İstanbul’un trafiği bile özleniyor

Güncelleme Tarihi:

İstanbul’un trafiği bile özleniyor
Oluşturulma Tarihi: Ocak 07, 2012 00:00

Elif Ağca (27) voleybol liginin en iddialı takımlarından Eczacıbaşı Vitra’nın pasörü. Ağca Ankara’da başladığı voleybol kariyerini önce İzmir’e, sonra da İstanbul’a taşımış olmaktan çok memnun.

Haberin Devamı

İstanbul’u sadece kariyeri açısından değil, yaşam şartları açısından da bir numaraya yerleştiriyor. Öyle ki, uzak kaldığında, mesela Fransa Ligi’nde Cannes takımında geçirdiği bir sezonda İstanbul’un trafiğini bile özlemiş.

- Ankara’da 12 yaşında voleybola başladıktan sonra çok genç yaşta antrenörünüzle İzmir’e transfer oldunuz. Zor geçmedi mi evden uzakta o yıllar?
- 1998’de henüz 15 yaşındaydım. İzmir’de Karşıyaka takımına iki yıl kiralık gittim. Zor ama doğru bir karardı. Bir de babamı kaybetmiştim o yaz. Sürekli evde kalıp her gün o acıyı yaşamadım. En büyük fedakârlığı annem yaptı. İlk sezon ikinci pasördüm. Bütün oyuncular ve antrenörler yardımcı oldu alışma döneminde.

- İlk antrenörünüz Hüseyin Doğanyüz voleybola başlamanızdan altı ay sonra pasörlüğe yönlendirmiş. Pasörlükte teknik olarak hangi özellikler önemli?
- Genelde ellerin hassasiyeti üzerinde durulur. Küçükken çok eziyetini çektim. Çünkü pasör antrenmanları çok ağır geçer. Genç yaşlarda günde 1000-1500 pas attığımı bilirim. Kolumu hiç aşağı indiremezdim. Ayakkabımı bağlayacağım diye bahane üretip ellerimi indirirdim. Akşamları ders çalışmak imkansızdı çünkü kollarımı kıpırdatamayacak hale gelirdim. Küçük yaşta pasörleri basketbol topuyla çalıştırırlar. Şimdi de bir veya iki kiloluk özel toplarla pas atıyoruz antrenmanlarda. Tamamen pasörlerin bilek ve ellerini kuvvetlendirmek için özel bir yöntem. Maçtaki normal top bize tüy gibi geliyor.

Haberin Devamı

- Pasörlük için zihinsel bir özellik gerekir mi?
- Liderlik, ileri görüşlülük... Bunlar doğuştan gelen özellikler. Pasörlerin doğru zamanda doğru işi yapacak öngörüye sahip olması gerekir. Çünkü sahada antrenörün talimatlarını uygulayabilecek ilk oyuncu. Başka yöne bakarken diğer yöne pas atmalı. Rakibi aldatma çalışması bu. Bunun özel çalışması da yapılır. 16 yaşından sonra da bunun eğitimini aldım.

/images/100/0x0/55eb4aa9f018fbb8f8b7c56a

- 2001’de İstanbul’da Güneş Sigorta’ya transfer olduktan sonra neler değişti?
- Çok daha profesyonel bir ortam buldum. Neslihan Demir’le aynı yıl gelmiştik. Kendimizi milli takım oyuncularının arasında bulduk. Antrenör Buzayev de söylediklerinin mutlaka yapılmasını isterdi, dışına çıkıldığında çok kızardı. Oyun sırasında yapmam gereken hareketleri parmaklarıyla işaret ederdi. Ama eleştirildiğimde de kol kanat gerer; “Aldırma, önemli olan ikimizin arasındaki iletişim” derdi. Disiplini hiçbir zaman elden bırakmazdı. Şampiyon olduğumuz ilk sezon son Eczacıbaşı maçında bir hareketi yapmadım diye beni ağlattığını bilirim.

Haberin Devamı

- 15 yaşına kadar Ankaralıydınız. Sonra iki yıl İzmir, ardından İstanbul. İstanbul’daki yaşam nasıl geçiyor?
- Küçükken “İstanbul’da hayatta yaşayamam” derdim. Milli Takım’dan arkadaşım Deniz Hakyemez de “Bir gün İstanbul’a geleceksin. Denizi olmayan şehirde yaşayamazsın” derdi hep. Adım adım İstanbul’a geldim.İstanbul’da hep Anadolu yakasında oturdum. Önce Ataşehir’deydim. Evlenince eşimin yanına Beykoz’a taşındım. Şehir merkezine çok uzakmış gibi geliyordu ama şimdi çok hoşuma gidiyor. Fransa’nın Cannes takımına transfer olduğum sezon İstanbul’u öyle özledim ki! Trafiğini bile. Abim de İstanbul’a yerleşti. Bir tek annemi getiremedik. Yabancı oyuncular da aynı durumda. Bizim takımdaki Nikolic İstanbul’a giderken tereddüt etmişti, şimdi ayrılamıyor.

Haberin Devamı

KURBAĞA BAĞIMLISIYIM

Bir sürü uğurum var. Bu yüzden takımda benden bıktılar! Mesela maç öncesi seremonideki duruşumuzun hep aynı olması lazım. Sezonun ilk maçı öncesi sahada ısınmaya hangi oyuncu nerede başlamışsa öyle devam ettiriyorum. Sezon boyunca kimse yerini değiştiremiyor. Geçen sezonu takım olarak çok iyi kapatamadık. Bu sebeple bu sezon yerleri değiştirdik. Maça çıkarken mutlaka dua ederim. Özellikle 2003’teki sakatlıktan sonra duayı hiç eksik etmiyorum.
Karşıyaka’da takım arkadaşım Deniz Barut’la birbirimize ‘Kurbişim’ derdik. Sonra çevremdeki her şeyi kurbağa gibi görmeye başladım. Tabağım, çanağım, terliğim, bardağım, anahtarlığım, her şeyim kurbağadan. Kurbağalı ne görsem alıyorum. Adeta kurbağa bağımlısı oldum.

Haberin Devamı

Aroma Bayanlar Voleybol Ligi’nin ikinci yarısı bugünkü heyecanlı maçlarla başlıyor. Önemli maçlardan birinde Eczacıbaşı Vitra ile Vakıfbank Türk Telekom İstanbul’da 17.30’da Burhan Felek Spor Salonu’nda karşılaşıyor.

HIRSLI OYUNCULARI SEVİYORUM

Neslihan Demir’le uzun zamandır beraberiz. Birbirimizi sahada çok iyi tanıyoruz. Neslihan solak olduğu için, bazen onun pozisyonunda sağ elli bir oyuncuya pas atmakta zorlanıyorum. Alışkanlıkla bazen paslarım kısa kalıyor. Kazanma hırsına sahip oyuncularla oynamayı çok seviyorum. Maçı sonuna kadar bırakmayanlar bana keyif veriyor. Bu tip oyuncular sizi de yukarı çekiyor. Bu sezonki yeni oyuncularımızdan Maja Poljak tam da böyle. Kazanmayı çok arzuluyor ve dışarı yansıtıyor.

Haberin Devamı

EŞİM BENİ ÖZLEYİNCE PEŞİMDEN JAPONYA’YA GELDİ

Eşim Hakan ile 2010’da evlendik. Kısa bir balayı yaptık. İki ay sonra Milli Takım’a çağrılınca hiç zaman geçiremedik. Dünya Şampiyonası için Japonya’ya gittim ve bir aydan fazla kaldım. Sağolsun, oraya kadar geldi. Bir haftalık konaklama planlamıştı, üç haftada döndü. Hatta dönüş için bilet bulamayınca Milli Takım’dan sonra döndü. Geçen sezon deplasmanlar dahil çok sayıda maçımı izlemeye geldi. Kayınvalidem de voleybolu bilir, oyuncuları tanır, maçlari izler.

EŞOFMANDAN KURTULMAK İÇİN CAN ATIYORUM

Zamanımın büyük bölümü eşofmanlarla geçtiği için spor kıyafetlerden kurtulmaya can atıyorum. Ayakkabı ve çantaya meraklıyım. Dövmelerim var: Bileğimde yedi yıldız. 7, uğurlu sayım. Sonra ying-yang yunusları. Bir de ABD’de yaptırdığım kurbağam var. İstanbul’da Sonat Göksel’e yaptırdım dövmelerimi. Süper Kupa maçını kazandığımızda taktığım, uğur kolyem oldu. Saçlarıma bakım yaptırmaya meraklıyım. Geçen yıl sezon erken bitti. Milli Takım’a da gitmedim. O bir buçuk aylık arada vücudumu kuvvetlendirmek için her gün özel antrenörüm eşliğinde pilates yaptım. Gerçekten çok memnun kaldım. İlk günlerde yarattığı etkiyi anlamıyorsunuz ama vücudu kesinlikle sıkılaştırıyor. Hâlâ da devam ediyorum.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!