GeriKelebek Isparta’nın lavanta vadisi mora boyandı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Isparta’nın lavanta vadisi mora boyandı

Isparta’nın lavanta vadisi mora boyandı
refid:20888646 ilişkili resim dosyası

Türkiye’nin en büyük gül bahçesi Isparta, son yıllarda lavanta üretimiyle de adını duyurmaya başladı. Keçiborlu ilçesindeki, Kuyucak, Kuşcular, Aydoğmuş, Çukurören ve Ardıçlı köylerindeki lavanta tarlalarının genişliği 3 bin hektara ulaşıyor. Özellikle Kuyucak Vadisi, temmuz ortasından ağustosa kadar lavanta vadisine dönüşüyor. Bölgede gül ve lavanta tarımını geliştirmek için çalışan Süleyman Demirel Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Baydar yazdı.

Isparta’da lavanta tarımı yapılan köylerin tamamı Keçiborlu ilçesinde. Rakımları 900 ila 1200 metre arasında değişiyor. Bölgede sulama olağı olmadığından, buğday ve arpaya göre daha fazla verim veriyor, daha çok gelir getiriyor. En geniş tarlalara sahip olan Kuyucaklılar lavanta için “Tanrı’dan bize armağan” diyor. Haksız sayılmazlar. Kuru, eğimli tarlalara uyum sağlayan bu çiçek ne budanmak istiyor ne de gübre. 15, hatta kimi zaman 25 yıl boyunca aynı kökten ürün alınabiliyor. Hem kuru çiçeği hem de yağı para ediyor. Üstelik kurutması kolay, üretim masrafları düşük. Oysa yağ gülü emek istiyor. Toprak iyi işlenmeli, gübrelenmeli, güller her yıl budanmalı, ilaçlanmalı. Sabah gün doğmadan toplanmalı...

MİSAFİRPERVER GÖÇERLER

Kuyucak bir göçer köyü. Hamitoğulları Beyliği’nden Çil Hüseyin Ağa tarafından kurulmuş. Karayoluyla Senir’e 8, Keçiborlu’ya 16, Isparta merkezine 50 kilometre uzaklıkta. Gül ve lavantayla anılmak Kuyucak’a iyi bir imaj, yüksek prestij sağlamış. Köy girişinde “Lavanta ve Güller Diyarına Hoş Geldiniz” takı ile karşılanıyorsunuz. Burdur Gölü kıyısından itibaren başlayan yağ gülü ve lavanta tarlaları köyün tamamına yayılmış. 84 haneli köyde 264 kişi yaşıyor. İstisnasız her hanenin bir yağ gülü, bir de lavanta tarlası var. Her bir tarla 3-5 dekar. Köylünün başlıca geçim kaynağı bu iş. Ayrıca büyükbaş hayvancılık ve arıcılık yapıyorlar.
Kuyucaklı ozan Erdoğan Altın, köyünü şöyle anlatıyor: “Isparta’ya bağlı bir şirin köyüm / Hamitoğullarına bağlıdır soyum / Bol miktarda vardır susuz kuyum / Ne güzeldir lavantalı köyüm...”
Emeklilik sonrası sakin ve doğal bir hayat sürdürmek isteyip köyüne dönenler çoğunlukta. Muhtarı Mehmet Aydemir de emekli öğretmen. Çocuklar azalmış, okulu kapanmış. Kalanlar taşımalı eğitimle Keçiborlu’ya gidiyor. Köy meydanındaki cami ve tek kahvehane erkeklerin buluşma yeri. Kahvehanede nefis Türk çayından başka dağlardan toplanan kekik, adaçayı ve dağçayı da içilebiliyor. Köylüde göçer karakteri ağır basıyor: Özgürlüklerine çok düşkünler. Yabancılara karşı sıcak, son derece misafirperverler. Evlerinde misafir etmekten, köy kahvehanesinde çay ikram etmekten, lavanta ve gül bahçelerini gezdirmekten büyük haz duyuyorlar. Yörenin en demokrat, hoşgörülü ve yardımsever halkı olarak biliniyorlar.

TARLALARIN YÜZDE 75’İ LAVANTALARLA KAPLI

Geleneksel Kuyucak evleri kerpiç, taş ve ahşap yapılar. Lavanta ve gül tarlalarına açılıyor kapıları, pencereleri. Bu evlerdeki birkaç saatlik uykuyla tüm gün zinde kalmak mümkün.
Kuyucaklılar lavanta çiçeklerini demetler halinde evlerini kokulandırmak üzere duvarlarına asıyor, kuru çiçeklerinden koku keseleri yapıyor ve bazen de şifa niyetine çayını yapıp içiyor.
Bölgeyi 1971’de lavanta tarımıyla tanıştıran kişi, dönemin Robertet Gül Yağı Fabrikası ortağı Zeki Konur. Fransa’dan melez lavanta olarak adlandırılan Lavandula intermedia türüne ait Super çeşidini ithal eder Konur. Fidanları fabrikasındaki ustabaşı Veli Ergin’e verir. Ergin, Aydoğmuş köyünde toplam büyüklüğü 15 dekar olan iki tarlasını lavanta bahçesi yapar. Çiçekler Robertatet’te damıtılır. Ergin’in başarısı lavanta tarımının bölgeye hızla yayılmasını sağlar. Özellikle Kuyucak’ta büyük gelişme gösterir. Bu iki köyü Kuşçular, Çukurören ve Özbahçe köyleri takip eder. Böylece yörede lavanta dikim alanları 40 yılda 15 dekardan 2500 dekara ulaşır. Bugün Kuyucak köyünde tarım arazilerinin yüzde 75’i lavantayla kaplı.

HASAT BİR AY SÜRÜYOR

Yörede haziran ortasında gül hasatı sona eriyor. Lavantalar haziranda tomurcuklanıp temmuz başında çiçeklenmeye başlıyor. Temmuz ortasından ağustos ortasına kadar biçiliyor. İlk hasat kuru çiçekte kullanılırken, yağ üretimi için geç biçim yapılıyor. Lavantada güldeki gibi koku kaybetme endişesi, erken saatte hasat zorunluluğu yok. Köylü elinde testereyle biçiyor lavantayı. Bir yandan da türkü söylüyor: “Bir taş attım havaya, geldi düştü araya, 15 kızı kandırdım bir şişe lavantaya oy...” Eğer yağı çıkarılacaksa, lavanta biçimden sonra hemen damıtıma gönderiliyor. Kuru çiçek yapılacaksa, demetlenip asarak ya da temiz zemine serilerek kurutuluyor. Bir haftada işlem tamamlanıyor. Güneşte kalanlar koku ve rengini kaybedince pazar değeri düşüyor. Bu nedenle işin ehli olanlar lavantayı yarı gölgede kurutuyor. Sonra demetler dövülüyor, elekten geçiriliyor, kuru çiçek elde ediliyor. Yüksek kalitenin işareti kendine has mavi renk ve keskin koku. 5 kilogram taze saplı lavanta demetinden 1 kilogram kadar kuru lavanta çiçeği üretilebiliyor. İstanbul ve İzmir’deki baharatçılara, aktarlara kilosu 3.5 TL’den satıyorlar.

YILDA BEŞ TON YAĞ ÇIKARILIYOR

Kılıç ve Senir kasabalarında yedi büyük damıtma tesisi bulunuyor: Robertet, Sebat, Aydın, Yıldız, Doğan, Aksakal ve Gülbirlik. Öncelikle gülden yağ damıtılıyorlar. Ayrıca Mehmet Ali Doğan (NEM), Nihat Yılmaz (Robertet) ve Hüseyin Kınacı’nın (Sebat) sahip veya yönetici oldukları damıtma tesislerinde lavanta da damıtılıyor. Lavanta üreticileri biçtikleri lavantaları taze olarak kilosu 50-75 kuruştan satıyor. Buhar distilasyonu tekniğiyle çiçekleri damıtılıyor. 50-75 kilogram taze saplı lavantadan 1 kilogram yağ elde ediliyor. Lavanta yağının toplam yıllık üretimi 5 ton kadar. En büyük üretici 3 tonla NEM. Onu 2 tonla Robertet ve diğerleri izliyor. Yörenin lavanta yağı yüzde 5’ten fazla kafur içerdiğinden dünya piyasasında düşük kaliteli kabul ediliyor. Bu nedenle ihraç edilemiyor. İstanbul, İzmir ve Antalya gibi kentlere kilosu 50-75 TL’den pazarlanıyor. Oysa kafur oranı yüzde 0.5’in altındaki yüksek kaliteli lavanta (lavander) yağlarının dünya pazarlarında kilogramı 100 Euro’nun üzerinde.

LAVANTANIN BALINI ÜRETTİ

Ziya Doğan, emekli olduktan sonra köyü Kuyucak’a dönüp gül ve lavanta tarımına başlayanlardan. Bölgenin arıcılık için de çok uygun olduğunu keşfedince tarlalarının çevresine kovanlar yerleştirdi. Lavanta bitkilerine hastalık ve zararlılar musallat olmadığından ilaçlama yapılmıyor. Bu sayede üretilen balda ilaç kalıntısı bulunmuyor. Bir bakıma organik bal üretiliyor. Doğan, eşe dosta ikram ederek başladığı balcılığı kısa zamanda geliştirip yılda yaklaşık 1 ton üretecek noktaya ulaşmuş. Web sayfasından kilosu 25 TL’ye satıyor. Doğan’ın şimdiki hedefi balına marka tescili yaptırmak... (www.lavantabali.com.tr)

SIRADA ZAMBAK VAR

Robertet Gülyağı Fabrikası İşletme Müdürü Nihat Yılmaz, Kuyucak’ta zambak üretimine başlamış. 100 dekarlık tarlasında yılda 500 ton yaş zambak soğanı üretiyor. Fabrikada damıtıp 100 kilogram yaş soğandan 300 gram zambak yağı elde ediyor. Tamamı Fransa’da parfüm üretiminde kullanılıyor. Zambak yağının da gül yağından aşağı kalır yanı yok, 1 kilogramı 4 bin Euro. Yılmaz “Gül ve lavantadan sonra Kuyucak zambakla da anılmaya başlayacak” diyor. Ekimde dikilen zambak soğanları 15 Nisan - 15 Mayıs arasında çiçekleniyor. Kök hasadı için ise en az üç yıl geçmesi gerekiyor.

NASIL GİDİLİR, NEREDE KALINIR

Kuyucak, E-24 Antalya-Afyon karayolundaki Keçiborlu kavşağından 12 kilometre uzaklıkta. Isparta Köy Garajı’ndan günde dört kez Senir kasabasına otobüs kalkıyor. Kuyucak, Süleyman Demirel Havalimanı’na da çok yakın. Köy ve çevresinde konaklama tesisi bulunmuyor. Isparta merkezi, Keçiborlu, Eğirdir en yakın seçenekler.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle