GeriHürriyet Pazar Yeşil çuhalara geri döndüm
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yeşil çuhalara geri döndüm

Yeşil çuhalara geri döndüm

“Barlarda sıkışık masalarda içeceğime bilardo salonlarında sıkışık masalarda içerim” dedim. İyi de demişim. (Mehmet İren yazdı)

Bir arkadaşım kendine meşgale arıyordu. “Eskiden boş vakitlerimde neyle uğraşır da kafayı olur olmaz şeylere takmazdım” diye düşünmüş. Bilardo gelmiş aklına. Haklı.
Biz bir jenerasyon bilardoyla ama yakından ama uzaktan ilgilendik. ‘Color of Money’ filmi bir yandan Semih Saygıner diğer yandan gelince furya esnafı bilardo rüzgârına kapılmıştı. İyi de olmuştu.
Ne kadar kahvehane, yardımlaşma derneği, atari salonu varsa sığdırabildiği kadar masayı içeriye sığdırıp açıyordu dükkânı. Sonra internet kafeye geçti dalga. Alt jenerasyon bilardo yerine ‘Counter Strike’ oynadı. Günümüzde ise furya esnafı bu kez halkımıza şeker basmakla meşgul olduğu için benim arkadaş öyle elini attığı yerde bilardo salonu bulamamış, “Bilardo bitmiş” diyerek geldi. “Biz bitti demeden bitmez” diyerek tuttum kendisini, kolundan bulduğum bilardo salonuna sürükledim.
Bilardo salonları sakin sakin düzgün bir şekilde oynananlar ve duvarında ‘sigarayla pike çekmek yasaktır’ yazanlar olarak ikiye ayrılırdı. Biz tabii zamanında liselilikten dolayı ikincisine daha aşina olduğumuz için bıraktığımız yerden başlayalım istedim. Daha az cool olan bir tesis seçtim.
Yine eskiden B tipi bilardo salonları çay, tost, top kek ağırlıklı olurdu. Valla bu sefer benim seçtiğimde bira vardı.
Kadınlı erkekli gruplar bira içip bilardo oynuyor. Tabii herkes konuşuyor “Onu oradan ince göreceksin, şu banttan şöyle gideceksin, ters falso vereceksin” falan diye ama o kadar masayız, dediğini yapabilen yok. Semih Saygıner’in resmi de bilardonun ulu önderi gibi duruyor, hep beraber adamın gözünün içine baka baka kötü oynadık durduk. Hadi biz neyse de bilardo eldiveni kullanan insanlar var, onların kötü oynaması iyice yakışık almıyor.
Bodrum katta masa tenisi sevdalıları
Güldük, eğlendik ve hesabımızı ödemek için kasaya geçtik. Yine bu tip salonların alışkanlığıdır, alt katta daha da alt kata inen bir merdiven olur, oradan ara ara terli terli adamlar çıkar. Bodrum görünen alan masatenisi sevdalılarına tahsis edilmiş demektir bu. Burada da iki sporun ebedi lojistik birlikteliği atlanmamış, pinponcular rutubetli bodrumdaki yerlerini almış. Neticede yıllar sonra çuhalara döndüğümüz bilardo sefamızdan randıman almış olarak ayrıldık. İyice coşup “Bizi artık bilardoda bulsunlar” dediğimiz de olmuş olabilir.
İşi biraz ciddileştirelim
Hızımızı alamadığımız için ertesi akşam bir de ciddili bilardo salonu denemeye karar verdik. Vakit gelince gerekli YouTube videolarını izlemiş, bilardo konusunda kendimizi geliştirmiş olarak alanda yerimizi aldık. Yaş ortalaması daha yüksek, herkes topa vurmayı biliyor, eldivenliler daha da iyi biliyor, üç gün üç gece video izleyip gelsek yine de bu abilerin yanında sırıtmayacak duruma gelemeyiz. Saygıner Başkan’ın resmi ise yine baş köşede. Bira yok. Zaten alkol ruhsatı olsa hiç birayla vakit kaybedilmeyecek, konyak içilecek bir hava var. Artık videoların mı faydasını gördük yoksa kaliteli mekânda insan da daha mı iyi oynuyor bilmem, bir gün öncekinden epey bir daha iyi oyun çıkardık. Burası da olur.
O coşkuyla eve gelip ‘Color of Money’yi de izledim. Bundan sonra kaliteli zaman dedin mi bilardodan şaşmam. Dizi niyetine de ‘Mavi Ay’ izlemeye başladım mıydı hoş geldin 1996.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle