GeriHürriyet Pazar Robotların dünyayı yönetmesi, bizim ne kadar aptal olacağımıza bağlı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Robotların dünyayı yönetmesi, bizim ne kadar aptal olacağımıza bağlı

Robotların dünyayı yönetmesi, bizim  ne kadar aptal olacağımıza bağlı

Robotlarla yaşamaya ne kadar hazırsınız? Evinizi veya işyerinizi robotlarla paylaşma fikri kulağınıza nasıl geliyor? İngiliz araştırma şirketi Oxford Economics’e göre 2030’a kadar 20 milyon işçinin yerine robotlar geçecek. Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Levent Akın’la bu alandaki son gelişmeleri konuştuk. Prof. Akın, yapay zekâ konusunda araştırmalar yapıyor, zeki robotlar tasarlıyor ve dünyanın en büyük robot yarışması RoboCup’ı 2011’de İstanbul’da düzenleyen kişi. İyi haber: Akın’a göre yapay zekâyla rekabet, bizim kuşağımızın sorunu olmayacak.

Daha önce müze robotu, egzersiz robotu, köpek robot gibi pek çok robot ürettiniz. Bu kez duyguları olan bir robot üzerinde çalışıyorsunuz. Bu robotla hedefiniz ne?

- Hedefimiz, yaşlılarla yaşayacak ve tamamen otonom, yani ne yapması gerektiğine kendi karar verecek bir robot geliştirmek. Üç yıldır üzerinde çalışıyoruz, daha sürecek. Bu robot sizinle sohbet edebilir, internete bakarak yeni kitaplardan, filmlerden söz edebilir. Yüz ifadeleriyle duygularını göstermesini sağlayacağız. 

Jetgiller çizgi filmindeki Robot Rosie’yi tarif ettiniz sanki.

- Henüz değil ama Rosie belki 20 yıl içinde gerçek olacak.

Daha önce yaşlılara egzersiz yaptıran Robot Nur’u tasarlamıştınız. İnsanlar Nur’a nasıl tepki verdi?

- Çok beğendiler, hatta onunla yarıştılar, hiçbiri yadırgamadı.

Çok basit olmuş gibi anlattınız...

- Basit olmadı tabii ki. Robotun yapması gereken, insanın iskeletini çıkarmak, çıkardığı iskeleti kendi iskeletine eşleştirmek. Ayağını uygun kaldırmazsa dengesini kaybediyor. Bu durumda, “Devrilmeden nasıl yaparım” diye hesaplaması gerekiyor.

Müze robotlarınızın meziyeti neydi peki?

- İki çeşit robot tasarladık. Biri insanları karşılıyor, “Nereye gitmek istiyorsunuz?” diye soruyor, o galeriye götürüyor. Orada ziyaretçiyi başka bir robota teslim ediyor. O robot da “Şu resim şöyle, bu sanatçı böyle” diye anlatıyor. Karşısındakinin bu konuda ne kadar bilgili olduğunu tartıyor. Kişi bu konuda bilgiliyse yine anlatıyor ama değilse daha ayrıntılı anlatıyor.

Türkiye’de pek bir çalışma yok, İran çok ciddi kaynak ayırıyor

Bir konuşmanızda yapay zekânın 2017’de birden dünyada daha çok gündeme geldiğini söylüyorsunuz. Bu bir tesadüf mü?

- Tesadüf ama nedenleri var. Hem bu alandaki teorik çalışmalar birden fazla kanaldan yürüyor hem de gerekli parçaların fiyatı düştü. Otonom araçlarda ‘velodyne’ diye bir algı cihazı var. Fiyatı bir ara 40 bin dolardı, şimdi çok daha ucuz. Alıp kendiniz de deneyler yapabilirsiniz. Bir de, birçok ülke bu işin önemini anladı, “Üniversitelere yatırım yapmam, bu alanda çalışan şirketleri desteklemem lazım” diyor.

Biz ne durumdayız?

- Türkiye’de bu konuda pek bir çalışma yok. Devlet desteği ve yönlendirmesi gerek. Avrupa’da, Çin’de bu işe o kadar önem veriliyor ki yeni mezun bir öğrenci, yılda 100 bin dolara yakın maaşla işe başlıyor. İnsanlar bu alanda çalışsın isteniyor. Robotlarla uğraşmak sabır ister. Çok değişik alanlarda yeteneği olan insanların yapabileceği bir şey. Bu insanların Türkiye’de sayısı az.

Ülkemizde sizin beğendiğiniz robotlar var mı?

- Özellikle beğendiğim bir robot yok. Sanayi robotları konusunda Altınay, insansı robot olarak Akın Robotics gibi kuruluşlar var. Türkiye’de geçen yıl bir robot bankada işe başladı ama insanlarla etkileşimi yoksa reklam dışında bir yararı olmaz. Aynı sistem bir yapay zekâ yazılımı olarak yapılsaydı çok daha verimli çalışabilirdi.

Ülkelerin bilimsel yayın sıklığını gösteren SJR’a göre İran, bilgisayar mühendisliği alanında Türkiye’nin önünde. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

- 2017’ye kadar dünyanın en büyük robot yarışması olan RoboCup’ın yönetim organının üyesiydim. 2007’de görevli olarak İran’a gittim. Normalde bir RoboCup yarışmasında 400 takım oluyor, 3 bin kişi yarışıyor. O yıl İran’daki yarışmada çok daha fazla takım vardı. Takımı birinci olan erkek öğrenciler askerlikten muaf oluyor. Her şeyi kendileri yapmak, ABD ve Avrupa’yla rekabet etmek istiyorlar. O yüzden çok ciddi kaynak ayırıyorlar. İranlı bir üniversite öğrencisi, makine mühendisi olan annesiyle takım kurmuş, arama kurtarma amaçlı kocaman bir robot yapmıştı.

Robot tam otonomsa yaptığı kazadan kendisi suçludur

 İleride biz insanlar, işimiz için yapay zekâyla rekabet etmek zorunda mı kalacağız?

- Bu, bizim kuşağımızın sorunu olmayacak. Ama yeni nesilleri böyle bir dünyaya göre yetiştirebiliriz. Belki de kimsenin çalışmasına gerek olmayacak.

“Robotlar, toplumsal uzlaşı olursa yaygınlaşacak” demiştiniz.

- Evet, savaş robotlarının bile sınırlandırılması konusunda çalışmalar var. Otonom bir robot, o tetiği çekecek mi çekmeyecek mi? Şu anda tetiği sadece insanın eline vermek düşünülüyor.

Elon Musk, “Kapalı kapılar ardında tehlikeli çalışmalar sürüyor” diyor.

- Olabilir ama ne olduğunu bilemiyoruz.

Peki Stephen Hawking’in “Yapay zekâ, insan ırkının son başarısı olur” sözüne katılıyor musunuz?

- Robotlar için birtakım etik kuralların belirlenmesi gerekiyor. Otonom robotların yaygınlaşamamasındaki nedenlerden biri şu: Bir kaza olduğunda kim suçlu, tazminatı kim ödeyecek? Avrupa Birliği’nin bir çalışması var: “Robot tam otonomsa yani insandan bağımsız karar veriyorsa o suçludur” diyor. Ama henüz tam otonom araçlar yok. ‘Artificial Intelligence: A Modern Approach’un (Yapay Zekâ: Modern Bir Yaklaşım)yazarları Russell ve Norvig, kitabın girişinde önemli bir soru sorar: “Bir gün robotlar Kahire’de araba kullanabilecekler mi?” Zor. Ancak uçan araba olursa...

Hawking’e dönersek... “Makineler bir süre sonra dünyayı yönetebilecek konuma gelecek” demişti.

- Bu bizim ne kadar aptal olacağımıza bağlı. Robotları işlerimize yardım etsin diye kullanacaksak onları insanlardan daha zeki yapmaya gerek yok.

 Robotu yürütmek satranç oynatmak kadar zor

Şu an dünyanın en akıllı robotu hangisi?

- Beklenti, bir robotun insanın yaptığı şeyleri ve daha fazlasını yapması. Fakat bu hayal, 60 yıldır gerçekleşmedi. Onun için insanlar, genellikle tek bir problemi çözen bir yapay zekâ sistemi üretiyor. Mesela MR sonuçları okumak. Yüz binlerce MR örnekleri alıyor, robotlara tek tek öğretiyorlar. En sonunda o robot öyle bir hale geliyor ki doktorlardan daha kesin teşhis koyabiliyor. Peki, aynı sistem satranç oynayabilir mi? Oynayamaz.

Arama kurtarma köpeği olan bir robot, beste yapan bir robot, dalış robotu, çay servisi yapan robot… Dediğiniz gibi, hepsinin tek bir görevi var.

- Öyle çünkü yapay zekâ üzerinde çalışan araştırmacılar, robotların zekâsını ‘satranç oynamak’ gibi şeyler gösterir diye düşünüyor. Yürümek, yemek yemek gibi şeyleri yıllarca ihmal ettiler. Halbuki bunlar da zor.

Robotları önümüzdeki 10 yıl içinde, en çok nerelerde göreceğiz?

- Sadece hizmet sektöründe çalışmayacaklar. Mars’a, Ay’a göndermek için çalışılan robotlar var. Madenlerde, sualtında, afet sonrasında arama kurtarmada çalışacak, enkaz altına girebilecek robotlar mevcut. 2011’de Japonya’da bir nükleer reaktör kazası olmuştu. Kazadan sonra oraya robotlar gönderdiler...

Robotların dünyayı yönetmesi, bizim  ne kadar aptal olacağımıza bağlı

Bence robotların yüzleri insana çok benzememeli

Robot-insan aşkına inanıyor musunuz?

- Bu aşk çoktan başladı bile. Yapay zekânın ilk yıllarında şöyle bir şey oluyordu: Bir soru soruyorsunuz ve cevap o robotun belleğinde varsa size onu söylüyor. Ama bilmediği bir şey sorarsanız, o zaman “Bana babanı anlat”, “Annen ne yaptı” gibi şeyler söylüyordu. Tabii bu konuşmalar, klavye aracılığıyla olunca, insanlar “Beni anladı” diye düşündü. İnsanlar kanabilir. Seks robotları da yapıyorlar ama bilmiyorum devamlı bir aşk ilişkisi olabilir mi? Robotların insan olmadığını unutmamamız lazım. Yüzleri insana çok benzeyebilir ama bence çok da benzememeli.

Robotların dünyayı yönetmesi, bizim  ne kadar aptal olacağımıza bağlı

Levent Akın’a göre insansı robotları en iyi ve en gerçekçi anlatan film, ‘I, Robot’ (2004), en çarpıtarak anlatan filmse, ‘Terminator’ (1984).

Robotların dünyayı yönetmesi, bizim  ne kadar aptal olacağımıza bağlı

Prof. Dr. Levent Akın çalışmalarını doktora ve master öğrencileriyle birlikte yürütüyor.

20 MİLYON

Araştırma şirketi Oxford Economics’e göre 2030’a kadar 20 milyon işçinin yerine robotlar geçecek. Sanayi için üretilen her yeni robot, 1.6 kişilik fabrika istihdamını ortadan kaldıracak.

 Tanımanız gereken  7 robot

The Unimate: Dünyanın ilk endüstriyel robotu. 1961’de faaliyete başlayan bu ‘kol’, General Motors fabrikasında montaj hattında kullanılıyordu.

Robotların dünyayı yönetmesi, bizim  ne kadar aptal olacağımıza bağlı

Sophia: Dünyanın ilk insansı robotu. Hong Kong’lu araştırmacılar tarafından geliştirildi, 2016’da Suudi Arabistan’dan vatandaşlık aldı.

Robotların dünyayı yönetmesi, bizim  ne kadar aptal olacağımıza bağlı

Akıncı-4: İlk yerli insansı robotumuz. Geçen yıl Konya’da Akın Robotics tarafından üretildi. Yedi dil biliyor. 41 eklem noktası bulunuyor.

Ada: Yine Akın Robotics tasarımı olan Ada, Konya’da garson. Mesafe ve zıtlık sensörleri sayesinde müşterilere dökmeden çay-kahve servisi yapabiliyor.

Robotların dünyayı yönetmesi, bizim  ne kadar aptal olacağımıza bağlı

Atlas: Dünyanın en dinamik insansı robotu. Boston Dynamics geliştirdi. Karda dengesini kaybetmeden yürüyebiliyor, ters takla atabiliyor.

Robotların dünyayı yönetmesi, bizim  ne kadar aptal olacağımıza bağlı

Valkyrie: Adını İskandinav mitolojisinden alan Valkyrie, NASA tarafından geliştirildi. 1.90 boyunda. Afet sırasında insanlara yardım etmek için tasarlandı.

Robotların dünyayı yönetmesi, bizim  ne kadar aptal olacağımıza bağlı

Pepper: Fransız Aldebaran tasarımı. Türkiye’de bir hastanede hasta ve ziyaretçileri yönlendiriyor, müşteri memnuniyeti ölçüyor. Fiyatı 145 bin 277 lira.

Robotların dünyayı yönetmesi, bizim  ne kadar aptal olacağımıza bağlı

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle