GeriHürriyet Pazar Hiç unutmayacağız
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hiç unutmayacağız

Hiç unutmayacağız

2017’nin ilk saatlerinde herkesin yeni yıl sevinci kursağında kaldı. Türkiye’nin en popüler eğlence mekânlarından Reina’da bir terör saldırısı sonucu 39 kişi hayatını kaybetti, 79 kişiyse yaralandı. Yakınları sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında bu acıyı yâd ederek girecek 2018’e. Katliamda ölenlerin yakınları ve hayatta kalanlarla o kara geceyi konuştuk...

Hiç unutmayacağızTarih 31 Aralık 2016... Tunus... Samia Bendaly, yeni yılını kutlamak için teyzesini aradı. Fakat o kadar kısa konuştular ki en sevdiği kuzeni Muhammed Ali Azzabi ve eşi Senda’yı soracak fırsatı bile olmadı. Halbuki onu bir daha hiç göremeyecekti çünkü kuzeni, eşi ve bir arkadaşları yeni yılı kutlamak için İstanbul’a gelmişlerdi. Ve kutlamak için Reina’yı seçmişlerdi.

O sırada Türkiye’de saat 23.30... Güne puslu bir havayla başlayan İstanbul, akşam bastıran yağmurla günü tamamlamak üzereydi...

Lübnanlı Rita Chami ve arkadaşı Elias Wardini de Tunuslu çiftle aynı mekânda. Rita, altı ay önce annesini kanserden kaybetmişti. Olaydan bir yıl sonra ulaştığımız kuzeni Rad Chami o uğursuz geceyi şöyle anlatıyor: “O yıl Türkiye’de birçok terör olayı olduğu için kuzenimin babası aslında İstanbul’a gitmesini hiç istememişti. Ama Rita babasının tüm itirazlarına rağmen, yeni yıla İstanbul’da girmek istedi. Ve babasını ‘Bir saldırı olur da ölürsem annemin yanına gitmiş olurum’ diyerek susturdu...” Sosyal medya paylaşımlarında da sürekli kaybettiği annesini ne kadar özlediğini yazıyordu.

Katliamdan üç dakika önce...

İçeride, dünyanın dört bir yanından insan vardı. Beyrutlu gencecik oyuncu François Al Asmar arkadaşlarıylaydı. Az ilerideki masada Türk futbolcu Sefa Boydaş, sevgilisi ve arkadaşları vardı.

Filipinli Lito German geç kalmıştı, eşi ve 23 yaşındaki kızıyla birlikte yeni yıla taksinin içinde girmişti ve mekâna varışı 01.15’i bulmuştu.

Hiç unutmayacağız

Reina’nın işletmecisi ve ortağı Ali Ünal, hemen dış kapının önündeydi.

Üç dakika geçti, geçmedi; siyah montlu, bereli bir adamın otomatik tüfekle etrafa ateş açmaya başladığını gördü. Kapıdaki polis memuru Burak Yıldız’ı şehit ettikten sonra üç mermi de ona yöneltti. Belki de kurtulmasının nedeni, kaçmaya çalışırken, çite takılıp geriye düşmesiydi. Saldırgan üzerinden geçip içerideki kalabalığa yöneldi. Bir yıl sonra konuştuğumuz Ünal, “Kurtulmak bir şans mı, bilmiyorum” diyor.

François Al Asmar’ın şansı belki de oyuncu olmasıydı. Birdenbire başlayan yaylım ateşinden ölü taklidi yaparak kurtuldu. Yıldönümüne günler kala, o anları şöyle anlatıyor: “Her yerde kan vardı. Görmeden anlayamayacağınız bir görüntü. Kıpırdamadan durmaktan başka çarem olmadığını anladım. O sırada başka insanların üzerine kurşun yağmaya devam ediyordu. Daha fazla konuşmak istemem.”

Beyrutlu Al Asmar ölü taklidi sayesinde kurtulmuştu ama Tunuslu Muhammed ve Senda o kadar şanslı değildi. Muhammed eşi Senda’yı korumak için üzerine kapaklansa da Al Asmar’ın bahsettiği kurşunlardan ne kendini ne de eşini koruyabildi. Tunus’taki beş aylık bebekleri Shirine hem öksüz hem yetim kaldı. Yanlarındaki arkadaşlarıysa can havliyle kendini Boğaz’ın buz gibi sularına atarak hayatta kalabildi...

Hiç unutmayacağız

Hayatını kaybedenlerden Lübnanlı Rita Chami ile arkadaşı Elias Wardini katliamdan hemen önce, İstanbul’da.

Katliamdan bir sene sonra...

Katil Abdülkadir Maşaripov o gece 39 kişiyi öldürdü, 79 kişiyi yaraladı. Katliamı atlatanlar da ölenlerin yakınları da artık aynı hayatı yaşamıyor. Oyuncu François Al Asmar eğitimini aldığı mesleğini bıraktı; artık bir polis. Buna rağmen kendisini hiçbir yerde güvende hissetmediğini söylüyor. Elias Wardini’nin yakınları ülkemize küskün olduklarını söyleyip beni sosyal medyada engelledi. Türk futbolcu Sefa Boydaş ise hâlâ yalnızken bu konuyu konuşamayacak halde: “Şu an evde tekim. Sorun sorularınızı ama ağır olmasın... İnsan canı her saniye tehlikede. Ölüm her an, her yerde. Nedensizce bile gelebilir. İki arkadaşımı kaybettim. Onların ölmesi benim için benim ölmemden farksız” diyor. Terapiyi çocukluğundan beri çok sevdiği sokak hayvanlarına daha fazla yardım etmekte ve onlarla konuşmakta bulmaya çalışıyor.

Filipinli Lito German ise daha sık şükreden biri olmuş. Hayatını kaybedenler için çok dua ettiğini anlatıyor. Yeni yıl için dileğiyse şiddetin durması, masum insanları öldürerek kazanılacak bir şey olmadığının anlaşılması...

Ve işletmeci Ali Ünal... “Bir sene önceki Ali’yle aynı kişi misiniz?” sorusuna, “Hayır” diyor, “Ölenleri, yaralananları, o günü unutmak, hayatımdan çıkarmak imkânsız. Hayatımın sonuna kadar bununla yaşayacağım. O olay, bizim hayatımızdaki en acı, en kötü gündü. Haber seyredemiyorum, film seyredemiyorum. Televizyonda bir patlama gösteriliyor, aklıma geliyor; bir gürültü patırtı duyduğumda ‘Acaba ne oluyor?’ diye fırlıyorum; yalnız kaldığımda aklıma geliyor. Hep tetikteyim. Rüyalarıma giriyor, bir yıldır yorgun yatıp yorgun kalkıyorum. Ailem var, yeni iş kurdum, birlikte çalıştığım 120 kişiye karşı bir sorumluluğum var. Mecburen işime bakıyorum, dik durmak zorundayım ama kendi içimde bir o kadar kötüyüm” diyor.

Normal olmamızı beklemesinler

Peki bu işin en büyük zorluğu mu? “Yakınınızdaki kişiler bile sizinle eskiden olduğu gibi iletişim kurmak istiyor, eskiden nasılsanız yine öyle olmanızı bekliyor. Ama biz henüz atlatamadık; normal olmamızı bekleyemezler. Cenazelere gittim, kimsenin kimseye söyleyecek bir şeyi yoktu. Sadece bakışlar vardı. Dünyanın her yerine tabut gönderdik. Bu yılbaşı şu anki ekibimle Reina’ya gidip, kaybettiklerimiz için dua edeceğiz. Sonrasında ailemle olacağım. Zaten en büyük desteği eşimden aldım” cevabı...

 

Ağlarken vücudumuzda neler değişir?


Yorumları Göster
Yorumları Gizle