Hürriyet Pazar Haberleri

HÜRRİYET PAZAR

    Tüm zamanların en büyük kadın satranç oyuncusu Judit Polgár... Dâhi doğmadı, dâhi oldu

    Hürriyet Haber
    14.10.2017 - 11:40 | Son Güncelleme:

    1991 yılı, Judit Polgár için önemli bir tarihti. O sene, henüz 23 yaşındaki Macar satranç oyuncusu, ‘tarihteki en genç büyük usta’ unvanını elde etmişti ve kısa süre sonra dünyanın bir numarası olacağından adı gibi emindi. Geçen hafta, Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı için İstanbul’a gelen Polgár’dan onu sürekli başarıya götüren hikâyesini dinledik...

    Tüm zamanların en büyük kadın satranç oyuncusu Judit Polgár... Dâhi doğmadı, dâhi olduOnun için satranç oynamak, anadilini konuşmaktan farksız. Turnuvalarda kendinden emin, hatta “Uyurken bile kazanır” dedirtecek kadar sakin. O, gelmiş geçmiş en iyi kadın satranç oyuncusu...

    Judit Polgár’ın hikâyesi, 1976 yılında Budapeşte’de başladı. Annesi Klara ve babası László, öğretmenlik yapan idealist bir çiftti. Baba, hobisi olan satrancı tutku derecesinde seviyordu. ‘Altı çocuğum olsun, hepsi de bir konuda uzmanlaşsın’ diye hayal kurduğunda henüz bekârdı. Ama Klara’yla evlenip üç kızları olduğunda, bu hayali hâlâ aklındaydı.

    Baba Polgár’ın teorisine göre, ‘dâhi doğulmaz, dâhi olunur’du. Branşı ne olursa olsun, bir çocuğun, çok küçük yaştan itibaren eğitilirse dünyanın bir numarası olabileceğini düşünüyordu. Bunu ispat etmek için kızları Susan, Sofia ve Judit’i okula göndermedi, eğitimlerini evde almalarını sağladı. Uzmanlaştıklarında, kızlarının erkek çocuklarla aynı sonuçları alabileceğini herkese göstermek istiyordu.

    Susan satrancı beş yaşında öğrendi. Kardeşleri Sofia ve Judit, onun babasıyla yaptığı çalışmaları ilgiyle izliyordu. Evlerinde satranç üzerine yüzlerce kitapla dolu bir kütüphane vardı. Hem oynuyor hem de okuyorlardı. Susan, nihayet 80’lerin başlarında başarılı bir satranç oyuncusu olarak adını duyurdu. Sofia da daha beş yaşında, kendinden büyük rakiplerini yenmeye başlamıştı. Judit ise iki ablasının gösterdiği başarıları katbekat aşacaktı.

    Tüm zamanların en büyük kadın satranç oyuncusu Judit Polgár... Dâhi doğmadı, dâhi oldu
    Polgár, ablası Susan’la satranç oynarken... Anne-babası ve diğer ablası Sofia onları izliyor.

    Kaybeden erkekler tebrik etmez, elimi sıkmazdı

    Okula gitmedikleri için üç kız kardeşin sosyal bir çevreleri de yoktu. Judit Polgár o günlerini, “Ablalarım her zaman yanımdaydı, bir de katıldığım turnuvalarda sosyalleşiyordum” diyerek anlatıyor. Dokuz yaşında ilk kez uluslararası bir yarışmada birinci olduktan sonra, satranç onun için profesyonel bir uğraşa dönüştü. 1988’de henüz 12’sindeyken dünya şampiyonu oldu.

    Bu sırada Polgár çifti işten ayrıldı ve çocuklarının menajerliğini üstlendi. Kızlarının yoğun satranç eğitimlerini takip ediyor, şehirdeki ve yurtdışındaki yarışlarda onlara eşlik ediyorlardı. Judit Polgár, en genç satranç ustası olarak İzlandalı sporcu Bobby Fischer’ın rekorunu kırdığında 15 yaşındaydı. Bu başarı onun adını Guinness Rekorlar Kitabı’na yazdırdı. Artık sadece erkeklere karşı oynuyordu. Satranç erkeklerin daha çok tercih ettiği bir branş olduğu için kendini daha iyi geliştirebileceğini düşünüyordu.

    Kadınlar arasında rakipsizdi, doğru. Ancak erkek rakiplerinin, onun başarısını kabullenmesi de kolay olmadı: “Onlar için bu durum çoğu zaman zordu. Kaybettiklerinde, nezaket gereği el sıkışmak ya da tebrik etmek gibi şeyleri yapmayanlar olurdu. Ama baktılar ki ben bu işte iyiyim ve kazanmaya devam ediyorum, sonunda beni kabullendiler.”

    Bugün 42 yaşında olan Polgár’ın yılları her gün 6 ile 10 saat arasında satranç oynamakla geçti. Sonraları, teknolojinin gelişmesiyle bilgisayarda da pratik yapar olmuştu. 2005’te ‘Dünya Erkekler Sıralaması’nda (satrançta karma karşılaşmalar yapılabiliyor) ilk 10’a girmesi hiç şaşırtıcı değil. Üstelik aynı yıl, ‘dünyanın en iyi sekizinci satranç oyuncusu’ unvanı da onun oldu.

    Tüm zamanların en büyük kadın satranç oyuncusu Judit Polgár... Dâhi doğmadı, dâhi oldu
    Fotoğraf: Murat Şaka

    Oyun sırasında iki kilo kaybettiği bile oldu

    Peki satranç yorucu mu? Hiç düşünmeden “Evet” diyor Polgár. Turnuvalarda bir oyunun beş saate yakın sürdüğünü, oyun sırasında iki kilo kaybedebildiğini anlatıyor. Üstelik 10 günle iki hafta arasında süren bu turnuvalarda oyun öncesi ve sonrasında mutlaka iki-üç saat daha çalışıyor. Tek bir hamle için 50 dakika düşündüğü olan Polgár’a göre işin sırrı, kendini adamak: “Yeteneğiniz olabilir ama çalışmaz, kendinizi adamazsanız yeteneğiniz heba olur gider.”

    Elde ettiği şampiyonluklarla, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi kadın satranç oyuncusu kabul edilen Judit Polgár, unvanını bundan iki sene önce emekli olana kadar, yani 25 yıl korudu. Artık Macaristan Milli Takımı’nın başantrenörlüğünü yapıyor.

    Geçen hafta da İstanbul’daydı. Aydın Doğan Vakfı, UNICEF (BM Çocuklara Yardım Fonu), UN Women (BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi) ve UNFPA (BM Nüfus Fonu) işbirliğiyle düzenlenen 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı’nda konuşmacıydı.

    Örnek teşkil ettiğinizde fark yaratıyorsunuz

    Satrancı farklı insanları bir noktada buluşturabilecek sanat, müzik, dans gibi evrensel bir dil olarak tarif eden Polgár, bu sporun üç boyutlu düşünmeye, faaliyete geçmeye ve sonuç elde etmeye yönlendirdiğini söylüyor. Ona göre tam da bu nedenle, kız çocuklarının yönlendirilmesi gereken bir branş: “Anne-babalar yönlendirir, öğretmenleri de desteklerse daha fazla kız çocuğu bu sporu seçecektir. Eğitimden söz ederken veliler ve öğretmenlerden bahsediyoruz ama ben annelerin rolünün altını çizmek istiyorum. Çünkü ancak bir örnek teşkil ettiğinizde fark yaratıyorsunuz. Yaşadığımız ülkeden, içinde bulunduğumuz koşullardan bağımsız olarak devletler, bazen eğitimin ne kadar önemli olduğunu unutma yanılgısına düşüyor. Bu yüzden eğitimin önemini her fırsatta hatırlatmaya katkıda bulunmaya çalışıyorum.”

    Judit Polgár Satranç Vakfı’nı kuran ve Satranç Sarayı (Chess Palace) adlı bir eğitim programı başlatan oyuncu, bu spor aracılığıyla çocukların beceri ve yetilerini geliştirmeyi hedefliyor. Şimdiye kadar eğitimine katkıda bulunduğu öğrencilerin sayısı 10 bini aştı... Her yıl düzenlenen Küresel Satranç Festivali’nin (Global Chess Festival) ana organizatörü olan Polgár, sadece çocuklar için değil, profesyonel oyuncular için de kitaplar yazdı, yazıyor. Çocuklara ilham vermek ve eğitimlerine katkıda bulunmak için çalışmalarını ise aralıksız sürdürüyor.

    Tüm zamanların en büyük kadın satranç oyuncusu Judit Polgár... Dâhi doğmadı, dâhi oldu
    Soldan sağa; Hanzade Doğan Boyner, BM Türkiye Mukim Koordinatörü ve UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Irena Vojácková-Sollorano, Dr. Nesrin El-Haşimi, BM UNFPA Türkiye Temsilcisi Karl Kulessa, Nona Zicherman ve Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı.

    DÜNYA KIZ ÇOCUKLARI GÜNÜ KONFERANSI'NDA NELER KONUŞULDU?

    Hanzade Doğan Boyner (Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı): “Dünyadaki 300 trilyon dolarlık malvarlığının sadece 14 trilyon doları kadınlara ait. Üniversiteyi yeni bitirmiş kadınlar, erkeklerden yüzde 20 daha az para kazanıyor. Kız çocuklarının eğitim projelerine aktarılan kaynak sadece 13 milyar dolar düzeyinde. Kız çocuklarının eğitimine daha fazla bütçe ayırsaydık, bugün daha fazla kadın devlet başkanı olsaydı, yönetim kurullarında daha fazla kadın olsaydı, daha fazla akademisyen kadın olsaydı, yani karar mekanizmalarında daha fazla kadın olsaydı; küresel ısınma gibi dünya meselelerine belki daha iyi sahip çıkar, daha etkili çözümler üretebilirdik. Daha iyi bir dünya istiyorsanız kız çocuklarının eğitimine yatırım yapın.”

    Hanzade Doğan, konuşmasında dünyadaki arazilerin sadece yüzde 1’inin kadınlara ait olduğuna değindi.

    Nesrin El-Haşimi (Iraklı genetik doktoru ve Irak Kraliyet ailesi mensubu): “2016’da Türkiye’yi ikinci ziyaretimde bana ‘Bir prensessiniz, neden doktor ve bilim insanı oldunuz?’ diye soran 9 yaşındaki Talya Özdemir, daha sonra BM kürsüsünde hitap etti. Talya’nın konuşmasının basın yayın organlarında yer almasından çok etkilendim. Bana soracak olursanız çocuklar, ünlülerin yarattığı etkiden bile büyük bir etkiye sahip. Bu sene ve bundan sonraki senelerde yapılacak konferanslarımızda bir gelenek geliştirelim ve özellikle kız çocuklarının toplantılarda konuşmacı olmasını sağlayalım. Biz, yetişkinler olarak onları dinleyelim.”

    Canan Dağdeviren (Forbes dergisi tarafından ‘30 Yaşın Altında 30 Bilim İnsanı’ unvanına layık görülen fizik mühendisi): “Fizik okumaya karar verdiğimde annem dışında kimse desteklemedi. Ancak geçen yıl başvurmadığım halde dünyanın en iyi mühendislik okullarından olan MIT’den (Massachusetts Institute of Technology) teklif aldım. Şimdi Anadolu’daki üniversitelere gidip başarımı paylaşıyorum. En büyük hedefim, bana benzeyen ama benden çok daha iyi gençlerin yetişmesine katkı sağlamak.”

    Nona Zicherman (UNICEF Türkiye Temsilci Yardımcısı): “Sağlamakla yükümlü olduğumuz olanaklardan yararlanmaları ve gerçek anlamda güçlendirilmeleri için, kız çocukları 21’inci yüzyılın zorluklarının üstesinden gelebilecek şekilde bilgi ve beceriyle donatılmalı. Bu sadece kız çocukları için değil, müreffeh, barışçıl ve dirençli toplumlar oluşturmak için de gerekli.”

    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı