Hürriyet Pazar Haberleri

    Kenan İmirzalıoğlu evliliğini ilk kez anlattı...

    Hakan GENCE hgence@hurriyet.com.tr
    14.10.2017 - 10:32 | Son Güncelleme:

    O, Türkiye’nin en büyük jönlerinden biri. Filmleri gişe, dizileri reyting garantili. Pek çoklarını ‘yoldan çıkarabilecek’ her şeye -yakışıklılık, başarı, şöhret- sahip olmasına rağmen ‘efendi’ duruşunu koruyor. Kenan İmirzalıoğlu bu hafta vizyona giren filmi ‘Cingöz Recai: Bir Efsanenin Dönüşü’yle sinemaya, yakında Kanal D’de yayımlanacak dizisi ‘Mehmed-Bir Cihan Fatihi’yle de ekranlara dönüyor. İmirzalıoğlu’yla buluştuk; geçmişini, şöhrete bakışını, bugünün Türkiye’sine bakışını ve oyuncu Sinem Kobal’la evliliğini konuştuk.

    SÖYLEŞİNİN PERDE ARKASI: Emirgân’da, evine yakın bir restoranda buluşuyoruz. Arkama batmak üzere olan güneşi ve Boğaz manzarasını, karşıma Türkiye’nin en önemli starlarından Kenan İmirzalıoğlu’nu alıyorum. Bir bakışıyla sert, hafif bir gülümsemesiyle sevimli olabiliyor. Tanıdığım kadarıyla oldukça mütevazı ve egosuz... İki sezonluk bir aranın ardından şimdi yeniden izleyici karşısında olacak: “Her projeden sonra ara vermeyi tercih ediyorum. Ayrıca bu kez özel bir durum gerçekleşti, hayat arkadaşımı buldum ve evlendim” diyor. Zaten konu aşka gelince gözleri parlıyor, işlerini anlatırken mesleğe yeni başlamış bir oyuncu gibi heyecanlanıyor.

    Ankara’nın Üçem Köyü’nde çiftçi bir babanın çocuğu olarak doğdunuz. Bir gün Türkiye’nin en büyük starlarından biri olacağınızı hayal eder miydiniz?
    - Öyle hayallerim yoktu ama bir gün benden bir şey olacağını hep hissederdim, annem de söylerdi. Üniversiteyi kazanamadığım sene babam hayal kırıklığına uğradı, “Bu zekâna rağmen tembellik yaptığın için kazanamadın” dedi. Hiç unutmam, annem o gün “Bu çocuk bir gün seni çok şaşırtacak” demişti.

    Anneniz haklı çıkmış... O günlere dair başka neler hatırlıyorsunuz?
    - Dut ağaçlarında Tarzancılık oynardım. Hayvan sevgisini yaşayarak öğrenenlerdenim çünkü onların içinde doğup büyüdüm. Koyunlarımız, tavuklarımız, karakaçanlarımız vardı. Dijital dünyanın gelişmesi, telefonların hayatımıza girmesiyle insanlar için bunlar daha da önemli hale geldi. Geçmişe baktığımda kendimi şanslı addediyorum, iyi ki köyde doğup büyümüşüm.

    Aileniz Üçem’de yaşamaya devam ediyor mu?
    - Yazları köyde, kışları Ankara’dalar. Ben de sık sık gidiyorum, son bayramda Sinem’le (Kobal, eşi) köydeydik.

    Kenan İmirzalıoğlu evliliğini ilk kez anlattı...

    Fotoğraf: Muhsin Akgün/ MASTÜDYO

    Styling: Yasemin Eke

     

    O tatmin duygusu bir türlü gelmiyor

    Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Bölümü’nü kazandıktan sonra İstanbul’a geliyorsunuz. Büyük şehrin kaosuyla ilk karşılaşmanız nasıldı?
    - Haydarpaşa Garı’nda trenden inip “Lan İstanbul alacağım seni, sen mi yaman ben mi” demedim. Üniversite biter, Ankara’ya dönerim diye düşünüyordum. Ama hayat farklı gelişti. ‘Best Model of the World’ seçildikten sonra yapımcılardan teklifler gelmeye başladı. Osman Sınav’la tanışmam, onun bana olan inancı, ‘Deli Yürek’in hikâyesi beni yolumdan çevirdi.

    ‘Modelden oyuncu olmaz’ önyargısını yıkan ilk isimlerden birisiniz. Başarıya ulaşana kadar yaşadıklarınız ne kadar tozpembeydi?
    - Hiç değildi. Kimse bir sanat dalına “Bunu eğitimini almadan yapamazsınız” diye ambargo koyamaz. Benim de oyuncu olup olmayacağımı zaman gösterecekti. ‘Deli Yürek’ iyi bir hikâyeydi. Herkes sevdi, başka bir hikâyede ne olurdu bilmiyorum. Çünkü bir oyuncu bir sonraki projesi kadar var. Ekrandasın, seviliyorsun ama yarın ne olacak bilmiyorsun.

    Hep en kötüsüne hazır mısınız?
    - ‘Bu iş olmazsa ben de olmam’ gibi bir durumu hiç yaşamadım. Bir şey olmuyorsa hep “Vardır bir hayır” diyerek işin içinden çıktım. Çocukluktan beri böyleyim. Annemden “Kimse kimsenin kısmetini yiyemez” sözünü duyarak büyüdüm.

    Bir ülkenin en önemli erkek oyuncularından biri olmak nasıl bir yük?
    - Büyüdükçe oyunculuk da derininde büyümeye başlıyor. Ne kadar az şey bildiğini, yapılacak, öğrenilecek daha ne çok şey olduğunu hissediyorsun. O tatmin duygusu bir türlü gelmiyor.

    Yıllardır bu sektörün kalbindesiniz. Ne öğrendiniz?
    - Emek verirsen karşılığını alırsın. İşine duyduğun saygı, kalbinin nasıl bir yerde durduğu, adabın, terbiyen de önemli. Hepsi bütün.

    Kenan İmirzalıoğlu evliliğini ilk kez anlattı...

    Taş yiye yiye zamanla nasırlaştım

    Peki şöhretle kaybettikleriniz oldu mu?
    - Muhakkak bir şeyler kaçıyor. Özel hayatımın içine girilmeye çalışılıyor. Eşimle habersiz bir tekneye binip insanlardan uzaklaşarak sakin bir koya gitmek istiyorum, bu sefer oraya gelip fotoğraflarımı çekiyorlar. Sokağa çıkıp insanların arasına karışmak istiyorum fakat herkesin elinde kamera olduğunu düşünerek rahat edemiyorum. Bunları bir yana koyarsak diğer tarafta seyircilerimizin içten sevgisini ve saygısını görüyorsun. Bir ağırlığı, zorluğu var ama karşılığında güzel lütufları da var. Birbirini dengeliyor. Allah bugünümüzü aratmasın.

    Hâlâ magazinde çıkan haberleri kafanıza takıyor musunuz?
    - Eskiden daha naif bir yerden bakıyordum. Taş yiye yiye zamanla nasırlaştım. O kadar etkilenmemeye çalışsam da yine de o hassasiyeti, saygı ve sevgiyi bekliyorum.

    Sizin işte psikolojiyi korumak kolay mı?
    - Değil. Annem eskiden “Allah sağlık versin oğlum” derdi, oyunculuğa başladıktan sonra, “Allah akıl, ruh ve beden sağlığı versin” demeye başladı.

    Hiç psikolojik destek aldınız mı?
    - Hiç ihtiyacım olmadı. Ama tek problemim fotoğraf çektirmeyle ilgili oldu. Bütün gün onlarca kişiyle fotoğraf çektiriyorum, mutlu oluyorlar. En son birine denk geliyorum, artık yorgun oluyor ve çektiremiyorum. Gün sonunda o kişinin kalbini kırdığımı düşünerek mutsuz oluyorum. Bu yüzden artık mümkün oldukça çektirmiyor, yerine o kişilerle sohbet ediyorum.

    İnşallah bütün dertlerin üstesinden geleceğiz

    Hayatta nelerle derdiniz var?
    - Memleketin dertleri, hepimizin ortak dertleri. İnşallah hepsinin üstesinden geleceğiz. Ülkenin daha ileriye gitmesi adına bunlar ayağımızdaki prangalar.

    Kenan İmirzalıoğlu evliliğini ilk kez anlattı...

    Akıtmadığım her damla ter bende bir yük

    Bir süredir ‘Mehmed-Bir Cihan Fatihi’nin setindesiniz...
    - Konu Fatih olunca inanılmaz bir sorumluluk hissediyorum, akıtmadığım her damla ter bende bir yük oluyor. Bu projeyle birlikte Fatih Sultan Mehmet’i öğrendikçe küçülüyorum. Bütün amacımız ecdadımızın kemiklerini sızlatmadan, bugünkü neslin feyz alacağı bir tarihi anlatmak.

    Nasıl bir hazırlık yaptınız?
    - Herhangi bir karakter çıkarmaya benzemiyor. 42 yaşımdayım, onun 20 yaşındayken yaptıklarını anlamaya zekâm, tecrübem yetmiyor. Senaristlerimizle de konuşuyorum ve onun zekâsı karşısında eğiliyorum. Tarihçilerle konuşuyorum, kitaplar okuyorum.

    Karakter için yeni neler öğrendiniz? Mesela at binmeyi biliyor muydunuz?
    - Yeni öğrendim. Kılıç kullanmayı biliyordum. Ok atmayı da bu işle öğrendim. Bugün ‘Cingöz’ için buluştuk, zamanı gelince diziyi daha detaylı konuşuruz...

    Önceki tarih dizileriyle kıyaslanacak olmak ne hissettiriyor?
    - Türkiye’de kıyaslamadan bir şeyin değeri verilemiyor. Bence o işi kendi içinde değerlendirmeyi öğrenmeliyiz artık.

    Söylendiği gibi bölüm başına astronomik ücretler kazanıyor musunuz?
    - Konuşulan rakamlar afaki. ‘Deli Yürek’e başladığım zaman başrol oyuncusunun aldığı rakamlar evini geçindirip kirasını ödemeye yetiyordu. Bugün elbette daha iyi şartlar var, inşallah daha da iyi olacak. Çünkü bu, sektörün büyüdüğü ve dünya pazarına açıldığı anlamına geliyor.

    Kenan İmirzalıoğlu evliliğini ilk kez anlattı...
    ‘Cingöz Recai: Bir Efsanenin Dönüşü’

    Fırlama değilim ama muzip bir yanım var

    Sizin sert bir havanız var ama ‘Cingöz Recai’ fırlama bir karakter. Sizi öyle hayal etmek zor...
    - Hayal gücünü genişletmen lazım Hakan.

    Siz fırlama mısınız?
    - Fırlama demeyelim ama muzip bir yanım var.

    Filmden sonra Ayhan Işık’la kıyaslanmaya hazır mısınız?
    - Ayhan Işık’la kıyaslanmak ancak gurur verir. Türk izleyicisinde büyük iz bırakmış bir oyuncu.

    70’lerin filmi... O günden bugüne ne değişti sizce?
    - O günlerde muhabbet daha fazlaydı. Şimdi YouTube’da video izliyorlar. Aile içinde bile bireyler koca geceyi ellerinde telefonla geçiriyor.

    O günlerde yaşamak ister miydiniz?
    - Tabii. O zamanki İstanbul; trafiği daha az, Boğaz’dan her balığın çıktığı, insanların birbiriyle muhabbet ettiği bir yermiş. Uğur Abi (Yücel) 70’lerin Kuzguncuk’unu anlatırdı bize; bir tarafta Hıristiyan, bir tarafta Yahudi, bir tarafta Müslüman komşuları varmış, hepsi birbirinin yaşam tarzlarına saygılıymış. Ortak sahiplenme varmış.

    Bu anlattıklarınızı kaybettik, öyle mi?
    - Evet, özellikle sosyal medyanın vahşi linç kültürüyle daha da kaybediyoruz. İnşallah bir gün bunların farkına varacağız ve o günlerin öz muhabbetine döneceğiz.

    Siz sosyal medya kullanmıyor musunuz?
    - Kullanmıyorum. Sinem bir fotoğraf gösterdiği zaman onu büyüteyim derken yanlışlıkla çift tıklayıp ‘like’ladığım bile oluyor. Düşün, o seviyelerdeyim (gülüyor).

    Peki 2017 model Cingöz nasıl bir adam?
    - Cingöz; hınzır, zeki, eğlenceli ve zarif bir adam. Çalmaktan çok oyundan keyif alıyor.

    ‘Cingöz Recai’, 70’lerde ‘Arsen Lüpen’le kıyaslanıyordu. Bugünkü ‘James Bond’a benzetildi...
    - Biz İngiliz olmadığımıza göre o da Bond değil. Yerli işi yaptık, Bond işi yapmadık.

    Kenan İmirzalıoğlu evliliğini ilk kez anlattı...

    İnsan eşine karşı maço olur mu?

    Mesleğin zirvesindeyken evlendiniz. İnsan âşık olunca “Hayranlarım ne der” gibi şeyleri düşünmüyor mu?
    - Evlenmeden önce bana bu dediğini söylerlerdi; “Hayranlarım üzülecek diye yaşlanınca evde tek başıma ödüllerimi mi seveceğim” derdim.

    Dört yıl önce “Aşkı tüketmek hızlandı” derken şimdi karşımda parmağında evlilik yüzüğü olan bir adam var. Neydi sizi çarpan?
    - Sinem’in (Kobal) kendisi. Kalbime, ruhuma, bedenime bir şey oldu... Ruh eşimi bulduğuma tereddütsüz inandım.

    Ona olan aşkınızı nasıl anlatırsınız?
    - Burada anlatmam, onu o biliyor ve yaşıyor!

    Evlilik hayatınızda neleri değiştirdi?
    - Babam bir gün “Erkek adam eşsiz olur mu” demişti. O zamanlar bu sözü pek anlayamamıştım. Ama evlendikten sonra bir tamamlanma yaşadığımı hissettim. Sanki eksik bir şeyler varmış da tam olmuş gibi. Birlikteliğin verdiği ayrı bir güç ve huzur var. Eve döndüğünde onun seni veya senin onu karşılaman çok başkaymış. Eşini bulduğun zaman evlilik güzel bir şeymiş, Hakan.

    Maço görüntünün aksine romantik misiniz?
    - Biraz ama zaten insan eşine karşı maço olur mu?

    O zaman romantik bir evlenme teklif etmişsinizdir...
    - Anlatma taraftarı değilim. Ama romantik olduğunu söyleyebilirim.

    İkiniz aynı meslektensiniz. Evde hayat; oyunculuk ve iş konuşarak mı geçiyor?
    - Olur mu ya? Oyuncular da eğlenir (gülüyor). Biz Sinem’le iyi anlaşıyor, çok sohbet ediyoruz. İyi dost ve arkadaş olduk. Oyuncunun dertleri, inişleri, çıkışları, bir işi seçmeden önceki ve sonraki sancıları... İkimiz de tecrübeli olduğumuz için birbirimize destek oluyoruz ve birbirimizin halinden anlıyoruz.

    İkinizin de bu sezon dizisi var. Rekabet ne durumda?
    - Her halükarda evden biri kazanacak, o yüzden sıkıntı yok (gülüyor).

    Hayaliniz kaç çocuk?
    - Kalabalık bir ailem olsun istiyorum.

    Kenan İmirzalıoğlu evliliğini ilk kez anlattı...

    Bir emojiye sığmam Hakan!

    İzlemekten sıkılmadığınız film?
    - ‘Baba’ serisi. ‘Kış Uykusu’nu izlerken de sıkılırım zannediyordum ama hiç sıkılmadım; yetmedi, Sinem’le kamera arkasını izledik. Oyunculuk için bir ders gibiydi.

    Hayatta kılavuzunuz olan kitap?
    - Kuran-ı Kerim.

    Mottonuz?
    - Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalış.

    Sizi anlatan emoji?
    - Ben bir emojiye sığmam, Hakan. O kadar da değil yani!

    Yemek yemediğim zaman ben, ben olmuyorum

    ‘En yakışıklılar listesi’nin daimi üyesi olmak, kadınlar tarafından sürekli ilgi görmek nasıl bir his?
    - Bunu hissetmiyorum sanırım.

    Hep yakışıklı mıydınız?
    - Ergenlik zamanları çirkindim. Uzundum, omuzlarım dardı, çiroz bir tiptim.

    Fizik ne derece önemli sizin için?
    - Hayata yakışıklılık mevzuu üzerinden bakmadım. Çünkü bu Allah vergisi. Taşıdığın beyin, hayata bakış açın, görgün, terbiyen bunlar bütün olduğunda biraz karizma oluşuyor. İçi dolmayan bir estetik, zekâsı olmayan bir yakışıklılık çok kısa ömürlü. Hele oyuncuysan.

    Dışarıdan cool ve hafif maço görünüyorsunuz. Aslında nasıl bir adamsınız?
    - Kendini anlatmayı sevmeyen bir adamım (gülüyor).

    Eyvah... Adım adım gidelim, çalışmadığınız bir gün nasıl geçer?
    - Uyanır uyanmaz müzik dinlemeye başlarım. Son zamanlarda daha çok klasik müzik ve caz dinliyorum. Tabii köklerimizden ve türkülerimizden uzaklaşmıyorum. Sonra bahçeye çıkıyor, köpeğimizle ilgileniyorum. Sinem’le spora gidiyoruz, arkadaşlarımızla buluşuyoruz...

    En zayıf noktanız yemekmiş sanırım...
    - Evet, hipoglisemi rahatsızlığım var. Yemek yemediğim zaman ben, ben olmuyorum. Sinirlenince çok sevimli bir adam değilim. Beynimi yönetecek miktarda şeker olmadığı zaman kontrol gidiyor.

    Şu an aç değilsiniz inşallah...
    - Yok, röportaja başlamadan yemeği yedik, işi sağlama aldık. Bazen bu sebeple kırdığım insanlar olmuştur, senin aracılığınla hepsinden özür diliyorum.

    Son Dakika Haberler
    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı