GeriKelebek İstanbul’da bir kent müzesi olmaması inanılır gibi değil
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İstanbul’da bir kent müzesi olmaması inanılır gibi değil

İstanbul’da bir kent müzesi olmaması inanılır gibi değil
refid:17134261 ilişkili resim dosyası

Hâlâ dünyayı kurtarabileceğine inanan 68 kuşağından... Tutkusu müzecilik, daha doğrusu kent müzeciliği. Bu uğurda bürokrasi ve mevzuatla boğuşmayı da göze aldı. Türkiye’de ‘yeni müzecilik’ üstüne kafa patlatan ender insanlardan Suay Aksoy, İstanbul 2010’un da kültürel miras ve müzeler direktörüydü. Heyecan verici bir müzecilik anlayışı yaratmaya baş koyan Aksoy, bu yolda Disneyland ve Las Vegas’tan etkilenmeyi bile mubah görüyor

DÜNYADAKİ MÜZELER DİSNEYLAND’DAN LAS VEGAS DA MÜZELERDEN ETKİLENİYOR

? Müzelerin, dükkanlar ve kafeler açarak ‘Disneyleştiğine’ (Disneyfication) dair eleştirilere ne diyeceksiniz? 
- Ziyaretçi memnuniyetinin en yüksek olduğu yer Disneyland. Bu olgu müzeleri de etkiledi. İnsanların serbest zamanları için mücadele eden kurumlardan bahsediyoruz çünkü. Müzeler, ziyaretçileri işin içine katmayı filan da ondan öğrendiler. Diğer taraftan Las Vegas da müze dolu. En ünlü kumarhanelerden Bellagio’nun duvarlarında orijinal Renior resimleri vardır. ‘From Louvre to Las Vegas-Louvre’dan Las Vegas’a’ diye bir kitapta bu süreç anlatılır....  


GÖNLÜMDEKİ YER HAYDARPAŞA GARI

“Rami’de büyük bir kültür kompleksi yapılması söz konusu. Rami Kışlası’nın birkaç kırık dökük duvarı kaldı ama alanı yaklaşık 225 bin metrekare. Başbakan’ın söylediğine göre yaklaşık 75 bin metrekaresine 500 bin kitaplık kütüphane yapılacak, 85 binine de bir kent müzesi kurulacak. Geri kalanı da botanik bahçesi... Orada kütüphane, doğa tarihi ve bilim müzesi, hatta planetaryum bile olabilir. İnsanlar çocuklarıyla akşama kadar vakit geçirebilir. Ancak kente ilk kez oryante olacak birini Rami’ye getirmek ne kadar doğru? İkisi de atıl durumda kalacak Haydarpaşa ve Sirkeci Garları bence şahane kent müzesi olur. Yakında Sultanahmet adliye binası da boşalacak, orası neden olmasın?”

? Uluslararası Kent Müzeleri Komitesi’ne başkan seçildiniz ama İstanbul’un hâlâ bir kent müzesi yok.
- Evet. İstanbul 2010’la çalışmadan önce Tarih Vakfı’ndaki geçmişimde de, İstanbul’a bir kent müzesi kazandırmak için yapmadığım kalmadı ama hâlâ olmadı. İstanbul gibi bir şehirde kent müzesi olmaması inanılır gibi değil. 
? Müzeciliğe ilginiz de kent müzesi kavramını geliştirmenizle mi başladı?
- Spesifik olarak evet. Bu konuda uluslararası sempozyumlar, sergiler ve yayınlar yaptı Tarih Vakfı. Ben bir noktada müzecilik işini daha sistemli olarak öğrenmeye karar vererek İngiltere’de Leicester Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptım. . Marie Claire Dergisi’nin yayın yönetmeniyim. Mimar Sinan ve Boğaziçi Üniversiteleri’nde müzecilik dersleri de veriyorum.
? 61 yaşındasınız ve beş-altı yıl önce yeniden okula döndünüz. Birçok insanın ununu elediği bir yaşta...
- Tabii, hatta o sıralarda oğlum da yüksek lisans yapıyordu ve kocam hep “İki çocuk okutuyorum” derdi. İnandığım bir şey için elimden geleni tutkuyla yaparım. Tutkum da müzecilik.
? Kent müzesi ne demek peki?
- Kentin tarihini, toplumsal hayat üstünden anlatan müze. Belki de henüz bir müze kurulmadığı iyi oldu çünkü Marmaray kazıları sayesinde aniden 8 bin 500 yıl öncesine gitti İstanbul’un tarihi! Kentin bugünü de gelecekte tarih olacağı için, bu yaşantıyı anlatacak nesneleri toplamak hiç kolay değil. Mesela Boğaz’daki trafiği temsil etmek için bir kamyon mu koyacaksınız? Burada devreye filmler, videolar ve sözlü tarih çalışmaları giriyor. Paris’teki Carnavalet, Londra Müzesi, Amsterdam Müzesi, Kopenhag Müzesi iyi örnekler. Bizden de Bursa Müzesi ve Adalar Müzesi çağdaş kent müzeciliğine çok yakın iyi işler yapıyor. Özellikle Bursa’nın halkla da muazzam bir ilişkisi var. Çanakkale Müzesi de faal.
? Var olan müzelerin heyecan yaratması nasıl mümkün?
- Sık sık geçici sergiler ve bunlara paralel etkinlikler düzenleyerek... British Museum yılda 50 geçici sergi yapıyor. Kaynak yaratmak için de tüm dünyada belli formüller var aslında. Gişe geliriyle bunu yapmak mümkün değil. Mesela Amerika’daki zenginler hayır işi diye müzeciliğe çok büyük paralar yatırır ama Avrupa’da devlet destekliyor.

İSTANBUL ÇOK KATMANLI BİR ŞEHİR

? İstanbul’a kent müzesi diyorsunuz ama farklı İstanbul tasavvurları var. Kimine göre  Müslüman, kimine göre Bizans kimine göre de Türk...
- Böyle bir konunun çetrefilli olması kaçınılmaz. İstanbul çok katmanlı bir şehir ve neresini kazarsanız bu katmanlar çıkıyor. Biz ne dersek diyelim, kentin tarihi 1453’e dayanmıyor.
? Bunca yıldır kent müzesiyle uğraşıyorsunuz.  Rami’de bir kent müzesi projesi var. Kimsenin aklına gelmediniz mi?
- İstanbul 2010’a getirdiler ve fikrimi söyledim. Benim projeye dahlim olmadı ama başka bir kurumun da olmadı. Bu tür bir çalışmada ortak akıl çok önemli. Tarih Vakfı ve üniversiteler gibi kurumlarla işbirliği yapmalısınız. Tarih Vakfı müze için zamanında iki ayrı kültür bakanıyla protokol yaptı: Erkan Mumcu ve Atilla Koç. Kadir Topbaş’ın da imzası var ama koruma kurullarından döndü.

TELLALLIK YAPMAYA RAZIYIM

? Bu bir tercih galiba.
- Tabii ki tercih ama gelinen noktada toplumu ilgilendiren bir konuda sivil toplumsuz hareket edemezsiniz! Bunu bana karşı bir şey diye görmüyorum. Bu kadar önemli bir müzeyi dünyaya duyurmak için tellallık yapmayı da isterim doğrusu.
? Özel müzelerin gelişimi ilham verici oldu mu?
- Kesinlikle. Genellikle özel sektörden geldikleri için devlet müzelerinde olmayan bir yönetim tarzını benimsediler. Çünkü Türkiye’deki devlet müzeciliği erişimi kolay bir şey değil. Bizdeki müzelerin uluslararası açılımı da hiç yok. Uluslararası Müzeler Konseyi’nde tam 32 komisyon ve milli komiteler var. Fakat Türkiye’deki komite, devlet müzesinde çalışmayanları kabul etmiyor neredeyse. Üstelik dil problemi olduğu için şimdiye kadar toplantılara kimse katılmamış ve ihmal edilmiş. Bunları Kültür Bakanı Ertuğrul’a Günay’a yazdığım mektupta da anlattım.


 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle