Hürriyet Pazar Haberleri

HÜRRİYET PAZAR

    Öyle lüks hayatları var ki... 'İşe uçakla gidiyordum!'

    Hakan GENCE / hgence@hurriyet.com.tr - Muhsin Akgün/MASTÜDYO
    03.02.2018 - 10:35 | Son Güncelleme:

    Sofralarından istiridye ve havyar eksik olmuyor. En pahalı markaların kıyafetlerini giyiyorlar. ‘Kuyrukta beklemek’ deyince akıllarına sadece pasaport kuyruğu geliyor. İçlerinde çekinmeden bir oda dolusu kürkü olduğunu söyleyen bile var! Onlar yarın Kanal D’de başlayacak ‘Sosyetik Ev Kadınları’ programının yüzleri. Hayatlarını kamera önünde yaşamaya başlamadan önce onlarla bir araya geldik.

    Esra Tekgöz: Marmara Üniversitesi Matematik Bölümü’nü bitirdikten sonra 13 yıl matematik öğretmenliği yaptım. Evlendikten sonra Bodrum’da bir yazlık aldım ve oradaki çevre sayesinde sosyeteyle tanıştım. Kendime bir güzellik salonu açtım, GAIA. Eşimle şu an boşanma aşamasındayız. 

    Neslihan Kozanoğlu: Bütün ailem doktor... Anne tarafım valiler ve işadamlarından oluşuyor. Ben de onların karışımı olarak dünyaya gelmişim. Ahmet Kozanoğlu’yla  tenis kortunda karşılaştık. “O evlenmez, çok çapkın” dediler.  Uzun süre flört ettik. Sonunda evlendik.  Türkiye’de organik tarımı ben başlattım.

    Günsel Ülkü: Dedem Türkiye’nin en eski toprak sahiplerinden. Babam yüksek ziraat mühendisi. Boğaziçi Üniversitesi işletme bitirdim. Sorbonne’da Fransızca, Viyana Üniversitesi’nde Almanca öğrendim. İsviçre’de bir ilaç firmasının Ortadoğu, Afrika ve Avrupa sorumlusu oldum. Sonra moda sektörüne girmeye karar verdim. Londra’daki St. Martin’s School of Art’ta eğitim aldım. Ulus’ta mağazam var.

    Elif Sağlamyürek: Babam ziraat mühendisiydi. Mimar Sinan’da mimarlığı kazanınca İstanbul’a geldim. Sonra kendimi Maksim’de, sahnede buldum. Evlendim, eşim imkânları çok olan bir işadamıydı. Etiler’de bir villa showroom’u açtım. Davetler verdim ve cemiyet hayatına girdim. Semra Özal’la
    baş başa yemekler bile yendi. Ardından iki kere daha evlendim.

    Ezgi Dargı: Babam tanınmış bir avukat, annem İhracatçılar Birliği’nde yöneticiydi. Bilkent Turizm Otelcilik mezunuyum. İlk evliliğimde eşimin tekstil fabrikası vardı. 12 yıl önce bir organizasyon şirketi açtım. Sonra bir plastik cerrahla evlendim. Cerrah eşimin çevresini kullanarak cemiyete girdim.

    Öyle lüks hayatları var ki... İşe uçakla gidiyordum

    Sosyete nedir, kime denir?

    Neslihan Kozanoğlu: Sosyete olmak için minimum üç göbek cemiyet hayatında olmalısınız. Tahsil, kültür, maddi imkânlar ve tabii asalet gerekli.

    Günsel Ülkü: Sosyetenin içinde değişik bölümler var; bir kısım eşi sayesinde, bir kısım ailesinden sosyeteye girer. Bir de sosyetenin içinde yer aldığı cemiyet hayatındaki kadınlar var. İnsanların bildiği haliyle; lüks yaşayan kadınlar. İşte bizler cemiyet hayatı kadınlarıyız.

    Hadi bize o görkemli hayatlarınızı anlatın...

    Neslihan Kozanoğlu: Birkaç giysi odam var. Büyük markaları severim ama bugün giydiğim elbise 39 euro’ya alındı. Yani bunu da giyip çıkabilen bir kadınım.

    Elif Sağlamyürek: O kadar çok alışveriş yapıyorum ki... Bazı şeylerden iki-üç tane alıyorum. Sahte ürün kullanmıyorum. Burada bazıları gerçek görünümlü Chanel falan takıyor ama benimkiler gerçek.

    Toplu taşıma kullanır mısınız?

    Günsel Ülkü: Benim helikopterle toplantıya gittiğim oluyor, ne toplu taşıması!

    Hiç kuyrukta beklediniz mi?

    Günsel Ülkü: Sadece pasaport kuyruğunda bekleriz biz.

    Prada ayakkabılarımla ahıra da girerim

    Ekmek kaç lira biliyor musunuz?

    Ezgi Dargı: Ekmek glütenli, yemiyoruz. Pastayı sor, söyleyelim.

    Günsel Ülkü: Hayatımda hiç market alışverişi yapmadım, yapmam da...

    Ezgi Dargı: Ben evimde mutfak olsun istemiyorum. O kokuyu sevmiyorum. Evde çocuk olduğu için yemek yapılıyor. Ama ben eve gidene kadar sofranın kaldırılması gerekiyor. O yüzden çocuklar akşam yemeğini 17.30 gibi yiyor.

    Kendinizi en zengin hissettiğiniz anınız?

    Neslihan Kozanoğlu: Bir seferinde arabayla yolculuk yapmayı canım çekmiyordu. Eşim helikopter tuttu.

    Günsel Ülkü: Üç yıl İsviçre’de yaşadım. O zamanlar işe uçakla giderdim.

    Elif Sağlamyürek: Bir erkek arkadaşım doğum günümde yanıma kıyafet bile aldırmadan beni özel uçakla İtalya’ya götürdü. Michelin yıldızlı bir yerde yemek yedik ve alışveriş yaptık.

    Ezgi Dargı: Bir tatilde Elton John’la aynı restoranda yemek yemiştik.

    Esra Tekgöz: Fransa Alpleri’nde güzel bir organizasyonla evlenme teklifi almıştım.

    Dolabınızdaki en pahalı parça hangisi?

    Elif Sağlamyürek: Oscar de la Renta elbise, 12 bin dolara aldım.

    Günsel Ülkü: Dolce Gabbana takımım, 12 bin euro.

    Elif Sağlamyürek: Neslihan’ın Hermès’leri yeter.

    Neslihan Kozanoğlu: Her şeyim kıymetli ama çekinmeden hepsini tepe tepe kullanıyorum. Mesela Prada ayakkabılarımla ahıra da girerim.

    Günsel Ülkü: Benim bir de kürklerim var.

    Gerçek kürk mü?

    Günsel Ülkü: Eyvah! Evet (gülüyor).

    Böyle bir şeyi nasıl böyle rahat söylüyorsunuz?

    Günsel Ülkü: Kayak merkezine gidiyorum, pelüş ısıtmaz, ne yapayım?

    Neslihan Kozanoğlu: Benim bir oda dolusu gerçek kürküm var. Hayvan sevgisini anlıyorum ama bir şey sunulduğu zaman onu alıyorsun...

    O kürkler için öldürülen hayvanların videolarını izlerken ne hissediyorsunuz?

    Neslihan Kozanoğlu: İnsanlar canlı canlı kaynar suda haşlanmış ıstakoz yiyor. Ahtapotları duvarlara vurarak öldürüyorlar. O zaman balık da et de yemeyin, Kurban’da boğa da kesmeyin. Deri ayakkabılar, krokodil çantalar takmayın. Bunları unutup kürke takıyorsunuz. Kürkümü de giyerim, evimi barınak da yaparım.

    Öyle lüks hayatları var ki... İşe uçakla gidiyordum
     
    Alışverişlerimi yurtdışından zevkime göre yapan bir danışmanım var

    ◊ Günsel Ülkü: Somon, avokado, ıstakoz ve havyar masamdan eksik olmaz. Bagatelle New York, Miami Hotel Delano havuzbaşı, Soho Beach House, İstanbul Soho House üyesiyim.

    ◊ Neslihan Kozanoğlu:
    Soframda hep kalkan, sülün, kaz, keklik, istiridye ve Bafra havyarı olur. Şampanya ve rakı içmeyi seviyorum.

    ◊ Ezgi Dargı:
    Alışverişlerimi yurtdışından zevkime göre yapan bir danışmanım var. Acil alışveriş yapmam gerekirse Beymen’e gidiyorum.
    En çok Lucca, Chilai ve Soho House’u seviyorum.

    ◊ Elif Sağlamyürek:
    Avokado ve ananas olmazsa olmazım. Lucca bizim karargâhımız. People’a da sık gidiyorum. Must, Sunset ve Papermoon
    favorilerim.

    ◊ Esra Tekgöz:
    Papermoon ve Morini sevdiğim mekânlar.

    Ne kadar estetiklisiniz?

    Elif Sağlamyürek: Hepimizde işlem var. Güzel kalmalıyız. Bunlar kendimizi iyi hissettiriyor. Bende botoks var. Ekranda da yaptıracağım.

    Öyle lüks hayatları var ki... İşe uçakla gidiyordum
     

    Bütün ülkeye yardım edecek halimiz yok

    Dünyada açlık sınırında yaşayan insanlar varken sizin aşırı tüketimi destekleyen hayatlarınızı bu kadar göz önünde yaşamanız ne kadar doğru?

    Ezgi Dargı: Eski eşim “Türkiye’nin en nefret edilen karakterleri olacaksınız” demişti. Ben öyle düşünmüyorum. Bizim gibi yaşayan insanlar da var.

    Elif Sağlamyürek: İbadet de kabahat de gizlidir canım. Elimizin uzandığına yardımda bulunuyoruz. Tabii bütün ülkeye yardım edecek halimiz yok.

    Esra Tekgöz: Bizi eleştiren insanlar sokakta yatanları düşünüyor mu? Evlerini onlarla mı paylaşıyorlar, anlamıyorum.

    Türkiye gündeminin ne kadar farkındasınız?

    Ezgi Dargı: İnsanın parasının olması yaşadığı çevreden bihaber olduğu anlamına gelmiyor. Bizi farklı yapan bu önemli nüans. Biz her şeye yetişen kadınlarız.

    O zaman sıkıntılarınız neler?

    Elif Sağlamyürek: Olan bitenin farkındayız. Ama negatif enerjilerle beslenip tek başımıza yapamayacağımız şeylerin peşinde koşmuyoruz. Hayatımızı güzel yaşamaya bakıyoruz.

     

     

     

     

     

    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı