GeriKelebek İki şirketi Tokyo Paris hattında havada yönetecek
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İki şirketi Tokyo Paris hattında havada yönetecek

Bir adam iki şirketin CEO’su olabilir mi? Cevabını önümüzdeki günlerde Renault ve Nissan bulmaya çalışacak. Ama şunu belirtmekte fayda var, otomotiv endüstrisi tarihinde hiç kimse bugüne kadar böyle bir çift yönetim şekli denemedi.Uluslararası bir otomotiv şirketini yönetmek kolay bir iş değil. Düşünsenize her gün yüzlerce tedarikçi, binlerce çalışan, dünya çapında milyonlarca müşteri ve milyonlarca dolar değerinde araç üreten fabrikaları idare etmek zorundasınız. Eğer çok başarılı bir otomotiv yöneticisiyseniz işçilerle savaşa, otomotiv sektöründeki vahşi rekabete ve maymun iştahlı tüketicilerin içine atılırsınız. Eminim böyle bir ortamda otomobil şirketini 1 dakika bile yönetmeyi düşünmezsiniz.TOKYO VE PARİS’TE EVİ OLACAKAma tabii siz Nissan’ın 50 yaşındaki CEO’su Carlos Ghosn değilsiniz. 29 Nisan’da Ghosn, mevcut görevinin yanı sıra Nissan’ın Fransız ortağı Renault’un Başkanı ve CEO’su da olacak. Yani yukarı da belirttiğim temponun iki katına sahip olacak. Tokyo’da evi olan Ghosn, yeni göreviyle birlikte Paris’te de bir ev sahibi olacak. Şu anda otomotiv sektörü ve uluslararası basın Ghosn’un tarihte ilk olacak bu görevinde ne yapacağına kitlenmiş durumda. Ghosn’un bu göreviyle elde edeceği başarı, şirket evliliklerinin de gidişatını belirleyecek.Ghosn’u ikili yönetiminden bahsedince, hemen akıllara kıtalararası iki şirket olan DaimlerChrysler’in başındaki Jürgen Schrempp gelebilir. Ama Schrempp, bir şirketin şemsiyesi altında bu işi yapıyor. Gerek Daimler-Benz, gerekse Chrysler’in başında birer CEO bulunuyor. Ghosn ise hem dünyanın en büyük 10’uncu otomobil üreticisi Renault’nun hem de dokuzuncu büyük otomobil üreticisi olan Nissan’ın ayrı ayrı CEO’su olacak. Şu anda Renault’un Nissan’da yüzde 44’lük hissesi bulunmasına rağmen her iki şirket birbirinden bağımsız faaliyet gösteriyor.İKİ ŞİRKET ARASINDA 15 BİN KİLOMETRE VARİki şirket birbirinden 15 bin 722 kilometre ve 8 saat dilimi ile ayrılmış durumda. Ghosn ikili görevinde zamanının yüzde 40’ını Paris’te, yüzde 40’ını Tokyo’da ve yüzde 20’sini de Amerika ve dünyanın diğer bölgelerinde geçirecek.Ghosn’un liderlik stilinde fabrikalarda dolaşmak, tedarikçileriyle görüşmek, bayilerini ziyaret etmek ve basın organizasyonlarına katılmak gibi özellikler ön plana çıkıyor. Ghosn’un başarısında büyük yeri olan bu tarzına yeni görevinde nasıl gerçekleştireceği ise tam bir soru işareti. Tabii bu iki görevinin dışında Ghosn’un Sony, IBM ve Alcoa şirketlerinin yönetim kurullarında yer aldığını da söylemekte fayda var. Kuşkusuz coğrafya ve zaman farkı Ghosn’un karşılaşacağı yegane sorunlar değil. Ayrıca, Ghosn’un iki görevi arasında yaşanacak potansiyel uyumsuzluklarda ortaya çıkacak.BEYNİ ÇİN SEDDİ GİBİ Mİ?Konuyla ilgili uzmanlar, Renault için çok iyi olanın, Nissan için aynı şekilde iyi olmayacağı görüşünü savunarak, ‘Eğer Ghosn’un beyni Çin seddi gibi ikiye ayrılmamışsa, iki şirketle tamamen ayrı olarak ilgilenmesinde zorluklar çekecektir’ açıklamasını yapıyorlar.Ama unutulmamalı ki Ghosn şu an sahip olduğu kariyerini beklentilerin tam tersi şekilde sağladı. 1999 yılında Renault’dan Nissan’a Başkan Yardımcısı olarak gittiğinde, borç yükü artan şirketi dünyanın en dinamik ve kárlı şirketi haline dönüştürdü. Ghosn hem de bu başarısın Japonca konuşamamasına rağmen dışarıya kapalı bir kültürde gerçekleştirdi. Nissan’ın satışları büyümeye ve yeni tasarımları ve ürünleri her geçen gün daha çok sevilmeye devam ediyor. Bu da Ghosn’u dünyanın otomotiv simgesi haline getirdi ve Japonya’nın bugün en büyük kahramanlarından biri durumunda.HÜKÜMET BAĞI AZALDITabii Ghosn’un Renault’daki en büyük şansı, Nissan’da yaptıklarına gerek olmaması. Renault’un sadece bir revizyona ihtiyacı var. 1992 yılından bu yana Başkanı ve CEO’su olan Louis Schweitzer yönetiminde Renault, daha fazla üreten, hükümetle bağlarını azaltan ve Batı Avrupa’nın bağımsız en popüler otomobil markası olmayı başardı. 1985 yılında Fransız hükümetinin Renault’daki hissesi yüzde 80 iken bugün yüzde 16’ya geriledi. Bugün Renault düşük ve orta sınıfta çok fonksiyonel ve stile sahip otomobiller üretiyor. 1996 yılında Brezilya ve 2000 yılında Güney Kore’de operasyonlara başlayıp uluslararası alanda da büyümeye başladı. Schweitzer, bana göre çok zekice bir hamle yaparak 1999 yılında Nissan’a ortak oldu ve Ghosn’u da şirketi yönetmesi için gönderdi.Ghosn, özellikle geçtiğimiz yıl çok başarılı oldu ve Renault’ya 2.3 milyar dolarlık bir katkı sağladı. Bu katkı Renault’un kárının yüzde 50’si anlamına geliyordu. Ghosn’un Renault’daki görevinin en zor bölümü şirketin kurumsal kimliğini değiştirmekte olabilir. Renault son dönemlerdeki başarısına rağmen yeniden bir canlanmaya ihtiyacı var. Agresif bir şekilde yeni pazarlara girip, bir dönem başarısız olduğu üst sınıf modellere yönelmesi gerekiyor.Renault Avrupa’ya hala çok bağlı ve satışlarının yüzde 72’sini Avrupa’da gerçekleştiriyor. 10 yıldan fazladır dünyanın en kárlı pazarı olan Amerika’da ise satış yapmıyor.Maliyet katili1954 Lübnanlı göçmen bir ailenin çocuğu olarak Brezilya’da doğdu.1960 Ailesi Beyrut’a taşınınca, genç Ghosn burada Fransızca, Arapça ve Portekizce’yi öğrendiği bir Cizvit okuluna gitti.1974 Paris’teki elit bir üniversite olan Ecole Polytecnique’den mühendislik diplomasını aldı. 1978 Fransız lastik üreticisi Michelin’de çalışmaya başladı. 1990 Michelin, B.F. Goodrich ile birleşince, Ghosn şirketin ABD’deki operasyonlarının başkanı oldu. 1996 Araştırma, üretim ve satın almanın başı olarak Renault’a çalışmaya başladı. Kısa sürede bütçe giderlerini 3.6 milyar dolar azaltarak hissedarların büyük beğenisini kazanan Ghosn’a ‘Maliyet Katili’ lakabı takıldı. Öte yandan işten çıkarılmalardan dolayı işçilerin büyük tepkisini çekti. 1999 Renault, zor günler geçiren Nissan hisselerini satın almak için 5.4 milyar dolarlık bir öneride bulunarak otomotiv endüstrisini şok etti. Ardından Ghosn, başkan yardımcısı olarak Nissan’a geçti.2000 Nissan 6.2 milyar dolar zarar açıkladı. Başkan olarak atanan Ghosn, yeniden canlanma planı çerçevesinde Nissan’ın 5 fabrikasını kapatarak 20 bin kişiyi işten çıkarma kararını aldı. 2001 Nissan’ın karlılığı artınca, Ghosn şirketin CEO’luğuna yükseldi. 2003 MAYIS 1.4 milyar dolara mal olan ABD’deki Canton fabrikası üretime başladı. 2003 TEMMUZ Nissan, Çin otomotiv üreticisi Dongfeng ile ortaklık kurdu.2004 NİSAN Nissan, Canton fabrikasında üretilen araçlaran görülen sorunlardan dolayı kalite araştırmalarında kötü sonuçlar aldı. 2004 MAYIS Ghosn, Nissan’ın 2008 yılına kadar 28 yeni model piyasaya sürümeyi planladığını açıkladı. 2005 NİSAN Ghosn, dünyanın önde gelen iki otomotiv firması Renault ve Nissan’ın CEO’luğunu yürüterek, bir ilke imza atacak. Ben her yerde hep yabancı oldum Uzmanlar, Ghosn’un Nissan’da elde ettiği kárları Renault’da sağlamasının çok zor olduğunu ifade ediyorlar ve yeni görevinde Nissan’da olduğundan daha dikkatli davranması gerektiğini belirtiyorlar. Çünkü Ghosn, Nissan’da işçileri çıkardı, tedarikçilerle bağlantıları kesti ve dışarıdaki şirketlere hisse sattı. Ghosn, Renault’un bugün sahip olduğu iyi vizyon ve iyi strateji ile sağlıklı bir şirket olduğunu belirterek, ‘Bu nedenle tepe taklak etmeyi konuşmak çok gerçekçi olmaz. Ben şirketi yeniden keşfedeceğim ve fırsatlarının, risklerinin, güçlerinin ne olduğunu görüp şirketin açıkça konumunu belirlemeye çalışacağım. Kültür farklı, şirket farklı, rekabet ettiğimiz pazarlar farklı. Yani zaferler de farklı olacak’ açıklamasını yapıyor. Ghosn, ‘Aslında alışık olmadığım bu duyguları alışığım’ diyerek şöyle konuşuyor: ‘Lübnan’dayken yabancıydım. Çünkü Brezilya’da doğmuş ve Portekizce konuşuyordum. Sonra Fransa’ya gittim orda da yabancı oldum. Ben her zaman farklı olan kişi oldum. Ama en azından Japonya’ya gidene kadar Fransa’da bir kültürel iletişim sorunu yaşamadım. Japonya’ya gittiğimde ise başarılı olmak için kendime yüzde 50 şans tanıdım. Yani yüzde 50’de başarısız olabileceğim ihtimalini hesap ettim.’Renault Amerika pazarına girecek miGhosn’un başarısında Kuzey Amerika pazarına verdiği büyük önem yatıyor. Çünkü Ghosn, en talepkar müşterilerin bu pazarda olduğunu ve şirketin başarılı olması için Amerika’da yer alması gerektiğine inanıyor. Şu aralar kendisine en fazla sorulan soruların başında ise Renault’yu tekrar Amerika pazarına sokup sokmayacağı yönünde.Renault, Amerika’ya girmek için bir çok girişimde bulundu, ama hepsinde bozguna uğradı. 1950’lerde ‘Dauphine’ ile pazara giren Renault, 1970’lerde Le Car, 1980’lerde ise Alliance ve Encore ile pazarda yerini aldı. Ama tipik Fransız stili olması her seferinde hüsran yaşamasına sebep oldu.Ghosn eğer operasyonel kár marjları Nissan’ı yakalarsa Amerika pazarına yeniden girmeye kendine inandırmış. Ama bunun için uzun bir yol olduğunu da söylemeden geçmiyor. Ghosn, ‘Amerika’ya girmeden önce iyi çalıştığınızdan, iyi ürünlerinizin olduğundan ve cebinizin milyar dolarlar harcayacak derinlikte olduğundan emin olmalısınız. Uzun bir süre Amerika’da Renault görmeyi beklemeyin’ diye konuşuyor.Nissan evlenmeden başarı elde ettiİki şirketin evliliği hakkında ise Ghosn net konuşuyor. Birleşme bir çok potansiyel ihtilafları ve problemleri çözecek gibi gözükse de Ghosn, Nissan’ın başarıyı Renault ile birleşmeden sağladığının altını çiziyor. Ghosn, ‘Son 6 yıldır evliliklerin değeri yok ettiğini sürekli söylüyorum. Yapmamız gereken iki şirket arasındaki ittifakı güçlendirip, tasarruf, ürün geliştirmekte, mühendislik alanlarında kullanmak gerekiyor’ diye konuşuyor.Türkiye ile kararlar Ghosn’dan sorulacakBugüne kadar otomotiv sektöründe bir çok CEO ve yönetici ile röportaj yapma şansım oldu. Ama yıllardır en çok konuşmak istediğim kişi Ghosn’du ve ben daha bu şerefe erişemedim. Açıkça söylemek gerekirse Türkiye’de Ghosn’la tek konuşan kişi Posta gazetesinden Hakan Çelik oldu. Çelik, Ghosn’u Tokyo fuarında yakalayıp teybini uzatmış. İnanın kıskandım. Ama olsun belki yeni görevinde daha detaylı konuşma şansı bulabilirim.Ghosn’un ikili görevi, Türkiye içinde kuşkusuz büyük önem taşıyor. Türkiye’de üretim yapan Renault’nun yeni stratejilerini Ghosn belirleyecek ve yeni modellere ilişkin açıklamayı da bizzat kendisi yapacak. Daha önce Türkiye ile çalışmayan Ghosn’un nasıl bir tutum içinde olacağı ise merakla bekleniyor.