GeriHürriyet Pazar Siyasetin yeni fenomeni Zeydan Karalar ile bereketli sular üzerinde
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Siyasetin yeni fenomeni Zeydan Karalar ile bereketli sular üzerinde

Adana sokaklarını ağzım açık geziyorum. Ankara’da mıyım, Beyrut’ta mı? Nehir kenarında palmiyelerin koynuna zarifçe uzanan oteller, Seyhan’a bakan villalar Miami’yi andırıyor. Taş Köprü’nün güzelliği, etrafının yoksulluğuysa Bağdat’ı... Kıkır kıkır gülen başörtülü kızlar, hemen arkalarında bir başkası, sanki Selena Gomez ve sokakta klip çekiyor. Dükkânların önünde, modifiye arabalarda artist gibi oturan gençler Bollywood’dan mı fırlamış, Kolombiya’dan mı? Ayrı bir gezegen burası. Adanalı tanıdıklarımın neden böyle delidolu olduğunu anlıyorum içimden gülerek. Alev alev yanıyor bu şehir. Biraz aşağısı sıcacık Akdeniz, yukarısıysa Toroslar’ın gürül gürül akan alüvyonlarıyla yıkanmış Çukurova... Orhan Kemal’in ‘Bereketli Topraklar’ı. Yaşar Kemal’i de püskürtmüş dünyaya, Yılmaz Güney’i de. Adana uzun zamandır ilk kez bir siyasetçisiyle gündeme geliyor. Tamam, son seçimlerin esas yıldızı Ekrem İmamoğlu’ydu, sonra Mansur Yavaş atağa kalktı. Şimdi bu gruba bir isim daha eklendi: CHP’li Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar. Belediye meclisinde, “Ne bakıyon ters ters” demesi, canı sıkılınca “Yeter lo!” diye kesip atması gerilimden illallah eden pek çok insanın yüzünü güldürdü. 26’ncı Uluslararası Altın Koza Film Festivali’ni bahane edip Zeydan Karalar’ı ziyarete gittik. Siyasetin bu yeni fenomenini ve Türkiye’nin en matrak kentini yakından tanıdık.

Hakiki Adanalısınız galiba, çocukluğunuz burada mı geçti?
- 1958’de Seyhan’da doğdum. O zaman en uç mahalleydi. 10 çocuklu bir ailenin altıncı çocuğuyum. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversiteyi Adana’da okudum.
 Ne okudunuz?
- Çukurova Üniversitesi’nde makine mühendisliği. İki oğlum da mühendis oldu, kızım doktor... Eşim fen bilgisi öğretmeni, sağ olsun, her zaman yanımızdadır.
 Siyaset nasıl başladı?
- 1980 öncesi gençlik kolları, efsane gençlik kollarıdır CHP’de. Daha ideolojik, idealistti her şey. Teorik olarak iyi yetiştik. Çok kitap okurduk, çok önemli isimler yetişti. Biz de onlardan biriyiz.
 Devrimci miydiniz?
- Demokratik solcuydum. Hep CHP çizgisindeydim, ne ileri ne geri.
 Sonra iş hayatı...
- ÇUKOBİRLİK’te, AEG’de çalıştım. Okan Tekstil’de genel müdürlük yaptım. Sonra kendi şirketlerimi kurdum. Biri Ankara, diğeri Adana’da.
 Duruyor mu şirketler?
- 2010’da il başkanı, 2014’te Seyhan Belediye Başkanı oldum. Şirketleri oğullarım yönetiyor.

Siyasetin yeni fenomeni Zeydan Karalar ile bereketli sular üzerinde

‘Güzel kız bulduk,
kaptırmayak’ dedik
 Adana’dan hiç kopmamışsınız. Eşiniz de Adanalı mı?
- 23 yaşındayken evlendim. Annesi Adanalı, babası Hataylı. Üniversiteyi kazanıp gelmiş buraya. 18 yaşındaydı. “Güzel kız bulduk, kaptırmayak başkasına” dedik.
 O zamanki Adana farklı mıydı?
- Almanya’dan 30 sene sonra gelen insanlar, “Hiç değişmemiş” der. Çukurova bölgesi 1980’den sonra yapılandı, ‘yeni Adana’ dendi. Ama Güney ve Orta Adana pek değişmedi. Adana büyük bir köy olarak anılır ne yazık ki. Oysa tarihi, çok çok eski bir kent.
 Dün sabahtan akşama kadar yürüdüm şehirde. Çok biricik bir yer. Bazı eksikler olsa da nostaljik, tatlı bir hayat devam ediyor. Diğer şehirlerdeki tıpatıplaşma burada yaşanmamış.
- Yatay yerleşimin hâkimiyeti bu. Dikey yerleşimde yardımlaşma, komşuluk, arkadaşlık ilişkisi bitiyor. Şehirleşme, modernleşme demek ama bir yandan o güzelim değerleri kaybediyorsunuz. Adana’nın büyük bölümü yatay yerleşim alanı. Adanalı dostluğu, yardımseverliği sevdiği için bu duygu hâlâ var. Biraz sert görünümlüdür, yiğittir, delikanlıdır. Tabiri caizse kıl aldırmaz ama çok ciddi dost, arkadaştır ve yardımseverdir.
 Peki ama biraz da şey var mı... Esnafın tavırları, trafikteki insanlar, park etme biçimleri filan... Nasıl söylesem...
- Açık konuş açık.
Biraz tatlı delilik var gibi. Adanalı arkadaşlarımın deli damarını burada sokakta gezerken anladım. “Marquez’in Barranquilla’sı gibi Yaşar Kemal’in de Adana’sı varmış” dedim. Rengârenk, acayip değişik bir insan dokusu var. Biz bir üçüncü sayfa haberini görünce, yeri okumadan anlarız mesela olayın Adana’da olduğunu, “Böyle bir şey sadece Adana’da olabilir” deriz. İşte bugün okudum, hastanede sıra gecesi yapılmış. Meğer sıra gecesini doktorlar düzenlemiş! Buranın havasında, suyunda bir şey mi var?
- (Gülüyor) Sıcakkanlıdır, tezcanlıdır, tepkisini hızlı gösterir. Bir adamın ne düşündüğünü bilirsiniz, saklamaz. Ölçüp biçerek konuşmaz. Görmüşsünüzdür zaten. Ama Adana en muhafazakâr, en milliyetçi, en uç sol kesimlerden göç almasına rağmen barışçıl biçimde, kardeşçe yaşatır insanları. Bu olsa olsa güneşinden, suyundan ve verimli topraklarındandır. Sihirli bir şey var burada.
Adana çok delikanlı
üretti ama
mafyavari değildi
 Bazı altkültürler de çıkıyor. ‘Benim Varoş Hikayem’ belgeselinde, ‘Sıfır Bir-Bir Zamanlar Adana’da’ dizisinde gördük. İzlediniz mi?
- Yok, izlemedim ama ’Sıfır Bir’i oğlumun arkadaşları yaptı.
 Bu diziler kentin varoşlarını, işsiz, dövmeli, façalı gençleri anlatıyor. Biraz Meksika, Kolombiya ya da Brezilya favelaları gibi.
- Teksas, Teksas!
 Böyle bir durum mu var? Buna nasıl bakıyorsunuz?
- Adana çok delikanlı üretti ama mafyavari değildi. Onlar uyuşturucu ve kadın ticaretiyle uğraşmazdı. Yiğit, haksızlığa dayanamayan ve gerektiğinde mağdurun yanında olan bir kültür vardı. Çok göç alınca ve şartlar kötüye gidince yeraltı oluşmaya başladı. Bir yeraltı hâkimiyeti söz konusu değil ama kötü gidiş devam ederse olabilir. Engellemek lazım.
 Var yani böyle bir tehlike?
- Başladı. Suriyeliler olağanüstü kötü şartlarda ve kullanılmaya müsait durumdalar. Ticaret ve uyuşturucu mafyası bu insanları kullanmaya başladı.
Avrupalı, Amerikalı
turistleri ağırlayacağız
 İşsizlik de yüksek. Türkiye’de ikinci galiba?
- Birinci. Bir Hakkâri çıkar, bir biz.
Ne yapacaksınız?
- Ciddi bir tarih ve kültür sanat kenti burası, gördünüz. Sinema deyince akla Adana ve Altın Koza gelir. Bir lezzet diyarı, kebap dışında da... Marmara’daki lüferin, kalkanın dışında lezzetli balıkların hepsi buradan çıkar.
Öyleymiş. Kazancılar Çarşısı’nda birçok zıpkıncı, balık avı dükkânı görünce sordum. Meğer Adana civarı balık cennetiymiş. İnsan Adana’yla balığı yan yana getiremiyor.
- Adanalı da bilmez. İşte gittik, şehrin ortasından nehir geçer. Boğaz gibi bir gölümüz var. İstanbul Boğazı’ndan farksız, dünya harikasıdır. Bunlar değerlendirildiğinde olağanüstü bir güzellik çıkacak. Sonraki aşamalarda Avrupalı, Uzakdoğulu, Orta Asyalı, Amerikalı turistleri ağırlayacağız.
 İstihdamı böyle mi sağlayacaksınız?
- Şu anda çare turizm, evet.
Burası bir tarım cenneti değil mi? Yaşar Kemal ırgatlık yapmış, Orhan Kemal ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’yi yazmış. Koca Çukurova’da tarım bitti mi yani?
- Ülke genelinde tarım arazilerinin önemli bölümü değerlendirilmiyor. Ekiyorsunuz, biçtiğinizde kârlı satamadığınız için, ya devletin verdiği teşvikle geçiniyorsunuz, ya kiralıyorsunuz ya da ekmiyorsunuz. Ama organik tarımla, özel tarımla, tarıma dair sanayiyi geliştirerek, onları ürüne dönüştürerek satmayı becerebilirsek ciddi girdi sağlayabiliriz. Biz ilçelerde tarıma destek oluyoruz. Paketleme tesisi, soğuk hava deposu kuruyoruz. Kirazı bir ayda topluyorlar. Satıldı, satıldı. Bir ürün ne kadar çoksa fiyatı o kadar düşüyor. Bir soğuk hava deposu olsa koyar, üç-dört ayda satar, fiyatı düşmeden değerlendirir.
Siyasetin yeni fenomeni Zeydan Karalar ile bereketli sular üzerinde

Kadının eşit olmadığı bir toplumun uygar olma şansı yoktur
Adana’da kadınların özgüveni dikkatimi çekti. Anadolu’nun diğer kentlerinden farklı, İzmir gibi burası.
- Atatürk’ün vasiyetini uyguluyorlar. Kadının eşit olmadığı bir toplumun uygar olma şansı yoktur. Burası modern ve laik bir kent.
 Siz de diyorsunuz ya, “Adanalı merttir, yiğittir” diye. Sevdiği için her şeyi yapar ama sevmediğini hiç sevmez vs. Bu Türkiye’ye hâkim olan tipik erkek kültürü aslında. İyi tarafları var ama bir yandan da ‘Kurtlar Vadisi’ kültürü bu. Tahammülsüzlüğe hatta şiddete yatkın bir yanı da var. Bu kültürü de tartışmak gerekecek mi bir noktada?
- Ekonomik şartlar bozuldukça ‘Kurtlar Vadisi’ kültürü oluşmaya başlıyor. Ama bu dar kapsamlıdır. Tüm Adana’ya hâkim olamaz. Modern, laik ve Atatürkçü duruş değişmez Adana’da.
Sabancı, Has, Sabuncu gibi ailelerin
kente dönüp ciddi yatırım yapmaları gerekiyor
Siyasetin yeni fenomeni Zeydan Karalar ile bereketli sular üzerinde

Edebiyatta Yaşar Kemal, ‘İnce Memed’, sinemada ‘Umut’, ‘Yol’la Yılmaz Güney... Sanatın zirvesi Adana’dan çıkmış.
- Böyle bir ruhu, damarı var.
Bunun kaynağı ne? Çok büyük bir zenginlik ama bir yandan büyük bir ezilme var sanki. Neyi görüyorlar da böyle bir sanatsal patlama çıkıyor Adana’dan?
- Tam da bunu. Yaşar Kemal’i besleyen pamuk işçileri, sınıf çatışması. İngiltere, Fransa ve Amerika’nın devreye girmesiyle tarımda sanayileşme, sonraları da işçiyle çatışma başlıyor bu
yörede.
 Buranın zenginleri de iddialı. Sabancıların yaptırdığı cami damga vurmuş şehre.
- Buradan çıkıp büyük işinsanı oldular. Sonra şu veya bu nedenlerle yatırımlarını azalttılar.
 Şehirle ilişkileri sürüyor mu?
- Eski fabrikanın yerine AVM yapıyorlar. Sabancı, Has, Sabuncu gibi ailelerin kente dönüp ciddi yatırım yapmaları gerekiyor. Bence Adana bir sorumluluk çünkü geriliyor.
 Seyhan kıyısında acayip lüks villalar gördüm.
- 2006-2007’de okudum; sanıyorum, kişi başına düşen gelirde Adana, İstanbul’dan sonra ikinciydi. Maalesef çok geriye düştük.
Kebabı hiç tartışmamak lazım
Altın Koza Film Festivali’nin açılış konuşmasında “Cannes’dan sonra Adana gelecek” dediniz. Berlin, Venedik ve Antalya’yı da atladınız. Bu kadar iddialı mısınız gerçekten?
- Türkiye’de festivalde bizimle yarışan olmaz.
 Neden?
- Sinemada Adana kadar değer üretmiş kent var mı? Ali Şen, Şener Şen, Yılmaz Güney...
 Son yıllarda Antalya biraz gözden düşünce Altın Koza popülerleşti ama bu iddia epey büyük. Ne gibi hamleler var aklınızda?
- Ne dedik? Cannes’dan sonra Altın Koza! İşi ehline teslim ederek en büyük hamleyi yaptım. Sinema sanatçılarını işin başına getirdim. En önemli yapımcılardan Timur Savcı, Menderes Samancılar, Nebil Özgentürk. Koordinatörümüz Gökhan Mutlay bu işin piri. Cüneyt Cebenoyan elim bir trafik kazasına kurban olmasaydı o da olacaktı.
 Sinema gibi bir kozunuz da yeme içme. Rakı Günü vardı, ne oldu?
- Şalgam ve Kebap Günü oldu. Ama biz ne dersek diyelim, insanlar ‘Rakı ve Kebap Günü’ diyor.
◊Yapılmasın diye panzerler çıkmış meydana. Ama insanlar onları aşmış galiba.
- Bir kesim buna çok karşı olduğu için güvenlik tedbirleri oldu, doğrudur. Her şeye rağmen insanlar geliyor yine vallahi, dinlemiyorlar.
 İçki konusunda rahat burası sanırım.
- Bunlar kişisel tercihlerdir. İçmek isteyen içecek.
Baskı yok yani?
- Yok. Burada bir kadın gece 01.00, 02.00’de rahatça gezebilir. Bu yönüyle İzmir’e benzer. Kimse kimseye karışmaz. Bu özgürlük ruhu sayesinde Adana, festivaller kenti oldu. Altın Koza, Portakal Çiçeği Karnavalı, Lezzet Festivali, Şalgam ve Kebap Festivali... Dünya Dans Yarışması’nın merkezi de olacak bu yıl, sponsor olduk.
 Peki, hazırsanız en can alıcı konuya, kebaba gelelim. Yanı başınızda Antep var, Antakya var. Çok dişli, esaslı rakipler. Adana bu rekabette kaçıncı sırada?
- Ben üç şehrin de lezzet diyarına katılacaklarını, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gireceklerini düşünüyorum. Bu üç il yemek konusunun önderi, en iyileri.
Siyasetin yeni fenomeni Zeydan Karalar ile bereketli sular üzerinde

Adana, Antep, Antakya:
3A’yı istiyoruz
 Bir başvuruda bulunuyorsunuz UNESCO’ya. Bu ortak bir girişim mi?
- Muhtemelen Lütfü Bey de (Savaş), Fatma Hanım da (Şahin) gelip destek olacaktır bize Lezzet Festivali’nde. Bir ayrılık veya dargınlığımız yok. Tersine 3A’yı istiyoruz: Bir turist geldiğinde; Adana, Antep, Antakya, hepsini gezsin.
 Bu üç mutfağın farkı ne?
- Antep’in tatlısı, baklavası, katmeri işleyiş biçimi iyidir.
 Kebapta fark ne?
- Yani kebap Adana kebabı, onu hiç tartışmamak lazım.
 Centilmenlik bir yere kadar diyorsunuz. Sizinki niye iyi Antep kebabından?
- Orada kebap demiyorlar ki ona. ‘Simit’ diyorlar, ‘simit kebabı’.
Peki en güzel Adana kebabı böyle bir yerde mi yoksa evde mi yenir?
- Buralarda da yenir ama benim gibi kebapçı olanlar evde yapar, yer.
 Nasıl?
- Ben kebapçıyım zaten. Böyle yerlerde çalıştım, ocak başındaydım. Okurken çalışarak öğrendim bu işi. Günde 1000 şiş ciğer şişlerdim ben.
Siyasetin yeni fenomeni Zeydan Karalar ile bereketli sular üzerinde

Sabah ya ciğer
ya kelle paça...
Demin gördüm, el hareketleriniz ondan böyle rahat...
- Esas soğan doğrasaydım görürdün.
 (Burada eşi Nuray Karalar giriyor söze): Kemal Bey’e (Kılıçdaroğlu) elleriyle yaptı kebapları Ankara’da. Adana Günleri olmuştu. Orada ne yenir, ne yenir düşündük, sonunda götürdük kebabı!
Evde Zeydan Bey mi yapıyor? Siz müdahale ediyor musunuz?
Nuray Karalar: 37 yıllık evliyiz, bir şişe elimi sürmedim. Bulaşık kalır bana ama mangal ve balık işleri ona aittir.
 Burada sabahtan akşama kadar et mi yeniyor? Kahvaltıda bile ciğer var. Mesela mısır gevreği istesem ne olur?
Zeydan Karalar: ‘O ne’ diye sorarlar, bilmezler. Ya ciğer isteyeceksin ya kelle paça.
 Ciğeri sabah kaçta yiyorsunuz?
- 07.00’de.
 Öğlen?
- Öğlen kebap.
Akşam yine mi kebap?
- Yani olabilir (gülüyor).
 İnsanların sağlığı nasıl bu şehirde?
- Bomba gibiyiz. Çok yeşillik ve soğan yeriz, sağlıklıyız.
Başarılı olursak genel iktidar
konusunda ciddi faydamız olacak
CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanı bir WhatsApp grubu kurmuşsunuz. Adı ne bu grubun? Amacı ne?
- Dayanışma, destek olma... Fikirleşme, yardımlaşma, önemli projelerin iletilmesi.
 Kimin fikriydi?
- Hepimizin.
 Neler konuşuyorsunuz? Bugün mesaj geldi mi mesela?
- Yok, gelseydi gösterirdim sana (gülüyor). Her gün icraat yapmıyoruz.
Grupta kim hangi konuda iyi? Nasıl bir rol dağılımı var?
- Mansur Yavaş avukattır. Hukuki konularda, “Şuna dikkat edin” diyebiliyor. Ben mühendisim, “İcraatlarda şöyle olursa daha iyi olur” diyebiliyorum. Ama arkadaşların tümü deneyimli olduğu için öngörüye sahipler.
Kimle en yakınsınız?
- Hepsiyle.
◊ Yaşça onlardan büyük müsünüz?
- Yok canım. Yılmaz Abi (Büyükerşen) var, Osman Gürün var. Üçüncü ben geliyorum herhalde.
 Bu başkanlar CHP’nin yeni A takımı mı?
- Siyasette, ilçelerde de A takımına girebilecek insanlar var. Ama şu bir gerçek: 1989 sonrası CHP belediyelerinin ağır başarısızlığı bizi iktidardan etti. AKP, belediyeler aracılığıyla iktidar oldu. Başarılı olursak genel iktidar konusunda ciddi faydamız olacak.
AKP’nin belediyelerden iktidara gelişinde tabanda etkili bir örgütlenme vardı. Halkın farklı katmanlarıyla yakın temas söz konusuydu. CHP’de böyle kökten gelen bir basınç var mı?
- Adana’da ne gördüyseniz, bütün şehirlerde aynı şey var.
 Başkanlara sevgi ve destek var. Ama tabandan yükselen politik bir enerji var mı CHP’de?
- Halkın teveccühü halka çok yakın olmaktan kaynaklanıyor. Belediye başkanları seçimde hep sevgi, kardeşlik, barış dilini kullanır. Yeni bir siyaset diline, uzlaşmadan yana tavra ihtiyaç var. Bütün saldırılara rağmen bu dili değiştirmedik. Demokratik bir ülkede birinin kazanınca delicesine sevinip, diğerinin kaybedince “hayat bitti” diye düşünmemesi gerekir. Kaybeden kendini güvencede hissetmeli. Bunu yapmayanlar kaybedecek, biz kazanmaya devam edeceğiz.
Demokrasilerde sindirme vardır,
kaybedenin saygı duyması,
ön tıkamaması gerekir
“Bütün belediyeler batık durumda” dediniz. Nasıl bir çözüm düşünüyorsunuz?
- Kısa sürede çözme şansı yok ama kemer sıkıyoruz. Giderimiz 155-160 milyon TL’ydi, geçen ay 18 milyon TL düşürdük. Bu ay biraz daha düşüyor. Ocakta artı veren bir bütçe olacak. Yetmez, fazla veren bütçe lazım. Hükümetin, Ankara’nın yardım etmesi gerekiyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la bir toplantı yaptınız. Olumlu geçti galiba. CHP’li belediye başkanlarıyla Ankara verimli çalışabilecek mi?
- Biz olumlu olmasını istiyoruz, öyle de geçti.
◊Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ekrem İmamoğlu için, “Topal ördek olacak, iş yapamayacak” demişti. Fikrini değiştirdi mi?
- O sözler seçim sathı mahallinde bir söylemdi. Cumhurbaşkanımız da memleketini seviyordur, kötülüğünü istemez. Dolayısıyla yardımcı olacaktır. Olmalıdır çünkü biz de bu millete hizmet ediyoruz.
 El değiştiren belediyelerde engellemeler, yokuşa sürmeler var mı? Belediye meclisinden canlı yayın yaptınız siz de. Etkili oldu mu bu?
- Bugün için oldu diyemem. Ama vatandaşın her şeyi bilmeye hakkı var. Demokrasilerde sindirme vardır, kaybedenin saygı duyması, ön tıkamaması gerekir. Biz geçmiş yönetimlerin icraatlarına neredeyse yüzde 95 oranda destek verdik, borçlanma dahil. Muhalefette bunu yaptık. Onlar yapılması gereken işlere onay vermiyorlar. Halkın buna büyük tepkisi var.
Mecliste tatlı-sert bir tarzınız var: Meşhur “Ne bakıyon ters ters” sözünüz gibi. İşe yarıyor mu bu tarz?
- Bakalım, göreceğiz.
 ‘Adana: 1, israf: 0’ diye bir sloganınız var. Pankart asmışsınız. Adana’da da epey otomobil çıkmış. 4 milyon TL tasarruf edilmiş. Nedir bu belediyelerdeki araba sevdası?
- Sadece binek araba değil, bir sürü iş makinesi var, onları çektik. Çalışmayan, gelmeyen insanlarla, huzur bozanlarla, emekliliği gelenlerle yollarımızı ayırdık.
Türkiye’nin artık kavga diline ihtiyacı yok
 Peki neden bu kadar araç alınıyor?
- Plansızcadır, yönetim zafiyetidir. ASKİ’yle (Adana Su ve Kanalizasyon İdaresi) ilgili 61 milyon TL gereksiz ödeme tespit ettik.
Bir ara kuyular buldunuz. Hayali kuyu gibi... Kapağı var ama kendisi yok.
- 76 kuyu açılsın diye ihaleye çıkılmış. Firma kuyu açmaya çalışmış, güya su yok diye kapak koymuş. Biz beton kapağı çıkarıp altını kazdığımızda 35 kuyuda çalışma yapılmadığını tespit ettik. Bir firmaya da gereksiz yakıt parası ödenmiş.
Yine de eski dönemle ilgili olumsuz ton kullanmıyorsunuz. CHP’li belediyelerin genel tutumu yumuşak. Bu bir strateji mi?
- Birbirimizle konuşmadan aynı tavrı sergiliyoruz. Türkiye’nin artık kavga diline ihtiyacı olmadığını düşünüyoruz. Gerginlik ortamını kaldırmanın zorunlu olduğunu düşünüyoruz. Ama yanlışları söylemek hakkımız.
 Suç duyurusunda bulunuyor musunuz?
- Kamu zararı varsa bulunuyoruz. Kuyuları, fazla ödemeyi savcılara veriyoruz. İhaleye fesatı veriyoruz. Niye vermeyelim? Ama bağıra bağıra söylemenin anlamı yok. ASKİ’de olanlarla ilgili basın toplantısı düzenledim. Büyükşehirle ilgili incelememiz var. Gelecek ay anlatacağız.
1 milyar 300 milyon TL maliyetli bir su isale projesi varmış.
- Sugözü-Yedigöze Barajı.
Beşte birine mal edilebileceğini duyurmuşsunuz.
- Sekiz kilometre tünel var. Buna ihtiyaç olmadığını, tekniğinin gereksiz olduğunu gördük. Usulünü, yolunu değiştirdik, 285 milyon TL’ye çıkacağını tespit ettik.
Ekonomi inşaata dayanıyor. Bu projeler birçok kişiye gelir mi sağlıyor?
- Öyle olsa bir tür sosyal yardım gibi düşünürsünüz.
Bir tür sosyalizm!
- Ama öyle değil. Bir iş 100 liraya bitecekse ona 500 lira veremezsiniz.
O 500 lira nereye gidiyor?
- ‘Para kazandirizm’ oluyor o artık.
Siyasetin yeni fenomeni Zeydan Karalar ile bereketli sular üzerinde

“Seyhan Belediye Başkanı’yken Adana’nın futbol takımlarına kendi gücümde destek oldum ama yetmiyor. O dev ekonominin yanında anlamlı rakamlar olmuyor. Büyükşehir olarak ekonomimiz düzeldikçe birinci lige çıkmaları konusunda destek sağlayacağız.”
 İnsanlar sizi sevdi. Bundan sonraki hedefiniz ne? Hep Adana’da mı kalacaksınız?
- Dedim ya, kebapçılık yaptım diye. Bir kebap dükkânı açmayı, kalfa olmayı hiç düşünmedim. Ciğer saplıyorsam en iyi şekilde saplamayı düşündüm. Mühendis oldum, şu şefin ayağını kaydırıp şef olayım diye hiç uğraşmadım. Bir sene sonra şef yaptılar. Müdür transfer oldu, altı şeften beni müdür yaptılar. Fabrika müdürlüğü boşalınca sekiz teknik müdürden beni yaptılar. İş hayatımı büyükşehir belediye başkanı olarak noktalamak istiyorum. Çok başarılı olmak istiyorum çünkü Adana’nın buna ihtiyacı var. Ne başka bir şeye çalışırım ne bir şeyin hazırlığını yaparım. Bütün hedefim, enerjim, ruhum, beynim buna ait.
 Adana’yı nasıl görmek istiyorsunuz bundan beş yıl sonra?
- İşsizliği çözmüş, modern, yaşanabilir... Herkes Eskişehir’i örnek gösteriyor ya. Öyle, örnek gösterilen bir şehir, bir dünya kenti olsun istiyorum. 30 sene önce işi, aşı olan, mutlu insanların kentiydi. Tekrar öyle olsun istiyorum.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle