GeriHürriyet Pazar Atın beni denizlere!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Atın beni denizlere!

Atın beni denizlere!

Orta Asya’da deniz vardı da biz mi yüzmedik?

Plaj kültürümüzün başlaması 19’uncu yüzyılın ikinci yarısını buldu. Ama bir indik, pir indik sahillere. O kadar ki ‘halk sahile inince, vatandaş yüzemez oldu’... Peki Türkiye’de ilk plajı kim açtı? ‘Beach club’ denen tesisler yeni mi, yoksa bu mevzu asıl böyle mi başladı? En temizi, en popülerleri hangileri? Bir ‘beach’e gitsek konuşulanları anlamak için hangi terimleri bilmeliyiz? Haklarımız neler, ne zaman polis/jandarma çağırabiliriz?

Atın beni denizlere


Osmanlı’da plaj
Batı’daki gelişmeleri izleyemeyen Osmanlı’nın denizle tanışması epey geç oldu. Üç bir yanı deniz olan İstanbul’da denizin ayrı bir yeri vardı ama denize hiç girilmedi. Toplum 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren denizden tahta perdelerle ayrılmış deniz hamamları ile tanıştı. Denize girmek için tam teşekküllü bir hastaneden rapor gerekiyordu. Denize hangi zamanlarda girileceği, deniz kenarında ne yenip içileceği tabipler tarafından belirleniyordu. Uzak bir mesafeden geliniyorsa denize girmeden önce 2-3 gün beklemek gerekiyordu. 7 yaşından küçük çocukların denize girmesi yasaktı. Suda kalma süresi 10 dakikaydı, fazlası sağlıksız sayılıyordu. Karpuz çıkmadan ve kabuğu denize düşmeden denize girilmezdi.

Ve Beyaz Ruslar...

Atın beni denizlere
"Selahattin Giz. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonu'ndan”

Deniz hamamlarından plaja geçiş bir devrim niteliğindeydi. Rus devrimine karşı koyan Beyaz Ruslar Florya civarındaki kamplara yerleştiler. Florya’nın eski adı Fülürye, Rus aksanıyla Florya’ya dönüştü. Beyaz Ruslar İstanbul’a göç etmeden önce sahillerde salaş deniz hamamları kurmak âdetti. Erkek hamamlarının etrafı açık, kadınlarınki kapalı olurdu. Beyaz Ruslar Florya sahillerinde sere serpe denize girmeye başlayınca bir akım başladı, mahremlik giderek kalktı. Hem kadın hem erkekler için plajda açılma devri başladı. Aynı hızla İstanbul’un birçok sahil kesiminde özel işletmeye ait plajlar açıldı. Hem gazino hem de plaj olarak işletilen yerlerden biri Büyükdere’deki Beyaz Park Gazinosu’ydu. Gazinonun hem matinesi hem de suaresi vardı. Matinelerde Fethi Ege Caz Orkestrası sahne alıyordu. Gündüzleri plaj güzeli yarışmaları ve dans müsabakaları da düzenleniyordu. Beyaz Park bu etkinlikleriyle dönemin en popüler yerlerinden biri olmuştu.

Atatürk’ün Florya’sı

Atın beni denizlere

"Selahattin Giz. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonu'ndan”
Atatürk “Denize inmek medeniyetin işaretidir” dedi. İstanbul ziyaretlerinde uğradığı ve çok beğendiği Florya’ya deniz köşkü yaptırdı ve bulduğu her fırsatta halkla birlikte denize girdi. O dönem mayonun ilk adı ‘deniz donu’ydu. Mayonun halk arasında kabulü zaman aldı. Çağdaş plaj anlayışının oluşumunda Atatürk’ün ayrı bir yeri oldu. 30’lu yılların ortalarında üstü çıplak denize giren ve bunu basından kaçmaksızın herkesin gözü önünde gerçekleştiren belki de tek devlet reisiydi. Başbakan İsmet İnönü uzun süre göğüsü kapatan askılı mayoyla denize girmeyi tercih etti. “Bilgi ve fotoğraflar, Pera Müzesi ve İstanbul Araştırma Enstitüsü’nde 26 Ağustos'a kadar devam eden “İstanbul’da Deniz Sefası” sergisi kitabından derlenmiştir. ”
Bir plaj koyunun kısa tarihçesi
PAPARAZZİ VE AYA YORGİ
33 yıl önce, Aya Yorgi Koyu... İzmir, Çeşme’nin en güzel koylarından biri. Su akvaryum gibi hatta gece giderseniz yavru vatozların yüzdüğünü bile görebiliyorsunuz. Koyun en ucuna Paparazzi adında bir işletme açılıyor. Ve Türkiye’nin en ünlü beach club’larına ev sahipliği yapacak koyun efsanesi böyle başlıyor. Paparazzi’den sonra yan yana, dip dibe bütün koyu parselliyorlar: Sole Mare, Marakesh, Babylon, Cafe Pi... Artık vatoz görmek zor tabii; futbolcusundan modeline, herkesin görüp görünmek isteyeceği bir podyuma dönüşüyor.

PLAJ SÖZLÜĞÜ
◊ Beach club: Özel plaj tesisi
◊ Gazebo/loca: Beach club’larda bazen denize de kurulan özel bölüm
◊ Happy hour: Beach club’larda akşamüstleri yapılan müzikli-danslı eğlence
◊ Club saati: Beach club’larda gece yapılan parti
◊ After: Parti de bittikten sonra sabaha kadar devam eden eğlence

Çocuk ve
müzik yasak!

HILLSIDE’IN SESSİZ PLAJI
Beach club’da yüksek sesli müzik konusu öteden beri tartışılır durur. Seveni olduğu gibi sevmeyeni de çok. Konuya en radikal çözümlerden birini Fethiye’deki Hillside Beach Club getirdi. Tesisin dört ayrı plajı var. Bu plajlardan birini Silent Beach (sessiz plaj) ilan ettiler. Bırakın yüksek seslisini, müzik hiç yok. Müzik çalmadığı gibi gürültü olmasın diye çocuk da almıyorlar. Asıl bombaysa telefon yasağı. Plaja giderken cep telefonunuzu bile kapatmak zorundasınız.

TÜRKİYE’NİN EN TEMİZ 10 PLAJI
Yücel Sönmez

Atın beni denizlere


1- Kaputaş Plajı (Kaş/Antalya)
2- İztuzu Plajı (Dalyan/Muğla)
3- Patara Plajı (Kaş/Antalya)
4- Kelebekler Vadisi (Fethiye/Antalya)
5- Çıralı Plajı (Çıralı/Antalya)
6- Ölüdeniz (Fethiye/Antalya)
7- Lara Plajı (Lara/Antalya)
8- Ayazma Plajı (Bozcaada/Çanakkale)
9- Sarımsaklı Plajı (Ayvalık/Balıkesir)
10- Barbaros Koyu (Bodrum/Muğla)

ÇEŞME’NİN EN İYİ 10 BEACH CLUB’I
Savaş Özbey
1. Before Sunset
2. Paradiso
3. Grande
4. Fun Beach
5. Sole Mare
6. Fly Inn
7. Madeo
8. Tren
9. Kafe Pi
10. Kum Beach

İstanbul’un yeni Florya’sı: Kilyos
ELEKTRONİK MÜZİK VE
KİLYOS RAVE KÜLTÜRÜ
İzmir’in Çeşme’si varsa, İstanbul’un da Kilyos’u var. Ankara’da zaten deniz yok. Ama İstanbul’da geniş kitleler Kilyos’u ilk 2001’de, elektronik müzikle keşfetti. Urban Bug ekibi ilk büyük partiyi sonradan ‘Solar Beach’ olarak ünlenecek TURBAN Tesisleri’nde yaptı. Bu partiye 6 bin kişi katılmıştı. Bir sonraki sene DJ Sasha geldiğindeyse bir uçta Ayazağa, diğer uçta Sarıyer’e kadar Kilyos trafiği kilitlenmişti. Electronica, Chemical Brothers gibi festivallarde insanlar sabaha kadar eğleniyor, ertesi gün hiç uyumadan plaj keyfi yapıyordu. Sonra açılan Burc Beach, Babylon Beach gibi özel plajlar da yine müzik ve parti konseptini benimsedi. Kilyos’ta bu senenin en büyük etkinliğiyse 21-23 Temmuz’daki
Big Burn İstanbul festivali olacak.

BODRUM’UN EN İYİ 10 BEACH CLUB’I
Savaş Özbey

Atın beni denizlere


1. M.Kai Beach
2. Il Richhio
3. X Beach
4. Zuma Beach
5. Xuma Beach
6. Maça Kızı
7. Rouge Beach
8. Sarnıç
9. Moon Beach
10. Nikki Beach

80’ler
Sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada önemli değişikliklerin olduğu yıllar... Bunlardan biri de kırlarda dolaşan Çiçek Çocuklar’ın yerini plajdan çıkmayan sahil çocuklarının almasıydı.

Halk plaja akın edince vatandaşın
denize girememesi sorunsalı
İstanbul valiliği yapan Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay’a atfedilen bir söz: “Halk plajlara hücum etti, vatandaş denize giremiyor!” Valinin görevde olduğu 1950’li yıllar köyden kente göçün yoğunlaşmaya başladığı dönemdi.

DOĞALCILARA KARŞI KULÜPÇÜLER

DOĞA YAZARIMIZ
◊ Yücel: Halk plajını tercih ederim çünkü beach club’larda çok yüksek volümlü müzik yapılıyor. Dinlenemediğim gibi kafam şişiyor, yanıdakiyle ne konuştuğumuzu bile duyamıyoruz.
◊ Yücel: Hiçbir beach club’da seninle aynı kumsalı kullanan bir denizkaplumbağası göremezsin. Deve güreşi yapan gençler, terlik, huzur ve kumun her rengi ve türlüsü...
◊ Yücel: Amaç denizden faydalanmaksa bunu tüm canlılar adına daha adil bir yaşamı savunarak da yapabiliriz. Üstelik beach club’larda istenen yüksek fiyatları da ödemek zorunda kalmazsın.

KENT YAZARIMIZ
◊ Savaş: Otomobilini havluna kadar dayayıp müziği de sonuna kadar açsınlar da gör bakalım. Ne tür müzik seviyorsam o beach’e gidiyorum. Halk plajında yan komşunun insafına kalmış.
◊ Savaş: Arkadaş safariye çıkmıyoruz ki azıcık yüzüp güneşleneceğiz. Ayrıca beach club’larda da kum var, deve güreşi olmasa bile her türlü su sporu ve eğlencesi mevcut.
◊ Savaş: İkisi birbirine alternatif değil ki. Piknik yapmakla lokantaya gitmek gibi. Bir gün pikniğe gidersin, başka bir gün de şık bir restorana. Üstelik girişi 25 lira olan beach’ler de var.

Hasırın
muhteşem dönüşü
2018 PLAJ STİLİ - Aslı Barış
◊ Bir dönemin hâkimi mayokini fena halde demode:
Değil giymek, aklınızdan bile geçirmeyin. Kötü bir rüya gibiydi, neyse ki geride kaldı. Öte yandan mayo giymek de bir o kadar moda. 90’lara gönderme yapan sade ve sportif kesimler, düz renkler çok revaçta. Şortlarla kombinleyenlere bonus puan.
◊ Bu sene plajlar sağlam desen yaptı: Geometrik, şal, puantiye... Hepsi vitrinlerde. Öte yandan geçen yazın hâkimi flamingo ve ananas, inceden kabak tadı verdi. Leopar deseni de yok denebilecek kadar az. Yüksek bel bikini altları da çok popüler. Bel bölgesindeki fazlalıkları da sakladığı için kendisini bir ayrı seviyoruz. Bu altı bustiyere gönderme yapan üstlerle takımlamak da ayrıca revaçta. İnsana Brigitte Bardot’msu bir hava katıyor.
◊ Âdettendir: Moda, her sezon insanı giydiğinde çok kötü gösterecek bir trend mutlaka icat eder ya da yaratır. Biliyorsunuz bel çantaları bile yeniden çıktı piyasaya... Bu sezonun kâbusu ise seksenlerde Banu Alkan, Serpil Çakmaklı ve Ahu Tuğba’nın her filminde karşımıza çıkan, yanları fena halde oyuk, yüksek belli bikini altları... Of, of ki ne of...

Artvin’den Antakya’ya yürümek hakkımız!

Sualtı Araştırmaları Derneği Kurucu Üyesi Cem Orkun Kıraç

Atın beni denizlere

Beach’ler hem etik anlamda, hem kıyı ekosistemi açısından hem de yasal olarak yanlış bir uygulama. Etik olarak yanlış çünkü eşitlikçi ve adil değil. Kıyıları kullanmak herkesin hatta sadece insanların değil tüm canlıların doğuştan gelen hakkı. İşte bu yüzden evrensel bir bakış açısıyla tüm dünyada uygulamada kıyılar zaten tamamen halkın serbestçe kullanımına açıktır. Beach’lerin kıyıyı kapatması aynı zamanda sadece kanuna karşı değil, anayasamıza da aykırı. Anayasanın 43. maddesi çok net kıyıların devletin tasarrufu altında olduğunu ve kullanımın öncelikle kamuya ait olduğunu söylüyor. Bununla birlikte Kıyı Kanunu’nun 6’ncı maddesi de “Kıyıların, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olduğunu, buralarda hiçbir yapı yapılamayacağı, duvar, çit, parmaklık, tel örgü ve benzeri engeller oluşturulamayacağı” yazıyor. Bunun anlamı şu: Askeri bölgeler hariç, her Türk vatandaşı Türkiye’yi Antakya’dan Artvin’e kadar kıyıdan yürüyerek dolaşabilir ve kimse de “Burası benim, buradan geçme” diyemez. Beach’e alınmayan her vatandaş, polisi veya zabıtayı çağırabilir veya savcılığa suç duyurusunda bulunabilir. En son ekolojik olarak da yanlış bir uygulama beach’ler. Bu birçok canlının yaşam alanını işgal etmek, doğanın ritmini bozmak demek. Şadırvanlarla ve platformlarla kapatılmış, gürültü kopan bir beach’e bir karganın dahi uğradığını göremezsiniz. Kaldı ki, denizkaplumbağaları, susamurları, denizkuşları ve hatta yengeçlerin bile yaşama hakkı kalmamıştır beach’lerde. Bu yüzden, mantıklı bir bakış açısıyla herkesin kullanımına açık ve daha düşük yoğunluklu kullanılan plajları yeğliyorum açıkçası.

80 TL
Bodrum Göltürkbükü’ndeki Maça Kızı’nda lahmacun-ayranın bu yazki fiyatı... Bu rakamlar gazetelere düşmeden yaz resmi olarak başlamış sayılmaz.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle