GeriKelebek Hürriyet’te Aziz Nesin haftası
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hürriyet’te Aziz Nesin haftası

Hürriyet’te Aziz Nesin haftası
refid:3954858 ilişkili resim dosyası

Hürriyet Gazetesi, Türk mizah edebiyatının büyük ustası Aziz Nesin’i 90’ıncı yaşında kitaplarıyla anıyor. 5 Temmuz 1995’te kaybettiğimiz yazarın eserlerinden 160’ar sayfalık beş kitap hazırlandı. Kitaplar 20-24 Şubat arasında beş gün Hürriyet’le birlikte 1.5 YTL’ye okuyucuya ulaşacak.

Türk mizahının en önemli ustalarından Aziz Nesin, hayata ilk adımlarını espriye, şakaya pek iyi gözle bakılmayan, gayet ciddi bir ortamda atmıştı. Asker olacaktı. 20 Aralık 1915’te İstanbul Heybeliada’da doğup, Süleymaniye’de büyüyen yazar çocuk yaşta Kuleli Askeri Lisesi’ne girdi. Ardından Harp Okulu’nu bitirip 1937’de asteğmen olarak göreve başladı. İkinci Dünya Savaşı’nı kışla atmosferinde yaşadı.

1945’te ordudan ayrılıp sivil hayata geçti, yayıncılığa başladı. 1946’da Sabahattin Ali ile birlikte Markopaşa adlı mizah dergisini çıkardı. Derginin kapatılmasının ardından Malumpaşa’yı yayın hayatına soktu. Bu derginin kapısına da mahkeme kararıyla kilit vurulunca Merhumpaşa’yı okuyucuyla buluşturdu. Bursa’ya sürgün edilerek gözaltında tutuldu. 1948’de, "Azizname" adlı taşlama kitabını çıkardı. Bu kitap için İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Dört ay tutuklu olarak süren dava sonunda aklandı.

ŞAH DAVA AÇTI

1949’da, başına çok tuhaf bir iş geldi: İngiltere Prensesi Elizabeth, İran Şahı Rıza Pehlevi, Mısır Kralı Faruk hep birlikte Ankara’daki elçilikleri aracılığıyla Dışişleri Bakanlığı’na başvurdu. Aziz Nesin’den şikayetçi oldular. Bir yazısında kendilerini aşağıladığı savıyla aleyhine dava açtılar. 6 ay hapse mahkum edildi, hapse girdi. 80 yıllık ömrü hep böyle geçecekti.

Gazetecilik de yapan Aziz Nesin, toplumdaki sivrilmiş ya da sıradan kişileri olağanüstü bir incelikle karikatürleştirme yeteneğine sahipti. Bürokrasiyle alay eder, devlet çarkının işleyişindeki bozuklukları zarif ama keskin bir üslupla eleştirirdi. Romanlar, şiirler, öyküler, gezi yazıları, anlatılar kaleme aldı.

Nesin, tüm ömrünü bir arı gibi hep çalışarak geçirdi. İki çocuğunu büyütürken çok yoksulluk çekti, perişan oldu, hapislerde süründü. Ama belirli bir zamandan sonra yazdığı kitaplar hak ettiği ilgiyi gördü. O aşamadan sonra çok kazandı. Fakat hiçbir gün lükse kaçmadı. Hep tasarruf yaptı. Üstüne not aldığı kağıtları hep önlü arkalı kullandı. Okuduğu gazetelerin boşluklarına bile notlar aldı. Dimdik ayakta kaldı. Çocuklarını büyüttü. Hatta para bile biriktirdi. Dişinden, tırnağından esirgeyerek oluşturduğu tasarruflarla yoksul çocukların okumasını sağlamak için 1972’de Aziz Nesin Vakfı’nı kurdu. Çatalca’da aldığı arazide bir yurt ve okul yaptırdı. Bugüne kadar yüzlerce yoksul, kimsesiz çocuk burada eğitim gördü.

Aziz Nesin, halkın içinde sıradan biri gibi yaşadı. Eserleri hep gündelik hayattan beslendi. Hikaye ve romanları elden ele geçti, dilden dile çevrildi. Dünyanın 78 ülkesinde yayımlandı. 80 yıllık bir ömrün bilançosu göz kamaştırıcıydı: 37’si hikaye, 5’i şiir, 10’u roman, 6’sı anı, 4’ü masal, biri taşlama, 6’sı fıkra, 4’ü gezi notları ve konuşmalarından oluşan toplam 73 kitap, 9 sahnelenmiş oyun.

Dünyanın dört bir yanından yüzlerce ödül aldı. 1968’de Karacan Armağanı birinciliğini, 1970’te Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü’nü, 1956 ve 1957’de iki kez üst üste İtalya’nın dünyada en saygın ödülü olan Altın Palmiye’yi, 1969’da Bulgaristan’da Altın Kirpi’yi, 1969’da Sovyetler Birliği’nde Krokodil ödülünü ve 1975’te Asya-Afrika Yazarlar Birliği’nin Lotus ödülünü kazandı.

OĞLU ALİ NESİN 90. YAŞINDA BABASINI BÖYLE ANIYOR

Yaşadığı her anın değerini vermiştir. Tarihsel görevini çok iyi anlamış ve sorumluluğunu üstlenmiştir. Her insan doğar, yaşar ve ölür. Aziz Nesin, bu süreci en bilinçli şekilde değerlendirmiştir.

ONUN İÇİN NE DEMİŞLERDİ

İsmet İnönü: Aziz Nesin’in her yazısını yeni Türkçe’nin bir ileri eseri olarak görmeye çalışıyor, bu inançla ve zevkle okuyorum. Siyasi bakımdan bir yazısı aleyhimde olsa bile, onu da Türk Edebiyatı’nın ve dil devriminin bir başarısı sayarak değerlendiririm. Dilimizin, büyük amacına, az çok zaman geçse de mutlaka erişeceğine inanıyorum. Bu amaca varmada, Aziz Nesin adı, safta saygı kaplayanlardan biri olacaktır.

Cemal Süreya: Aziz Nesin’in, çağdaşları arasında tek kaldığı kanısındayım. Aziz Nesin sivri, ama tek nitelikteki sanatıyla benzersiz kalıyor, tek kalıyor. Her olay, her yeni gereç onun için bir öykü kapısıdır.

Yaşar Kemal: Aziz Nesin’in bütün özellikleri, daha da çok direnme gücü, onu, çağımızın büyük bir güldürü yazarı yapmıştır. Gülmesini bilen yaratık, sevmesini de, düşünmesini de, oynamasını da bilir. Aziz de tıpkı Nasreddin Hoca gibi güldürürken düşündürür de.

Server Tanilli: O bir bayraktı... Büyük bir uyarıcıydı! Sarsıp silkeleyen bir aydındı! Türkiye’nin de bir şansıydı.. Böylesi bayrak açan aydınların kıtlığını yaşıyor dünyamız da.

Alpay Kabacalı: Gülmece ve gözyaşı... O, bütün yaşamı boyunca topluma borçlu olduğuna inandı. Yoktan var ettiği Nesin Vakfı, onun "topluma borç ödeme" anlayışının somut göstergesi oldu.

Beş günde beş kitap

Aziz Nesin’in 90’ıncı doğum günü dolayısıyla Hürriyet Gazetesi ile birlikte satışa sunulacak olan kitapların tüm geliri Aziz Nesin Vakfı’na verilecek. Nesin’in seçkin eserlerinden oluşan beş kitabın ismi ve yayın tarihleri şöyle: 20 Şubat 2006 Pazartesi "Memurlar Memurlar", 21 Şubat 2006 Salı "Zübüklüğün Sonu Yok", 22 Şubat 2006 Çarşamba "Şimdi Avrupa", 23 Şubat 2006 Perşembe "Şehirden İndim Köye", 24 Şubat 2006 Cuma "Gerçeğin Masalı".

Yorumları Göster
Yorumları Gizle