GeriKelebek İstanbul’a hâlâ şaşırıyorum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İstanbul’a hâlâ şaşırıyorum

İstanbul’a hâlâ şaşırıyorum
refid:15052067 ilişkili resim dosyası

‘Brezilyalı gelin’ Martha Graeff, işadamı Aytek Şavkan’dan boşandı ama ülkesine dönmedi, İstanbul’da kendine yeni bir düzen kurdu. Harvey Nichols’un satın alma departmanında çalışmaya başlayan Graeff, yeni hayatını Şamdan Plus’a anlattı.

Eşinizden boşandınız ve yeni bir hayata başladınız. Şu anda en büyük uğraşınız Harvey Nichols’taki işiniz olsa gerek. Harvey Nichols’ta işe girmeniz nasıl oldu?

- Brezilya’da moda üzerine eğitim aldıktan ve Avrupa’ya taşındıktan sonra, aklımda hep bu alanda çalışmak vardı. Avrupa’ya gelmem, kendimi bu piyasaya daha yakın hissetmemi sağladı. Artık öğrendiklerimi yaşayabilecektim ve bana bu alanda sunulan bütün fırsatları değerlendirmek istiyordum. Eğitimimi tamamlamak için Londra’da bulunan Central Saint Martins’e gittim. Bu okul, bir moda öğrencisinin hayal edebileceği en önemli moda okulu. Londra’dan döndükten sonra, birçok farklı şirketle görüştüm ve Harvey Nichols pek çok sebepten dolayı seçtiğim şirket oldu.

Harvey Nichols’taki göreviniz ne, neler yapıyorsunuz?
  
- Satın alma departmanında çalışıyorum. Bu departmanda üç ayrı grup olarak çalışıyoruz ve her şey, koleksiyonlardan doğru ürünleri seçip alabilmemiz için... Departman bunu sağlamak için gereken her şeyi organize ediyor. Ayrıca haziran ve temmuz ayları gibi satın alma sezonlarında, çoğunlukla yurtdışı seyahatlerim oluyor.
    
MODELLİK EN BÜYÜK TUTKUM DEĞİL

İşten arta kalan zamanlarda neler yapıyorsunuz?


- Boş zamanlarımda evimle ilgileniyorum, kitap okuyorum ve hafta içi göremediğim arkadaşlarımla görüşüyorum. Ayrıca çok fazla spor yapıyorum. Yaz, yılın en sevdiğim zamanıdır ve hafta sonları mümkün olduğunca seyahat etmeye çalışıyorum.

Bir model olarak modaya bakışınızı öğrenebilir miyiz?

- Moda, her zaman beni büyülemiştir ve daha önce modellik yapmış olmak, kendimi bu piyasanın içinde farklı biçimlerde gözümde canlandırabileceğimi gösterdi. Valentino, Alberta Ferretti, Roberto Cavalli ve Tom Ford gibi moda dünyasının en önemli isimleriyle çalıştım. Mükemmel beyinlerinin nasıl çalıştığını ve bir koleksiyonu en baştan, defilede ya da mağazalarda gördüğümüz son haline kadar nasıl çalıştıklarını en yakından inceleme fırsatı elde ettim. Böylelikle styling yapabilmek için de kendimi geliştirdim ve hemen modelliği, bununla değiştirmeye çalıştım. Bu değişim, neredeyse otomatik bir şekilde oldu. Modellik, hiçbir zaman en büyük tutkum olmamıştı. Sadece çalışmalarımla bağdaştırmaya çalıştığım bir iş olmuştu. Modellik sayesinde çok fazla seyahat ettim ve dünya çapında moda trendlerinin, ülkelere göre nasıl değişiklik gösterdiğini görme şansı elde ettim. Yani, aslında benim için en iyi okul, modellik oldu.

TÜRK KADINI MARKALAR HAKKINDA BİLGİ SAHİBİ

Güzel bir kadınsınız ve güzel giyiniyorsunuz, kıyafet seçimlerinizi neye göre yaparsınız?


- Giyim tarzım çok fazla farklılık göstermez. Kıyafet seçmek benim için çok kolaydır, çünkü bana en iyi yakışanın ne olduğunu çok iyi bilirim. Tabii ki, herkes gibi benim de zaman zaman ne giyeceğimi bilemediğim ve giyecek bir şey bulamadığım anlar oluyor. Böyle zamanlarda da, her ne kadar jean giymekten pek hoşlanmasam da iyi kesim bir jean, tişört ve boyfriend blazer giyerim. Yeni markaları, yeni tasarımcıları denemeyi çok severim. Bu yüzden de, seyahat ettiğim ülkelerde yerel markalara ve tasarımcılara mutlaka göz atarım. Tarzımı; şık ve zarif, aynı zamanda hafif trendi ama hiçbir zaman modanın kölesi olmayan şeklinde tanımlayabilirim. Trendler sürekli değişir ve bence klasik parçalara sahip olmak daha akıllıca ve önemlidir. Çok fazla ‘uğraşılmış’ izlenimi vermeden güzel giyinmek önemlidir. Sonuçta tarzınız ister çok trendi, ister muhafazakar olsun; asıl önemli olan kendinizi nasıl taşıdığınız ve gösterdiğinizdir.

Türk kadınının moda ile ilişkisi hakkında ne düşünüyorsunuz, ülkeniz veya başka ülkelerle karşılaştırdığınızda Türk kadının giyim tarzını nasıl buluyorsunuz?

- Türk kadını; markalar, tasarımcılar ve trendler hakkında çok bilgi sahibi. Beğendikleri tasarımları çok yakından takip ediyorlar. Giyecekleri kıyafeti çok dikkatli seçiyorlar. Modaya deneysel yaklaşmaya çok açıklar ve her sezon yaşanan değişiklikleri takip ediyorlar. Sonuçta moda dünyasında tasarımcılar her sezon farklı şeylerden ilham alıyorlar ve koleksiyonları hep birbirinden farklı oluyor. Türk kadını, açık görüşlülükle bu modacıların fikirlerini kucaklıyorlar.

BU ŞEHRE AŞIĞIM!

“İstanbul büyülü bir şehir. Tarih ve kültürü bir arada yaşayabiliyorsunuz. Nereye giderseniz gidin, bir anda kendinizi eski zamanlarda hissedebiliyorsunuz. Şehrin eski bölümü çok büyüleyici ve her zaman görecek yeni yerler var. Beş yıldır buradayım ve henüz tam anlamıyla göremedim, daha görmediğim birçok yeri var. Hâlâ gördüklerim karşısında çok şaşırıyorum ve ne zaman Boğaz’dan geçsem çok etkileniyorum. Şehri keşfetmekten, bir kafenin önünde oturup caddeyi ya da denizi izlemekten, dar sokaklarda yürümekten, sanat galerilerini ve antika mağazalarını gezmekten hiç sıkılmıyorum. Türk insanı, Brezilya insanı gibi sıcak, arkadaş canlısı ve her zaman yardımsever. Bu yüzden de çok yabancılık çekmedim. Kendimi artık İstanbullu gibi hissediyorum. Çünkü kültürünü, dilini öğrendim ve burada yaşadığım için çok mutluyum. Kendimi burada çok rahat hissediyorum. Bu şehre aşığım!”

Yorumları Göster
Yorumları Gizle