GeriHürriyet Pazar Ölüme yolculuk! Nuh’un gemisi gibi mülteci kamyonu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ölüme yolculuk! Nuh’un gemisi gibi mülteci kamyonu

Ölüme yolculuk! Nuh’un gemisi gibi mülteci kamyonu

Gazeteci, belgeselci Hasan Söylemez, yıllardır çalıştığı televizyon sektöründeki işini bırakarak üç yıl önce yollara düştü. Hedefinde Afrika vardı. Projesi hazırdı. Bisikletiyle yapacağı tur boyunca 54 ülkede insanlara hayallerinin ne olduğunu sorup bunun belgeselini çekecekti.

Ancak seyahatinin bir bölümünde gördüğü fotoğraf karesi onu çok etkiledi. Bir kamyonun üzerinde onlarca insan, eşya, hayvan vardı. Kamyon görünmüyordu.

Ölüme yolculuk Nuh’un gemisi gibi mülteci kamyonu

Çok güçlü bir fotoğraftı. Ardındaki hikâyeyi öğrendiğinde daha da etkilendi. Bu, bir göç yolculuğuydu.
Afrika’dan Avrupa’ya göçün başlangıcı...
Söylemez, turuna ara verdi. Aylarca hazırlık yaptı. Kimsenin gitmeye cesaret edemediği, okyanusu andıran çölde günlerce kaldı. Varını yoğunu ortaya koyup bu ölüm yolculuğunun filmini çekti. “Göçmenlerin hep Akdeniz’de öldüğü haberlerini duyuyoruz. Halbuki onların iki katı kadar insan çöllerde ölüyor” diyen Söylemez’le önümüzdeki hafta tek bir gösterimi yapılacak ‘Tenere’ filmini ve etkileyici hikâyesini konuştuk.

Afrika’ya doğru yola çıkma nedeniniz farklıydı. ‘Hayallere Yolculuk’ adlı projenize nasıl başladınız? Amacınız neydi?
- Üç yıl önce Afrika’nın 54 ülkesini bisikletle dolaşıp belgeseller çekmek üzere Fas’tan yola çıktım. Burada yaşayan insanların hayallerini merak ediyorum. Hem yolculukta yaşadıklarım hem de Afrikalıların anlattığı hayallerden oluşan 54 bölümlük bir belgesel serisi çekiyorum. Afrika’nın ‘hayal arşivi’ni oluşturuyorum.
 Nasıl tepkiler alıyorsunuz?
- İnsanların çoğu beni gördüğünde tatlı bir şaşkınlık yaşıyor. Çünkü beyaz bir adamın tek başına bisikletle dolaşmasına alışkın değiller. Gördükleri beyaz adamlar genelde 4x4 arabalarla yanlarından hızla geçip gidiyorlar. Ama ben adım başı durup onlarla sohbet ediyorum, hikâyelerini ve hayallerini dinliyorum, beni evlerinde misafir ediyorlar. Onların mutluluğu ve şaşkınlığı beni de mutlu ediyor.

Ölüme yolculuk Nuh’un gemisi gibi mülteci kamyonu


En yakın ağaçların arası en az 400 kilometre
Zor bir coğrafya; başınıza kötü olaylar geldi mi?
Togo’da kaldığım oteli uzun namlulu silahlarla altı adam bastı. Beni kelepçeleyip götürdüler. Kim olduklarını bilmiyordum, kaçırıldığımı sandım. Meğer ülkenin istihbaratıymış. Beni akşama kadar tuttular ve sonra “Serbestsin, gidebilirsin” dediler. Mali’nin kuzeyinde de iki kabile arasındaki savaşın ortasında kaldım. Atalarının uzaydan geldiğine inanan Dogon kabilesini görmeye gitmiştim. Bölgede konuşulan dilleri biliyor diye yanımda bir çevirmen götürdüm. O çevirmenin düşman kabilenin üyesi olduğunu nereden bilebilirdim ki! Fulani ve Dogon kabileleri yıllardır savaşıyor. Hatta biz oraya gitmeden bir hafta önce Dogonlar, Fulani’nin bir köyünü basıp 32 kişiyi öldürmüş. Köye vardığımızda adamı anında tanıdılar, son anda kaçarak kurtulduk.
 Bu belgesel ne anlatıyor?
- Nijer’in Agadez şehrinden yola çıkarak Libya ve Avrupa’ya ulaşmak için çölü geçmeye çalışan Afrikalı insanların gerçek hikâyesini. Agadezli Beşir ve yol arkadaşlarının, Nuh’un gemisini andıran bir kamyonda günlerce süren zor yolculuğuna tanıklık ediyoruz. Öncesindeki hazırlıklarını, aileleriyle ilişkilerini, çetin doğa şartları, susuzluk ve karşılaştıkları sorunlarla mücadelelerini, yaşadıkları duygusal değişimleri görüyoruz.
‘Tenere’ adı nereden geliyor?
Tenere, bu yolculuğun yapıldığı Sahra Çölü’ndeki bir bölgenin adı. Yaklaşık 400 bin km2’lik bir alan. Tuareg dilinde ‘çöllerin çölü’ anlamına geliyor. Öylesine ıssız ve hiçlik dolu ki, birbirine en yakın ağaçların arasındaki mesafe en az 400 km. İki su kuyusu arasında 200 km var. Akıllardaki çöl algısını yerle bir eden bir bölge. Çöl denince hepimizin aklına kum tepeleri gelir ya; evet, burada da var ama çok az. Tıpkı bir okyanusu andırıyor, okyanusun kum hali...
Sanırım dünyadaki tek gazeteciyim
 Bu yolculuk kaç kilometre?
- Agadez’den Libya’ya gitmek için yaklaşık bin kilometre yapmak gerekiyor. Arabalar tamamen kumların üzerinde gidiyor, yol veya asfalt yok, sadece öndeki arabanın teker izlerini takip ediyorlar. Süreyse kullanılan araçlara bağlı. Kamyonlar 10-15 günde çölü geçebiliyor. Pikaplar daha hızlı, üç-dört gün yeterli oluyor.
Belgesel fikri nasıl çıktı?
- Bir buçuk yıl önce, internette bir kamyon fotoğrafı gördüm. Çölde çekilmişti, üzeri tıka basa eşya ve onlarca insanla doluydu. Neredeyse kamyon görünmüyordu. Gerçeküstü bir fotoğraftı. Biraz araştırıp Nijer’de çekildiğini öğrendim. “Nijer’e vardığımda ben de böyle bir kamyonla yolculuk yapıp benzer görüntüler çekerim” diye düşündüm. Başta macera gibi geliyordu bana. Fakat araştırma yaptıkça trajik bir hikâyeyle karşılaştım. Resmen bir ölüm yolculuğu yapılıyordu ve az kişinin bundan haberi vardı. “Bu hikâyeyi tüm boyutlarıyla dünyaya anlatmam gerekir” dedim ve bu belgeseli çekmeye karar verdim.
 Nasıl bir ön hazırlık yaptınız?
- Yaklaşık bir yıl yolculuk hakkında bilgi toplamaya çalıştım. Bisikletimle Nijer’e varınca başkent Niamey’de çekim izinlerimi aldım ve bisikletimi arabaya yükleyip Agadez’e gittim. Arabaların bile zor geçtiği bu çölde hem bisikletle yolculuk yapmak hem de belgesel çekmek mümkün değil. Çekimlerde bana yardımcı olsun diye Türkiye’den bir arkadaşımı da çağırdım. Ancak karşılaştığımız sorunlar beklediğimizden de zordu. Daha yolculuğa başlamadan arkadaşım Türkiye’ye dönmek zorunda kaldı. Ama ne olursa olsun yaşananları kayıt altına alacağım dedim. Sanırım Tenere Çölü’nü geçip yolda yaşananları kaydeden dünyadaki tek gazeteciyim.
Yaşamak için ölmeyi göze alıyorlar
Bu göç yolculuğu nereden başlıyor?
- Yıllardır Sahraaltı Afrika ülkelerinden gelen yüz binlerce insan Agadez’de buluşup yolculuğa buradan başlıyor. Kimi Nijer’in kuzeyindeki Dirkou şehrine, kimi Cezayir ve Libya’ya, kimi de Libya’dan Avrupa’ya gitmek istiyor. Her hafta en az 200 araçlık konvoy halinde yola çıkıyorlar. Avrupa Birliği, Afrika’dan gelen yoğun göçü engellemek amacıyla 2015’te Malta’da 28 Afrika ülkesiyle bir toplantı yapıp onlara 2 milyar Euro’dan fazla para önerdi. Bunun üzerine hazırlanan bir yasayla Sahraaltı Afrika ülkelerinden gelenler için Nijer-Libya-Cezayir üçgeninde görünmez bir duvar inşa edildi. Ve o güne kadar yasal olan göç, artık yasadışı hale geldi.
 Bu gelişme neyi değiştirdi?
- Yasaklarla birlikte son birkaç yılda göçmen sayısı azalsa da yine engel olunamıyor. Çünkü yasaklar, yeni rotaları ve alternatifleri beraberinde getiriyor. Bu anlaşmadan sonra bile, 2016’da yaklaşık 400 bin göçmenin Kuzey Afrika’ya ve Akdeniz’e ulaştığı tahmin ediliyor. Nijer, bu göç yolunun en kilit noktalarından biri. Çünkü kuzey şehri Agadez, Sahraaltı Afrika ülkelerinden gelenlerin toplanma noktası. Göçmenlerin kuzeye ulaşması için öncelikle Tenere Çölü’nü geçmesi gerekiyor. İşte asıl tehlike burada başlıyor.
 Göçün ana nedenleri neler?
- Çoğunun tek bir amacı var; gidecekleri yer neresi olursa olsun, para kazanıp ailelerini geçindirmek. İşsizlik ve açlık onları gitmeye zorluyor. Eskiden Avrupa’ya değil, Libya’ya gidiyorlardı. Kaddafi döneminde ekonomik koşulların orada daha iyi olduğunu, orada kazandıkları paralarla ailelerini rahatlıkla geçindirebildiklerini söylüyorlar. Şimdi yine Libya’ya gidiyorlar ama Kaddafi öldürüldükten sonra ülkedeki iç karışıklıklarla çatışmaların ekonomiyi bozması ve güvenlik sorunları onları yeni arayışlara sürüklüyor. Evlerinde kalsalar geçinemiyorlar, gitseler ya çölde ölüyorlar ya da denizde boğuluyorlar. Gitmeyi kafasına koyan bir kişi sadece çölde değil, ateş üzerinde bile yürüyerek gider. Yaşamak için ölmeyi göze alıyorlar diyebilirim. Onları motive eden en önemli şeyse küçük bir ‘umut’.
Ölüme yolculuk Nuh’un gemisi gibi mülteci kamyonu

Çöldeki ölümlerin sayısı net bilinmiyor
Bu göç sırasında ölümler de oluyor, değil mi?
- Biz genelde Akdeniz’de batan göçmen tekneleri haberleri duyuyoruz. Oysa çölde ölenlerin sayısı, denizde boğulanların iki katı. Ne yazık ki kimsenin bu olanlardan haberi yok. Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre son üç yılda çölde ölmek üzereyken kurtarılan kişi sayısı 20 binin üzerinde, son dört yılda çölde ölenlerin sayısıysa 4 binden fazla. Bu trajedileri rakamlarla telaffuz etmek gerçekten çok rahatsız edici. Ve bunlar sadece buzdağının görünen kısmı, yani resmi rakamlar. Çöldeki ölümlerin sayısı net olarak bilinmiyor. Çünkü burası öyle büyük bir çöl ki başınıza bir şey gelse kimseye sesinizi duyuramazsınız, ölseniz cesedinize bile ulaşamazlar. Ya vahşi hayvanlara yem olursunuz ya da kum fırtınaları üzerinizi kumlarla örter.
 Ölümlerin nedeni ne peki?
- Tenere Çölü’ndeki yolculukta ölümün her çeşidine rastlamak mümkün. Bu bir ölüm yolculuğu. Böyle tanımlamak istemezdim ama maalesef gerçek bu. Bir kamyonun Agadez’den Libya’ya ulaşması 10-15 günü buluyor. Gerek yerli halkın, gerek göçmenlerin bir kısmı ya çölde kayboluyor ya da arabaları bozulduğu için hiçbir yere gidemeyip susuzluktan ölüyorlar. Kaybolduklarında suları, yiyecekleri bitiyor. Çoğunun cesedine bile ulaşılamıyor. Kazalar oluyor, arabalardan düşüyorlar, hastalanıyorlar, öldüklerinde onları gömecek birileri varsa öldükleri yere gömülüyorlar. Bir de yolda haydutlar var. Onlar da yakaladıkları arabalara el koyup yolcuları soyuyor, kimi zaman da öldürüyorlar.
Ölüme yolculuk Nuh’un gemisi gibi mülteci kamyonu


Gece-gündüz gidiyoruz
ama bir yere varamıyoruz
 Filmi çekerken nelerle karşılaştınız?
- Agadez’den birlikte yola çıktık. Tıpkı onlar gibi hazırlık yaptım. Yanıma en az iki hafta yetecek kadar yiyecek ve su aldım. Endişelenmedim, korkmadım dersem yalan olur. Telefon zaten çekmiyor, çölden çıkana kadar kimseyle iletişim kuramıyorsunuz. Aklınızda hep ‘acaba’ sorusu var. Ölüm korkusu hiçbir şeye benzemiyor; buna yaşadığımız zorluklar ve 45 dereceyi bulan hava sıcaklığı da eklenince kalp atışlarınızın ritmi değişiyor. Yaklaşık 10 gün çölde kaldım ve altı kilo verdim. İnsanın psikolojisi bozuluyor. Her yer birbirine benziyor, zaman ve boyut algınız değişiyor. Kum dışında gördüğüm şeyler araba mezarlıkları ve etrafa dağılmış yüzlerce araba lastiğinden ibaret. Nerede olduğumuzu bilmiyoruz. Gece-gündüz gidiyoruz ama bir türlü varamıyoruz. Sürekli ya araba bozulursa, ya suyumuz biterse, ya kaybolursak diye düşünüyoruz.
Ölüme yolculuk Nuh’un gemisi gibi mülteci kamyonu


Yolculuk nerede bitti, sonrasında göçmenler nereye gitti?
- Ben yaklaşık 800 km yolculuk yaparak Nijer’in Dirkou şehrine gittim. Diğer yolcular Libya’ya devam ettiler. Sınırdan sonra neler yaşadıklarını bilmiyorum. Ama sınıra kadar yaşadıklarım ve gördüklerim ömür boyu aklımdan çıkmayacak. İşte onların hepsini ‘Tenere’ filminde görüyoruz.
Ölüme yolculuk Nuh’un gemisi gibi mülteci kamyonu


Tek gösterim 2 Kasım’da Zorlu PSM’de
m Film nerede, ne zaman gösterilecek, biletler nerede satılacak?
- ‘Tenere’nin şimdilik Türkiye’de tek bir özel gösterimi olacak. 2 Kasım Cumartesi günü, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde. Biletler Biletix’te satılıyor. Türkiye’de ne zaman gösterime girer, ben de bilemiyorum. Belki bir yıl, belki de sekiz ay sonra... Çünkü öncelikle yurtdışındaki uluslararası film festivallerinde gösterilecek.
 Yurtdışında hangi festivallere katılacak?
- Şu an netleşen bir festival takvimi yok. Ama şunu söyleyebilirim; sadece Amerika, Avrupa ve Asya’daki uluslararası en önemli film festivallerine göndereceğim.
En büyük hedefiniz nedir filmle ilgili?
- Dünyanın en önemli gündem maddelerinden biri göç ve mülteciler. Bugüne kadar hep sonuçları üzerinden konuşuldu ve insani boyutu ne yazık ki arka planda, rakamlardan ibaret bırakıldı. Bu sorunlara kalıcı çözüm aramak için öncelikle göçün sebeplerini anlamak gerekir. ‘Tenere’ filmi, göç eden insanların neden yurtlarını bırakıp bilinmeze gittiklerini, neden ölümü göze aldıklarını, arkada kimleri bıraktıklarını bütün gerçekliğiyle, dramatize etmeden anlatıyor. Hedef denir mi bilemiyorum ama bu filmin amacı, neden-sonuç ilişkisiyle, empati kurdurarak düşündürmek ve çözüm üretilmesi için harekete geçilmesi gerektiğini göstermek.
 Kaç lira harcadınız? Destekçiniz oldu mu bu süreçte?
- Toplamda 600 bin TL’nin üzerinde harcama yaptım. Ne yazık ki şu ana kadar bir tane bile destekçim olmadı. Şimdi birkaç yerle görüşüyorum, umarım olumlu sonuçlanır.
Bu filmlerin devamı gelecek mi?
- Afrika’da yolculuğum devam ettiği sürece belgesellerin de devamı gelecek. Sadece destekçiye ihtiyacım var. Çünkü çekimlere finansal tarafını düşünmeden, rahat bir kafayla devam etmek istiyorum.
 ‘Hayallere Yolculuk’ serisi devam edecek mi?
Evet, 2 Kasım’daki özel gösterimden sonra Afrika’ya döneceğim.
 Afrika projesinin bir bitiş süreci olacak mı peki, ne zamana kadar devam edeceksiniz?
- Yola çıkmadan önce Afrika’nın 54 ülkesini üç yılda bitirebileceğimi sanıyordum. Ocak ayında dördüncü yılıma gireceğim ve daha Batı Afrika’nın 17 ülkesini yeni bitirebildim. 10 bölüm belgesel yayımladım, bir bölüm de uzun metraj belgesel film çektim. Daha yayımlamadığım ama çekimleri bitmiş yedi bölüm belgesel var. Sanırım Afrika yolculuğum ömür boyu devam edecek. Çünkü daha gideceğim 37 Afrika ülkesi, çekeceğim 37 bölüm belgesel ve belki onlarca bölüm uzun metraj belgesel film var.
Ölüme yolculuk Nuh’un gemisi gibi mülteci kamyonu

Ölüme yolculuk Nuh’un gemisi gibi mülteci kamyonu



False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle