GeriKelebek İç çamaşırı düşkünlüğü bir marka yarattı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İç çamaşırı düşkünlüğü bir marka yarattı

İç çamaşırı düşkünlüğü bir marka yarattı
refid:14854137 ilişkili resim dosyası

Geçen ay başlayan “Evcilik Oyunu” adlı yarışmanın sunucusu ve iç çamaşırı markası Selingerie’nin yaratıcısı Selin Ortaçlı, InStyle için hem plajda hem de şehir hayatında giyilebilecek kıyafetlerle objektif karşısına geçti. Ortaçlı, Kıbrıs’taki çekimlerin ardından derginin sorularını da yanıtladı.

Kısa bir süre önce “Evcilik  Oyunu”nu sunmaya başladınız. Nasıl oldu da tasarım dünyasından ekranlara geçiş yaptınız? Planlı bir adım mıydı bu?       
 
- Açıkçası bu teklif çok doğru zamanda geldi. Çünkü iç çamaşırı markamı biraz oturttuktan sonra sunuculuk yapmak ilk hedefimdi...
 
Daha önce böyle bir deneyiminiz olmuş muydu?         

- Hayır, bu ilk sunuculuk deneyimim. O yüzden çok çalışıyor, iyi şeyler yapmak istiyorum. Bence bu işte başarıya ulaşmanın sırrı da doğal olmak...
 
Siz kamera karşısında o kadar doğal olabildiniz mi? 

- Oldum, zaten çekimlerde her şey doğaçlama gelişti. ıki saatlik yayını iki buçuk saatte, hiç kesmeden çektik. Canlı yayın gibi hazırlandım. Programda senaryo olmaması, işin doğallığında çok etkili...

BUNDAN SONRAKİ ADIM OYUNCULUK OLABİLİR     

Sunuculuk dışında başka hayaller, hedefler de var mı?


- Bu dünyaya bir kere geldim ve mümkün olduğunca aklımdaki her şeyi denemek istiyorum. Yapmak istediğim çok şey var; markamı ilerletmeye dair projeler ve belki de oyunculuk... Eğitimini aldıktan sonra biraz uğraşmaya ve denemeye değer buluyorum o işi de... Kendimi geliştirmeyi severim. Mesela bu program daha gündeme gelmemişken diksiyon kursuna gitmiştim.

Gelelim sizin markanıza... Selingerie’yi yaratırken nasıl bir yol izlediniz?

- Kendimi bildim bileli iç çamaşırına düşkünümdür. Bu yüzden konuyla ilgiliydim. Piyasada benim yaptığım tarzda ve renkte ürünler açısından (özellikle de aksesuvar anlamında) eksiklik olduğunu gördüm. Varolan çok başarılı markalar var ama onlar da benim yaptığımı yapmıyorlar. Çünkü olay ticarete döndüğünde farklı kaygılar doğuyor. ıster istemez hayallerini gerçekleştirmekten uzaklaşıyor ve o maddi, ticari kaygıyı yaşamaya başlıyorsun. Ben işte o kaygıya girmeden küçük bir şey yapayım ama kendi dediğim olsun istedim. Risk almayı ve olmayanı yapmayı çok seviyorum.

ABARTIDAN HOŞLANMAM DOĞALLIKTAN YANAYIM

Peki siz kendi tarzınızı nasıl tanımlarsınız?


- Abartıdan hoşlanmıyorum. Doğal olmaktan yanayım. Açıkçası çok fazla ne giydiğimi de umursamıyorum. Günlük hayatta güzel bir jean ve üzerine renkli ya da desenli bir tişörtü tercih ediyorum. Giysilerimi ufak detaylarla renklendirmeyi severim. Tişörtün üzerindeki yazı dikkat çekici olabilir ya da dümdüz, sade giyinirim ama renkli bir saç aksesuarı veya renkli bir ayakkabı kullanırım.

Sade kıyafetlerinizle aksesuvar tercihleriniz nasıl olur?

- Aksesuvarda da sadelikten yanayım ama yüzük kullanmayı çok seviyorum. Zarif küpelerden hoşlanıyorum. Çok küçük ama kendini gösteren bir küpe kıyafeti çok hoş şekilde tamamlıyor. Bu nedenle özellikle Zeynep Erol’un tarzını çok beğeniyorum. Bütün tasarımları değişik ama çok sade ve asla abartı yok. Ayrıca göğüs hizasının aşağısında biten uzun kolyeleri de beğenirim. Kıyafete güzel bir hava katıyorlar.

NAZARA VE İLAHİ ADALETE İNANIYORUM

Elinizden neredeyse hiç çıkarmadığınız nazar boncuklu bir yüzüğünüz var. Nazara inanır mısınız?


- Enerji ve kişisel gelişimle ilgileniyorum. Annem de bu işle uğraşıyor. Böyle bir ailede büyüdüğüm için okuduğum kitaplar genelde bu konulara yönelik oldu. Nazarın negatif bir enerji olduğuna ve karşındaki insanın negatif düşüncesinin sana geçeceğine inanıyorum. Ama aynı zamanda bunun ona geri döneceğine ve ilahi adalete de inanıyorum. Bu yüzük bana kendimi iyi hissettiriyor. “Artık korunuyorum” dedirtmesi açısından güzel bir aksesuvar.

DALIŞ SAYIMI ARTIRIP BRÖVEMİ YÜKSELTECEĞİM

Bu yaz neler yapmayı düşünüyorsunuz?


- Havaların ısınmasıyla birlikte ben de daha sakin bir havaya bürünüyorum. Serin bir yerde kitap okumak, arkadaşlarımla keyifli sohbetler yapmak ve bu sohbetleri uzun soluklu yemeklere taşımak hoşuma gidiyor. Ayrıca tekne hayatını çok seviyorum. O yüzden yazın favori adresim Göcek... Fırsat buldukça dalıyorum. Bu yaz dalış sayımı artırıp brövemi yükseltmek istiyorum. Bayıldığım akşam üzeri keyiflerinde bir de elimde Martini Bianco veya Apple Martini olursa harika olur.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle