GeriKelebek İlkbahara doğa açısından tehlikelerle girdik
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İlkbahara doğa açısından tehlikelerle girdik

385 bitki ortalama 4.5 gün erken çiçek açtı. 500’den fazla kuş, bitki, amfibi gibi daha onlarca organizma, sıcaklıkların artması nedeniyle üreme ve göç etme zamanlarını değiştirdi, nüfus dağılımlarında farklılıklar var.Science dergisinde yayımlanan bir yazıda bitki ve hayvanların yaşam şekillerinin değiştiğini gösteren bilgiler, doğa için yeni bir alarm çanı niteliğindeydi ve büyük yankı yarattı.Çevre bilimci ve biyologlar Alastair ve Richard Fitter, 40 yıl kadar önceki yüzlerce bitki türünün çiçek açma zamanı, onlarca kuşun ilkbahardaki geliş tarihi ve kelebeklerin yaz sonunda ayrılmaları gibi birçok önemli olaydaki bugünkü büyük değişiklikleri açıklamışlardı.Tüm 10 yıl, geçmiş 40 yılla karşılaştırıldığında, 385 bitkinin ortalama 4.5 gün erken çiçek açtığı görüldü. Aynı olay, daha küçük bir alt küme olarak 60 bitki türündeyse ortalama 2 hafta erken gerçekleşiyordu ve bu sadece 10 yıl için büyük bir değişimdi. Richard Fitter, ‘İklim çok ciddi bir şekilde değişiyor’ diyor. Bu arada iklim uzmanları da, dünyanın inanılmaz bir hızla ısındığını açıklıyorlardı. Gezegenimizin yakın yüzey sıcaklığı son 100 yılda 0.6 santigrat derece yükseldiği ve 1990’ların en sıcak on yıl olduğu açıklanmıştı. Başka çalışmalarsa, 500’den fazla kuş, bitki, amfibi gibi daha onlarca organizmanın, sıcaklıkların artması nedeniyle üreme ve göç etme zamanlarını değiştirdiklerini, nüfus dağılımlarında farklılıklar olduğunu ortaya koydu. Fitter, sıcaklık artışının, besin zincirleri arasındaki bağları ve bazı yaratıkların kendi habitatlarında yaşayabilme yeteneklerini zayıflattığını öne sürüyor ve küresel ısınmanın bir türü 15 yıl içinde, belirli bir alandan tamamen sileceğini kaydediyor.Besin zincirinde ilk tehlikeHollanda’da Ekoloji Enstitüsü’nden Marcel E. Visser ve ekibi, küresel ısınmanın besin zincirine yönelik giderek büyüyen etkilerini inceleyen az sayıdaki araştırmacılardan biri. Enstitüde hayvan popülasyonu biyolojisi biriminin başında bulunan Visser, ABD’ye özgü bir cins baştankaranın (Pakus), De Hoge Veluwe Ulusal Parkı’nda nisan ve mayıs aylarındaki yıllık birleşme ritüellerini inceliyor. Araştırmacılar, yaklaşık 400 tahta yuvada yaşayan her bir çiftin sağlığını ve hareketlerini kaydediyor. Her bir yuva, kuluçka dönemleri dışında her hafta incelenip günlük taramalar yapılıyor. Visser’ın buldukları, sanılandan çok daha kötü. Baştankaralar, geçen yıl, 1985’tekiyle aynı dönemde yumurtlamışlardı. Ancak 16 Nisan ve 15 Mayıs’ı kapsayan bu dönem içinde, bölgedeki ilkbahar sıcaklıkları 2 derece yükselmişti. Hayvanların zamana dayalı hareketleri değişmese de yavrularını besledikleri solucan kurdununki değişmişti. Özellikle birçok kuşun yumurtladığı dönemde bu solucanlara çok ihtiyaçları vardı, ancak besin kaynağı azmıştı. Yalnızca erken doğan yavrular solucan yiyebiliyordu. Besin zincirinde eş zamanı kaybedenlerin, yalnızca kuşlar ve güveler değil, güve ve onun besini olan meşe yaprakları da var. Güve yavrusu, hayatta kalabilmek için meşe yapraklarının tam açmaya başladığı dönemde yumurtadan çıkmak zorundadır. Eğer böcek, bundan 2 hafta sonra çıkarsa yapraklar yenilmez tanenle dolar ve böcek de açlıktan ölür. Visser, Ulusal Park’taki meşe tomurcuklarının, son 20 yıla kıyasla normalden 10 gün önce patladığını saptadı. Güve yavrularıysa, 15 gün önce yumurtadan çıkıyorlardı; böylece yapraklardaki 5 günü fazlasıyla karşılayabildi. Çakışma-Ters çakışmaTırtıllar ve kuşların düzenlerindeki farklılıklar, baştankara sayılarında henüz doğrudan bir etki yaratmadı. Öte yandan Visser, ‘zamanın herşey olduğu’ bir sistemde, besin zincirindeki bağların kopmasının mutlaka belirli sonuçları olacağına inanıyor. ‘Popülasyonun azalması, yalnızca bir an meselesi oldu’.Araştırmanın en kaygı veren yanı, yalnızca baştankaraların değil daha birçok türün tehlike altında olması. ‘Başka besin zincirlerine baktığımızda aynı olayları göreceğimizden eminim’ diyen araştırmacı, türlerin iklim değişiklikleri zaaflarının tüm ekosistemler için geçerli olduğunun altını çiziyor. 1960’ların ünlü deniz biyologlarından David Cushing’in ilginç bulguları vardı. Ringa balığı stoklarının yıldan yıla değişimlerini inceleyen Cushing, bunun için ringa larvalarının besini olan fitoplanktonu ele aldı. Bilim adamı, larvaların yumurtadan çıkmasının, fitoplanktonun açmasıyla aynı zamana denk geldiğinde, büyüyebilen larva sayısının çok fazla olduğunu saptadı. Buna, ‘çakışma’, farklı dönemlere rastlamasına da ‘ters çakışma’ dendi. İşte bu çakışma-ters çakışma kuramı, birçok araştırmacı tarafından sıcaklık artışının etkilerini açıklamakta kullanılıyor. Sözgelimi çakışma, baştankara ve solucan kurdu olayında av ile avcı arasındaki, güve yavrusu ve meşe olayındaysa bitki ve hayvan arasındaki zamana dayalı ilişkiyi tanımlar. 10 yılda artışSonuç olarak çakışma-ters çakışma mantığı, bitkilerle hayvanların fiziksel çevreleriyle uyumlarında da görülebilir. Örneğin bir araştırma, yazın yüksek bölgelere göç eden Colorado’daki Amerikan ardıçkuşlarının, habitatlarına daha erken vardıklarını ve çiftleşmek için kışın yağan karın erimesini daha fazla beklediklerini ortaya koydu. Çakışma çoğunlukla eş zaman gerektirdiğinden, iklim değişiklerinin ters çakışmaya neden olduğunu söylemek zor olmasa gerek. Bazı türler, ortalama sıcaklıklardan etkilenirken diğerleri yalnızca soğuk havaya tepki verirler. Sözgelimi baştankaralar, meşeler ve güveler, sıcaklığa farklı tepkiler verir. Baştankara yumurtalarının kırılma zamanı, ilk yumurtlamanın gerçekleştiği bir ay öncesinden belirlenir. Visser, kuşların ilkbaharın başlarında yumurtladıklarını saptadı.Güve yumurtalarının çıkma zamanı iki faktörün bileşkesine bağlıdır: ilkbahar başı ile kışın yaşanan don günlerine ve kış sonu ile ilkbahar başındaki sıcaklıklara. De Hoge Valuwe’de, kış ve ilkbahar başındaki sıcaklıklarda son 10 yılda artış oldu, ancak don günleri aynı kaldı.Meşelerse tomurcuklarını patlatma zamanlarını, ilkbahar sonu sıcaklıklarına bağlı olarak düzenlerler. Bu sıcaklıklar 1980’den beri 2 derece yükseldi. Bu organizmalar yaşam döngülerini, binlerce yıldır süregelen evrimde bu ipuçlarını kullanarak eş zamanlı hale getirebilmişlerdir. Ancak küresel ısınma tüm bu ipuçlarını bozdu.Göçmen kuşların ipuçlarıUzun mesafeler aşan göçmen kuşlarsa başka zorluklarla karşı karşıyalar. Canlılar, bir habitattan diğerine geçerken, içinde bulundukları ortamın ipuçlarını takip ederler. Göçmen kuşlar, yazın çiftleşme mekanlarına gitmek için kış habitatlarından kesin bir tarihte ayrılmak zorundadırlar. Ancak soğuyan topraklardaki ipuçları, çiftleşme alanlarıyla eş zamanlı olarak değişmeyebilir, çünkü bu alanların birbirlerinden uzaklıkları binlerce kilometredir. Bunun bir nedeni, iklimdeki değişikliklerin tüm dünyada eşit şekilde gerçekleşmemesidir. Örneğin tropik yerler, ılıman iklime sahip bölgelerden daha çok ısınmaz. El Nino ve diğer iklim olayları ise ortamı çok daha karmaşıklaştırır. Dahası, tropik yerlerdeki sıcaklık, ılık bölgelerdekiyle çok uyumlu olmadığından birçok kuş, tropik kış alanlarından ayrılmak için iklim ipuçlarını kullanmıyor, bunun yerin gün uzunluklarına göre seyahat ediyorlar. Küresel ısınmanın tabii ki gün uzunluğu üzerinde bir etkisi yoktur, ancak yine de bu kuşlar, ılıman çiftleşme bölgelerine zamansız bir şekilde varabiliyorlar.Küresel ısınmaya ilişkin pek çok uyarı var, ancak iklim değişiklerinin bitki veya hayvan popülasyonu üzerinde ters çakışmaya neden olduğu durumlar çok azdır. Montana Üniversitesi'nde ekolog olan William Fraser’e göreyse, küresel ısınma, Antarktika Yarımadası’nda yaşayan Adélie penguenlerinin soylarının tükenmesine neden oluyor. Fraser, ABD’nin Antarktika’da kurduğu Palmer Araştırma Merkezi yakınlarındaki adalarda yuva kuran Adélie penguenlerinin sayısının, son 30 yılda yüzde 70 azaldığı şeklinde çarpıcı bir bulgu elde etti. Antarktika Yarımadası, dünyanın diğer yerlerine kıyasla çok daha büyük bir ısınma yaşıyor. Son 50 yılda, yarımadanın bu bölgesindeki kış sıcaklıkları tam 6 derece yükseldi. Tam tersi bir etki olaraksa bu ısıma kar yağışlarını arttırdı. Bunun bir nedeni, deniz üzerindeki buzun, ısının artışıyla incelmesi ve gökyüzüne daha fazla nemin gitmesine izin vermesidir. Bu nem de kar olarak geri döner. Herşey kötüye gidiyorPenguenler, ekim ayında bu adalara çiftleşmek için geldiklerinde, kuluçka için düz alanlar ararlar. Eğer kar zamanında erimemiş olursa, bunların tepesine otururlar. Ancak kar eninde sonunda eridiğinde, bu yuvalardaki yumurtalar da suyun içine gömülürler ve sağlıklı yavrular yerine cılk yumurtalar elde edilir. Gerçekte kar yağışı yıldan yıla değişebilir, ancak zaman içinde giderek artan kar yağışı topluluklara yeni üyelerin eklenmesinin önünü kesti. Fraser, 15 yıl içinde adadaki Adélie penguenlerinin soylarının tükenmesinden endişe ediyor. Belirli kuşlar ve böcekler de dahil birçok tür, sürülerini kuzeye veya daha dağlık bölgelerin daha yüksek alanlarına taşıyarak küresel ısınmaya adapte olmaya çalışıyorlar. Scientific American 1/2004’te yayımlanan yazıya göre, ağaçlarsa geride kalanlar arasında. Stanford Üniversitesi'nde biyolog olan Terry L. Root ise, bu farklı tepkilerin, varolan ekosistemlerin parçalanmasına, değişen ve daha zayıf olanlarınsa oldukları yerde kalmasına neden olduğuna dikkat çekiyor. Alastair Fitter, bir tek şey kesin diyor: ‘Doğa, iklimde olanları büyük bir dikkatle izliyor ve ne yazık ki herşey kötüye gidiyor.’