GeriKelebek İstanbul’daki 237 hamamın 60 tanesi çalışıyor, 10 sene içinde 10 tane kalmasın diye uğraşıyoruz
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İstanbul’daki 237 hamamın 60 tanesi çalışıyor, 10 sene içinde 10 tane kalmasın diye uğraşıyoruz

Herkesin SPA, SPA diye tutturduğu bir dönemde otel yatırımcılarını ikna edip, bin metrekarelik hamamlar yaptılar. Müge Hansoy Kınacı, Esin Sözer ve Murad Denizaltı’nın on yıl önce kurduğu Arketipo Design, turizm konusunda uzmanlaşmış bir iç mimarlık şirketi.

Bugüne kadar hepsi beş yıldızlı yirmi otel tasarladılar. İlk günden beri Türk hamam kültürüne sahip çıkmaya çalışıyorlar. En son yaptıkları Rixos Hotel Premium Belek’in hamamı bu konuya son noktayı kodu. Bin bir gece masallarını anımsatan, Osmanlı saray hayatına gönderme yapan, 800 metrekareye yayılan hamamda bir ılıklık, bir büyük ve iki küçük hamam bulunuyor. Localar, altın varaklı kubbeler, çinilerle süslü çeşmeler, tüller, kumaşlar, minderler, fıskiyeli küçük havuzlar, canlı ney müziği ve mangalda pişen kahveler gibi detayların hakim olduğu hamam göreni hayran bırakıyor. Arketipo Design hamam konseptini ülke sınırlarının dışına çıkardı; yakında Londra ve Moskova’daki Türk hamamı inşaatları başlıyorlar. Önümüzdeki yıl ise İstanbul’un göbeğine çok büyük bir hamam yapacaklar.

Malum SPA’lar son günlerde hayli moda. Türk otelleri de bu modaya uydu, hamam alanlarını küçülttü, SPA’ları genişletti. Ama siz tam tersini yaptınız. Neden?

Esin Sözer:
Çünkü hamam bizim kültürümüzde geniş yer tutuyor. Bence hamamsız bir Türk oteli olmamalı. Son günlerde SPA kültürüne çok fazla yatırım yapılıyor. Hamam kültürü ise ihmal ediliyor. Biz boşluğu gördük ve sahip çıkmak istedik. Yaptıkça talep arttı. Turistler ilgi gösterdiği için turizm yatırımcıları da bizi destekledi.

Hamam’ı modernize etmek gibi bir çaba içine girdiniz mi? SPA ile birleşen bölümleri var mı?

- Müge Hansoy Kınacı:
Modernize etmek gibi bir amacımız olmadı. SPA bölümleriyle hamamı birbirinden ayırdık. Ama yurtdışında yapmayı düşündüğümüz projelerde bir arada olacağız. Oralarda SPA’yı Osmanlı mimarisi ile yorumlayıp hamamın içine ekleyeceğiz.

İSTEYENE DANSÖZ

Projeleriniz için hangi hamamları incelediniz?

- Murad Denizaltı:
İstanbul’daki bütün hamamları inceledik. Topkapı, Dolmabahçe, Galatasaray ve Savarona Yatı... Savanora bizim anahtar projemizdi. O gemide çok güzel bir hamam var. Araştırmalarımız sırasında hamam kültürümüzün ne kadar yok olduğunu daha yakından gördük. Üzüntümüz ve azmimiz iki katına çıktı. İstanbul’da 237 tane hamam varken şu anda bunların 60 tanesi çalışıyor. Önümüzde 10 seneye kadar 10 tane kalacak diyorlar. Hamamlar yöre halkının çabalarıyla ve bazı vakıfların çabalarıyla ayakta kalıyorlar. Hamamı bir hafta sonu aktivitesine, iş çıkışı terapi merkezine çevirmek lazım. Özellikle 12 milyon nüfuslu İstanbul’un buna çok ihtiyacı var. Bu yüzden gelecek sene İstanbul’da yeni bir hamam yapacağız. Yatırımcı ile anlaştık. Yer konusu da önümüzdeki ay netleşecek. Bununla birlikte eski hamamlar da canlanacak diye düşünüyorum. Bu konuda öncülük yapmak istiyoruz.

Sizce hamamın sırrı nedir?

- E.S:
Hamam insanın ruhunu okşayan bir ritüel. Bir günlüğüne de olsa kendini sultan gibi hissediyorsun. Masalsı bir his. Biz bu hissi geliştirmek için çalışıyoruz.

Neler yapıyorsunuz?

- E.S:
Kadife perdeler, tüller sarkıyor, mumlar ve tütsüler yanıyor. Eski hamamlardaki kahve köşelerini aynen uyarladık. Her daim şerbet ve taze meyveler var. Bir taraftan ney çalıyor, hafif yiyecekler sunuluyor. Herkesle özel olarak ilgileniyor. Gelin Hamamı, Damat Hamamı gibi seremonileri de unutmadık. İsteyen hamamı kapatabiliyor. Dansöz de çıkar, dolma da yenir, içki de içilir. Biz bu tür aktivitelerin yapılması için gerekli alanları yaptık.

Otel hamamlarının tam olarak hamam kültürünü yansıtmadığı söylenir. Girdiğinizde soğuktur, buhar yüzünüze çarpmaz... Bu konuda bir önlem aldınız mı?

- M.H.K:
Hamam mimarisi çok önemli. Şu anda otellerin birçoğunda bir kare plan alınmış, ona bir tonoz konulmuştur. Haliyle buz gibi olur. Morg gibi... Rutubet de kokar üstelik.

- M.D: Aslında otel işletmesinde hamam para kazandıran bir işletme değil. SPA ve masaj kazandırır. ‘Hamam var mı var’ demek için yapıyorlar. Bizim konseptte misafirleri masajdan önce hamama çekmeyi hedefledik. Burada gevşe, kirlerinden arın sonra masajını ol. Bizim hamamlar, saray hamamı gibi. Bir kere geldikten sonra alışkanlık yapıyor.

Otel sahiplerini nasıl ikna ettiniz?

- E.S:
Zor oldu. Yatırımcı ‘Ben o kadar büyük yere restoran yaparım’ diye düşünürdü. Yaptığımız örnekler yüzünden durum değişti. Şimdi gelenler ‘Hamam olacak değil mi’ diyor. Hamama ayrılan yerlerin büyüklüğü eskiden 500 metrekareydi, şimdi 2000-3000 metrekare olmaya başladı. İşletmeciye geri dönüşü çok iyi. Kar ediyorlar.

Bu konsepti yurtdışına da taşıyorsunuz değil mi?

- M.D:
Evet. Moskova’da 4000 metrekarenin üzerinde bir projemiz var. Çok büyük bir bölümü hamam olacak. 2006’da açacağız. Yatırımcısı Türk. Benzer bir projeyi Londra’da da sürdürüyoruz.

Yaptığınız hamamların ortak bir ismi var mı?

- E.S:
Bir ismi yok. Türk hamamı zaten bir marka.

Müge Hansoy Kınacı

BU HAMAMLARDA PLASTİK TERLİK YOK

Hamam kültürüyle birlikte Türk bakır el sanatının da neredeyse yok olduğunu gördük. Üreticilerle tek tek görüşüp, özel taslar yaptırdık. Eskiden kadınların sabunlarını keselere koyduğu bakır kaplar varmış, onlardan yaptırdık. Çok özel peştamallar, nalınlar ve sabunlar ürettirdik. Hamamlara plastik veya havlu terlikle girmek yasak.

Step Collection’dan yeni seramik koleksiyonu

Beymen Home, Paşabahçe ve Tepe Home gibi firmalara dekoratif seramik objeler tasarlayan Step Collection, 2005-2006 Sonbahar Kış Koleksiyonu’nda Mağma, Anadolu Etnik Gold-Bronz, Zümrüt ve Osmanlı Rüzgarı serileri ile yaşadığınız tüm mekanlar için objeler sunuyor. Özel sırlama tekniği ile üretilen Mağma serisinde birbirine yumuşak geçişler yapan kırmızı, sarı ve turuncu tonları kullanıldı. Anadolu Etnik Gold-Bronz koleksiyonunda Anadolu topraklarının yüzyıllar boyu ürettiği formlar ve renkler modern yorumlarla sunuluyor. Zümrüt Serisi’nde ise sadakatin, umudun ve inancın simgesi olan zümrüdün tonları kullanılırken Osmanlı Rüzgarı serisi çini ve seramik eğitimi almış bir ekip tarafından yaratıldı. Step Collection ürünlerini yukarıdaki mağazalar dışında İzmir’deki satış noktasında da bulabilirsiniz. Anadolu Cad. No: 11 41/D Çiğli/İzmir, T: 0232 386 13 14, W: www.stepcollection.com

Yorumları Göster
Yorumları Gizle