GeriHürriyet Pazar Kadın minibüsçü olur mu? Evet, olur!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kadın minibüsçü olur mu? Evet, olur!

Kadın minibüsçü olur mu? Evet, olur!

Alışılmadık bütün köşelere gireceğiz...

Gaye Su Akyol son albümü ‘İstikrarlı Hayal Hakikattir’e adını veren şarkının klibi için bir fikir attı ortaya: Paralel bir evrende, İstanbul’un ara sokaklarında dizüstü çizmeleri ve peleriniyle minibüs kullanan bir karakter... Gerisini çalışmalarına bayıldığını söylediği Sinan Tuncay’la tamamladı. Akyol’la 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde yayına giren klibini ve toplumsal cinsiyet kalıplarına bakışını konuştuk.
Yeni klipte bir minibüsçüyü canlandırıyorsunuz... Nasıl çıktı bu fikir?
- Tartışılması akıllara dahi gelemeyen şeyler var, birçoğu öğrenilmiş kalıplar... “Kadın narindir, erkek ağlamaz, kadınlar o işi yapamaz, erkekler bunu beceremez” gibi bomboş cümleler... Toplumsal cinsiyet rollerini sallamayan, elâlemin ne diyeceğini umursamadan içinden geldiği gibi hayal eden ve yaşayan, birey olabilmiş kişilerle dolu bir dünyanın hayalini kuruyorum, işte bu video da bunun tezahürü. Kadın minibüsçü olur mu? Evet olur! Alışılmadık bütün köşelere gireceğiz, insanları cinsiyetler üzerinden ayrıştırmak yok olana dek yazıp çizeceğiz. Normalleştirmek için önce şahit olmamız gerek, o zaman buradan başlayalım. İşte çıkış noktası buydu: Ters köşe!
Mavi minibüs Türkiye için bir sembol
 Oldukça ilginç bir minibüs sizinki... Zeki Müren resmi de asılı, Müjde Ar fotoğrafı da... ‘Uzay Yolu’ kartpostalı da var, He-Man çıkartması da...
- Toplu taşıma araçları farklı kültürden, inançtan, eğilimden pek çok insanın bir araya geldiği kamusal bir alan ve aslında içinde bulunduğu ülkenin de küçük bir modeli gibi. Mavi minibüs bu anlamda Türkiye için bir sembol mahiyetinde. Özellikle 70’lerden itibaren toplumun sosyal, ekonomik, politik iklimini son derece incelikli özetleyen bir niteliğe sahip. Eril, arabesk değerler atfedilmiş, Türk filmlerine konu olmuş, şehrin son 50 yılına tanıklık etmiş bir göz... Aynı zamanda her biri başka bir kimlik taşıyor. Minibüs, minibüsçünün bir anlamda mabedi gibi. Kendine göre özelleştirdiği, kamuya açık fakat aynı zamanda kişisel alanı... Klipteki minibüsü kullanan da; istediği gibi giyinip aracının başına geçen, kendi para birimi olan, minibüsünü sevdiği kahramanlarla -Teela, Müjde Ar, He-Man, Zeki Müren- donatan bir kadın şoför... Üzerindeki gözlere aldırış etmeden istikrarla yoluna devam ediyor ve gerektiğinde de süper kahraman personasını ortaya çıkarıp var olan sıkıcı gerçekliği değiştirmekten çekinmiyor.

Kadın minibüsçü olur mu Evet, olur

 Araca binenler tipik minibüs yolcuları...
- Evet, burada da bambaşka kültürlere, eğilimlere, inançlara sahip bu insanlar aynı araçta yolculuk ediyor ve başlarına gelen bir problemi de birbirlerine tahammül ederek, işbirliği yaparak çözmek durumundalar. Hakikat bu. Hayaller de bir noktada devreye giriyor ve olaylar gelişiyor...
Baskının üzerimde normalleştirilmesine izin vermiyorum
Bugün Türkiye’de, İstanbul’da yaşayan genç bir kadın olmakla ilgili olarak ne söylemek istersiniz? 30 yaşında bir kadın için bu gezegen, bu ülke, bu şehir nasıl sizce?
- Şartlar zor ve sanki bunu yaratanlar durumdan memnun, işte beni en çok düşündüren de bu. Sadece kadınlar için değil, herkes için bu böyle. Dünya küçük bir korku imparatorluğuna dönüştü. Birey olamayan yığınlar, sıkıcı kalabalıklar, daha çok ezilenler ve daha az ezilenler... Ama ortak bir noktamız var: Bu oyunda herkes çok sıkılıyor! Konuyu parçalara ayırarak çözemeyiz. Konu, insanın konusu. Sıkılan, şiddete başvuran, kendini tüketen insan kolonileri ve birtakım soyut kavramlar üzerinden biraz daha fazla baskılanan herkesin konusu... Herkes bunun ne kadar yok edici ve sıkıcı olduğunu kabul ederse, belki bu distopyayı değiştirmek için yerimizden kıpırdayabiliriz.
Daha fazla ses çıkarmalıyız
Siz bir kadın olarak en çok hangi alanda, ne yaparken zorlanıyorsunuz?
- İsteyip de yapamadığım hiçbir şey yok. Bazen zorlansam da başka bir olasılığı kabul etmiyorum, etmemeliyiz. Kendimi bir cinsiyet üzerinden tanımlamayı da reddediyorum, bu benim kimliğimin öncelikli parçası değil, yalnızca bir detay. Kadın olmam hiçbir şeyin önündeki engel ya da kolaylaştırıcı güç olamaz, keza erkek ya da LGBTİ birey olmak da öyle. Bunun için mücadele ediyorum. Baskının üzerimde normalleştirilmesine izin vermiyorum. Kolay değil ama direnmek, varlığımla tüm dünyaya meydan okumak, toplumsal cinsiyet normlarını reddetmek, dokunduğum her şeye bunun parçacıklarını bulaştırmak için yaşamak beni tamamlanmış hissettiriyor. Bu güç hepimizin içinde var!
Kadın mücadelesinin bugününü nasıl buluyorsunuz?
- 1830’larda başlayan ve bugüne kadar büyük zorluklarla ve kazanımlarla gelen kadın mücadelesinde dönüm noktasında olduğumuzu düşünüyorum. Popüler rüzgârlara aldanmadan daha fazla ses çıkarmalı, daha çok üretmeli, varlığımızı, heyecanımızı diri tutmalıyız. Ses çıkarmak için icazet bekleyen toplulukların ikiyüzlülüğü de açıkçası midemi bulandırıyor. #meToo hareketiyle birlikte, herkes bildiği halde yıllardır kayırılan Hollywood starlarının, yönetmenlerinin nasıl yok olduklarını izliyoruz. Bu bana hem mutluluk hem de kaygı veriyor çünkü bu kadar ciddi bir şey bile moda olana kadar pek çok aklıselim sandığımız şahsiyet, durumu görmezden gelebiliyordu. Toplumsal kabul görmemek öyle büyük bir korku ki, insanlar birey olamadıkça bunun üstesinden gelemeyeceğiz. Dolayısıyla olay kadın, erkek, LGBTİ meselesinden önce birey olabilme meselesidir diye düşünüyorum.
Herkesin birbirine benzediği bir dünyayı kim, neden istesin?
Toplumsal cinsiyet kalıplarıyla ilgili
ne söylemek istersiniz?
- Bireyin olmadığı yerde tekdüzelik ve nihayetinde de insan ruhunu yok eden bir tükeniş başlar. Gücü yönetenler, iktidar sahipleri, ‘ahlak, gelenek, yeterlilik’ gibi tartışmaya açık kavramlar üzerinden toplumları ve ekonomiyi kontrol altında tutmaya çabalıyorlar. Bu nafile bir çaba. Bu tufaya düşmemek gerekiyor. Birey olma savaşında herkes kendini istediği gibi tanımlama hakkına sahip. Hiçbir kültür, gelenek, inanç ya da güç bunun üstüne söz söyleyemez. Hem herkesin birbirine benzediği bir dünyayı kim, neden istesin?

Yorumları Göster
Yorumları Gizle