GeriKelebek İlk eko-feminst roman
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İlk eko-feminst roman

İlk eko-feminst roman
refid:20248621-spot ilişkili resim dosyası

Buket Uzuner, dört senedir pek ortalıklarda görünmüyordu. Meğer, Anadolu kültürünü derinden etkilemiş kadim Kamanlık, yani Şamanizm geleneğinin dört temel unsuru Su, Toprak, Hava ve Ateş’ten ilham alan bir dörtlemeye girişmiş.

İşte, yeni çıkan ‘Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları/ Su’ romanı da dörtlemenin ilk kitabı. Yazar ’memleketin ve tabiatın sorunlarıyla ilgilenen ünsüz ama sahici bir gazeteci’ olan Defne Kaman’a veriyor bu kez başrolü. Bir yaz akşamı bindiği vapurda kaybolan Defne’yi bulma uğruna, kendilerini esrarengiz olaylar ve semboller içinde bulan Komiser Ali Ümit ile arkadaşı Sahaf Semahat üzerinden, ‘eko-feminist’ bir okumaya davet ediyor okuru. Bir yandan da, Yusuf Has Hacib tarafından 1000 yıl önce yazıldığı düşünülen Kutadgu Bilig’e selam çakmayı da unutmuyor. Uzuner, yeni kitabı ‘Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları/ Su’ ile ilgili merak ettiklerimizi yanıtladı.

- Defne Kaman ‘uyumsuz’ olarak niteleniyor kitapta. Sizce bu çağda kendi ruhunu korumaya çalışan Defne’ye uyumsuz demek ne kadar doğru?
- Haklısınız, ‘uyumsuz’ sıfatının anlamı herkesin uyum anlayışına göre değişiyor. Örneğin bana göre, herkesin çıldırmışcasına ihtiyacı olmayan şeyleri bile reklamların kölesi olarak tükettiği, içinde ne olduğunu sorgulamadan yiyip içtiği, yazarını veya konusunu bilmeden sadece ‘best seller’ diye kitap okuduğu, kendine zaman ayırmak yerine ‘trend’ mekanlarda görünmeye çalıştığı bu çağda, bütün bunlara karşı durabilmek cesaretiyle, sade ve sahici kalmaya direnmeye çalışmak ‘uyumsuz’luktur. Gazeteci Defne Kaman, kendi hayatını ve bedenini öne çıkartıp, ünlü bir köşe yazarı olmak yerine memleketin ve tabiatın sorunlarıyla ilgilenen ünsüz ama sahici bir gazeteci olduğu için uyumsuz, desem?...

- Peki, dörtlemeye niçin ilk Defne Kaman, yani ‘Su’ kitabı ile başladınız?
- Hayat su ile başlıyor. Ben de bu yüzden Kamanlığın dört unsuruna ‘Su’ ile başladım. ‘Toprak’, ‘Hava’ ve ‘Ateş’ ile devam edeceğim.

‘BÜTÜN CANLAR DEĞERLİDİR’

- Sizce bugün insanların tabiata kadim Kamanlık geleneğindeki saygıyla yaklaşmaları mümkün mü?
- Bugün Anadolu’daki bütün kültürlerin ruhuna zaten sinmiş olan kadim Kamanlık, yani Şamanlık geleneğimiz, Jean Paul Roux’un ‘Pasifik Okyanusu’ndan Akdeniz’e Türklerin 2000 Yıllık Tarihi’ kitabında da anlatıldığı gibi tabiattaki her canlıyı insanla eşit değerde gören muhteşem bir anlayışa sahip. Bir karıncanın bir yapraktan, bir şeftalinin bir balıktan ve bunların tümünün de insandan aşağı kalır yanı yok, yani çok değerli. Zaten tam da bu nedenle günümüzde HES’lere karşı hiçbir siyasi amaç gütmeden ‘Derelerin Kardeşliği’ diye halay veya horon teperek ‘su’yunu koruyor, Anadolu insanı. Elbette artık Kamanlığa dönemeyiz ama onun ‘Bütün canlar değerlidir!’ şiarını yeniden yaşatmayı siyaseten ve vicdanen benimsemek için toplumsal barış yapabiliriz. Anadolu’da yaşayan bizler, tabiatla barışmak için siyasetçilere baskı yapacak güce kadim Kamanlık geleneğimiz nedeniyle sahibiz. Elçiye zeval olmaz, ben sadece hatırlatmak istedim…

KUTADGU BİLİG UMARIM MODA OLUR

- Romanda, Yusuf Has Hacib’in ‘Kutadgu Bilig’ adlı eserini bir şifreler kitabıymış gibi kullanıyorsunuz. Nerden çıktı bu fikir?
- Kutadgu Bilig, hepimizin okullarda okuyup çoğunlukla geçiştirdiğimiz, hatta adıyla alay ettiğimiz, ancak uzmanların uğraşacağı, sıkıcı bir kitabın adı olarak kalır bilincimizde. Halbuki 1000 yıl önce Türk şair Yusuf Has Hacip tarafından ve Uygur harfleriyle Türkçe olarak şiir formunda yazıldığı düşünülen kitap, üç orijinal nüshasından biri hâlâ bulunamamış olsa da, dünyaca tanınmayı hak edecek önemli bir yapıttır. Kısaca Kutadgu Bilig, şiir formunda devlet yöneticilerine verilmiş humanist öğütler kitabıdır. Yusuf Has Hacib: “Aklın süsü dil, dilin süsü sözdür/ Kişinin süsü yüz, yüzün süsü gözdür!” diyor. Daha ne desin artık? Günümüz Türkçesine çevrilmiş baskısının da bulunduğu bu değerli yapıta belki ‘Su’ romanından sonra ilgi başlar, diye hayal ediyorum.

- İlk romanın dört senede yazıldığını düşünürsek, dörtlü ne kadar zamanda tamamlanır dersiniz? Twitter takipçileriniz Su’yu bitirip, şimdiden Toprak’ı sormaya başlamışlar bile.
- Hah ha! Evet, aynen öyle. Bu konu tatlı bir dert olmaya başladı şimdiden. Hayatımda ilk kez bir dörtleme yazmaya koyulmanın verdiği tedirginliğin üzerine, dört yılda yazabildiğim ‘Su’yu bir haftada bitirenler bana ‘Toprak’ romanını sormaya başladılar. Çorum’da Hitit harabelerinde geçecek ‘Toprak’ için yola çıkma vaktim geldi, biliyorum. Şımarıklık etmek istemem, ancak ‘Toprak’ 2013 romanı olacak. Çünkü yazı demlenmesi gereken bir sanat bence.

KÜLTÜR BAKANI’NA SİTEM

- Okura “Değeri dünyanın hiçbir kültür bakanı veya yayıncısı tarafından anlaşılamamış ey saygıdeğer okur” diye hitap ediyorsunuz bir yerde... Neden?
- Ülkemiz bir ‘korsan kitap cenneti’ olarak anılıyor. Korsan kitap alan okurun savunması da ‘pahalı kitap fiyatları’. Okurlar, yazarın her kitap başına kazancının ‘kuruş’ hesabıyla bir yüzde olduğunu bilmiyorlar. Roman anlatıcısı, Kültür Bakanımız’dan yazarlardan her kitap için tek tek kesilen KDV ve stopajın kaldırılması, yayın dünyasından da yüksek dağıtım oranlarının düşürülmesi için bir sitem yolluyor galiba göklere. Ben bir elçiyim ve anlatıcının sitemini naçizane böyle anladım...

ANNEM BENİM İLK KAMAN’IM

Doktor, eczacı bile olsak, hepimize hayatta kalma bilgilerini ilk kez annelerimizle, büyükannelerimiz veriyor. Midemiz ağrıyınca nane-limon, bulanınca ayran içmemizden omurgamızı dik tutmamız veya bunalınca derin nefes almamıza kadar önemli ilk yardım öğütleri, binlerce yıldır hayata tabiatın dişi unsuru aracılığıyla akıyor. Tabii yine Kamanlık gelenek ve bilgileriyle... Ben de ‘Su’yu anneme ithaf ettim. Çünkü annem benim ilk Kaman’ım, ozanım, masalcım, ninnicibaşım, semboller uzmanım, çocukluğumdan beri “Hiçbir şeyi fazla dert etme, kalk ve yürü; daha ileri git kızım!” diyenim... Canım annem... Rabişim benim!


Yorumları Göster
Yorumları Gizle