İçinde cinsellik olmayan aşk kıymasız Adana kebabına benzer

Güncelleme Tarihi:

İçinde cinsellik olmayan aşk kıymasız Adana kebabına benzer
Oluşturulma Tarihi: Ekim 04, 2003 02:23

Soğuk nevale gibi duruyor ama alakası yok. Duruşu öyle, kendisi değil. Mesafeli bir samimiyet denilebilir belki onunkine. Ama konuştukça açılıyor ve insanın aklını karıştıracak şeyler anlatıyor. Sizi temin ederim, kafası farklı çalışıyor. Bir kere fazlasıyla açıksözlü, kendisini hiç sakınmıyor. O kim mi? Cüneyt Ülsever.

Onun sıfatlarını saymaya benim burdaki yerim yetmez. Ama bir deneyeyim: İnsan kaynakları uzmanı, eski bankacı, danışman, ekonomi ve siyaset yazarı, romancı. Bir zamanlar Özal'ın prenslerinden biriydi. Bülent Şemiler'le birlikte Emlak Bankası'nın önemli isimlerindendi.

Bu arada insanı kıskandıracak kadar sıkı bir eğitim almış. Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi'nde, yüksek lisansını Johns Hopkins ve Columbia Üniversiteleri'nde, doktorasını ise Harvard'da tamamlamış. Ama benim hafızama bunlardan çok aşık olduğu kadın uğruna eşini ve işini terk eden adam olarak kazınıyor. Ben (Hürriyet İK'daki yazıları hariç) her Allah'ın günü siyaset yazan bir adamın aşk, cinsellik, aldatma ve evlilik üzerine düşüncelerini merak ettim. Yakında çıkacak 21. Yüzyıl İnsanı isimli kitabını bahane ettim ve Allah ne verdiyse sordum.

Sizce nedir aşk?

-Ne sevmek ne seks, onların üzerinde bir şey. Aşk tanımlanması zor bir ihtiyaç. Birbirimize, aşka ihtiyaç duyduğumuz için aşık oluyoruz. Yani aşkın kendisi aşk. Aşkta ‘‘maşuk’’ bahane. Maşuk yok. Ama tesadüfen ‘‘aşık’’ ve ‘‘maşuk’’ kendi aşk ihtiyaçlarını tatmin ederken, birbirlerine de ayna tutup bir araya gelebiliyorlarsa işte bu kaymaklı baklava! Ne var ki bu baklavanın ömrü dört yıl...

Eminsiniz yani!

-Elbette. Bilimsel çalışmalar böyle söylüyor. Bu salgıladığımız enzimlerle ilgili. Aşk dört yıl sonra bitiyor.

BÜYÜK YALANLAR

Peki bir insanın hayatında aşk olmadığı zaman ne oluyor?

-Bir kere bile aşık olmayanların ağzında bir leblebi pası oluyor. ‘‘Bu pas niye ağzımda? Nasıl geçer?’’ bir türlü çözemiyorlar. Çözemedikleri için de oyunlar oynuyorlar. Karı-kocacılık oynuyorlar. Sevgiliymiş gibi davranıyorlar. Birbirlerine samimi olmuyorlar. Ama aşkı bir zamanlar yaşamış insanların bir kısmı da samimi değil. Şimdi 20 sene geçmiş, eşine hálá ‘‘Sadece seni arzuluyorum’’ diyor. Bundan büyük bir yalan olabilir mi? Böyle söyleyince de kızıyorlar bana: ‘‘Yanılıyorsunuz ben 16 senedir hálá kocama aşığım Cüneyt Bey...’’ Ben ‘‘Hanımefendi ya beni, ya kendinizi, ya kocanızı, büyük bir ihtimalle de üçümüzü birden aldatıyorsunuz!’’ diyorum. İnsanlar aşkla şefkati karıştırıyor.

Aşk 4 sene sonra geçiyorsa ve insanın bir zamanlar aşık olduğu kişi sıkı bir dostu, sığındığı bir ‘‘İngiliz limanı’’ haline dönüşüyorsa, o zaman insan aşkın yerine ne koyuyor?

-Ben şunu demiyorum ki: İnsan 80 sene yaşayacaksa her 4 senede bir aşık olacak! Ben kendimle yüzleştiğimde şunu fark ediyorum. Pek çok kadın sevdim ama sadece iki kadına aşık oldum. Yani sürekli aşık olman gerekmiyor.

Sizce insanlar neden verem olabilecek kadar aşık olmuyorlar artık?

-Yarım insanız da ondan! ‘‘Bütün insan’’ olmayı beceremiyoruz. 20. yüzyılda, bilim, Allah razı olsun o kadar büyük ilerlemeler kaydetti ki, evet, şimdi daha uzun yaşıyoruz. Bir sürü hastalığa çare var. Müthiş bir bilişim teknolojisi var. Ama tüm bu gelişmeler bizi sadece fonksiyonel hale getirdi. Kısa dönemde problem çözen insanlar olduk. Ve haliyle kısa vadede çözemediğimiz aşktan koptuk. Kaçtık. Aşıkla dalga geçtik. Aşık, lüzumsuz zaman kaybedendi. Ne yaptığını bilmeyendi. Hafif deli, hafif manyak. Zayıf bir insan yani. Acı çekmeye niyeti ve meyli olan biri. Bizimse alerjimiz var acı çekmeye! Ben de diyorum ki, ‘‘bütün insan’’ olmak için acıyı ve hüznü yaşamalıyız ki mutluluğun, huzurun ne olduğunu anlayalım...

20. yüzyılda sadece sevgi kavramının mı içi boşaltıldı?

-Yok canım. İnsan kavramının içi boşaltıldı. Duyguların içi boşaltıldı, Korkuların içi boşaltıldı. Korkmak, aşağılık bir şey olarak kabul edilmeye başlandı. Gittikçe herkesin daha yalnız kaldığı ve korktuğu bir dünyada korkuları konuşmamaya başladık. ‘‘Ya ben şundan korkuyorum’’ sohbetleri yerine ‘‘Korkak! Ödlek!’’ sıfatları birer hakaret olarak kullanılmaya başlandı. Korkan insan aptaldır, aşık insan aptaldır gibi sunulmaya başlandı...

Ben Fatma'nın memelerini, Hatice'nin kalçalarını, Nazife'nin de sohbetini sevebilirim

Siz bir insanın iki insanı birden sevebileceğini de söylüyorsunuz. Gerekçeniz nedir?

-Bu biraz kompartmanlarla ilgili. Ben Fatma'nın memelerini, Hatice'nin kalçalarını, Nazife'nin de sohbetini sevebilirim. Ve hiçbirinden de kendimi esirgemek istemem. Değişik kompartmanlarıma hitap eden insanlarla sevgi ilişkisi kurabilirim. Ama aşk, bütün kompartmanları dolduran bir şey. Su baskını gibi. Yani aynı anda iki kişiye aşık olabilmek mümkün değil.

Peki ahlakla aşk yan yana gelebilir mi? Uslu uslu durabilir mi?

-Niye çelişsinler ki? Diyelim ki biriyle sosyolojik bir ilişkin var, evlisin yani ama bir başkasına aşık oluyorsun. Tamam insan istemez böyle bir şeyiama senin elinde değil ki, oluyor. Ben ikinci karıma birinci karımla evliyken aşık oldum mesela. Ve gittim ona söyledim. ‘‘Ben seni sevmiyorum. Başkasına aşığım. Beni azat et’’ dedim. Bence ahlaksızlık değildi...

‘‘Yasak aşk’’ınız sizde nasıl bir tortu bıraktı?

-Yasak aşkım şu an benim karım. Ama o halimizi özlüyorum. O kadar çok adrenalin üretiyordum ki. İnsanoğlu kalleş tabii, ‘‘maşuk’’la yarım saat görüşmenin keyfi karınla 24 saat görüşmenin keyfinden çok daha güzel! Gıdım gıdım bir şeylere uğraşarak ulaşmak, bir saat sevişmek için kumpas kurmak, kafandan kırk tane tilkiyi geçirmek ve sonunda gerçekleştirebilmek... Muazzam bir keyifti. Özlüyorum.

Bütün bunları yeni baştan tekrarlayabilme gücünüz ve enerjiniz var mı?

-O güç insanın kendisinde değil, karşı taraf verir onu. Ben bundan sonra bir başkasına aşık olup olmayacağımı karıma garanti edemem. Ama aynı şekilde o da edemez. Çünkü aşk öyle bir şey, tutuluyorsun, gidiyorsun. Aşık olmayacağım demekle olmuyor. Ama ben aşık olacağım demekle de olmuyor.

YA BU KADIN BENİ BIRAKIRSA

Hem işinizi hem eşinizi terk ettiniz aşk için. Siz diğer erkeklerden daha mı cesursunuz? Yoksa zaten olay patlamış, karınızın nasıl olsa haberi olacak, sizin de başka çareniz yoktu, o yüzden mi itiraf ettiniz?

-Hayır. Gizli kalması için pazarlık yapabilirdim. Hem işimle hem eşimle. İkisi de teklif edildi. Cesaret meselesine gelince bu soruya yanıt vermem yakışık almaz!

Peki bütün engeller aşıldı. Aşkınıza kavuştunuz. Evlenmeniz şart mıydı?

-Evlenmeden bir arada yaşamak mangal gibi bir yürek ister. Sadece toplum kurallarına karşı gelmekten söz etmiyorum. Karşı taraf seni her an terk edebilir. Ben ‘‘Ya bu kadın beni bırakırsa’’ dedim ve evlendim. Korktuğum için yani. Çünkü güven arıyordum. İnsanın karısı da kendisinden ayrılmak isteyebilir ama en azından o zaman başına bir hukuk belası açabiliyorsun. ‘‘Bana bak seni oyarım!’’ diyorsun.

14 yıldır evlisiniz. Sizin teorinize göre aşkınız en az üç kere bitmiş. Başınıza dördüncüsü de gelebilir mi?

-Şimdiki karımla aşkın bütün safhalarını yaşadık. İkimiz de biliyoruz ki aşk bitti...

Böyle söylemek karşı tarafı üzmez mi?

-‘‘Acıktım’’ demek ‘‘Doydum’’ demek insanı üzer mi? Hemen başka biriyle aşk yaşamak zorunda değilsin ki, aşkının yerine şefkati koyabildiysen, huzuru koyabildiysen bunun neresi kötü? Pek çok çift var ki, aşkın yerine nefreti koyuyor. Bizimki gibi bir ‘‘İngiliz limanı’’ da olabilirsin birbirine. Sığınabilirsin. Biz yine de şanslıyız.

Siz aşk ve cinselliği ayırıyor musunuz? İkisi farklı şeyler mi?

-İçinde cinsellik olmayan aşk, kıymasız Adana kebabına benzer! Ama aşk cinselliğin de üzerinde bir şey...

Sizin de, karınızın da birer oğlu var. ‘‘İthal çocuklar’’la yeni bir aile kurma formülünde başarıyı yakalamanın sırrı nedir?

-Eşimin oğluyla benim oğlumun ilişkilerini görseniz, öz kardeş zannedersiniz. Burada karımın rolü çok büyük. ‘‘Üvey anne olarak ben iki şey yapmadım’’ der, ‘‘İtip kakmadım ve yanlış yaptığı zaman üstüne gittim. Yani üvey anne psikolojisine kapılıp onu affetmedim.’’ Ve biz açık davrandık. ‘‘İkinizi de seviyorum. Ama kusura bakma üvey oğlum, öz oğlumu daha çok seviyorum!’’ dedim. Bunu söyledim yani. Karım da aynı şekilde.

Yeni çocuk yapmamanızın sebebi?

- Artık çok geçti. Allah bana bir sürü şeyi verdi, bu hariç. Aşık olduğum kadından çocuğum olsun isterdim. İçimde kalacak ukdelerden biridir.

İnsanın uğruna karısını boşadığı bir kadından boşanmayı aklından geçirebilmesi mümkün mü?

-Elbette. Hatta ‘‘Yanlış yapmışım ilki daha iyiydi!’’ diye ilk karısıyla tekrar evlenebilir. İnsan bir kere evlendiği kadınla beş kere de evlenebilir. İnsan bu, her şeyi yapabilir...

AŞIK BİR ÇİFT BİRBİRİNDEN SIKILMIŞ BÜTÜN KARI KOCALARI RAHATSIZ EDER

Birdenbire iki kişinin aşık olması, birbirinden sıkılmış bütün karı kocaları rahatsız eder. Birbirlerinden ne kadar sıkılmış olduklarını yüzlerine vurur. Onlar ‘‘razı olma’’ oyunu oynarken sen ne hakla pozitif enerji saçıyorsun etrafa? Benden sonra üç arkadaşım aşık oldu, sanki ‘‘Biz de deneyelim’’ dediler, ama ısmarlama olmuyor, hepsi hüsrana uğradı. Bu ülkede şunu çok net görüyorum: Biz her şeye razı olan bir toplum olduğumuz için hep rıza göstermeyi öğreniyoruz. Bu yüzden de kendi seçimini kullanan insanları kıskanıyoruz. Hep karına razı ol, kocana razı ol. Biri ‘‘Hayır, efendim ben razı değilim!’’ deyince sinirleniyoruz. Çünkü onlar bize kendi açığımızı, eksiğimizi gösteriyor...

KADIN VE ERKEĞİN CİNSEL ORGANININ ADI NEDİR?

Harvard'da doktoram sırasında bir psikoloji profesörü derse geldi ve ‘‘Kadın ve erkeğin cinsel organının adı nedir?’’ dedi. Soru bu! Herkes tabii sustu. Hoca üzerimize varınca, Latince'lerini söyledik. ‘‘Hayır’’ dedi. Utana sıkıla argolarını söylemeye başladık. ‘‘Hanımlar beyler, hiçbiriniz bilemediniz. Üstelik iki tane hata yaptınız. Birinci hata, organın ne olduğunu bilemediniz. İkinci hata da kadın ve erkeğin cinsel organlarının farklı olduğunu zannettiniz! İnsanda cinsel organ beyindir. Ve kadın ve erkeğin cinsel organı aynıdır. Siz hálá dalak ve midenin kendi kendine işlediğini zanneden zavallılarsınız!’’

SEVİYELİ BİRLİKTELİK Mİ DEDİNİZ? BENİ KESMİYOR!

Peki sevgi yerine geçen ‘‘seviyeli birliktelik’’ sizi neden kesmiyor! Neden yetersiz buluyorsunuz bu tanımlamayı?

-Valla, ben kadınların beynimi düzmelerini istiyorum! Seviyeli birliktelik, benim beynimi düzemeyen kadınlara ait bir tanımlama haline geldi. Onun için seviyesiz birliktelik yaşamayı, beynimin düzülmediği seviyeli birliktelik yaşamaya tercih ediyorum!
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!