GeriHürriyet Pazar 'Kanal'ın ucundan tehlike göründü!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    5
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Kanal'ın ucundan tehlike göründü!

'Kanal'ın ucundan tehlike göründü!
Fotoğraf: Sebati Karakurt

Adını ilk kez altı yıl önce duyduk Kanal İstanbul’un... O tarihten beri ‘tahmini güzergâhlarda’ hareketlilik yaşanıyordu. Ve artık resmen açıklandı; kanalın nereden geçeceğini biliyoruz... Elimizde haritalar, drone ve bisikletlerle Küçükçekmece’den Karaburun’a kadar olan hattı bisikletle kat ettik. Tarihi ve doğal pek çok mirası havadan görüntüledik. 600 bin yıl öncesinin bulgularını taşıyan ama yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Yarımburgaz Mağaraları’na gittik. Projeyle ilgili aklınıza takılan soruların cevabını, yaşanacak yıkımın boyutunu ve hiç bilmediklerinizi bu dosyadan öğreneceksiniz.

Hava yağışlı, biraz da sis var. Drone’uyla Sebati Karakurt, fotoğraf makinesiyle Murat Şaka ve ben yağmurun dinmesini bekliyoruz. ‘İstanbul Bisiklet Rehberi’nin yazarı ve bu rotayı en iyi bilenlerden Aydan Çelik’le (esin kaynağı fotoğraf sanatçısı Serkan Taycan’ın ‘İki Deniz Arası’ projesi) kanal hattını geçeceğiz.

 

Kanalın ucundan tehlike göründü

Fotoğraf: Murat Şaka

Küçükçekmece’den birkaç kilometre sonra, gölün diğer yakasında Bathonea antik kenti beliriyor. Bizans dönemine ait arkeolojik bütünlüğünü koruyan bu şehri, uzmanlar bir şans olarak görüyor. Henüz kazılarının büyük kısmı tamamlanmamış olan bu yerleşim yeri, şimdi kanal güzergâhında.

Karşıda Yeşilçam filmlerinde bolca gördüğümüz Yarımburgaz Mağaraları var. Aydan Çelik hatırlatıyor: “600 bin yıl öncesine tarihlendirilen bu mağaralarda Sadri Alışık’lı ‘Ali Baba ve Kırk Haramiler’, Cüneyt Arkın’lı ‘Dünyayı Kurtaran Adam’, ‘Tarkan-Mars’ın Kılıcı’ filmleri çekildi. ‘Muhteşem Yüzyıl’ın seti de buradaydı. Pastoral bir güzellik var ve maalesef şu an yok olma tehlikesi altında.”

Roma döneminden kaldığı belirtilen bir taşocağına giriyoruz. Tarih yüksek lisansı yapan Çelik, buradaki taşların İstanbul surlarında kullanıldığına dikkat çekiyor.

Rotanın ilk 20 kilometresi geniş bir vadide. Küçükçekmece Gölü yatağı ve sonra Sazlıdere. Sulak bölgenin 300’er metre sağında ve solunda yapılaşma izni yok. Çiftçilik ve hayvancılık dahi yapılamıyor. Çünkü 20 kilometrelik bu bölge ‘mutlak koruma alanı’...

Kanalın ucundan tehlike göründü

Büyüme istemiyorum

Kanal İstanbul; Sazlıbosna, Baklalı, Dursunköy’le Şamlar Köyü’nün bir kısmını etkileyecek. Şamlar Köyü, 90’lı yıllarda Sazlıdere Barajı nedeniyle, yukarılarda bir bölgeye taşınmış. Aşağıda halen bazı evler ve 500 yıllık Şamlar Camii duruyor. Dedeleri 200 yıl önce bu köye gelen Mehmet Yurtsoy’un toprağının bir kısmı önceden baraj nedeniyle kamulaştırılmış. Dedelerinden miras bu toprakların çocuklarına, torunlarına geçmesi, en büyük arzusu.

Aynı köyden Hüseyin Demirezen de “20-30 dönüm yerimiz var. Burada değişim, büyüme istemiyorum. Parası önemli değil” diyor.

Haydar Pektaş ise elinde köyün 1530’lardan kalma belgesi bulunduğunu belirterek giriyor söze: “Dedemin dedesi mutasarrıfmış. Yunanistan’dan gelmişler. Zaten sualtında kalmayan üç-beş parça yerimiz var. Şimdi de onu alırlar.”

Köylü mağdur olmasın

Bir sonraki durağımız Sazlıbosna Köyü. İki ay önce elektrikle ilgili bir kamulaştırma yapıldığını, resmi belgede Kanal İstanbul’u ilk kez öyle gördüklerini söyleyen muhtar Oktay Teke farklı düşünüyor: “Arsaların 15-20 TL olan metrekare fiyatları, 2011’den sonra 40-50 TL’ye, birkaç yıl önce 150-300 TL’ye çıktı. Bakanın açıklamasından sonra ikiye katlandı. Metrekaresi 600 TL’ye satılan yer de oldu, 1000 TL isteyen de var. Yüzde 20-25 kamulaştırma olacak. Bir rant oluşacaksa köylü faydalansın bundan. Bence proje bittikten sonra dünyanın gözbebeği olacak burası. Yalılar 5 milyon dolara satılacak.”

Karaburun’a ulaşınca üzerimizdeki ve bisikletlerdeki çamurları deniz suyuyla temizliyoruz. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’a göre ilk kazma bu yıl vurulacak. Peki o kazma nasıl bir tahribata yol açacak? Bu konuda uzmanların verdiği cevapları da aşağıda bulabilirsiniz.

Kanalın ucundan tehlike göründü

Yarımburgaz Mağaraları dünyada tek
Arkeolog Prof. Dr. Mehmet Özdoğan
(Yarımburgaz Mağaraları’nda arkeolojik kazılar yaptı)
“Yarımburgaz Mağaraları dünyada tek. Tarihi 600 bin yıl ve daha eskiye gidiyor. Dünyanın başka yerlerinde de dolgular var ancak bu mağaradakiler çok iyi korunmuş durumda. İstanbul bölgesinin doğa ve çevre koşullarının değişimini gösteriyor. Üzerinde çok az çalışıldı, mutlaka yeni yöntemlerle yeniden çalışılması gerekiyor. Ben mağarayı 1986’da kazdım, son kazı ise 1991’de bitti. Film setleri de burayı mahvetti. Ancak yine de üst katlar yani Bizans tabakaları tahrip edildi, 600 bin yıl öncesinin kalıntıları hâlâ duruyor... Doğal, çok sert bir katman var.
Burada Filiboz gibi başka antik şehirler de var. Bathonea’dan daha büyük. Burası aslında eski bir fay kırığı. Asya’dan Avrupa’ya geçilen ve Akdeniz kültürlerini Karadeniz’e bağlayan anayol ve kültür açısından çok önemli. Sadece İstanbul’un değil, büyük bir coğrafyanın bilgilerini barındırıyor. Ayrıca o vadide mercan fosilleri de bulunuyor.”

Kanalın ucundan tehlike göründü

Fotoğraf: Fikret Can

Kuş göç yolu bitecek
Kuş gözlemcisi Fikret Can
(Özellikle leylekler ve göç yolları üzerine çalışıyor)
“21 milyon yıldır kullanılan, değişmesi mümkün olmayan bir otoyol gibi Türkiye’deki kuş göç yolu. Avrupa’daki kuşların göç edebileceği üç yol var; Cebelitarık Boğazı, İstanbul Boğazı ve Artvin-Macahel-Hatay hattı. Cebelitarık ve Artvin hattını kullanan kuşlar yüzde 10 bile değil. Üreyen canlıların yüzde 90’ı İstanbul göç yolunu kullanıyor çünkü büyük su kütlelerini geçemiyorlar. Yapılaşma, deniz suyu, binaların camları, trafik ve daha da önemlisi konutlar... Şu anda bile mola verecekleri yer çok kısıtlı. Bu hat tamamen insan egemenliği altına girecek. Şehir tam anlamıyla göç yolu güzergâhının iki bandına uzunlamasına yayılacak. Üç köprü, yeni havalimanı ve Kanal İstanbul bu yolu işlevsiz hale getirecek.”

Kanalın ucundan tehlike göründü
Fotoğraf: Fikret Can

Arkeolojik hesap yok
Arkeolog Prof. Dr. Necmi Karul
(İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Böl. Öğr. Görevlisi, üç dönem Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi Başkanlığı yaptı)
“Güzergâhtaki arkeolojik alanlar tarihöncesinden ortaçağa kadar çeşitlilik gösteren, kendi dönemleri için de nadir yerler. Bathonea kazılarıyla İstanbul’da, özellikle Bizans dönemine ait arkeolojik bütünlüğünü koruyan ender yerlerden biri ortaya çıkarılıyor. Yine aynı bölgedeki Resneli Çiftliği ilk akla gelen yerler arasında. Güzergâh üzerinde bilmediğimiz yerler olma olasılığı da çok yüksek. Ne yazık ki yine planlamalarda bölgenin arkeolojik potansiyelini hesaba katan bir şey duymadık. Çevre boyutu bir yana; arkeolojik alanların tespiti, korunması ve yeni oluşacak çevrenin bir parçası olarak planlama yapılması önemli bir sorumluluk.”

Kanalın ucundan tehlike göründü

Sistem bir havuz problemi gibi
Denizbilimci (oşinograf) Prof. Dr. Cemal Saydam
(Yıllarca İstanbul Boğazı’nda çalışmalar yaptı)
“Bu projeyle Karadeniz’le Marmara birleşiyor. Yani iki deniz söz konusu. Kime sorabilirsiniz denizbilimciden başka? Onlar da ‘Bu iş olmaz’ diyor. Karadeniz’le Marmara arasında yaklaşık 30 cm yükselti farkı var. Karadeniz tatlı su kaynaklarıyla beslenirken, Akdeniz buharlaşarak boşalıyor. Cebelitarık’tan da beslenmesine rağmen Akdeniz’in asıl kaynağı Karadeniz’dir. Marmara’nın ilk 25 metresi Karadeniz, altındaki ise Akdeniz suyudur. 25 metrenin altında oksijen sıfıra yakın, canlı yaşamıyor. Karadeniz; Tuna, Sakarya, Çoruh, Yeşilırmak gibi tatlı su kaynaklarıyla beslenen bir havuz. Sistem bir havuz problemi gibi. Karadeniz bu musluklardan doluyor, iki musluktan (İstanbul ve Çanakkale boğazları) boşalıyor. Bir musluk daha açılırsa sistem bozulur...”

Kanalın ucundan tehlike göründü

Sazlıbosna Muhtarı Oktay Teke
“Bir rant oluşacaksa köylü faydalansın. Bence proje bittikten sonra dünyanın gözbebeği olacak burası. Yalılar 5 milyon dolara satılacak.”

Kanalın ucundan tehlike göründü

Şamlar Köyü’nden Mehmet Yurtsoy
“Toprağımızın bir kısmı daha önceden baraj nedeniyle kamulaştırıldı. Köy giderse sokakta kalırım; biz apartman insanı değiliz, yaşayamayız.”

Kanalın ucundan tehlike göründü

Sazlıbosna Köyü’nden Muzaffer Özdemir
“Kaç para verirlerse versinler topraklarımı satmam... Baraj zaten mahvetti bizi. Hayvanlarım vardı; çiftlik bitti, hayvanlar gitti...”

Kanalın toplam uzunluğu 45.2 km

Kanalın genişliği 150 metre

Proje bedeli (TL) 65 milyar

İnşaatta çalışacak kişi sayısı 6 bin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle