GeriHürriyet Pazar Milli maç kazanmışız gibi görmeleri güzel...
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Milli maç kazanmışız gibi görmeleri güzel...

Milli maç kazanmışız gibi görmeleri güzel...

Bundan yaklaşık 20 yıl önce, bir üniversite öğrencisiyken katıldı İKSV ekibine. Kayıt masasında durdu, sanatçı asistanı oldu, yeri geldi şoförlük bile yaptı. Boğaziçi Üniversitesi’nde moleküler biyoloji ve genetik okuyordu, üstelik çok da severek... Ama tutku büyüktür sevgiden! Mezun olunca seçimini kültür sanattan yana yaptı, İKSV’de çalışmaya devam etti. İstanbul Caz Festivali Direktörlüğü’ne kadar yükseldi. Pelin Opcin, bu yıl 25’inci yılını kutlayacak olan festivali tamamladıktan sonra yuvadan uçuyor. Londra Caz Festivali başta olmak üzere İngiltere’de birçok büyük etkinliği düzenleyen Serious’a transfer oldu. Opcin’le yeni görevini konuştuk...

Milli maç kazanmışız gibi görmeleri güzel...Transfer haberiyle başlayalım. Nasıl gelişti?
- Londra Caz Festivali’ni düzenleyen ekiple 15 yıldır tanışıyoruz. Kendi ekiplerinde bir yapılanma ihtiyacı duyduklarında, yaklaşık 1.5-2 yıl önce, bu teklifle geldiler. Beraberce değerlendirdik. Doğru zamanı kolladık, şimdi de gerçekleştiriyoruz.

Böyle bir göreve birini seçerken ne gibi kriterler söz konusu oluyor?
- Bilgi ve birikime çok değer veriyor bu sektör. Çok net bir eğitimi olmadığı için... Tabii ki sanat eğitimi var ama sanat yönetimi eğitimi Batı için bile çok yeni bir kavram. O yüzden kişisel birikim çok önemli. Sanat alanında bilgi ve görgünün yanı sıra bunu idari becerilerle birleştirebilen bireylere yöneliyorlar genelde.

Adayın hangi ülkeden olduğunun bir önemi oluyor mu?
- Bilemiyorum. ‘Özellikle Türkiye’den biri gelsin’den ziyade beni iyi tanıdıkları için böyle bir tercih yaptılar sanırım. Bizim coğrafyamızda işler Batı dünyasındaki gibi kesin çerçevelerle düzenlenmediği için biz biraz daha yaratıcı olabiliyoruz, kriz çözme kaslarımız gelişmiş oluyor. Ben de yeni ekibime bu yönden bir bakış katmaya çalışacağım.

Neleri kapsıyor yeni göreviniz?
- Serious sadece Londra Caz Festivali’ni değil, ülke çapında birçok festivalin içeriğini, farklı mekânların programlarını, çeşitli tekil konserleri düzenleyen büyük bir kurum. Orada programlama ekibinin lideri olacağım.

Ne zaman başlıyor göreviniz?
- Bu sene, İstanbul Caz Festivali’nin sonuna kadar görevimi sürdüreceğim ama 1 Şubat itibariyle orada da vazifelerim başlıyor. Bir süre eşzamanlı gidecek.

Yeni yıl; yeni bir görev, yeni bir şehirle geldi size... Ne hissediyorsunuz?
- Hayatımın neredeyse yüzde 101’ini İstanbul’da geçirdim. Kentin her köşesine âşığım. Ama sanıyorum değişikliği, macerayı da sevebilirim. Şimdiye kadar İKSV’de çok mutluydum. Oradan kopuş biraz duygusal tabii... Aile gibiyiz. O yüzden ayrılık demeye dilim varmıyor. Diğer taraftan yeni iş çok heyecan verici tabii. Bir yandan da çok güzel tebrikler aldım. Birbirimiz adına mutlu olmanın ne kadar değerli bir şey olduğunu hatırladım. Birçok sektörde çok başarılı yönetici transferleri oluyor. Bizim sektörümüzde çok sık görülmediği için buna milli takım maç kazanmış gibi tepki verdi herkes, bu çok güzel. Ama İKSV, bireylerden öte bir kurum. Başardığımız bir şey varsa da bunun yüzde 80’i kurum kültüründen ve takım çalışmasından geliyor.
O yüzden kişisel başarıymış gibi böbürlenmek istemem.

Yeteneklerimi Boğaziçi Üniversitesi’nde tanıdım

Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?
- 1976, İstanbul doğumluyum. Boğaziçi Üniversitesi’nde moleküler biyoloji ve genetik okudum.

Ne oldu da bu kadar farklı bir alana yöneldiniz sonra?
- Çok isteyerek girdiğim bölümde çok severek okudum. Ama akademik olarak ilgi duyduğunuz bir taraf var, bir de tutkunuz... Bazı insanlarda mantık ağır basar, bende duygularımı mantık çerçevesinde değerlendirme ağır bastı.

Farklı bir alanda da olsa Boğaziçi’nde okumanın başarınızda önemli bir katkısı vardır tahmin ediyorum...
- Boğaziçi Üniversitesi’nin akademik anlamda çok üstün bir şekilde verdiklerinin yanı sıra hayatı tanıtma anlamında da çok önemli bir etkisi oluyor. Hakikaten biz orada kendi yeteneklerimizi tanıdığımız bir alan bulduk. Özgürlükle karşılaştık. Katılımcılığın şahını gördük. Ben de orada radyocu olabildiğimi, şarkı söyleyebildiğimi, organizasyon yapabildiğimi ve insanlarla bir arada olmaktan hoşlandığımı fark ettim.

İKSV’deki ilk göreviniz hangi etkinlikteydi hatırlıyor musunuz?
- İstanbul Müzik Festivali’nin bir etkinliğiydi. Sonra Caz Festivali’ne geçtim ama Film Festivali’nde de çalıştım, Bienal’de de... Sanatçı asistanlığı yaptım, kayıt masasında durdum, şoförlük yaptım... Hepimiz öyle yetişiyoruz İKSV’de. Bizim birçok yöneticimiz bu tozu yutmuştur.

Müziğe ilginiz aileden mi geliyor?
- Tabii, müzik dinlenirdi evde. Ama çok küçük yaştan itibaren evin yayıncısı bendim. Çok farklı türleri dinledim. Enstrüman çalmıyorum. Temel teorik bilgim var, şan dersi aldım ama müzisyen değilim. Yine de müzik, hayatımda bir saniye bile susmadı.

Başka türlere ilginiz devam ediyor mu yoksa caz mı ağırlıkta artık?
- Devam ediyor. Her türü kendi alanında değerlendirme ve takdir edebilme yetimi kaybetmek istemiyorum. Ama tabii caz o kadar büyük bir evren ki... Başka müzik türlerine ayırdığım zamanı kıskanıyorum.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle