GeriHürriyet Pazar Yolunuz İstiklal’den geçsin
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yolunuz İstiklal’den geçsin

Yolunuz İstiklal’den geçsin

Kastamonu’nun yerlileri ona Cephane Yolu diyor. Kurtuluş Savaşı sırasında kullanılan ve İnebolu-Ankara arasında uzanan lojistik hattı, deniz kıyısından başlıyor, dik yokuşlara dönüşerek dağları, tepeleri, nehirleri aşıp bozkıra varıyor. Teknelerle gelen gönüllülerin, cephanenin kağnılarla cepheye ulaştırıldığı yol bu. 10 yıl önce İstiklal Yolu adıyla düzenlenip yürüyüş rotasına dönüştürülen güzergâh, geçen hafta milli park ilan edildi. Her mevsim güzel; Küre Dağları’nda sarının her tonunu bulabileceğiniz bu zamanlar bir başka güzel.

“Gözüm Sakarya’da, kulağım ise İnebolu’da” demişti Mustafa Kemal Atatürk. Milli Mücadele sırasında Anadolu’nun işgale uğramamış tek bölgesi Karadeniz, dışarıyla bağlantı kurulabilecek tek limanı ise İnebolu’ydu. Savaşa katılmak isteyenler önce Kastamonu’nun İnebolu Limanı’na iniyor, oradan Ankara’ya geçiyordu. Savaşın kazanılmasını sağlayan cephane de...
İstanbul ve Rusya limanlarından İnebolu’ya gemilerle getirilen lojistik malzeme ve mühimmat, yöreye özgü denk kayıkları ile limana taşınıyor, orada kayıt altına alınarak bugün ‘İstiklâl Yolu’ olarak anılan yol üzerinden kağnılarla Ankara’ya ulaştırılıyordu. Toprak yol, savaştan çok önce, 19. yüzyılın sonlarında gönüllülerle mahkûmların ortak emekleriyle açılmıştı.
İstiklâl Yolu, bugün üç ilin sınırlarından geçiyor: Kastamonu, Çankırı ve Ankara. Rotada yedi ilçe, 21 köy var. Ve sayısız tarihi yapı... Taş köprüler, İnebolu eski askerlik şubesi binası, Küre Ecevit Hanı, Küre Ersizlerdere Yaylası, Seydiler Şehitler Anıtı, Seydiler Kültür Evi, Kastamonu Şehitler Anıtı, Ilgaz Derbent Şehitler Anıtı, Ilgaz-Kaleköy Halil Ağa Hanı yeri, Topal Ali Hanı, Gündoğdu Jandarma Karakolu yeri, Yeni Gündoğdu Jandarma Karakolu ile Tüney Jandarma Karakolu binaları ve Ankara MKE Masam Fabrikası bunlardan bazıları.
Uzun yıllar unutulup kalan rota, ilk olarak Kastamonu Valiliği tarafından 2007’de başlatılan çalışmalarla canlandırılmaya başlandı. Yol temizlendi, gerekli işaretlemeler yapıldı, güzergâhtaki tarihi yapılardan bazıları restore edildi ve ortaya il sınırları içinde 95 km. ile Türkiye’nin en uzun üçüncü trekking parkuru çıktı. 2 Kasım 2018’de Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile de milli park ilan edilerek ‘İstiklâl Yolu Tarihi Milli Parkı’ adı verildi.

Yolunuz İstiklal’den geçsin

Ülkenin dört bir tarafından gelen gönüllüleri ve cephaneyi Ankara’ya ulaştıran İstiklal Yolu, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında büyük rol oynadı. Burada sadece yol yürümüyor, tarihin içinde dolaşıyorsunuz.
Tarihi, mimarisi ve kimliği ile tam bir Cumhuriyet kenti Kastamonu. Yakın tarihi, Kurtuluş Savaşı ve Atatürk devrimleri ile iç içe geçmiş. Mimarisi, Cumhuriyet sonrası birinci milli mimari akımının açık müzesi gibi. Yolun en iyi durumda olan ve rotanın yürüyüşçüler için en iyi manzaraları sunan bölümü de Kastamonu sınırları içinde bulunuyor. İnebolu Türk Ocağı binası önünden başlayıp merkeze bağlı Emirler Şekerköy’de sona eriyor. Sadece yol yürümüyor, tarihin içinde dolaşıyorsunuz.
Yolunuz İstiklal’den geçsin

İnebolu
çıkışı zorlu
Kastamonu sınırlarında kalan parkurun büyük bölümünde yürüyüş rahat. Ancak İnebolu yakınlarında, İkiçay-Çatalçeşme arasında yer yer 45 dereceye varan uzun rampalar var. Alışık olmayan yürüyüşçüleri zorlayabilir.
Deniz seviyesinde başlayan İstiklal Yolu, Çuha doruğunda 1100, Ilgaz’da 2500 metreye kadar çıkıyor. Bazen karayoluyla kesişiyor ama çoğunlukla orman içlerinde ilerliyor. Yol, Milli Mücadele öncesinde de vardı ama savaş döneminde daha iyi hale getirildi. Halkın devrent dediği taşocaklarında kırılan taşlar döşendi ve askerler tarafından sıkıştırıldı. Zemini bugün neredeyse tamamen orijinal. Bazı bölgelerde yolun kenarına 1920’lerde yerleştirilmiş tarihi kilometre taşlarına rastlıyorsunuz.
Yürüyüş için en uygun zaman, nisan-kasım arası. Şu anda Küre Dağları, ziyaretçilerine sonbaharın tüm renklerini sunuyor. Mayısın ortalarından itibaren yol boyu endemik bitkiler; özellikle de bolca orkide görüyorsunuz. Ancak yöre halkının sarı ormangülü dediği sarı çiçeklere dikkat! Bunlardan toplayıp otomobillerine alanlarda bir süre sonra baş ağrısı ve uyku hali oluyormuş. Bu çiçekten bal yapan arıların balı da aynı etkiyi gösteriyormuş.
Yolunuz İstiklal’den geçsin

Gemilerle İnebolu Limanı’na gelen mühimmat, kadın-erkek tüm halkın çektiği kağnılarla taşınıyordu.
Parkurun en güzelleri
Deniz kenarındaki İnebolu’dan başlayan rota, tipik Karadeniz görüntüleri sergileyen köylerden geçerek Kastamonu’ya ulaşıyor. Parkurun en güzel bölümleri İkiçay Vadisi, Çuhadoruğu, Karacehennem Boğazı, Ecevithan ve Çataltepe-Ödemiş arasındaki ormanlık alan. Küre ilçesindeki Çatak Göleti ve Doğanlar Kalesi görülecek diğer yerler arasında. İnebolu’nun aşı boyası ile renklenmiş eski evleri, Kastamonu il merkezindeki tarihi konaklar mutlaka ziyaret edilmeli.
Ayağa kalkan Ecevit Han
1920’lerde İnebolu’dan çıkan ve Kastamonu-Ankara yönüne giden kafilelerin bir günlük yürüyüş sonunda vardıkları mevki, bugün Küre ilçesine bağlı Uzunöz Köyü Ambarlı Mahallesi’nde bulunan Ecevit mevkiiydi. Bu bölge, 18. yüzyılda hareketlenmiş ve hanlar bölgesine dönüşmüştü. Ecevit Hanı da bu hanlardan biriydi. Cephane taşıyan kağnı kolları burada konaklıyordu. Han, 1950’lere kadar kullanıldı. 1970’lerin sonunda yok oldu. İstiklâl Yolu projesi kapsamında yeniden inşa edildi ama orijinal yerinden birkaç metre öteye, karayolu kenarına. Orijinal temelleri bugün hâlâ eski yolun kenarında görmek mümkün. İki katlı hanın alt katı restoran, üst katı sergi alanı ve otel olarak hizmet veriyor. Konaklama için Kastamonu merkezde tarihi konaklarda hizmet veren oteller de var. Kurşunlu Han ile Toprakçılar Konakları bunlardan ikisi.

Türkiye’nin ilk şapka müzesi

Yolunuz İstiklal’den geçsin


Şapka İnkılabı’nın yapıldığı şehirde bir şapka müzesi bulunması doğal tabii. Mimar Vedat Tek Kültür Merkezi’ndeki müzede, Cumhuriyet döneminin farklı yıllarına ait 200’e yakın şapka var. Atatürk’ün ilk istihbarat şefi Ispartalı Ahmet Hamdi Bey’in fesi, 1960’lı yılların Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’in, dönemin başöğretmenlerinden Saadet Berna’nın, Türkiye’ nin ilk kadın Cumhuriyet Savcısı Nebahat Sanyar’ın şapkaları bunlardan bazıları.

Savaşın öyküsü Küre duvarlarında

Yolunuz İstiklal’den geçsin

Mimar Sinan Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fatma Zeynep Aygen ve Yard. Doç. Murat Mete Ağyar’ın yürütücülüğünde, Küre Belediyesi işbirliğiyle hayata geçirilen proje ile Kurtuluş Savaşı’nda yaşanan olaylar Küre’nin duvarlarına uygulanmaya başlamış. Amaç, toplumsal hafızayı canlı tutmak. Projede kullanılan boyalar DYO tarafından sağlanmış ve bugüne kadar 250 metrelik bir bölüm, Kurtuluş Savaşı öykülerini yansıtan açık hava sergisi haline gelmiş.

Yolunuz İstiklal’den geçsin

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle