlayalım. Sezaryen miydi Leo bebek?      

Evet. 38. haftada doğdu.
 
Nasıl bir hamilelik geçirdiniz?       

İnanın çok rahat bir hamilelik yaşadım. Ne bulantım oldu ne de aşerdim. Gerçi ilk 3ay biraz gergindim. Sanırım hormonlarla ilgili olarak, her şeye çok çabuk sinirlenir olmuştum. Ama zamanla geçti. 14-15 kilo aldım.

Hamilelikte istediğiniz her şeyi yiyebilmişsinizdir o zaman?    

Evet, diyet yapmadım tabii ama bebeğe ne yararsa onları yemeye dikkat ettim hep. Bir de alınan vitaminler çok önemli. Örneğin folik asit sayesinde bebekler artık neredeyse doğar doğmaz başlarını dik tutabiliyor. Şanslıyız bu konuda.

Fazla kiloların hepsi gitmiş gibi…

Eh, sayılır. 10 kilom gitti. Kalanı da zamanla geçer diye düşünüyorum. Zaten Leo henüz bir aylık. Doğrusunu isterseniz şu an kilolarımı hiç kafama takmıyorum. Bu çok güzel bir duygu çünkü.

Spor yaptınız mı?

İnanın hiç yapmadım. O koltuktan bu koltuğa geçti zamanım. Hamileliğimde bol bol ‘şımardım’ anlayacağınız. İyi de oldu. Çok huzurlu bir dönemimdi çok şükür, şimdi bebeğimiz de öyle.

Adı Leo… Neden Leo?

Eşim de ben de ilk andan itibaren oğlumuz olursa adının Leo olmasını istedik. Hem söylemesi kolay, hem de adının anlamı olan aslan gibi güçlü olmasını istedik.

Emziriyor musunuz?

Evet. Leo’nun çekim gücü sayesinde. İnşallah böyle devam eder, bakalım…

Anneniz, aile büyükleri yardım ediyor mu?

Evet tabii. Ama her şey o kadar değişiyor ki… Eskiden çok az su verilirmiş şimdi doktorlar asla su vermeyin diyor. Günden güne her şey değişiyor dediğim gibi ama biz de onları da kırmak istemiyorum ama arada idare ediyoruz işte. Sorunsuz bir şekilde.

Depresyon ya da lohusa sendromu pek yok sizde…

Evet, çok huzurluyum. Biraz yorgunluk oluyor tabii ama inanın ona değiyor. Sabah çok erken kalkmış olsam da bir bakmışım akşam olmuş. Leo’lu günler hızlı ve renkli geçiyor.

İkinci çocuğu düşünüyor musunuz?

Hemen! Gerçekten hemen istiyorum . Herkes sen enteresansın nasıl lohusayken ikinciyi düşünebiliyorsun diyor ama ben istiyorum, ama kısmet tabii, bakalım.

Peki oyunculuğa ne zaman döneceksiniz?

Bu yaz sanırım. Çünkü abimin bir filmi olacak. Onun yazıp yöneteceği, onda rol alacağım.

Dizilerde tekrar ne zaman görürüz sizi?

Setler yeni doğmuş çocuğunuz varsa biraz yorucu ve çok zaman alıcı. O yüzden en azından bir yıl düşünmüyorum. Ayrıca özellikle özel sektörde anne olduktan sonra işe dönme süresinin biraz uzatılması gerekir.

Siz dönem dizilerinde çok rol aldınız ama sanki size komedide yakışıyor?

Evet. Örneğin en son oynadığım ‘Yol Arkadaşım’da komediye yatkın olduğumu keşfettim. Tabii tiyatroda da senelerce BKM’de Yılmaz Erdoğan ve Demet Akbağ ile oynadım. Komediyi severim. Tiyatro dizilerden daha erken olabilir mesela…

Hamileliğinizde danıştığınız, konuştuğunuz anneler hamileler var mıydı? Bizim de tanıdığımız...

Şeyla (Halis) vardı. Şeyla, ‘Cennet Mahallesi’ dizisinden tanırsınız. Oda doğum yaptı yeni. Benim doğumla arasında1 hafta var. Bir kızı oldu. Sürekli telefonlaşıyoruz. ‘Seninki kaç kilo; benimki bugün tekmeledi.’ gibi… Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde de aynı sınıftaydık zaten. Daha çok var aslında da en çok telefonlaştığım Şeyla.

Sizin hamilelere tavsiyeleriniz neler?

Stresten mümkün olduğunca uzak dursunlar. Evhama da gerek yok. Mümkün olduğunca endişelerden uzak dursunlar. İşten, günlük koşuşturmalardan fırsat bulduklarında kendilerine zaman aralığı yaratsınlar. Biliyorum çok az vakit kalıyor ama o vakit aralığında da nasıl mutlu olacaklarsa onu yapsınlar. Bunun çok özel bir şey olmasına da gerek yok. Sakin bir şekilde müzik dinleyip kitap okumak bile olabilir. Önemli olan kendilerine zaman ayırmaları.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle