GeriKelebek İsmim okulda Kartlı Hasan’a çıktı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İsmim okulda Kartlı Hasan’a çıktı

İsmim okulda Kartlı Hasan’a çıktı
refid:3424406 ilişkili resim dosyası

Prof. Dr. Hasan Meriç, İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı. Meriç’i tanıyanlar ona ‘kartlı hoca’ diyorlar. Çünkü, bulunduğu ortamda kural ihlali olup işler yolunda gitmeyince cebinde sürekli taşıdığı sarı veya kırmızı karttan birini çıkarıp, karşısındaki uyarıyor. Yaklaşık 20 yıldır uyarılarını kartla yapan Meriç, ‘Karşımdakini dilimle kırmak yerine, kartı gösterip, uyarıda bulunuyorum’ diyor.

Görüşmeyi uzatan ziyaretçiler, çay ya da kahve ikramını reddeden misafirler, randevuları aktarmayı unutan sekreterler veya talimatlara uymayan çalışma arkadaşları onun için hep kart görecek kişiler. Yüksek sesle konuşmak, uyarmak, böylece karşısındakini rencide etmek yerine hemen kartlarına sarılıyor. Bu arada odasına kızgın giren ve sinirli olan konuklarıyla da, onlara 5-10 dakika puzzle yaptırmadan görüşmüyor. Kendini 68 kuşağının tipik örneklerinden biri olarak gösteren Prof. Meriç’le röportajımız başlarken, görevli Hatice Hanım kahvesini unuttu. ‘Hani benim kahvem, işte sana sarı kart’ dedi ve bir yandan da sorularımızı yanıtlamaya başladı.

Ne zamandan beri kart kullanıyorsunuz?

- Ben bu kartı senelerdir taşıyorum. Baş asistanken peridontoloji bölümünde bir öğrencim yanlış bir hareket yaptı. Onu uyarmam gerekiyordu. Bir öğrenciyi hastaların yanında rencide etmek, bir kenara çekip nasihat etmek yanlıştı. O anda elimde bir kart vardı. Ve sarıydı. Ona uzaktan işaret edip, sarı kartımı göstererek, onun yanlış yaptığını, kurallara uymadığını hatırlattım. Sonra da ‘Ben niye bunu hayatımda kullanmıyorum?’ diye düşünerek, yanımda sürekli sarı veya kırmızı kart taşıdım. Espiri olarak başladı ama sonra resmi toplantılarda, eğlencede, işyerinde sürdü.

Bağırmak yerine kartınızı mı kullanıyorsunuz?

- Sözle uğraşmak yerine, ben de geçerken yanlış bir şey görürsem kartımı gösteriyorum. Karşımdaki ne demek istediğimi anlıyor. Konuşmadan, bağırmadan hallediyorum. Her şey sözle değil, bazen bir bakış, el hareketi yetiyor. Benim bakışım da, el hareketim de, parmağımı sallayarak ‘hımm’ demem de kartımla oluyor.

Her hata yapana mutlaka kart gösteriyor musunuz?

- İnsanız hata yapabiliriz. Ben de hata yapıyorum. Deneyim, yenilen kazıkların bileşkesidir. Bunu bilince daha az hata yapmaya çalışacağız. Ben derslerde söylüyorum. ‘Yaşım 55. Sizinle benim aramda hiçbir fark yok. Benim sizden tek farkım var. O da, sizden daha fazla kazık yediğim için daha deneyimliyim.’ 20 yaşındaki çocuk, ne kazık yiyecek ki deneyimi olsun. Şöyle çevrenize bakın; bizler, sizler kazık yiye yiye daha deneyimli olmadık mı? Ben de bu hayatta daha toleranslı olmamız gerektiğine inandığım için o kartları kullanıyorum.

GÖZÜM HAKEMLİKTE DEĞİLAMA 20 YILDIR HAKEMİM

Aslında gerçekten kızdığınız bir durum olsa da bu kart yüzünden belli edemiyorsunuzdur ama?

- Espiriyi çok seven biriyim. Bir atasözü vardır, kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma. Ben de çok şaka yaparım, çok şaka da kaldırırım. Bu dünyaya bir kez üstelik anne babamızın zevkinden geldik. Bize kimse ‘gelmek ister misin’ diye sormadı. Giderken de kimse ‘sen gitmek istiyor musun?’ diye sormuyor. Yani hayatın ne başında, ne sonunda benim rolüm yok. Ben de bu dünyada güzel, keyfli yaşamalıyım. Keyifli yaşarken espiriyle, kimseyi kırmayıp, rencide etmemeliyim.

Hakemlikte mi gözünüz var?

- Yok hayır. Hakem olmayı hiç düşünmedim.

Kartlar kaybolunca ya da unutunca ne yapıyorsunuz?

- Bu kartları plastik dosyalardan kesiyorum. Dosyalar çok. Seyahate çıkınca zor oluyor. Ama, iş toplantılarında, eğlencede mutkala cebimdedir.

Üniversitede nasıl karşılanıyor bu durumunuz?

- Zamanla ismim ‘kartlı hoca’, ‘kartlı Hasan’a çıktı. Beni tanımayanlar, ‘aman bu adam kart taşıyor’ diye kendine çeki düzen vererek geliyor. ‘Aman şunu yapmayayım, iki kere üst üste kart görmeyeyim, saha dışına atılırım’ gibi şeyler söylüyorlar.

İlk kez kart görenler ne yapıyor, şaşırmıyor mu?

- Genellikle olumlu karşılanıyor. Derslerde, kliniklerde olsun çocuklar ‘Aman hocam bize kart gösterme, doğru çalışacağız’ diyorlar.

Kartınızı sık kullanıyor musunuz?

- Kırmızı kartımı çok az kullanıyorum. İlk seferinde büyük hata yapana direkt kırmızı kart göstermiyorum. Öncelikle sarı kartlarımı arka arkaya gösteriyorum. Yine düzelmezse o zaman kırmızı kart gösteriyorum.

EŞİM ALLAH AKIL FİKİR VERSİN, DİYOR

Günlük yaşantıda araba kullanırken, sokakta, evinize girerken de kart mı kullanıyorsunuz?

- O kadar da değil. O zaman ‘deli’ derler. İşyeri, arkadaş çevremde, girdiğim her toplantıda, eğlencede kartı kullanırım. Ama sokakta kullanamam.

Sosyal hayatınızda kartı nasıl kullanıyorsunuz?

- Ters gelen bir şey oluyorsa sarı kart gösetiyorum. Örneğin, iki arkadaş kavga ediyor, ikisine de sarı kart gösteriyorum.

Hataları kartla uyarıyorsunuz da, beğenilerinizde neyi kullanıyorsunuz?

- Beğenilerimi sözle ifade ediyorum.

Bana ne kart gösteriyorsunuz?

- Bu kart tolerans kartı. Hoşgörü değil. Çünkü, hoşgörü insanın cıvığını çıkarır. İş görüşmesi olduğu için telefonunuz görüşmeyi kesseydi sarı kartı alırdınız.

Hastalarınıza gösteriyor musunuz?

- Ağzına iyi bakmayanlara sarı kart göstererek, bir hafta sonra gelmelerini öneriyorum.

Eşiniz ne diyor?

- ‘Allah akıl, fikir versin’ diyor.

Kart gördünüz mü ondan?

- Henüz ondan ne sarı, ne kırmızı kart gördüm.

ODAYA SİNİRLİ GİRENE PUZZLE YAPTIRIYOR

Dekan olunca ilk işim puzzle almak oldu. Çünkü, zirvede oturuyorum ve zirve soğuk olur. Dikkat etmem lazım. İnsanlar bazen sinirli, kızgın gelir. O anda bazen istemediği, sonradan pişman olacağı şeyleri söyleyebilirler. İşte ben o insanlara ‘Sen şuraya otur iki taş koy, puzzle’ı tamamla, sonra konuşalım’ diyorum. Puzzle’a konsantre olan kişinin siniri gidiyor, sakinleşiyor. O zaman da benimle rahat rahat konuşuyor.

KEMAL ALEMDAROĞLU’NA KIRMIZI KART

Dün, Münih Üniversitesi’nden bir hoca gelmişti. Türkiye’ye 20’nci gelişi. Sordum, üç kelime Türkçe biliyormuş. Hemen cebimden sarı kartımı çıkardım ve ‘Bir daha geldiğinizde Türkçe kelime sayısını yirmiye çıkarmazsınız, ikinci kez sarı kart alırsınız’ dedim. Alman hoca gülmekten yerlere yattı. Espiri olarak algılandığı zaman keyifli oluyor. Ben de karşımdakine kapıdan girince bakıyor, bu espiriyi kaldırıp kaldırmayacağını anlıyorum. Ama rektöre sarı kart gösterirsem, o da bana direkt kırmızı gösterir. Kemal Alemdaroğlu’na bir gün Fenerbahçe-Galatasaray sohbeti içinde kırmızı kart göstermiştim. Ama iş amaçlı değil, sohbet amaçlıydı.

BİRLİKTE ÇALIŞANLAR KARTLI HOCA’YI ANLATIYOR

NALAN DURMAZ (33, sekreter)

Sarılar birikince ne olur diye korkmuştum

Hocamız mizahi kişiliğe sahip. İlk zamanlar sarı kartı alınca, bu sarılar birikince ne olur diye düşünüp korkmuştum. Sonra bunun bir espiri olduğunu anladım. İlk sarı kartımı bir notu iletmediğim için almıştım.

SİBEL GÖRELİ (35, dekan sekreteri)

Kırmızı kartlık durumları sarı ile idare ediyor

Hocamı tanıdım tanıyalı kartları sürekli cebindedir. En fazla kart gösterdiği kişi benimdir herhalde. İlk kartımı senato toplantısını haber vermediğim için yemiştim. Aslında kırmızı kartlıktı durumum ama sarı kartla idare etti. Genelde de bu şekilde davranıyor.

SELAHATTİN ŞAHİN (33, teknisyen)

Kırmızı görüp izne çıkmak istedim

Hoca, arada bir bana kart gösteriyordu. Bir ara, sürekli hata yapıp kırmızı kart almak istedim. Çünkü, o zaman izin yapardım. Ancak, hoca durumun tam tersi olduğunu, kırmızı kart yiyenin izninin kaldırıldığını söyleyince hata yapmamaya çalıştım.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle